Header Ads

"18 Yıldır Kayıp Olan Abdurrahim Demir Nerede?"


İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, Konak eski Sümerbank önünde oturma eylemi yaparak, 1995 yılının Ağustos ayından bu yana kayıp olan Abdurrahim Demir'in akıbetini sordu.

22 yaşındaki Abdurrahim Demir, Mardin-Kızıltepe Şavalet noktasında yapılan aramada otobüsten indirilerek gözaltına alındı, Şavalet Jandarma Karakolu'na götürüldü.

Olaydan 3 gün sonra yetkili olduğunu söyleyen bir şahıs, Demir'in evini arayarak "Oğlunuz Şavalet-Mardin Jandarma Karakolu'nda, gidip alabilirsiniz" dedi. Çok yaşlı olan annesi aynı gün karakola gidemedi. Üç gün sonra kardeşi gitti.

Karakolda kendisine, "Abdurrahim'in serbest bırakıldığı ve pasaport verilip yurtdışına gönderildiği, artık kendilerine onunla ilgili bir şey sormamaları" gerektiği söylendi.

Bir buçuk yıl sonra ailesi 24 Şubat 1997 tarihinde İHD'ye başvuruda bulundu.

İHD, Abdurrahim Demir'in akıbetini öğrenmek için tüm yasal yolları kullandı. Aynı zamanda bütün konsolosluklara gönderdiği yazıyla Abdurrahim Demir'i sordu.

Konsolosluklardan gelen cevabi yazılarda "Böyle bir şahısla ilgili herhangi bir kayda rastlanmamıştır" denildi.

Abdurrahim Demir'den bir daha haber alınamadı.

İHD İzmir Şubesi, Demir ailesinin 18 yıldır Abdurrahim'i aradığını belirtti, "'Abdurrahim nerede?' sorusu karşısında 18 yıldır başbakanlar, içişleri bakanları, adalet bakanları, genelkurmay başkanları, savcılar hep sustu. Çünkü dünyanın her yerinde olduğu gibi kaybedilmelerin yaşandığı tüm ülkelerdeki deneyimler göstermektedir ki kaybedilmeler devlet veya devletçe desteklenen örgütlü güçler tarafından yapılmaktadır" dedi.

Türkiye'nin "Bütün Kişileri Zorla Kaybedilmeden Korumak İçin Uluslararası Sözleşme"yi hala imzalamadığına dikkat çeken İHD, şunları kaydetti: "Bizler de biliyoruz ki, tarafı olunacak hiçbir düzenleme, imzalanacak hiçbir belge kaybedilmiş bir insanın boşluğunu dolduramayacaktır. Fakat hepimizin gözleri önünde toplumdan çekilip alınan, kaybedilen insanların yakınlarının adalet talepleri ancak bu yollarla yerine getirilebilecektir, bir daha asla yaşanmaması gereken vakalar ancak bu şekilde önlenebilecektir.

TBMM ve hükümet kayıpların akıbetini araştırmaya ve faillerden hesap sormaya yönelik artık açık bir irade ortaya koymalıdır. Bu sürecin devamı olarak, geçmişle hesaplaşmanın ve ülkede adaleti sağlamanın ilk ve en önemli adımı olarak gördüğümüz, kayıpların soruşturulması ve sorumlularının tespit edilerek adalet önüne çıkarılması konularında daha hızlı, etkili, kayıpların ailelerinin katkısına ve katılımına açık süreçlerin işletilmesini sağlamalıdır.

Bu yolda önemli bir adım olarak Türkiye, Bütün Kişileri Zorla Kaybedilmeden Korumak İçin Uluslararası Sözleşme'yi imzalamalı ve onaylamalıdır."

(etha)
foto: arşiv/Başka Haber

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.