Medyada Barış Dili Paneli: Terör Olayları Sembolleştiriliyor
Türkiye Barış Meclisi'nin düzenlediği panelde "Medyada barış dili" tartışıldı. Cezayir Restaurant'ta düzenlenen panele konuşmacı olarak Galatasaray Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, T24 Genel Yayın Yönetmeni Doğan Akın, Radikal Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Bülent Umay ve araştırmacı Savaş Çoban katıldı. Panelin moderatörlüğünü Prof. Dr. Gençay Gürsoy yaptı.
'TERÖR OLAYLARI SEMBOLLEŞTİRİLİYOR'
Prof. Dr. İnceoğlu, dilin ve medyanın dilinin çok önemli olduğunu belirterek, "toplumsal iktidar insanların beyinlerine dolaylı olarak sözcüklerle yerleştirilir" dedi.
Medyanın 'terör' olaylarını, "basitleştirerek, kişiselleştirerek, sembolleştirerek, bazı boyutlarını öne çıkartıp, bazı boyutlarını görmezden gelerek" haberleştirdiği eleştirisinde bulunan İnceoğlu, şunları söyledi: "Medya eliyle kurgusal bir gerçekliş oluşturuluyor. Olay yönelimli, ideolojik söylemle paralellik gösteren bir dil hakim. Haber, egemen ideolojinin 'bizlik' tanımı üzerinden olumsuz, alaycı, hakaret, ötekileştirdiği grubu kamu güvenliğini tehdit edici potansilyel risk olarak gösteren ve öcüleştiren bir şekilde veriliyor."
Kürt sorununun 'terörizm' ile özdeşleştirilerek verildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, "Muhafazakar ve ulusalcı medyanın, kutuplaşmadan feragat ederek, Kürtlere karşı aynı konsepte buluşması da ilginç" dedi.
"Kürtlerle ilgili hak ihlalleri ana akım medyada yer almıyor. Kürt sonunu, ekonomik sorun olarak görülüyor" değerlendirmesini yapan Prof. Dr. İnceoğlu, "Çocukların polis ile çatışması basında yer alıyor ancak polis tarafından öldürülen çocuklar görülmüyor. Kürtlerin her söylemi PKK ile ilişkilendiriliyor. Ana akım medyada BDP, PKK sözcüsü olarak yer alıyor" diye konuştu.
Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, gazetecilik ile ilgili uluslararası metinleri hatırlatarak, "Barış gazeteciliği, vahşeti betimlemekten kaçınır, kurban sözcüğünü kullanmaz. Farklılıkların kendini ifade etmesine olanak tanır. Şiddetin görünmeyen etkileri üzerinde durur" dedi.
'MİLLİ GÜVENLİK REJİMİ DİLİ OLUŞTURDU'
T24 Genel Yayın Koordinatörü Doğan Akın, Türkiye Cumhuriyeti'nin "milli güvenlik rejimi" olarak kurulduğuna dikkat çekerek, "Bunun toplumsal siyasal hayatta, çok önemli sonuçları oldu. Milli güvenlik rejimi, totaliter ve otoriter evlerinden geçti" dedi.
Milli güvenlik algısının medyanın dilini de oluşturduğunu söyleyen Akın, şöyle konuştu: "Medyada Kürt sorunu tartışırken bir dilden bahsediyoruz. Her şey dil ile inşa ediliyor. Dilin nasıl inşa edildiğine dair geçmişe baktığımızda, cumhuriyet, imparatorluk bakiyesi olarak kuruldu. Cumhuriyeti, Türkçülük ekibine dahil olan kadro kurdu. Bugün konuştuğumuz meselenin de buralardan başladığını düşünüyorum. Türkçülük, Kürt meselesine karşı reakte edildi. Devlet, Kürtlere ve Türk olmayan bütün etnik gruplara karşı öteden beri vaziyet almıştı."
"Medya Kürt sorununu görmezden geldi" diyen Doğan Akın, medyayı da demokrasi sorunu kapsamında değerlendirmek gerektiğini belirtti. Akın, Türk medyasının yanı sıra, Kürt medyasını da eleştirerek, "Hastalıklı yapı, Kürt medyasında da kendini inşa etmeye başlıyor. Onaylanan şiddet, onaylanmayan şiddet ayrımı yapılıyor. Çok şaşırtıcı değil ama üzücü" sözleriyme konuşmasını tamamladı.
'SAVAŞ DİLİNİ ARTIK KAYBEDİYORUZ'
Radikal Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Bülent Bumay, geçmiş ile bugün arasında medyanın dili açısından fark bulunduğunu söyleyerek, "Medya, 30 yıllık süreçten gereken dersleri çıkardı. Artık bugün merkez medyada, 'Manyağa bak' manşeti atılmıyor. Çünkü, medya, böyle bir manşet attığında, ertesi gün İHD bürosunun basıldığını ve insanların öldürüldüğünü gördü. 1990'ların savaş dilini artık kaybediyoruz" diye konuştu.
PKK ile MİT arasında yapılan görüşmenin kaydının basına sızmasının ardından medyada çıkan yorumları anımsatan Bumay, şunları söyledi: "5 sene önce böyle bir kaset tadevüle sokulsaydı, 'ihanetten, İmralı'daki caniyle pazarlık yapmaya' kadar bir sürü manşet atılırdı. Asker-hükümet ilişkisinin geçirdiği evrim bu dilde de etkili oldu."
Roj TV ve ANF ile Samanyolu TV'nin aynı özde buluştuğu iddiasında bulunan Radikal Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü, "Şiddetin kaynağını kimin ürettiği değil, şiddetin varlığı üzerinden yola çıkılmalı" dedi.
'MEDYA BDP KADAR DÜRÜST OLMALI'
Araştırmacı Savaş Çoban, Barış Annesi'nin geçtiğimiz günlerde bir gazetede yer alan "Medya 5 gün vicdanlı yayın yapsalar bu savaş biter" sözünü anımsatarak, şöyle konuştu: "Medya bu kadar pervasızca kullanılmamıştı. Mevcut düzenin devamı ve toplumun egemen ideolojinin şekillendirilmesi için propaganda aracı olarak kullanılıyor. İktidar yandaşı ve ana akım medya, Kürt halkına karşı nefreti körüklüyorlar. Yeni Şafak gazetesinin, BDP'li milletvekillerinin fotoğraflarıyla yayınladığı 'Katil sizsiniz' manşetini anımsayın. Gazeteciliği bırakıp askeri taktikler veriyor. Genelkurmay Başkanlığı'nın açıklamaları, manşetlerde aynen yer alıyor. Medya, BDP kadar dürüst olmalı. Çünkü sivilleri hedef alan saldırıların ardından kimin yaptığı belli olmadan tepki gösteriyorlar. Medya kendi üslubuyla düşman mevzilerini bombalıyor. Mevzileri de Kürtler ve BDP."
Konuşmaların ardından gazetecilerin ve izleyicilerin soruları yanıtlandı. Gazetecilerin, "Kara harekatına hayır diyebilecek misiniz?" sorusuna Radikal Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü, "Gazetecilerin görevi kampanya yapmak değil. Geçmiş deneyimleri aktarırız, mesleki sınırlarımız içinde hareket ederiz" oldu. "Savaşa hayır demeden nasıl barış dilini yaratacaksınız" sorusuna da aynı yanıtı verdi.
T24 Genel Yayın Koordinatörü Doğan Akın ise aynı soruya, "Eskisi gibi sınırı inşa eden yapı, TSK yok. Asker artık medyaya 'sen nasıl kara harekatına hayır dersin' diyemez. Fakat medyanın, iktidar ile olan ilişkilerini gözardı edemeyiz. Örneğin MİT-PKK görüşmelerini, hükümete yakın medya vermedi. Genel olarak 'hayır' demezler. Ama bunun nedeni asker korkusu olmaz. Ben ise kişisel olarak bu harekata 'hayır' derim" yanıtını verdi. Akın, ek olarak "Türkiye'de barış sürecini provoke edici güçler varsa, bu güçlerin hangi tarafta olursa olsun kan dökülmeden bertaraf edilmesi önemli" dedi.
haber: etha


YORUM YAZIN