Header Ads

Odatv Davası'nda Bugün: Sanıklar Delilleri Tek Tek Çürüttü Hakim TÜBİTAK'a Çattı

Gazetecilerin yargılandığı Odatv davasında bugün 13. duruşma görülüyor. Duruşmada savunmasını yapan Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, "Cezaevinden tecavüzcüler bile çıktı. Sadece adalet istiyorum" dedi. Odatv davasında tutuklu yargılanan Prof. Dr. Yalçın Küçük, mahkemeye gönderilen TÜBİTAK raporunun bilim değerleriyle ilgisinin olmadığını ifade ederek, “TÜBİTAK bir yobaz yatağı. Oradan gelecek raporun, İskenderağa cemaatinden gelecek rapor kadar bilimsel tarafı yoktur. Teknik olarak iyi bir rapor ancak her doğrunun üstü örtülmüş” dedi. Tutuklu gazeteci Barış Pehlivan da mahkeme heyetine “Organize komplo sonucu 20 aydır sanık sandalyesinde karşınızdayım. Müyesser Yıldız’ı tahliye ettiniz. Beni neden tutuklu yargılıyorsunuz? Siz bana düşman mısınız?” diye sordu.

Mahkeme heyeti, tahliye taleplerini görüşmek üzere duruşmaya 19.30'a kadar ara verdi.

Bugün ne oldu?

Odatv'nin sahibi gazeteci Soner Yalçın, Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Haber Müdürü Barış Terkoğlu, Prof. Dr. Yalçın Küçük’ün tutuklu yargılandığı, Ahmet Şık, Nedim Şener, eski emniyet müdürü Hanefi Avcı’nın da sanık olduğu Odatv davasının 13. oturumu bugün yapıldı. Sanıkların TÜBİTAK raporunu değerlendirdikleri oturumda ilk söz hakkı Küçük’e verildi. Ceza mahkemeleri ile temasının 60 yıla yaklaştığını ifade eden Küçük, “Bebekken başladım. Yatmadığım cezaevi kalmadı. Sizin dönem, suçsuz mahkemeler dönemi. Bizi suçsuz olarak yargılıyorsunuz” diye konuştu. Bu mahkemelerde kimin tutuklanıp kimin serbest kalacağına merkezi planlama ile karar verildiğini belirten Küçük, “ Sizi tenzih ediyorum. Affedin, bizi tutan siz değilsiniz” dedi.

Erdoğan’ın hocası...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 10 hocasından biri olduğunu söyleyen Küçük, “Ben herkesin hocasıyım. Türk kavminin ilk öğretmeniyim. Benden öğrenmediğiniz hiçbir şey yok. Beni çıkartın, şu toplumda, bir tek tartışma, bir tek yeni düşünce kalmaz” diye konuştu. İddianamede Soner Yalçın’ın Halk TV’yi almak istediğinin yazıldığını belirten Küçük, “Ben televizyonlarda reyting kralıyım. Ama Soner beni televizyona almıyor. Davalar beni erkekler tarafından da sevilen, aşk mektupları gönderilen biri haline getirdi” dedi. Küçük, “cürüm arkadaşım” diye hitap ettiği Avcı ile cezaevinde dost olduklarını söyledi.

“Terörist değilim”


Tutuklu gazeteci Barış Pehlivan ise “20 aydır haykırıyorum. Ben terörist değilim. Sadece mesleğini iyi yapmaya çalışan bir gazeteciyim. Mahkemenin tespitinin aksine TÜBİTAK raporunda kuvvetli suçsuzluk şüphesi var” dedi. TÜBİTAK’ın Odatv’den alınan, Müyesser Yıldız’a ve kendisine ait üç bilgisayarda zararlı yazılımların aktif olarak çalıştığını tespit ettiğini vurgulayan Pehlivan, şöyle devam etti:

“3 bilgisayar da uzaktan yönetilmiş.3 aynı kaynaktan sosyal mühendislik saldırısı yapılmış. Mail yoluyla tuzaklar, aynı tarihte yani 5 Şubat 2011 gecesi gönderilmiş. Trojen türü de aynı. Biz ise uzaktan yönetilmiş olan bilgisayarlara yüklenen dosyalarda hiçbir işlem gerçekleştirmemişiz... TÜBİTAK raporu yalnızca Müyesser Yıldız’ın bilgisayarı için değerlendirme yapıyor. Diğerleri için ‘kesin yargıya varılamaz’ diyor. Elinizi vicdanınıza koyun.”

Bana düşman mısınız?

Virüs saldırısının 5 Şubat 2011’de yapıldığına dikkat çeken Pehlivan, “Saldırının biri mail adresime, diğeri de Barış Terkoğlu’nun mail adresine yapılmış... Saldırının yapıldığı mail adresleri yasal olarak 4 Şubat’ta takip altına alınıyor. 3 Şubat’ta da başarılı olamayan saldırılar yapılmış. Bu en hafif deyimiyle ayıptır. Organize komplo sonucu 20 aydır sanık sandalyesinde karşınızdayım. Müyesser Yıldız'ı tahliye ettiniz. Beni neden tutuklu yargılıyorsunuz? Siz bana düşman mısınız?” diye sordu.

Mahkeme Başkanı Mehmet Ekinci ise “Müyesser hanımı bıraktık, hata ettik herhalde... Delillere bakıyoruz, araştırıyoruz. Böyle bir şey akla gelemez. Biz kimseyle düşman olamayız” karşılığını verdi. Pehlivan ise “Cezaevinden tecavüzcüler bile çıktı. Ben kendimi karın deşek jack gibi görüyorum. Sadece adalet istiyorum” dedi.

 Hanefi Avcı dijital delillerin sahteliğini ele aldı
Pehlivan'ın ardından söz alan eski emniyet müdürü tutuklu Hanefi Avcı da, TÜBİTAK raporunu değerlendirerek dijital delillerin sahteliği üzerine savunmasını yaptı. Bilgiayarlarda bulunduğu iddia edilen delillerin çarpıklığını ortaya koyan Avcı, emniyet bilgisayarlarının virüslü yazılımları hemen tanımaya uygun donanımlara sahip olduğunu da aktardı. Avcı, "Emniyet bu maillerde virüs olduğunu en başından beri biliyor. Çünkü emniyet mail dinleme yapıyor ve virüs alarmı var" dedi.

Sanık şüpheden ne zaman yararlanır?

Tutuklu gazeteci Soner Yalçın, raporda “Bu dosyaların zararlı yazılımlar vasıtasıyla geldiğine veya gelmediğine dair kesin bir yargıya varılamamıştır” ifadesinin yer aldığına dikkat çekerek, mahkemenin deliller virüs yoluyla gönderilmediği gerekçesiyle tahliye taleplerini reddetmesini eleştirdi. Yalçın, “Bu zorlama gerekçe yerine keşke ‘iki bayram arası tahliye olmaz’ deseydiniz daha inandırıcı olurdu” deyince Başkan Ekinci, “Çarpıtmayın, öyle bir şey demedik” diye araya girdi. Yalçın da mahkemenin tahliyeleri ret kararını yeniden okudu. Başkan Ekinci ise “Şüpheden sanık yararlanır ama hükümde olur. Şüphe CMK sisteminde sanık lehine midir?” diye avukatlara sordu. Yalçın da şöyle devam ett: “Davanın temeli olan deliller çökmüş, geçerliliğini yitimiştir. Bu dava bitmiştir sayın başkan. Bu ayıptan Türkiye’’yi kurtarın diyemeceğim. Adalete inancım öldü, Silivri zindanına gömdüm.”

Haberlerim kimi öldürdü?

Tutuklu Barış Terkoğlu ise “İki yıldır tutukluyum. Cezaevine 30 yaşında girdim şu anda 32 yaşındayım. Ergenekon davasında yargıyı etkilemeye çalıştığım söyleniyor. Hangi haberim yalan? Hanigisi suç?” diye sordu.

Yarbay Ali Tatar, Berk Erden, Abdulkerim Kırca’nın medyadaki linç yüzünden intihar ettilerini söyleyen Terkoğlu, şöyle konuştu: “Hapishanede kanser olanları, aklını yitirenleri anlatmıyorum. Bu insanlar öldüğünde ‘mermiye kafa attı’ diye yazanlar koruma altında, ben Tuncay Özkan’ın kafasından lağım akıyor diye yazdığım için tutuklanacağım. İnsanlara kurşun yerine haber sıktılar, manşetlerle linç ettiler. Benim haberlerim kimi öldürdü, kimin göğsünde tümör oldu. Cezaevinde küçük kıza tecavüz edenler konvoyla çıktı, Hizbullahçılar halayla tahliye oldu. 7 genci öldürenler de... Hapishaneden izledim bu tahliyeleri, yazıklar olsun... El Kaide sanığı Baki Yiğit, Suriye’de eli silahlı öldü. Yutdışına çıkış yasağı yoktu. Benimle ilgili kararlarınızda adli kontrol yöntemi yetmez diyorsunuz. Bu salondan adalet çıkmaz. Bu süreç ancak düzenlerini komployla kuranların ellerini bizim üzerimizden yıkamasına neden olacak. Adalet beklemeyi kendi adıma aptallık sayıyorum.”

Bilirkişilere çattı

Sanıkların ardından, avukatlar da TÜBİTAK raporunun savunmayı doğruladığını belirterek tahliye talep ettiler. Tahliyeleri ret kararının eleştirilmesi üzerine araya giren Başkan Ekinci, “Bilirkişiysen raporunu tam yaz yani. Kardeşim virüsle gönderilmiştir veya gönderilmemiştir de” dedi. Avukatlar da “Öyle diyemiyorlar” deyince Başkan, “Ama yüzde 99 diyebilirsiniz. Sorun biraz da buradan kaynaklanıyor... Bir iraden varsa bunu net ortaya koy o zaman... “ diye konuştu.

(cumhuriyet-soL)

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.