Header Ads

Sanılgılar, Yanılgılar

- ŞERİF TURGUT -
Eşikleri aşa aşa ruhunu aşındırıyor insan, hayatı anlamaya, anlamlandırmaya çalışırken. Bir
bakıyorsun ki eşik aştıkça arınan ruh, daha bir karmaşıklaşıyor, yalnızlaşıyor.

Coşkunun sınırı nadiren aşılabilse de, hüzün sanki karadelik gibi yutuveriyor her şeyi.

Bilinmeyenin susuzluğunu çekenlerin bodoslama çakıldığı anlarda boşluğun yerini alan zifiri
karanlık, göz kamaşması kalkıp ta yerine süzme ışık bile girse, oluşan yaraların acısı yaşadığını
haber verdiğinden, içlerinde kelebekler uçuruveriyor. Ağrısız, sorunsuzken yaşanamayan, pır pır
mutluluklar kaplayıveriyor insanın içini yaralarına dokunurken ve hatta bazen farkında olarak ya
da olmayarak sergilerken.

Yarası ve acısı olmayanlar, artık hissetmez olanlar ve bereliler arasında yaşanan algı
farklılığından çıkan ahenkse öldürücü olabiliyor. Farklılığı kabullenememenin getirdiği yıkım
güdüsüyle zehirlenip, aynı kaptan avuçlayarak birbirlerini mi öldürüyorlar intihar mı ediyorlar,
çoğu zaman farkına varamadan kaybolup gidiyorlar.

Seyretmenin hazzıyla içi kavrulanlarla, gördükleri karşısında dehşete kapılıp korkanların
tepkisizliğinden doğan sonuç ta, günlük mutluluk ayarımızın ibresine dönüşüyor.

Oysa hayat ahenkleri yakalayabildikçe bahşediyor o küçücük ve bazen de beklenmeyen
mutlulukları. Kıvamı tutturamayanların umut algıları da zamanla köreldiğinden, kendi sığlıkları
ya da derinliklerinde eriyip gidiyorlar.

Ruh gözü ne kadar derin ve geniş bakabilirse algılamanın hızına bağlı olarak hazlarda artçı
depremler gibi sıralanıveriyor ama farklılığı kabullenemeyenlerde titrek mum ışığı gibi sönü
sönüveriyorlar.

Herkesi ancak kendine benzeterek sevebilenlerin içinde barınan hükmetme arzusu ve üstünlük,
yalnız karşı çıkanlar olduğunda değil, herkes kendine benzediğinde de güdümlenecek yeni yerler
bulamazsa infilak edip, kendini de mutsuz etmeye başlıyor. İçine gömüldüğü hissizliğinden
doğan kötücülük duygusuyla vurmaya başlıyor ve ortamın kıvamı uygunsa öldürücü bir virüs
gibi hızla etrafına yayıyor ve bazen ilk vurdukları, ilk buldukları, yani en yakınındakiler oluyor.

Zaman zaman çok varlıklılarla, hiçbir şeysizler arasında benzeşen yok etme güdüsü, yapacak hiç
bir şeyi kalmadığını düşünenlerin boşluğundan filizleniveriyor.

Yok etmeler başladığında huzursuzlananlar, sinirini atacağı, efkarını dağıtacağı, beddua edeceği,
intikam alacağı “öteki”ni arıyor.

Aynaya bakmıyor, her birimizin içinde bir ya da birkaç “öteki” olduğunu görmüyoruz. Oysa
içimizdekini görsek ve kabullensek, ruhumuzda yarattığımız “öteki”ni “berile”sek belki devran
değişmeyecek ama dönüşecek.

Kendimizi küçümsüyor, kötülüğü aşılmaz sanarak daha da büyütüyoruz.

Sanılgılarımızdan yanılgı da çıkabileceğini düşünmüyor, düşünmek istemiyoruz. Her zaman,
hepimiz en doğruyu bildiğimiz yanılsamasıyla dünyayı başkaları için cehenneme çevirebiliyoruz.

Ve her gün kendimizi kandırdığımızı görenler, bizi bizden iyi gözlemleyenler, içimizdeki
çatışmayı dışarı çıkarıp alenileştiriyor, kan ve kar pazarları kuruyorlar.

Suçu hep pazarcılara yükleme kolaylığımızda bir sanılgı, zira savaşları kötüler çıkarsa da, ötekini
berileyemediğimizden, bizim içimizdeki çatışmalar yüzünden devam ediyor.

Sizin içinizdeki “öteki” kim/ler?

Sakın bende yok demeyin. Biraz daha derine bakın, bulacaksınız!

1 yorum:

  1. merhaba cesur kadın sayın şerif Turgut senı az çok bılıyordum ama bosna savasının haberlerını senın o gayretlı çabalarınla dun yaya ıletmen o bosnadakı kardeslımın çığlığını basta turkıye olmak uzre dünyaya geçmen emınım benı vede butun Boşnak kadeslerım zıyadesıyle memnun ettı sızde allah razıolsun defalarca senın gıbı bır ınsanı tanımak varlığını bılmek vede aynı ulkenın ınsanı olmak tan seref duyarım emınım bınlerce yuzbınlerce Boşnak aynı fıkırdedır benımle sız kı kımsesızlerın sesı olmaya gıttıgınıde o bosna ya verdıgınız her bır mücadele ıçın rabbım senı bagıslasın cennetine koysun sana sonsuz teşekkürler edıyorum kendı adıma vede yuzbınlerce masum bosna sehıdı adına vede su an hayatta duran Bosnalı ınsanların adına allah senı merhametınle ödullendırsın selamlar sevgıler sunarım (remzi gun ataları 1928 de bosnadan turkıyeye ataturkun davetine ıcabet eden aılenın bır ferdı tekrar teşekkür ederım ....şerif Turgut....

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.