Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya 12 Eylül Davasında Telekonferans Yolu İle Savunma Yapacak
Ankara'da devam eden 12 Eylül duruşmasında mahkeme heyeti darbeci
generaller Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'dan telekonferans yolu ile
savunma alınmasına karar verdi.
12 Eylül darbecileri Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın yargılanacağı davanın 6.duruşması, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görüldü.
12 Eylül askeri darbesine ilişkin davanın görülmesine Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Sanıkların hazır bulunmadığı duruşmaya, sanıkların avukatları ile müdahiller, müdahil olma talebinde bulunanlar ve avukatları katıldı.
Duruşmada, öncelikle dosyaya giren belgeler tutanağa geçirildi. Evren ve Şahinkaya'nın duruşmada hazır bulunmasının hayati tehlikeye yol açıp açmayacağına üniversite hastanelerinin raporlarının dosyaya ulaştığı belirtildi.
Kenan Evren'in Genelkurmay Başkanlığı dönemini kapsayan Genelkurmay Başkanlığı ziyaretçi defterinin aslının veya onaylı suretinin istendiği müzekkereye cevap verildiği, Genelkurmay Başkanlığı'nın, bu tür bir bilgi ve belgeye rastlanmadığını bildirdiği açıklandı.
Sanıkların mal varlığının araştırılması istenen MASAK'ın da cevabını 2 klasör olarak mahkemeye ilettiği kaydedildi.
Müdahil avukatlardan Ömer Kavili, sanıkların bir an önce sorgularının yapılmasından yana olduklarını ifade ederek, sanıkların mahkemeye getirilmesini istedi. Kavili, sanıkların ifadelerinin telekonferans yöntemiyle alınması durumunda en az 2 avukatın yedek hakimle birlikte sanıkların bulunduğu yerde olmalarını talep etti.
Avukat Arif Ali Cangı, Kenan Evren'in hastaneye sevk edilmediğini, üniversite hastanesi doktorlarınca halen bulunduğu GATA'da görüldüğünü anlatarak, sağlık durumuyla ilgili üniversite hastanesi raporunun usulsüz olduğunu savundu.
Raporların tartışılacak çok yönü bulunduğunu ve kamuoyunu tatmin etmediğini ifade eden Cangı, ''Davanın açılmasından bu yana 9 ay geçmesine karşın sanık savunmalarının henüz alınmamış olması, davaya duyulan güvenin her geçen gün azalmasına yol açmaktadır. Bu güvensizliğinin önemsenmesi gerekir. Sanıklar, hiçbir duraksamaya yer vermeden mahkemeye getirilebilir, sorguları yapılabilir, savunmaları yapılabilirdi. Bu, sanıkların suçlarından tarifsiz acılar yaşayan müdahillerin acılarını bir nebze dindirmiş olabilirdi. Şahinkaya'nın zaman geçirilmeden mahkemeye getirilerek, Kenan Evren'in de doğrudan sorgu yapmamızı sağlayacak biçimde bir an önce sorgularının yapılmasını istiyoruz'' diye konuştu.
İdam edilen Ali Aktaş'ın annesi de duruşmada söz aldı. Oğlunun haksız yere idam edildiğini belirten Anne Aktaş, davacıyız dedi. Aynı zamanda TÖB-DER üyesi Hayri Erdoğan, Abdullah Budak'ın kızı Senem Gülbudak, Siyah-bembe Üçgen derneği müdahillik başvurusunda bulundu. Avukat Şenal Sarıhan da 7 Kasım 1980'de gözaltına alındıktan sonra Mamak Cezaevi'nde öldürülen İlhan Erdost'un ailesi adına müdahillik talebinde bulundu.
Savcı telekonferans sistemi ile ifadelerin alınabileceğini belirtti. müdahillikler için suçtan zarar verdiğine ilişkin belge varsa kabul edilsin dedi. Müdahil avukatların reddi hakim talebini derhal reddedilmesini istedi.
Ankara'da devam eden 12 Eylül duruşmasında mahkeme heyeti darbeci generaller Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'dan telekonferans yolu ile savunma alınmasına karar verdi.
DURUŞMA ÖNCESİ GERGİNLİK
Duruşma öncesi darbede işkence görenler, idam edilenlerin yakınları, uzun yıllar tutuklu kalanlar, adalet talebiyle yine Ankara Adliyesi önüne geldi. Kendilerini ’12 Eylül mağduru’ olarak gösteren bir grup ülkücü, adliye önünde sabah saatlerinden itibaren provokasyon yarattı.
Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın duruşmaya getirilmeyecek olmasına rağmen sabah saatlerinden itibaren aralarında 12 Eylül’ü yargılama platformu, 78’liler Vakfı, Devrimci 78’liler Federasyonu, HDK, ESP, EDP, BDP, EHP, ADAM-DER, Avrupa Özgür Tutsaklarla Dayanışma Komitesi, 12 Eylül Davasını Avrupa İzleme Komitesi’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda parti ve kurum adliye önüne geldi.
Adalet talebiyle adliye önüne çok sayıda aile de geldi. 12 Eylül’de idam edilen Ali Aktaş’ın annesi, Erdoğan Yazgan’ın ailesi, 12 Eylül hukukuyla hala tutuklu bulunan Tahir Canan’ın ailesi, işkencede öldürülen İrfan Çelik’in eşi Mukaddes Çelik, kaybedilen Cemil Kırbayır’ın kardeşi Mikail Kırbayır; idam sehpasında, işkencede öldürülen devrimcilerin mücadele arkadaşları adalet için adliye önünde toplandı.
Adliye çevresine, 12 Eylül darbesi öncesi ve sonrasında katledilen devrimcilerin resimlerinin bulunduğu pankartlar asıldı. Adliye önündeki fıskiyenin çevresine de şehit devrimcilerin resimleri tek tek yerleştirildi. Alanın çeşitli noktalarına darbecilerin yargılanması ve adalet talebinin dile getirildiği, “Evren’le başlasın, Evren’le kalmasın, bütün darbeceler yargılansın” şeklinde pankartlar asıldı.
‘BİR DÖNEMLE HESAPLAŞILMALIDIR’
Burada kurulan kürsüden, ilk olarak 12 Eylül’ü Yargılama Platformu adına Nimet Tanrıkulu bir konuşma yaptı. “Birileri bizi 12 Eylül darbecilerinin yargılandığına inanmamızı istiyor” diyen Tanrıkulu, yargılamanın usulsüz ve hukuksuz bir şekilde devam ettiğini söyledi. Tanrıkulu, “Aradan 32 yıl geçmesi, darbecilerin yaşlanmaları ve ölmeleri, darbecilerin yargılanması önünde engel değildir. Çünkü mesele, bir başına Evren ve Şahinkaya, hatta tüm darbecilerin ve işbirlikçilerinin yargılanması meselesi değildir. Bir tarihle hesaplaşmaktır. Bir dönemle hesaplaşmaktır” dedi.
Kürsüye çıkan BDP Parti Meclisi üyesi Hüseyin Gevher de, 12 Eylül darbecilerinin, başta Kürt halkı olmak üzere halklara büyük baskı yaptığını söyledi. Gevher’in konuşması devam ederken, kendilerinin “12 Eylül mağduru” olduklarını iddia eden küçük bir ülkücü grubu, tekbir getirerek provokasyon yaratmaya çalıştı. Alanda bulunan kitlenin ülkücülerin çevresini sarması üzerine, çevik kuvvet polisi, ülkücüleri koruma altına aldı. Ülkücüler, sabah saatlerinde de provokasyon girişiminde bulunarak, devrimcilerin resimlerinin bulunduğu pankartı indirmeye çalışmıştı.
Davayı izlemeye gelen ve kendilerine Taş Medreseli Ülkücüler adını veren grup adına konuşan darbe mağduru İlhami Erdoğan, 12 Eylül darbesi sonucunda verilen askeri talimatlarla mahkûm edildiklerini söyledi. Erdoğan, "Görev ve salahiyetlerini kullanmayarak, darbeye zemin hazırlayan ve sonrasında, milletimizden ve devletimizden çaldıklarıyla; dünyanın en zengin generali olanlardan davacı olarak, Ankara Adliyesi'nde müşteki sıfatıyla bulunuyoruz." dedi. Erdoğan, Evren ve diğer darbecilerle hesaplaşmak için Adliye'ye geldiklerini sözlerine ekledi.
(etha/sabah)
12 Eylül darbecileri Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın yargılanacağı davanın 6.duruşması, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görüldü.
12 Eylül askeri darbesine ilişkin davanın görülmesine Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Sanıkların hazır bulunmadığı duruşmaya, sanıkların avukatları ile müdahiller, müdahil olma talebinde bulunanlar ve avukatları katıldı.
Duruşmada, öncelikle dosyaya giren belgeler tutanağa geçirildi. Evren ve Şahinkaya'nın duruşmada hazır bulunmasının hayati tehlikeye yol açıp açmayacağına üniversite hastanelerinin raporlarının dosyaya ulaştığı belirtildi.
Kenan Evren'in Genelkurmay Başkanlığı dönemini kapsayan Genelkurmay Başkanlığı ziyaretçi defterinin aslının veya onaylı suretinin istendiği müzekkereye cevap verildiği, Genelkurmay Başkanlığı'nın, bu tür bir bilgi ve belgeye rastlanmadığını bildirdiği açıklandı.
Sanıkların mal varlığının araştırılması istenen MASAK'ın da cevabını 2 klasör olarak mahkemeye ilettiği kaydedildi.
Müdahil avukatlardan Ömer Kavili, sanıkların bir an önce sorgularının yapılmasından yana olduklarını ifade ederek, sanıkların mahkemeye getirilmesini istedi. Kavili, sanıkların ifadelerinin telekonferans yöntemiyle alınması durumunda en az 2 avukatın yedek hakimle birlikte sanıkların bulunduğu yerde olmalarını talep etti.
Avukat Arif Ali Cangı, Kenan Evren'in hastaneye sevk edilmediğini, üniversite hastanesi doktorlarınca halen bulunduğu GATA'da görüldüğünü anlatarak, sağlık durumuyla ilgili üniversite hastanesi raporunun usulsüz olduğunu savundu.
Raporların tartışılacak çok yönü bulunduğunu ve kamuoyunu tatmin etmediğini ifade eden Cangı, ''Davanın açılmasından bu yana 9 ay geçmesine karşın sanık savunmalarının henüz alınmamış olması, davaya duyulan güvenin her geçen gün azalmasına yol açmaktadır. Bu güvensizliğinin önemsenmesi gerekir. Sanıklar, hiçbir duraksamaya yer vermeden mahkemeye getirilebilir, sorguları yapılabilir, savunmaları yapılabilirdi. Bu, sanıkların suçlarından tarifsiz acılar yaşayan müdahillerin acılarını bir nebze dindirmiş olabilirdi. Şahinkaya'nın zaman geçirilmeden mahkemeye getirilerek, Kenan Evren'in de doğrudan sorgu yapmamızı sağlayacak biçimde bir an önce sorgularının yapılmasını istiyoruz'' diye konuştu.
İdam edilen Ali Aktaş'ın annesi de duruşmada söz aldı. Oğlunun haksız yere idam edildiğini belirten Anne Aktaş, davacıyız dedi. Aynı zamanda TÖB-DER üyesi Hayri Erdoğan, Abdullah Budak'ın kızı Senem Gülbudak, Siyah-bembe Üçgen derneği müdahillik başvurusunda bulundu. Avukat Şenal Sarıhan da 7 Kasım 1980'de gözaltına alındıktan sonra Mamak Cezaevi'nde öldürülen İlhan Erdost'un ailesi adına müdahillik talebinde bulundu.
Savcı telekonferans sistemi ile ifadelerin alınabileceğini belirtti. müdahillikler için suçtan zarar verdiğine ilişkin belge varsa kabul edilsin dedi. Müdahil avukatların reddi hakim talebini derhal reddedilmesini istedi.
Ankara'da devam eden 12 Eylül duruşmasında mahkeme heyeti darbeci generaller Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'dan telekonferans yolu ile savunma alınmasına karar verdi.
DURUŞMA ÖNCESİ GERGİNLİK
Duruşma öncesi darbede işkence görenler, idam edilenlerin yakınları, uzun yıllar tutuklu kalanlar, adalet talebiyle yine Ankara Adliyesi önüne geldi. Kendilerini ’12 Eylül mağduru’ olarak gösteren bir grup ülkücü, adliye önünde sabah saatlerinden itibaren provokasyon yarattı.
Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın duruşmaya getirilmeyecek olmasına rağmen sabah saatlerinden itibaren aralarında 12 Eylül’ü yargılama platformu, 78’liler Vakfı, Devrimci 78’liler Federasyonu, HDK, ESP, EDP, BDP, EHP, ADAM-DER, Avrupa Özgür Tutsaklarla Dayanışma Komitesi, 12 Eylül Davasını Avrupa İzleme Komitesi’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda parti ve kurum adliye önüne geldi.
Adalet talebiyle adliye önüne çok sayıda aile de geldi. 12 Eylül’de idam edilen Ali Aktaş’ın annesi, Erdoğan Yazgan’ın ailesi, 12 Eylül hukukuyla hala tutuklu bulunan Tahir Canan’ın ailesi, işkencede öldürülen İrfan Çelik’in eşi Mukaddes Çelik, kaybedilen Cemil Kırbayır’ın kardeşi Mikail Kırbayır; idam sehpasında, işkencede öldürülen devrimcilerin mücadele arkadaşları adalet için adliye önünde toplandı.
Adliye çevresine, 12 Eylül darbesi öncesi ve sonrasında katledilen devrimcilerin resimlerinin bulunduğu pankartlar asıldı. Adliye önündeki fıskiyenin çevresine de şehit devrimcilerin resimleri tek tek yerleştirildi. Alanın çeşitli noktalarına darbecilerin yargılanması ve adalet talebinin dile getirildiği, “Evren’le başlasın, Evren’le kalmasın, bütün darbeceler yargılansın” şeklinde pankartlar asıldı.
‘BİR DÖNEMLE HESAPLAŞILMALIDIR’
Burada kurulan kürsüden, ilk olarak 12 Eylül’ü Yargılama Platformu adına Nimet Tanrıkulu bir konuşma yaptı. “Birileri bizi 12 Eylül darbecilerinin yargılandığına inanmamızı istiyor” diyen Tanrıkulu, yargılamanın usulsüz ve hukuksuz bir şekilde devam ettiğini söyledi. Tanrıkulu, “Aradan 32 yıl geçmesi, darbecilerin yaşlanmaları ve ölmeleri, darbecilerin yargılanması önünde engel değildir. Çünkü mesele, bir başına Evren ve Şahinkaya, hatta tüm darbecilerin ve işbirlikçilerinin yargılanması meselesi değildir. Bir tarihle hesaplaşmaktır. Bir dönemle hesaplaşmaktır” dedi.
Kürsüye çıkan BDP Parti Meclisi üyesi Hüseyin Gevher de, 12 Eylül darbecilerinin, başta Kürt halkı olmak üzere halklara büyük baskı yaptığını söyledi. Gevher’in konuşması devam ederken, kendilerinin “12 Eylül mağduru” olduklarını iddia eden küçük bir ülkücü grubu, tekbir getirerek provokasyon yaratmaya çalıştı. Alanda bulunan kitlenin ülkücülerin çevresini sarması üzerine, çevik kuvvet polisi, ülkücüleri koruma altına aldı. Ülkücüler, sabah saatlerinde de provokasyon girişiminde bulunarak, devrimcilerin resimlerinin bulunduğu pankartı indirmeye çalışmıştı.
Davayı izlemeye gelen ve kendilerine Taş Medreseli Ülkücüler adını veren grup adına konuşan darbe mağduru İlhami Erdoğan, 12 Eylül darbesi sonucunda verilen askeri talimatlarla mahkûm edildiklerini söyledi. Erdoğan, "Görev ve salahiyetlerini kullanmayarak, darbeye zemin hazırlayan ve sonrasında, milletimizden ve devletimizden çaldıklarıyla; dünyanın en zengin generali olanlardan davacı olarak, Ankara Adliyesi'nde müşteki sıfatıyla bulunuyoruz." dedi. Erdoğan, Evren ve diğer darbecilerle hesaplaşmak için Adliye'ye geldiklerini sözlerine ekledi.
(etha/sabah)

YORUM YAZIN