Hiç Elim El Mi Diye Sordunuz Mu?
![]() |
| - YAZI: ŞENEL SUSAM - |
Ölmeye yattığı yıllarda Bolano'nun aklından neler geçtiğini bilemem, ama neyle uğraştığını ve düşüncelerinden hangilerini geride bırakmayı seçtiğini biliyorum: Başyapıtı olarak gördüğü eseri tamamlamakla meşguldü. Tamamlayamadı. Yapıt o öldükten sonra editörler tarafından titiz bir çalışma sonucu bir araya getirildi. (Yine de bunun kitabı yermek için bir bahane olarak kullanılamayacağını göreceksiniz.) '2666'nın İngilizce baskısı yayınlandığında Time'dan Lev Grossman, belki biraz da herkesin kitabı yere göğe sığdıramamasına tepki olarak neredeyse '2666', acılarla dolu bir hayat sürmüş, yoksulluk sınırında yaşayan içine kapalı bir adamın öfkesinden ve son dakikada iki kuruş kazanma çabasından başka bir şey değil' demeye getirecek ve Amerika'yı '2666'yı bir fetiş nesnesine dönüştürmekle suçlayacaktı. New York Times'tan Jonathan Lethem ise Bolano'yu bütün güney Amerikalı yazarları tekeline almış görünen masalsı anlatım tarzına kapılmamış çarpıcı bir kalem olarak lanse edecek ve '2666'yı yılın en iyi kitabı ilan edecekti. O dönem yayınlanan eleştirilere baktığımızda Avrupalı eleştirmenler de dahil olmak üzere çoğunluğun Lethem gibi düşündüğünü görüyoruz. Yine de bu, taraf tutulması gereken bir konu değil, düşünülerek, okunarak karar verilmesi gereken bir konu.
BİR KİTAP, BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ BEŞ KİTAP
Gelelim kitabın içeriğine diyeceğim ama birbirinden bağımsız okunabilecek 5 kitaptan oluşan '2666'yı özetlemek neredeyse imkansız. Kitaplar kronolojik bir sıra takip etmiyor. Hepsi Santa Teresa ve cinayetlerden bahsedilmesi gibi ince detaylarla birbirine bağlansa da, öykünün genel kabul gören anlamda bir devamlılığı yok. İç içe geçmiş hikayelerden oluşan kitaplar, hem içerik, hem biçim açısından ciddi farklılıklar gösteriyorlar.
Birinci kitapta (Eleştirmenlerle İlgili Bölüm) monologlar geniş yer tutarken üçüncü (Fate'le İlgili Bölüm) ve beşinci kitaplarda (Archimboldi'yle İlgili Bölüm) ritmin değiştiğini, diyalogların arttığını görüyoruz. Polis tutanaklarını andıracak şekilde kaleme alınmış olan dördüncü kitapsa (Suçlarla İlgili Bölüm) hem biçim hem içerik açısından bambaşka bir kulvarda gidiyor. Dördüncü kitabı biçim ve içerik açısından bütünden koparmaktaki amaç belli: Altını çizmek. '2666'nın merkezinde, Santa Teresa olarak romana yansıyan Juarez şehri ve ölümlerinin hesabı sorulmayan, cesetleri bulun(a)mayan, var oldukları dahi unutulan kadınlar var. Dördüncü kitap, o kadınların yaşamlarına ve ölümlerine yakılmış bir ağıt. İçeriği vurgulamak adına geri kalan bütün gürültüler temizlenmiş, süslemeler kaldırılmış, gerçek en yalın haliyle sayfalara yerleştirilmiş. -Yani 6 sayfalık cümleler yok.- Yine de okuması diğer kitaplardan zor. Neden mi? Çünkü yazanların gerçek olduğunu biliyorsunuz. Çünkü bir süre sonra mideniz kaldırmıyor. Keza beşinci kitaptaki Nazi dönemi hikayeleri için de aynısı geçerli. İnsan, bir süre sonra nefes alamaz oluyor. Kimsenin günah çıkarmasına, vicdanını temize çekmesine izin vermiyor Bola–o'nun anlatımı. (Kitabı alıp nereden başlayacağınızı bilemediğinizden masanın üstüne veya kütüphanenin rafına bıraktıysanız, açıp beşinci kitaptaki bir tren dolusu Yahudi'nin hikayesini okuyun. Böylece hem Bola–o'nun kaleminin zirveye ulaştığı bölümlerden birinin tadına bakmış hem de romanın rengini keşfetmiş olursunuz.)
Nasıl anlatacağımı bilemediğim için en sona bıraktığım ikinci kitap (Amalfitano'yla İlgili Bölüm) ise başlı başına bir muamma. Felsefeye yakın duran bu kitapta Duchamp'tan Wittgenstein'a birçok 'sayıklama' var. (Bunları Amalfitano adlı yarı deli profesörün kendi kendine veya kafasındaki sesle yaptığı konuşmalar olarak görebileceğimiz için bu kelimeyi kullanıyorum.) Diyalog/monologlar hiç bölünmeden gittiğinden başta insanın kafası karışıyor. Sonra kaybolup gidiyorsunuz. Açıklamaya çalışmaktansa bir örnek vereceğim:
'Felsefe öğretmiyor musun? dedi ses. Wittgenstein'ı öğretmiyor musun? dedi ses. Kendine hiç elim el mi, diye sordun mu? dedi ses. Evet sordum, dedi Amalfitano. Ama şimdi kendine soracak daha önemli soruların var, yanılıyor muyum? dedi ses. Evet, dedi Amalfitano. Örneğin gidip tohum ve bitki almak ve belki bir de arka bahçenin ortasına dikilecek bir fidan, dedi ses. Evet, dedi Amalfitano. Arka bahçemin imkanlarını, nasıl bir bahçeye dönüşebileceğini, almam gereken bitkileri ve gerekli bahçe aletlerini düşündüm. Ve ayrıca kızını düşündün, dedi ses, bu şehirde her gün işlenen cinayetleri ve Baudelaire'in ibne bulutlarını düşündün ama hiçbir zaman elinin el olup olmadığını ciddi ciddi düşünmedin. Yanılıyorsun, dedi Amalfitano. Bu konuyu düşündüm, düşündüm. Eğer düşünmüş olsaydın, dedi ses, başka bir yol izlerdin.'
Şimdi, bu bölümü okuduktan sonra bazı okuyucuların baştan pes ettiğini görür gibiyim. Oysa çabucak pes ederek kendinizden büyük bir zevki esirgemiş olacaksınız. Zor görünüyor. Değil. Karışık görünüyor. Değil. Ama sabır gerektiriyor. Pes etmemek gerekiyor. Yazarın geçişlerine alışmak ve sizi bir yerlere götürdüğüne inanmak gerekiyor. '2666', kendisine gerekli özeni gösterecek okuyucuları hayal kırıklığına uğratmayacak bir yapıt. Yeter ki ona hak ettiği zamanı verin.
Kısa Kısa...
I. Kitap: Eleştirmenlerle İlgili Bölüm- Benno von Archomboldi adlı efsanevi Alman yazarın izini süren dört eleştirmenin Santa Teresa'ya uzanan hikayesi.
II. Kitap: Amalfitano'yla İlgili Bölüm - Birinci kitapta tanıştığımız Meksikalı Profesör Amalfitano'nun, Meksika'nın, aşkın ve deliliğin hikayesi. (Aynı zamanda Bola–o'nun sesinin en çok duyulduğu bölüm.)
III. Kitap: Fate'le İlgili Bölüm - Santa Teresa'ya boks maçının haberini yapmaya gönderilen ama kendini öldüren kadınların hikayesini yazarken bulan ve Amalfitano'nun kızına aşık olan Oscar Fate'in hikayesi. (Bu bölümü okumadan önce Camus'nün Yabancı'sına bir göz atın derim.)
IV. Kitap: Suçlarla İlgili Bölüm - Santa Teresa'da işlenen cinayetler ve Lalo Cura adlı gencin haydutluktan polisliğe geçişinin hikayesi.
V. Kitap: Archimboldi'yle İlgili Bölüm - Hepsinden önce başlayan ve hepsinden sonra biten kitap. Polonya, II. Dünya Savaşı, ağır bir adam, o ağırlığı taşıyamayan bir kadın. Baştan beri adını duyduğumuz Archimboldi'nin belirişinin ve kayboluşunun hikayesi.
'2666'
Roberto Bolano
Pegasus
992 Sayfa

YORUM YAZIN