Header Ads

Bir Geri Adım Daha: Tutuklu Muayenesi Sırasında Odada Asker Bulunabilecek


Adalet Bakanlığı, itirazlara rağmen 2003 yılından bu yana uygulamada olan Üçlü Protokol'de sonunda değişikliğe gitti. Değişikliğe göre, doktorun yazılı talebi durumunda muayene sırasında odada jandarma bulundurulacak.
Sağlık, İçişleri ve Adalet Bakanlıkları arasında 2003 yılında imzalanan protokolün 61. maddesi, “tutuklu ve hükümlülerin hastanelerde yapılacak muayeneleri sırasında odada jandarmanın bulunmasına" izin veriyordu. Buna göre; siyasi tutuklular ile çıkar amaçlı suç örgütleriyle mücadele kanunlarının kapsamında kalan tutuklu ve hükümlülerin hastahanelerde muayeneleri sırasında jandarma muayene odası içinde bulunabiliyordu. Söz konusu maddeye göre, bu kapsamların dışında kalanların hastanelerdeki muayenesi sırasında, jandarma odanın muhafazalı olması durumunda muayene odası dışında, muhafazalı olmaması halinde ise muayene odasında bekliyordu. Her iki haldede konuşmaların duyulmayacağı bir uzaklıkta bulunulmasını öngörülmüşse de muayene odalarının küçük olması nedeniyle bu kurala, pratikte uyulamadı.

8. YIL SONRA YENİLENDİ

Adalet Bakanlığı, hekimlerin, avukatların ve tutuklu-hükümlülerin tepkisini çeken Üçlü Protokolü 8 yıl sonra yeniledi. Yeni düzenleme, “cezaevi revirinde muayene ve tedavinin mümkün olmaması halinde hükümlü ve tutukluların devlet hastanesi veya üniversite hastanelerinde sağlık hizmet alacağını" söylüyor. Muayene ve tedavilerin hastane içinde oluşturulan "mahkum koğuşlarında" yapılacağını, "bu bölümlerde kaçmaya karşı fiziki güvenlik tedbiri alınacağını, içeride cezaevi personeli ve dışarıda jandarma tarafından korunacağını" düzenliyor. Bu bölümlerdeki muayeneler sırasında “ancak doktorun yazılı talebi” halinde güvenlik görevlisi bulundurulacağı belirtiliyor.
Yeni düzenlemeyi ETHA'ya değerlendiren ÇHD İzmir Şubesi üyesi avukat Aysun Koç, düzenlemenin uygulamada çeşitli sorunlar doğuracağına dikkat çekiyor. Avukat Koç, "Doktorun yazılı istemi yeterli olmayıp, tıpkı gözaltına alınanların adli muayenesinde belirtildiği gibi yazılı istemin nedenleri de güvence altına alınmalıdır. Üçlü protokolün yeni hali herhangi bir neden aranmaksızın hekime odada güvenlik bulundurma talebinde bulunabilme yetkisi verdiğinden, doktorlar üzerinde son 2-3 yıldır kurulmaya çalışılan baskı artacak özellikle taşrada hekimle, güvenlik kaşı karşıya getirilmiş olacaktır" diyor.
Üçlü Protokol'un "bakanlıklar arası işbirliği sözleşmesi ve teknik konularla sınırlı kalması" gerektiğini belirten Avukat Koç, şunları söyledi: "Hekim – hasta ilişkisinin mahremiyeti ise, başta uluslar arası sözleşmeler olmak üzere yasalarla güvence altına alınmış bir insan hakkıdır. Hasta Hakları yönetmeliğinde de kabul edilmiştir. Tutuklu – hükümlüler yönünden temel bir hakkın ihlali anlamına gelecek düzenlemenin, bir protokolle yapılması hukuk tekniği açısından mümkün değildir. Bu tür düzenlemeler yasa ile yapılmalı, ayrıntıları yönetmelik ya da tüzük ile düzenlenmelidir. İdare yani üç bakanlık t/h lerin muayenesi konusunda 2000 yılından beri 3. Kez protokol maddesi düzenlemekle yetki aşımı yapmaktadır. Bu nedenle üçlü protokolün bu konudaki düzenlemeleri uygulayıcıları bağlayıcı nitelikte değildir. Ancak uygulamada bu tür protokollerin uygulanması konusunda personel üzerinde kurulan baskı nedeniyle protokolün bağlayıcı olmadığına ilişkin itirazlar dinlenmemektedir. Bu nedenle meslek etiği ve hasta haklarına saygılı hekimler, protokolü uygulamaya zorlanmakta, baskı ve hakarete maruz kalmakta, haklarında soruşturma ve dava açılabilmektedir."

'MAHKUM KOĞUŞLARI YETERSİZ'

Avukat Koç, protokolde sayılan "mahkum koğuşları"nın sayısının yeterli olmadığını belirterek, "Zaten geçici maddede, 3 ay içinde bu eksiğin tespiti için il ve ilçelerde komisyonlar kurulacağı belirtilmiştir. Bu komisyonların tespitlerinden sonra gerekli tadilatlar yapılacak ve protokol ancak o zaman uygulamaya başlanabilecektir. Bu nedenle yeni uygulamanın hayata geçmesi -mevcut deneyimlerimiz de gösteriyor ki- yılları bulabilir" eleştirisinde bulunuyor.
Mahremiyeti sağlamak adına hasta tutuklu ve hükümlülerin polikliniklerden yararlandırılmayacağı endişesini dile getiren Avukat Aysun Koç, "Tutuklu ve hükümlüler, yalnızca kendileri için oluşturulan özel bölümlere gelen hekimler tarafından muayene edilebilecektir. Uzmanlık gerektiren durumlarda, mahkum koğuşuna veya güvenlikli birime uzman hekim gelmesinin beklenmesi, bu nedenle muayenelerin haftanın belki de ayın belli günleri ile sınırlandırılması, sağlık hizmeti almada bir eşitsizlik yaratacaktır" diyor.
haber: etha

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.