Header Ads

Avrupa Basınında Bugün (11 Ekim 2013)


İngiltere Basını
İngiltere'de gazeteler bugün Amerika'da devam eden borç tavanı görüşmelerini, Libya'da Başbakan Zeydan'ın kaçırılmasını ve eski Ukrayna başbakanı Timoşenko'nun serbest bırakılma ihtimalini ele alıyor.

Financial Times, manşetten duyurduğu haberde Beyaz Saray'ın kısa dönemli bir borç tavanı artışı anlaşmasına yaklaştığını yazıyor.

Gazete, Beyaz Saray'ın ve Cumhuriyetçilerin Amerika'nın borçlanma limitinin kısa süreliğine uzatılması konusunda uzlaşmaya yakın olduğunu; bunun da dünyanın en büyük ekonomisinin borçlarını ödeyememe durumuna düşmesinin engelleneceği yönündeki umutları kısmen arttırdığını aktarıyor.

Financial Times, anlaşmaya varılması durumunda borç tavanının yükseltilmesi için son haftaya girilmeden sorunun çözüleceğini yazıyor.

'Patlamaya hazır Kaddafi sonrası Libya'da yeni bir dip'
Guardian gazetesi dış haberler manşetini Libya'da Başbakan Ali Zeydan'ın kaçırılmasına adamış. Ian Black konuyla ilgili analizinde, Zeydan'ın kaçırılmasını "rakip milisler, zayıf bir merkezi hükümet, ve artan İslami aşırıcılığın yarattığı tehlikeli karışıma" bağlıyor.

Black, Kaddafi'nin indirilmesi sonrasında ortaya çıkan bölgesel ve aşiret taleplerinin siyasette artık alışılagelen bir şey olduğunu yazıyor: "Kaddafi'nin geri gelmesini fazla Libyalı istemiyor ama güvenlik eksikliği ve kötüleşen ekonomik durum ülkenin geleceğine gölge düşürüyor."

'İngilizler petrolün geleceği için 2 bin asker eğitiyor'
Times gazetesi, yine Libya'yı konu aldığı bir haberde "İngiltere, Libya'da iş kapıları açmak için Kaddafi'nin devrilmesinde üstlendiği rolün altını çiziyor." diyor.

İki ülke arasındaki ticaretin geçen sene 1,8 milyar sterlini bulduğunu aktaran gazete, ülkede iş çevrelerinin korunması için İngiltere'nin çeşitli adımlar attığını yazıyor.

Gazetenin haberine göre Londra, 2 bin Libyalı askerin eğitilmesi için "petrol zengini ülkeye" 20 askeri danışman göndermiş.

'Timoşenko serbest bırakılmaya çok yakın'
Independent gazetesi, kendilerine konuşan Ukrayna Başbakanı Mykola Azarov'un, eski Başbakan Yulya Timoşenko'nun hapisten serbest bırakılmasını sağlayacak bir anlaşamaya varılmasına çok yaklaşıldığını doğruladığını aktarıyor.

Gazete, Avrupa Birliği'nin de Rusya'yla yapılan bir doğalgaz anlaşmasında görevini kötü kullandığı gerekçesiyle hapse atılan Timoşenko'nun, Kasım ayında yapılacak AB zirvesi öncesinde serbest bırakılmasını istediğini yazıyor.

Independent, Cumhurbaşkanı Yanukoviç'e rakip olarak görülen Timoşenko'nun taraftarlarının kendisinin siyasi nedenlerden dolayı hapse atıldığına inandıklarını da aktarıyor.

'İsrail, İngiltere'nin İran'la yakınlaşmasının sonlanmasını istiyor'
Financial Times gazetesi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun kendilerine verdiği mülakatta İngiltere'nin İran'la yakınlaşmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdiğini yazıyor.

Netanyahu'nun İran hükümetini "tatlı sözlerle kaplı çılgın bir ideoloji" olarak nitelediğini ve Batı'yı ülkenin nükleer programı konusunda taviz vermemeye çağırdığını yazan gazete, başbakanın "İran, bir BM üyesinin ve Yahudi ülkenin haritadan silinmesini istediğini" söylediğini aktarıyor.

Financial Times, Netanyahu'nun son zamanlarda İran'la yaklaşma gösteren İngiltere'nin "Diplomatik ilişki kurmadan önce bu fikirlerden vazgeçin" demesini istediğini de makalesine ekliyor.

'Clegg öğrencilerin inançlarını göstermekte özgür olduğunu söylüyor'
Telegraph gazetesi, geçenlerde İngiltere'de bir lisede okuyan iki 14 yaşındaki erkek öğrencinin sakallarını kesmemelerinden dolayı okuldan uzaklaştırılmalarıyla patlak veren tartışmaya başbakan yardımcısı Nick Clegg'in de dahil olduğunu yazıyor.

Gazetenin haberine göre Clegg "insanların dini inançlarını göstermekte özgür olduklarını" ve "tüm öğrencilere eşit davranılması gerektiğini" söyledi.

Almanya Basını
Başkan Barack Obama tarafından Amerikan Merkez Bankası (FED) başkanlığına şimdiye kadarki başkan vekili Janet Yellen'in atanmasını değerlendiren Münchner Merkur gazetesi, Amerikan para politikasının geleceğiyle ilgili olarak şu tahminde bulunuyor:

“Almanya Başbakanı Angela Merkel itiraf etmek istemese de, ‘dünyanın en güçlü kadını' olmaktan mutlaka gurur duyuyordur. Bu unvan önümüzdeki yıl el değiştirerek, Amerikan Merkez Bankası'nın ve dolayısıyla da paranın patronluğunu üstelenecek olan 67 yaşındaki Janet Yellen'e geçecek. Bayan Yellen sadece Wall Street'teki yatırımcıyı değil ama aynı zamanda dünya borsalarını ve dünya siyasilerini de parmağında oynatacak. Merkel gibi o da gösterişsizliği ve kendini daimi kontrol altında tutmayı seviyor. Aynı zamanda ikisi de öncelikle tasarruf sahibine pahalıya gelecek. Çünkü sıfır faiz politikasına kendilerini adamışlar. Böylece Merkel Euro'yu, Yellen ise Amerikan ekonomisini kurtaracağını düşünüyor.”

Libya Başbakanı'nın kaçırılıp, kısa süre sonra kurtarılması Alman gazetelerinin yorum sütunlarına da yansıdı. Lüneburg'da yayımlanan Landeszeitung gazetesinde şu satırları okuyoruz:

“Libya Başbakanı Zeydan'ın kaçırılışı kısa sürdü ama bu olay, Kaddafi'nin devrilmesinin üzerinden iki yıl geçmiş olmasına rağmen Libya'da hâlâ anarşinin hüküm sürdüğünü göstermeye yetti. İlk kez Libya'da sivillerin korunmasının savaş gerekçesi yapılmış olması da bu anarşik ortam karşısında ahlaki gerekçesini kaybetmiş oluyor. Batı bir diktatörün önünü kesmek için ahlaki refleks göstermişti. Ama bunu yaparken, koruma görevini üstlenen tarafın sorumluluğunu devam ettirmek zorunda olduğunu unutmuştu. Rejim değişikliği istikrarsızlık doğurdu. Özel Amerikan timlerinin hafta sonunda en tehlikeli teröristlerden El Libi'yi Trablusgarp'ta ele geçirmesi, Zeydan'ın otoritesini tamamen elinden alarak onu radikallerin boy hedefi haline getirdi.”

Almanya'daki genel seçimleri izleyen koalisyon arayışında bir ilk yaşandı ve Hrıstiyan Birlik kanadı ile Yeşiller Partisi zirvesi ilk kez bir araya gelerek pazarlık masasına oturmanın anlamı olup olmayacağını sınadılar.
Berlin'de yayımlanan Die Welt gazetesi sondaj niteliğindeki ilk buluşmanın düşündürdüklerini şöyle özetliyor:

“Yeşiller'in yeni meclis grup başkanı Hofreiter ile eş başkan Cem Özdemir Başbakan Angela Merkel ile iki parti arasında diyalog kurulabileceğini göstermek için buluştular. Yeşiller en geç 2017 yılına kadar değişip, Birlik partileri ile iktidara ortak olabilecek konuma gelmeye çalışıyor. Bu planın tutması kolay olmayacak. Çünkü Yeşiller'in kendini yepyeni bir siyasi duruşa hazırlaması ve ürkütücü değil sempatik, velayetçi değil serbest, histerik değil kendinden emin bir kimliğe bürünmesi gerekiyor. Böyle köklü değişim imkânsız değildir. Muhalefeti iktidara ortak etmek tabii ki rolleri değiştirmeyi kolaylaştırır. Ama parti henüz bu gücü ve iradeyi gösteremiyor. Merkel hükümetinin küçük ortağı olmak her zaman risklidir. Son derece canlı Sol Parti ile birlikte muhalefet yapmak ise daha tehlikelidir.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung, bu yılki Nobel Edebiyat Ödülü'nün 82 yaşındaki Kanadalı yazar Alice Munro'ya verilmesini şöyle yorumluyor:

“Edebiyat kalitesi açısından ödüle Alice Munro'nun layık görülmesine kimsenin diyeceği olamaz. Edebiyat ödülünün Dario Fo, Elfriede Jelinek, Gao ve Mo Yan'a verilmesi yüzünden kopan protesto fırtınası bu kez esmeyecek. Stokholm'daki komitenin bu defa da Amerikan edebiyatının devleri Roth, Pynchon ve DeLillo'yu es geçmesi komiktir. Ama bunu bir kenara bırakacak olursak Nobel Komitesi'nin akla gelebilecek en emin yolu seçtiği söylenebilir. Alice Munro, Swetlana Alexijewitsch, Adonis ve Assia Djebar'ın aksine günümüzün siyasi konularına değinmeyen bir hikâyecidir. Anlaşılan Komite bu yıl Nobel Edebiyat Ödülü ile ilgili tartışmaları siyasetten arındırmaya karar vermişti ve bu nedenle de konularını günlük hayattan alan günümüzün büyük bir yazarını ödüllendirdi.”

Lüksemburg Basını
Lüksemburg'da yayımlanan Luxemburger Wort gazetesi Avrupa Birliği'nin göç politikasını en kısa zamanda değiştirmesi gerektiğini yazıyor:

“Hayır! Avrupa dünyadaki tüm yoksulları alamaz. Fakat toplumunun giderek yaşlandığı göz önüne alındığında bu eski kıta gençleşmeye yani göçe bağımlı. Şüphesiz bu konu bir bomba etkisi yapıyor ama ne kadar erken ele alınırsa o kadar iyi. Kaçak göç hiç bir zaman engellenemeyecek. Avrupa göçmenlerin güvenliğini sağlamak için daha fazla çaba göstermeli. Ayrıca birliğin dış sınırlarını oluşturan ülkelerin bu sorunlarla yalnız başına bırakılması da doğru değil. Her üye ülkenin nüfusu ile ekonomik gücü dikkate alınarak, kabul ve ülkelere adil dağılımın belirlendiği bir sisteme ihtiyaç var. Eğer insanlar memleketlerinde onurlu bir yaşam sürebilselerdi göç etmelerine gerek kalmazdı.“

İsviçre Basını
İsviçre'nin Neue Zürcher Zeitung ABD Merkez Bankası (FED) başkanlığına bankanın başkan yardımcısı Janet Yellen'in aday gösterilmesini yorumluyor:

“Yellen daha çok çekingen bir tavır sergiliyor ve radikal bakış açılarına yabancı. Böylece bankaların ayrılmasına karşı çıkıyor, daha büyük özsermayeyi savunuyor. Ancak Yellen FED'in son derece gevşek para politikasının mimarlarından biri ve bu bakımdan sürekliliği temsil ediyor. Aynı şekilde ekonomistler arasında tartışmalı olmasına rağmen tahvil alımını daima desteklemiş oldu. Yellen'ın görev döneminde merkez bankasının ekonomi temsilcilerine verdiği desteği zamanından önce çekmesi tehlikesi gözükmüyor. Aksine FED bir kez daha frene geç basacaktır.”

Fransa Basını
Fransa'nın Le Monde gazetesi FED Başkanı Ben Bernanke'nin koltuğuna aday olan Janet Yellen'a bir sürü bilinmez bırakacağını öne sürüyor:

"Janet Yellen, Ben Bernanke'nin çalıştırdığı para basma makinesini mevcut suni büyümenin önüne geçmeden nasıl durduracak? Bu onun görev döneminde karşılaşacağı en önemli soru olacak. 'Wall Street Journal' kısa bir süre önce 14 FED çalışanının ekonomi ve enflasyon konusunda 700 kadar öngörüsünü değerlendirmişti. En çok Janet Yellen'ın tahminleri tuttu. Tahminler önemli ancak ABD Merkez Bankası'nın zirvesinde hangi kararları alacağı anlam kazanacak. Nobel Ödülü sahibi Joseph Stiglitz onun 'konsensüs oluşturma' konusundaki maharetini övdü. Ben Bernanke'nin ardında bıraktığı bilinmeyen toprakları (Terra incognita) keşfederken bu özelliklerine çok ihtiyacı olacak."

Rusya Basını
Azerbaycan'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini mevcut Cumhurbaşkanı İlham Aliyev kazandı. Moskova'da yayımlanan Rossijskaja Gaseta gazetesi Azerbaycan'daki seçim sonuçlarını şöyle değerlendiriyor:

“Rakiplerinin yönelttiği yolsuzluk ve hile suçlamalarına rağmen İlham Aliyev rahatça üçüncü görev dönemine başlayabilir. Azerbaycan'ın Rusya ve ABD ile ilişkileri sorunsuz ve Özbekistan'daki gibi klanlar arası iç çatışmalarla sarsılmıyor. Buna karşılık Bakü'de muhalefet dağınık durumda. Azerbaycan insan haklarına saygılı bir ülke izlenimi vermeye çalışıyor ama Uluslararası Af Örgütü sıklıkla gerçeğin farklı olduğunu belirtiyor. Rüstem İbrahimbeyov'un aynı zamanda Rus vatandaşı olması gerekçe gösterilerek adaylığının kabul edilmemesi de bunun bir örneği.”

(dw türkçe/bbc türkçe)

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.