Header Ads

Sarhoşluk

- MURAT SEVİNÇ -
Bülent Ecevit , zamanında Türkiye açısından laikliğin önemini vurgulamak için, “Laiklik Cumhuriyet’in Aşil topuğudur” demişti. Farklı bir bağlamda da olsa, Türkiye laikliği, demokrasisi ve hukuk devleti ilkeleri açısından bir başka yaşamsal nokta, “alkol”dür. Bu ifadenin yadırgatıcı göründüğü açık. Ancak içki, “alkol” olarak adlandırılmasından başlayarak, Türkiye’nin dinsel anlamda “muhafazakarı” ile “olmayanı” arasındaki ezeli ebedi mücadele referanslarından biri. Bu referans, çoklukla muhalife/muhalefete tahammülsüzlüğün göstergesi ve muhalif olanı “yıpratmanın” bir yöntemi olarak kullanılır.

Kuşkusuz Ermeniliğin, Aleviliğin, sosyalistliğin olur olmaz ve bir “suçlama” çağrıştırmasıyla hatırlatılması da, aynı amaca hizmet eder ancak alkolün yeri bir başka. Zaten diğer nitelikleri haiz olanların ortak bir özelliğidir, aynı zamanda alkol kullanmak. Başbakan’ın, sosyal demokratların örgütü olan Sosyalist Enternasyonal üyeliği nedeniyle CHP ’ye yüklenip “sosyalizmi” vurgulayarak elli yıl önceki muhafazakar siyasetçiye rahmet okutması (“ortanın solu Moskova yolu”) oy tabanını bir yere kadar tatmin eder. Ancak “tıksırana kadar içsinler” sözü, oy verenin yaşamında birden çok yere temas ediyor; haliyle yarattığı etki daha büyük.

İslamcı kesimin (Bekaroğlu ve Eliaçık gibi düşünceli, insancıl, aklı başında olanları bir yana) sağ muhafazakardan devralıp parlatarak kullandığı bir konu, alkol. Öncelikle adlandırma: İnsanlar alkol almaz, içki içer. Bir iki madde bağımlısı, tinerci çocuklar dışında evinde, lokantada, kokteyllerde, “kolonya” içmeye çalışan birine rastlayan olmaz. Dolayısıyla küçük düşürme çabası önce isim vererek başlıyor. Dini referansları vs. bir yana bırakalım, bizlerin işi değil. Ancak aynı aşağılama, ülkenin okumuşuna da aynı yol kullanılarak yöneliyor.

Bizim İslamcı- milliyetçi siyasetçiyi ciddiye alırsanız ortaya şöyle bir yurttaş fotoğrafı çıkar: Tercihan boğaz kıyısında (neyse ki Ankara ’da boğaz yok, bunun yerine “Çankaya” kullanılabilir.) oturup genellikle fular benzeri aksesuar tercih eden, çoklukla viski tüketen (burada belirleyici olan kadeh aslında), toplumdan, milletten kopuk yaşayıp sürekli ahkâm kesen, başta TSK olmak üzere sabah akşam “kurumları nasıl yıpratabilirim?” üzerine kafa yoran bir aydın kesim var. Yaz gelince Bodrum’a taşınıyor bu aydınlar, hep birlikte. Ama Başbakan’ın sövdüğü mevsime bakılırsa demek ki en geç Eylül başında Boğaz’daki yerlerini alıyorlar. Bu berbat topluluğun karşısındaki grubu tanımlamak daha kolay: Hizmet, hizmet ve hizmet. Millete hizmetle en çok yanıp tutuşanlar, ensesi ve gerdanı en kalın olanlar. Belli ki hizmet, kilo aldırıyor. Yani nasıl bir millet aşkıysa bu, hizmet sundukça kolesterolleri yükseliyor. İşte böylesi abuk manzarayı yaratan gülünç söylemi, sağ siyasetçi kullanmaktan, yüce millet alkışlamaktan bıkmadı. İsimler değişiyor yalnızca.


Üniversitede içki disiplin suçu
Bugünlerde, söz konusu söyleme büyük katkı YÖK ’ten geldi. TV ’lerde içki kadehlerinin de buzlandığı zamanımızda iktidar sürekli el artırırken, 12 Eylül faşizminin biricik evladı YÖK, Rektörlüklere “kampüs içi ve dışı düzenlemeler” konulu bir yazı/uyarı gönderdi. Anayasa , yasa, yönetmelikler hatırlatılıyor. Bazı üniversiteler ciddiye almadı. Çoğu emir telakki etti. Ankara Üniversitesi’nin kafası karışık gibi. Ancak açılış konuşması için Başbakan’ı davet ettiklerine göre! 

Yönetmeliklerin adı çok uzun, yazmayacağım. Hatırlatılan ise özetle: “Sağlık, eğitim ve öğretim, kültür ve spor hizmeti verilen yerlerde tütün mamüllerinin satışı yapılamaz.” Zaten yapılmıyordu, sigara almak için kampus dışına çıkmak zorunda kalıyorduk! Bir diğer hüküm: “Öğrenci yurtları… her türlü eğitim ve öğretim kurumlarında… alkollü içki satışı yapılamaz.” Tütüne dair diğer hatırlatma ise meşhur, “kapalı mekânlarda sigarayı yasaklayan” Yasa’dan. Son olarak, YÖK Öğrenci Disiplin Yönetmeliği’nin altı çizilip “Yükseköğretim kurumunda alkollü içki içmek” (md. 9) disiplin suçu olarak kabul ediliyor.

La havle! Demek ki yasaklar konulmadan/hatırlatılmadan önce kampüslerde “alkol” kaynaklı son derece ciddi sorunlar yaşanıyordu. Kimbilir öğrenci, hoca, idari personel hep birlikte kafa çekip sarhoş oluyor ve aynı anda sarhoş olan binlerce insan, çok çok affedersiniz, hicap duyuyorum ama her türlü iffetsizliği sergiliyordu sanki. Bu açıdan yasaklar yerinde ve gerekli olabilir! Tabii, içki içmek bir “isimsiz özgürlük” müdür?, “yönetmelikle bir hak nasıl sınırlanır?”, “kampüs içinde özel yaşam yok mudur?”, “Anayasa’nın 13. maddesi buharlaştı mı?”, “kamu düzeni bozulmamışken sınırlama nasıl genel gerekçelerle yapılır?, “o genel gerekçeler nedir?”, “eğitim kurumu neresidir?”, “lokanta bir eğitim kurumu mudur?”, “özel girişim özgürlüğü artık yok mu?”, “sınırlamalarda ölçülülük ilkesi tedavülden mi kalktı?”, “özel yaşama bu boyutta müdahale eden siyasal rejimin adı nedir?” gibi, uygar bir ülkede sorulması gereken ve yanıtı zorunlu olan soruların hiçbir değeri yok. İktidar rahatsız, “alkol” sevmiyor, daha ne olsun? Anayasaya, yasaya aykırılık tartışmalarının lafı mı olur?


12 Eylül’ün görkemli zihniyeti
Ancak tümü bir yana, YÖK yazısında Anayasa’nın 58. maddesine yapılan atıf en acıklısı. Madde, “gençliğin korunması” başlığını taşır. 12 Eylül zihniyetinin en görkemli düzenlemelerindendir. Utanç verici ilk fıkranın lafzını (sahi, 2010 değişikliklerinde unutuldu herhalde bu hüküm) boş verelim.

Özetle, hiç kimse ilk fıkrada tanımlanan bir gençle oturup çorba içmek istemez! YÖK, ikinci fıkraya atıf yapıyor: “Devlet gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden… ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.” Tabii kampüs içinde içki içilebilmesi (tahmin edilebileceği gibi genellikle birkaç mekânda) gençleri alkol düşkünü (mesela kolonya bağımlısı) haline getireceği için, YÖK yazısı referansını 12 Eylül’ün bu mucizesinden alıyor.

Ezcümle, her yanı “pis” bu değneğin pek vahim yanı, idarecilerin, gereksinim duyduklarında 1982 Anayasası’nın en berbat düzenlemelerine sarılmaktan bir an dahi çekinmemeleri. Gerçi, neden çekinsinler ki?

* Ankara Üni., SBF
**Radikal İki

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.