Header Ads

Avrupa Basınında Bugün (9 Ekim 2014)

Almanya Basını

Münchner Merkur gazetesinde yer alan yorumda, IŞİD'in Türkiye için de tehlike yarattığı değerlendirmesi yapılıyor:
“Erdoğan, kapısının önünde yaşanan korkunç katliamı kararlı bir şekilde sona erdirmek yerine, kuşkulu bir poker oyununda rol almayı tercih ediyor. Ancak elindeki kartların değeri konusunda tehlikeli bir şekilde yanılıyor olabilir. Türkiye Cumhurbaşkanı, İslamcılara karşı oluşturulan koalisyonda çekimser tutumunu sürdürmeye devam ederse, Kürt sivillere yönelik bir katliamda suça ortak olur ve bu da Kürt-Türk çatışmasını alevlendirir. Ayrıca bu sadece Türkiye’de değil, Almanya’da da hissedilir. Erdoğan, transatlantik ittifak yoluyla yükümlü olduğu Amerikalılar ve Avrupalılara da tokat atmış oluyor. Ama Erdoğan herşeyden önce IŞİD fanatiklerine sınırlarötesi bir taş devri devletinin önünü açıyor. Ki bunların terörü Türkiye'nin ardına kadar açtığı sınırlarda durmayacak.“
Kölner Stadt-Anzeiger gazetesi de Batı'nın tutumunu eleştiriyor:
“Batı’da parmağıyla Türkiye’yi gösteren çok sayıda kişi var. Ancak bu ucuz bir tutum. Çünkü Kobani'yi IŞİD'in eline teslim eden, Suriye için bir strateji geliştirememiş olan Batı'dır. Türkiye’nin daha net bir çizgisi var. Türkiye eski düşman tablosuyla yönünü belirliyor, Kürt bağımsızlık hareketine alan yaratmak istemiyor ve Beşar Esad karşıtlığından vazgeçmiyor.“
Stuttgarter Zeitung gazetesinde de Türkiye'nin Kobani politikasıyla ilgili bir yorum yer alıyor:
“Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK ile çözüm müzakerelerine aldırmadan Kürtlerle sorunlarını hiçbir şey yapmayarak çözmek istiyor. Çünkü Kobani’nin düşmesi, onların özerklik çabalarını bastıracaktır. Ancak Erdoğan yanlış hesap yapmış olabilir. Suriye’de ne kadar çok Kürt ölürse Türkiye’deki huzursuzluk o kadar artacak, şiddetlenecektir. Erdoğan bir barut fıçısının üzerinde oturuyor. Türkiye'nin istikrarsızlığı NATO için bir felaket senaryosu olur.“
Westdeutsche Zeitung'da ise Kürtlerle radikal İslamcılar arasındaki çatışmaların Almanya'ya da yansımaları olabileceğine işaret ediliyor:
“IŞİD'in Kürtlerin kalesi Kobani'ye saldırıları bir trajedi. Bunun olası sonuçları Kuzey Ren-Vesfalya eyaletine de yansıyabilir. Özellikle de Kürtlerin şimdiye kadar düzenlediği barışçıl gösterilere şiddet karışır ya da Celle ve Hamburg kentlerinde olduğu gibi Kürtler veya Yezidilerle radikal Müslümanlar çatışırsa. İçişleri Bakanlığı'nın rakamlarına inanılacak olursa, Ren ve Wupper nehirleri arasında temsili bir savaş yaşanması potansiyeli var. Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde şiddete hazır bin 800 Selefi'nin dolaştığı tahmin ediliyor. Binlerce Kürt, cumartesi günü Düsseldorf kentinde Kobani ile dayanışma için sokağa çıkmak istiyor. Umarız barışçıl bir gösteri olur."

İngiltere Basını

IŞİD'in Kobani saldırıları ve Türkiye'nin Suriye ile Irak politikası İngiliz basınında geniş yer almaya devam ediyor.
Guardian gazetesinde Türkiye'de yaşanan Kobani protestoları "Ankara'nın IŞİD'e karşı harekete geçmeyi reddetmesi, Türkiye'deki Kürtleri kızdırıyor" başlıklı haberle aktarılıyor.
"Kürtler kendilerini ihanete uğramış hissediyorlar. Türkiye'deki Kürtler, sınırın karşı tarafında gözleri önünde büyük bir trajedi yaşanırken Ankara'yı protesto ediyor" denen haberde Kürtlerin Ankara'yı IŞİD'e destek vermekle suçladığı de vurgulanıyor.
Haber şöyle devam ediyor:
"Kobani'nin IŞİD'in eline geçmesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için büyük bir tehdit anlamına gelecek. Bu tehdidi oluşturan sadece sınırın karşı tarafındaki radikal İslamcı militanlar değil, aynı zamanda Türkiye içerisindeki ülke nüfusunun yüzde 20'sini oluşturan Kürtler. IŞİD karşıtı koalisyonun kurulmasında aktif rol üstlenen Avrupalı bir diplomat 'Erdoğan Suriyeli Kürtlerden nefret ediyor. IŞİD'den bile daha kötü olduğuklarını düşünüyor' diyor."
Haberde Washington ve Avrupa'nın Türkiye'yi iki ayrı düşmanı, PKK ile IŞİD'i karşı karşıya getirmeye uğraşmakla suçladığı da ifade ediliyor.
Daily Telegraph gazetesinde ise Türkiye ve Kobani'deki gelişmeler "Kızgın Kürtler sınırın karşı tarafında büyük bir felaket yaşanırken Türkiye'yi cihatçılarla birlikte hareket etmkle suçluyor" başlığıyla aktarılıyor.
Haberde Mürşitpınar'daki Daily Telegraph muhabiri Robert Tait'in sınırda şahit olduğu bir olay şöyle aktarılıyor:
"ABD'nin Kobani yakınlarında düzenlediği bir hava saldırısının ardından bomardımanı izleyen bir grup Kürt sevinçle bağırmaya başlamışken Türk askerleri iki zırhlı araçla gelip bölgeden uzaklaşmalarını istedi. Grup askerlere 'Kapa çeneni de çek git' diye bağırmaya başladı. Daha sonra sınırdan uzakarlaşan grup askerlere dönüp 'Bize buradan git diyemezsiniz, Kobani için hiç bir şey yapmıyorsunuz' diye seslendi"
Yaşanan bu olayın "Türkiye'nin Kobani'ye yönelik politikasının yarattığı rahatsızlığın net bir örneği" olarak tanımlandığı haberde, protestolar için sokaklara çıkan Kürtlerin ana taleplerinin 'Ankara'nın IŞİD'e desteği kesmesi ve Kobani'ye yardım ulaştırılmasının önünü açması' olduğu ifade ediliyor.
Financial Times'ta ise Daniel Dombey imzalı haberde "Türkiye'nin Suriye politikası barış sürecine zarar veriyor" deniyor.
"Türkiye dün birçok şehrin caddelerinde tankların olduğu ve sokağa çıkma yasağının uygulandığı bir sabaha uyandı. Oysa pek çok kişi bu manzaraların geçmişte kaldığını ümit ediyordu" denen haberde, Türkiye'nin Suriye politikasının etnik çatışmaları tekrar alevlendirdiği belirtiliyor.
Haberde eski Başbakan yardımcısı Emrullah İşler'in Twitter hesabından paylaştığı, ancak daha sonra sildiği bir mesajdan da bahsediliyor ve "İşler temel olarak IŞİD'i PKK'ya tercih ettiğini söylüyordu" deniyor.
Barış sürecinin Erdoğan'ın en önemli önceliği olduğu ifade edilen haberde Irak'taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile güçlenen ilişkiler de "En büyük dış politika başarılarından birisiydi" sözleriyle niteleniyor.
Ancak Kobani'deki gelişmelerin tüm kazanımları gölgede bıraktığı da haberde yer alan vurgular arasında.
Independent gazetesinde ise Suriye'de Beşar Esad rejiminin dört kimyasal silah fabrikasını uluslararası gözlemcilerden sakladığı belirtilen bir haber yer alıyor.
Haberde konunun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde tartışıldığı ve Esad'ın kimyasal silahların imhası konusunda uluslararası güçlerle tam bir işbirliği yapmadığı sonucunun çıktığı da vurgulanıyor.
Üç fabrikanın daha çok kimyasal silahların geliştirilmesi amacıyla çalıştığı, bir fabrikada ise üretim yapıldığı haberde yer alan detaylar arasında.
Haberde en büyük endişenin Suriye'de geniş alanları kontrol altına alan IŞİD'in kimyasal silah depolarına ulaşması olduğu da vurgulanıyor.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.