Header Ads

Avrupa Basınında Bugün (8 Ekim 2013)


İngiltere Basını
İngiltere'de gazeteler bugün Mısır'da kötüleşen siyasi durumu, bir sene önce Taliban'ın öldürmeye çalıştığı Pakistanlı kız öğrenci Malala Yusufzay'ın hayatını ve El Kaide'nin liderlerinden El Libi'nin Libya'da yakalanışını ele alıyor.

Financial Times gazetesinde Mısır'la ilgili bir makale kaleme alan Borzou Daraghi'nin kullandığı başlık: "Mısır'daki tehlikeli düellonun sonu henüz görünmedi."

Mısır'da dün yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekerek başlayan makale, bunun ülkenin siyasi rotasında belirsizlik yarattığını söylüyor.

Daraghi makalesinde, Mursi'nin iktidardan devrilmesinin üstünden geçen üç ayda Mısır'da tarafların çıkmaza girdiğini söylüyor ve kişilerin bu rotada ilerlemenin doğuracağı sonuçları anlamak için genel duruma ivedilikle bakmaları gerektiğini ekliyor.

Daraghi, şiddet olaylarının ve kaosun Mısır'ı ıstırap ve zarurete sürüklediğini belirtiyor.

Pakistan Taliban'ı: 'Malala düşmanımız ve onu defalarca yine hedef alacağız'
Daily Telegraph gazetesi, Pakistan Taliban'ının Pakistan'da kızların eğitimini savunan Malala Yusufzay'ın bir daha hedef alınacağını söylediğini aktarıyor.

Bir yıl önce suikast girişiminden yaralı kurtulan Malala'nın Taliban'la diyaloğa girilmesi gerektiğini söylediğini de yazan Telegraph, Pakistan Talibanı'ndan bir sözcünün ise "İslam'ı baltalamaya çalışan laik girişiminden dolayı" kızın hedef olarak görülmeye devam edileceğini söylediğini aktarıyor.

Daily Telegraph, kendilerine konuşan Şahidullah Şahid'in "Malala'nın kendisine karşı değiliz, bizim derdimiz onun temsil ettiği fikirlerle. Dinimize karşı kampanyalar yürütenler, kendisinin laik fikirleriyle yaptığı gibi İslam'ı eleştirenler, bizim düşmanımızdır. Bu yüzden de onu defalarca daha hedef alacağız." dediğini yazıyor.

Suriye'nin kimyasal silahları
Independent gazetesi, Suriye'de iç savaşın devam ettiği bir dönemde dün 'nadir rastlanan bir övgü' duyulduğunu yazıyor.

Gazete, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin, Suriye hükümetinin kimyasal silahlarının imhası konusunda göstermiş olduğu iş birliğinden dolayı övgüyü hak ettiğini söylediğini aktarıyor.

Times: El Libi İngilizlerden kaçtı
Times gazetesi, hafta sonunda Amerikalı komandoların Libya'da gerçekleştirdiği bir operasyonda yakalanan El Kaide liderlerinden Ebu Enes El Libi'nin 1995 yılında İngiltere'ye iltica talebinde bulunduğunu ve Amerikalıların uyarılarına rağmen kendisine mülteci olarak sığınma hakkı tanındığını yazıyor.

Gazete ayrıca kendisinin FBI'ın talebi doğrultusunda Nairobi'deki ABD Büyükelçiliği'ne düzenlenen saldırının ardından 1999 yılında İngiltere'nin Manchester şehrinde bulunan "terörizm suçları polislerince" tutuklandığını ve uyarılara rağmen serbest bırakıldığını aktarıyor.

Times, El Libi'nin bundan sonra İngiltere'den ayrıldığına dikkat çekiyor.

Independent: 'Greenpeace 'insafsız' Rusya'ya karşı'
Independent gazetesi, çevreci eylemcileri nedeniyle üyeleri Rusya tarafından tutuklanan, korsanlıkla suçlanan Greenpeace örgütünün Moskova'yı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde dava edeceğini açıkladığını söylüyor.

Gazete, Greenpeace çevre örgütünün avukatı Sergei Golubok'un 28 eylemci ve iki gazetecinin tutuldukları hücrelerin soğuk ve 'insanlık dışı' halde olduğunu söylediğini aktarıyor.

Guardian: Azerbaycan'da Aliyev'e karşı muhalefetten ortak aday
Guardian gazetesi, Azerbaycan'da yarın yapılacak seçimler öncesinde üçüncü dönem cumhurbaşkanı olarak seçilmesi olası olarak görülen İlham Aliyev'e karşı muhalefetin ortak bir aday belirlediğini yazıyor.

Muhalefetin seçimleri gayri meşru olarak nitelediğini aktaran Guardian, ortak adayın Jamil Hasanlı olduğunu okuyucularıyla paylaşıyor.

Guardian'ın haberine göre Hasanlı ülkede sadece iki yıl cumhurbaşkanlığı yapacağına ve 'gerçek demokrasiye' geçilmesinin ardından da ülkeyi yeni seçimlere götüreceğine söz verdi.

Almanya Basını
Mısır'da gerginlik bitmiyor. Hafta sonu güvenlik güçleriyle Mursi taraftarları arasındaki çatışmalarda onlarca kişi hayatını kaybetti. Stuttgarter Zeitung'un Mısır'daki duruma ilişkin yorumu şöyle:

“Mısır, yakın tarihinde hiç bu kadar kutuplaşmamıştı. Yeni egemen sınıfın destekçileri, ülkelerinin terörizmle mücadelenin küresel örneği olduğuna dair hayal kuruyorlar. Benliklerini, gerçeklerden uzak kin, gözü kararmış yabancı düşmanlığı ve şovence bir megalomani o kadar sarmış ki, sanki 80 milyon nüfuslu halkın 2011 yılı ocak ayındaki devrimle gerçekleştirdiği siyasi özgürlük hiç olmamış. Mısır'ın bütün siyasi sınıfları, iktidarı sadece ya hep ya da hiç olarak algılayabiliyor.”

Kölner Stadt-Anzeiger de aynı konuyla ilgili bir yoruma yer veriyor:

“Mısır'ın siyasi sınıfları, iktidarı sadece taraflardan birinin kazanıp diğerinin kaybettiği bir oyun, yani ya hep ya da hiç olarak algılayabiliyor. Daha avantajlı olan ötekileri acımasızca duvara çarpıyor. Ve Mursi olayında olduğu gibi, düşmanın silahı bir gün kendilerine dönünce acıdan kıvranıyorlar. Sonra her şey en baştan başlıyor ancak tam tersi belirtilerle. Mısır'ın askeri yeni yöneticileri, peşine düştükleri Müslüman Kardeşlerden daha akıllı tepkilerde bulunmuyorlar. Sadece bir tarafın kazanabileceği şeklindeki düşünce tarzıyla, sonuna kadar iktidar mücadelesi veriliyor. Olayların tırmanmasını engelleyecek enstrümanlar olmadığı gibi azınlıkların ve zayıfların meşru temel haklarına da saygı gösterilmiyor.”

Frankfurter Rundschau’nun Almanya ve Avrupa’nın mülteci politikalarını eleştiren yorumunda Avrupa'nın çaresizliği vurgulanıyor:

“Federal İçişleri Bakanımız, ‘yalan vaatlerle insanların hayatını tehlikeye sokan ve onları çoğu kez ölüme götürenlerin insan tacirleri olduğunu” söylüyor. Hans-Peter Friedrich bizi, mülteciler yüzünden insan tacirlerinin peyda olmadığına, aksine insan tacirleri olduğu için mülteci de olduğuna inandırmak istiyor. Alman ve Avrupa politikasının sorunu kitleler halindeki göçün ve mültecilerin korkunç kaderinin sonlandırmak istenmesi değil. Sorun, buna karşı hiçbir şey yapmak istenmemesinden ve mülteci akınının Avrupa'nın görülmez duvarlarına çarpıp geri sektirilebileceğine inanılmasından kaynaklanıyor. Buna en çok insan tacirleri sevinir: Kaçış ne kadar zorlaşırsa, mültecinin Avrupa'ya geçişi de o kadar pahalı olacaktır.”

Nobel Komitesi tarafından açıklanan ilk ödül, Nobel Tıp Ödülü oldu. Ödüle Alman Thomas Südhof ile Amerikalı meslektaşları James E. Rothman ve Randy W. Schekman layık görüldü. Die Welt gazetesinin, konuyla ilgili yorumu şöyle:

“Burada dünyaya gelen araştırmacılar sadece Yeni Dünya'ya tek yönlü gidiş bileti aldıkları takdirde mi bilim dünyasının zirvesine ulaşabilirler? Alman araştırma sistemine yönelik ani eleştiriler, yersizdir. Alman laboratuarlarındaki büyük başarılara sürekli Nobel Ödülü verilirken, araştırmacılık aynı zamanda küresel bir fırsat da sunuyor. Almanya'da iyi eğitim almış araştırmacılar ABD'de de yüksek başarılar elde edebiliyor. Almanya geçen yıllarda, pek çok alanda farkı kapattı. Artık sadece Alman araştırmacılar ülkesine geri dönmekle kalmıyor, ABD'de doğan araştırmacılar için de ‘Eski Almanya'nın' cazibesi giderek artıyor.”

Avusturya Basını
ABD birlikleri Lübnan ve Somali de El Kaide ile El Şebab örgütlerine karşı operasyon düzenledi. El Kaide lideri Ebu Anas yakalandı. Avusturya'da yayımlanan Der Standard gazetesi ABD'nin operasyonları hakkında yorum yapıyor:

“Eğer hiçbir şey işe yaramıyorsa biraz ‘terörle savaş' hâlâ işe yarıyor. Çıkış noktası belirsiz Somali operasyonu ve başarıyla sonuçlanan Lübnan operasyonundan dünyadaki tüm teröristler şunu anlamalı: İran ile buzların erimesi, Suriye'deki çaresizlik, Mısır ve Suudi Arabistan ile yaşanan gerilim ya da evdeki siyasi kriz bir ABD başkanını teröristleri kovalamaktan alıkoyamaz. İster insansız hava araçlarıyla olsun isterse de özel komandolarla...”

İspanya Basını
İspanya'nın El País gazetesi de örgütle mücadele stratejilerinin eskidiği eleştirisini getiriyor:

“Terör örgütü El Kaide kurulduğu günden bu yana, 25 yıldır hâlâ aktif. Bu durum terörle mücadele stratejisinin yenilenmesi gerektiğini gösteriyor. Irak, Pakistan ve Afganistan gibi alışılmış olaylı bölgelere Sahel bölgesi, Suriye ya da Arap Baharı devriminin başarısızlığa uğradığı devletler gibi yeni cepheler eklendi. El Kaide kendini yenileme ve Batılı devletlerde doğan binlerce insanı örgüte bağlama yeteneğini ispatladı. Terör ile mücadele yeniden tasarlanmalı. Geçmişte yapılan hatalar tekrarlanmamalı. Detaylı hazırlanmış daha gerçekçi ve etkili uluslararası bir stratejiye ihtiyaç var.”

İsviçre Basını
Afrika kıyılarından İtalya'nın Lampedusa adasına geçmeye çalışan mülteci teknelerinin batması sonucu yaşanan facialar Avrupa basınının gündeminden düşmüyor. Son olarak yine yüzlerce kaçak göçmenin sahilden 500 metre ötede ölmesi Avrupa mülteci politikasına gelen eleştirileri doruğa çıkardı. İsviçre'de yayımlanan Tages-Anzeiger gazetesi şöyle yazıyor:

“Afrikalılar aptal değil. Büyük çoğunluğu ülkelerini arkalarında bıraktıklarında kendilerini nelerin beklediğini çok iyi biliyor. Yine de bu ölümcül yola çıkıyorlar ise bu onların geldikleri ülkelerin durumu hakkında her şeyi anlatıyor. Çaresiz bir durum. Bağnaz kutsal savaşçılar ve açlık, Somali'de halkın yaşamını cehenneme çeviriyor. Eritreliler ise ya bir diktatörün emri ile orduya katılmaya zorlanıyor ya da doğrudan hapse atılıyor. Avrupa politikası etkin olmayı sürdürse idi Somali ve Eritre'nin kaderi çok farklı olabilirdi. Lampedusa'daki gibi felaketler yaşandığında gözlerini kaçırma ya da duvarlar örme politikası bir yana bırakılmalı.”

Fransa Basını
Fransız La Croix gazetesi de AB ile Afrika'nn kaderlerinin birbirine bağlı olduğunu belirterek, kaçak mülteci sorununda atılabilecek adımları sıralıyor:

“Avrupa Birliği, Lampedusa kıyılarındakine benzer yeni dramlara engel olmak ve insanların onurunu dikkate almak istiyorsa birçok düzlemde hareket edebilir: Göç sorunuyla pozitif tarzda bahsedebilir, üye devletlerde göçmenlerin alımı olanaklarını artırabilir, AB üyeleri arasındaki dayanışmayı güçlendirebilir, Afrika topraklarında kalıcı bir kalkınma politikası uygulayabilir. Bunun için Akdeniz'in karşı yakasındaki, birçok hükümetin dikkate almadığı kıtaya daha yakından bakmak gerekir. Yaşlanan nüfusuyla Avrupa'nın, dinamik nüfus artışıyla Afrika'nın kaderleri birbirine yakından bağlıdır.”

(dw türkçe/bbc türkçe)

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.