Cumartesi Anneleri'nin 500. Buluşması: 'Kaybedilmek İstenen İnsanlığımızdır'
500 haftadır dinmeyen acılar, 500 haftadır gelmeyen çocuklar, 500 haftadır bitmeyen arayış, bitmeyen bekleyiş... 500 haftadır bitmeyen bekleyiş. Galatasaray Meydanı bugün Cumartesi Anneleri'nin 500. eylemine ev sahipliği yaptı.
Acılarla dolu bu haftaki buluşma, diğer haftalardan farklıydı. Bu hafta Cumartesi Meydanı'nda mesai erken başladı. Kayıp yakınları saat 10.00'da alana gelerek, yere serdikleri büyük siyah bezin üzerine kayıpların fotoğraflarını ve kırmızı karanfilleri dizdi; özenle ve itina ile. Eylemin başlamasına saatler olmasına rağmen erkenden doldu alan. Yere serilen kartonların üzerine kayıp yakınları oturdu, etraflarına da destek için gelenler, acılarına ortak olanlar. Saat henüz 12.00 olmadan binlerle dolduğu Galatasaray Meydanı.
Bugünkü buluşmaya Hrant Dink'in eşi Rakel Dink, Berkin Elvan'ın annesi Gülsüm Elvan, Abdullah Cömert'in ağabeyi Zafer Cömert, Hasan Ferit Gedik'in ailesi, CHP Genel Başkan Yardımcıları Sezgin Tanrıkulu, Gürsel Tekin, Enis Berberoğlu, Ercan Karakaş ve milletvekilleri Süleyman Çelebi, Mahmut Tanal ve Kadir Gökmen Öğüt, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, HDP Milletvekili Leyla Zana ve Levent Tüzel, DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkeoğlu, Limter-İş Genel Başkanı Kanber Saygılı, Sevim Belli, Akın Birdal, Pınar Aydınlar, Ferhat Tunç, Grup Vardiya, Yasemin Göksu'nun da aralarında onlarca aydın, yazar, sanatçı ve siyasetçi de katıldı.
500. haftada Fehmi Tosun'un eşi Hanım Tosun, Kenan Bilgin'in kardeşi İrfan Bilgin, Hasan Ocak'ın annesi Emine Ocak, Cemil Kırbayır'ın ağabeyi Mikail Kırbayır, Murat Yıldız'ın annesi Hanife Yıldız, Ferhat Tepe'nin annesi Zübeyde Tepe, Nurettin Yedigöl'ün kardeşi Muzaffer Yedigöl, Kasım Alpsoy'un kızı Gülbahar Alpsoy, Süleyman Cihan'ın kardeşi Ahmet Cihan, Hayrettin Eren'in ablası İkbal Eren, Mahmut Ertak'ın oğlu Serhat Ertak, Hasan Gülünay'ın kızı Deniz Gülünay, Abdullah Canan'ın yakını Tayip Canan, Cüneyt Aydınlar'ın kardeşi Emrah Aydınlar konuşma yaptı. Konuşmalar sırasında, yıllardır biriken öfke dile geldi, adalet talebi yine haykırıldı. Konuşmalar sırasında duygulu anlar yaşandı, kayıp yakınları adalet mücadelesini sürdüreceklerini haykırdı. Destek için gelenler ise bu mücadelede onları hiç yalnız bırakmayacaklarını vurguladı.
'BİZE YAŞATTIĞINIZ ACININ HESABINI VERENE KADAR...'
19 Ekim 1995'te gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun, 19 yıldır verdikleri adalet mücadelesini hatırlattı: "Yine Galatasaray'dayız. 20 yıl önce burada oturmaya başladığımızda doğan çocuklarımız, bugün 20 yaşında" dedi. 20 yıldır kendilerini görmek istemeyen, duymak istemeyen devlete seslenen Tosun, şunları söyledi: "Hala adaletten, demokrasiden bahsediyorsunuz. Bazı analarımız, babalarımız kemiklerine kavuşamadan gitti. Bugüne kadar yakanıza yapıştık, bundan sonrada yapışacağız, bize yaşattığınız acının hesabını verene kadar bırakmayacağız."
'SUSMAYIN ARTIK!'
Gözaltında kaybedilen Kenan Bilgin'in ağabeyi İrfan Bilgin, 20 yıl önce "Sağ aldınız, sağ istiyoruz" sloganıyla mücadeleye başladıklarını hatırlattı, "Bize sağ vermeyeceklerini biliyorduk. Çünkü onlar devlet tarafından planlı bir cinayetle öldürüldü" dedi.
Bilgin, Başbakan Davutoğlu'na "20 yıldır bu devletin yüz karası bu meydan için ne diyeceksin?" diye sordu, devletin emriyle gözaltına aldıkları insanları kaybeden "memurlara" seslendi: "Bu katliamları bireysel yapmadığınızı biliyoruz. Devlet emretti, siz de yaptınız. Hala nasıl vicdanlarınız susuyor. Çıkın açıklayın. Size emri veren Mehmet Ağar ve diğerleri mükâfatlandırılıyor. Susmayın artık!"
'DOSTLARIM, YOLDAŞLARIM HOŞGELDİNİZ'
Emine Ocak, Hasan Ocak'ın annesi. Galatasaray Meydanı'nda ilk o oturmaya başladı. Cumartesi Anneleri'nin kurucularından. Emine Ocak, başlattığı mücadelenin bugüne gelmesinden duyduğu onur ve iç rahatlığıyla geldi meydana. Ama gözlerinde acı ve öfke... İlle de Hasan'ı ve diğer kayıplara duyduğu hasret. Emine Ocak, yarım yamalak Türkçesiyle desteğe gelen herkesi, "Kardeşlerim, arkadaşlarım hoş geldiniz, başım üstüne geldiniz" diye selamladı. Yıllarca bu meydanda saçlarında sürüklenerek gözaltına alındıklarını, işkence gördüklerini anlatan Emine Ocak, "Hasan'ımın fotoğrafıyla burada oturdum. O'nu bulmak için Ankara’ya Başbakan'a gittim" dedi, gelen herkese teşekkür ederek bitirdi birkaç cümlelik konuşmasını.
Gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır'ın ağabeyi Mikail Kırbayır, kayıpların fotoğraflarını göstererek, "Bu insanlar, insanlık için verdikleri mücadele nedeniyle kaybedildi. Devletin verdiği emirle öldürüldüler. Onlar düşünceleri yaşam bulsun diye ölümü kucakladılar, paylarına düşen ölümü değil" dedi. Kırbayır, Cemil Kırbayır ve diğer kayıpların kemiklerini bulana kadar mücadele edeceklerini söyledi, işkencede ser verip sır vermeyenleri, hapishanelerde direnenleri, dünyanın neresinde olursa olsun özgürlük için kurşunlara göğüs gerenleri selamlayarak konuşmasını sonlandırdı.
'ADALETE İNANMANIN SONU BU MU OLMALIYDI?'
Gözaltında kaybedilen Murat Yıldız'ın annesi Hanife Yıldız, bu meydanının belki de en acılı annelerinden. Çünkü o oğlunu kendi eliyle polise teslim etti, kendi deyimiyle "adalete". Hanife Yıldız, bu acının yakıcılığıyla bir kez daha konuştu, Galatasaray'da: "Benim yaptığımız hiçbir ana yapmadı. Yıllardır bu vicdanla yaşıyorum. Oğlumla suçumuzu kabul ettik, karakola gittik. Adalet var sandık. Ama olmadığını gördük. Soruyorum şimdi, adalete güvenmenin sonu bu mu olmalıydı? Ben bunun hesabını hangi devletten soracağım?"
Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe, oğlu ve kayıplar için yazdığı Kürtçe şiiri okudu.
'ANNEM ÖLMEDEN KEMİKLERİNİ VERİN'
Gözaltında kaybedilen Nurettin Yedigöl'ün kardeşi Muzaffer Yedigöl, sadece ve sadece kayıplarının kemiklerini istedi ve ekledi: "Bu sadece annem için istiyorum, ölmeden kemiklerine kavuşsun ki mezarında rahat uyusun diye. Çünkü babam kemiklerini bulamadan gitti, mezarında rahat değil."
Yedigöl, kayıpları mücadelesinin toplumun mücadelesi olması gerektiğini vurgulayarak, "Bize güç vermezseniz siz insanlığınızdan ve vicdanınızdan olacaksınız" dedi.
Gözaltında kaybedilen Kasım Alpsoy'un kızı Gülbahar Alpsoy, bu meydanda büyüyen çocuklardan. 500 haftadır Türkiye'deki sessizliğe isyan etti, bu sessizliğin bugün, Kobane'deki katliama karşı sürdürülmesini eleştirdi. Alpsoy, "Bugüne kadar adalet istedik ama biliyoruz adaleti ancak biz getiririz" diyerek, değil 500, bin hafta da olsa mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.
Ellerinde taşıdıkları resimlerin, devletin cinayetlerinin belgesi olduğunu belirten gözaltında kaybedilen Süleyman Cihan'ın ağabeyi Ahmet Cihan, devletin işlediği cinayetlerin hesabını vermesini istedi.
'DEVLET KANLI YÜZÜNÜ TEMİZLESİN'
Serhat Ertak, gözaltında kaybedilen maden işçisi Mehmet Ertak'ın oğlu. Van'dan yıllardır biriktirdiği öfkesi ve kiniyle gelmiş Cumartesi Anneleri'nin yanına. Babasının fotoğrafını kaldıran ve kayıp yakınlarından da kaldırmasını isteyen Ertak, "Burada tek resim var, adı da kayıp. Bu adaletin kanlı yüzüdür. Devlet, önce bu kanlı yüzünü temizlesin" dedi.
Galatasaray'da büyüyen çocuklardan Deniz Gülünay, kayıpların hepsinin işkencede ser verip sır vermeyenler olduğunu söyledi: "Burası sadece ağladığımız, öfkelendiğimiz bir alan değil. Fotoğraflarını tuttuğumuz insanların sesiyiz biz" dedi. Gülünay, babası ve diğer kayıplarla onur duyduğunu söyledi.
Tayyip Canan, Mukaddes Coşkun, Sedat Tanış ve Emrah Aydınlar da konuşmalar yaptı, adalet mücadelesini sürdüreceklerini söyledi.
500. haftanın metnini İkbal Eren okudu, Fehmi Tosun ve diğer kayıplar ailelerine teslim edilinceye ve onları kaybedenler hesap verinceye kadar, onları arayacaklarını, faillerin peşini bırakmayacaklarını söyledi.
Açıklamanın ardından, kayıp yakınları ellerindeki fotoğrafları havaya kaldırdı, mücadeleyi sürdürme sözü verdi. Galatasaray’a destek için gelenler ise ellerindeki karanfilleri kayıpların fotoğraflarının üzerine bırakarak alandan ayrıldı.
(ETHA)
Foto: CHA

YORUM YAZIN