Header Ads

Cumartesi Anneleri'nin 494. Buluşması: '12 Eylül Bizim İçin Geçmişte Kalmadı'


Etha

Cemil Kırbayır, Veysel Güney, Mahmut Kaya, Nurettin Yedigöl, Maksut Tepeli, Hüseyin Morsümbül, Hayrettin Eren, Zeki Altunbaş... 12 Eylül askeri cunta döneminde kaybedilen binlerce kişiden sadece birkaçı.

Cumartesi Anneleri, 494. kez Galatasaray Meydanı'nda yaptıkları oturma eyleminde, darbenin 34'üncü yılında 12 Eylül'de kaybedilen devrimcileri ve Berfo Ana'yı andı.

Cemil Kırbayır, 12 Eylül darbesinin ertesi günü, Ardahan Göle'de ailesi ile birlikte kaldığı evde askerler tarafından gözaltına alındı. Önce Göle'de bulunan 247. Piyade Alay Komutanlığı'na, oradan da 9. Kolorordu Sıkıyönetim Komutanlığı'na bağlık Kars gözetim evine götürülür. Kars Emniyeti tarafından 3 kişi ile birlikte buradan alınarak, işkencehaneye dönüştürülen Dede Korkut Eğitim Enstütüsü'ne götürülür. Burada, MİT, Emniyet ve askeri personelinde katıldığı işkenceli sorgulardan geçirilir. Aynı zamanda öğrencisi olduğu bu okulda 8 Ekim 1980'de gördüğü işkence sonucu katledilir.

Kendisinden haber bekleyen ailesine, "Cemil Kırbayır gözaltındayken firar etti, onu bir daha bize sormayın" yanıtı verilir. 105 yaşında yaşama gözlerini yuman Berfo Ana'nın 34 yıl süren mücadelesi o gün başlar. Berfo Ana'yı, "Cumartesi Anneleri'nin arkasında başka güçler var" diyen dönemin Başbakan'ı Erdoğan'a, "Bizim arkamızda acılarımız ve zulme baş eğmeyişimiz var" yanıtıyla tanıdık. Ve tabi ki, oğlu ve tüm kayıplar için verdiği adalet mücadelesi, darbeci general Kenan Evren'e meydan okumasıyla...

Berfo Ana, 2011'de Başbakan Erdoğan'la yapılan görüşmede, "31 yıldır arıyorum, bana oğlumu bul" dedi. Başbakan'ın talimatı üzerine 9 Şubat'ta Cemil Kırbayır'ın araştırılması için Meclis'te komisyon kuruldu. Komisyon, yaptığı incelemeler sonucunda devletin 31 yıl boyunca söylediği "Cemil Kırbayır gözaltında firar etti" yalanını ortaya çıkardı. Kırbayır'ın gözaltında öldürüldüğü ve cesedinin bilinmeyen bir şekilde yok edildiği kararına varıldı. Ayrıca, Emniyet, MİT ve Sıkıyönetim Komutanlığı'nın o dönemki görevlileri ve yetkilileri hakkında ve dönemin sıkıyönetim komutanlığı hakkında Kars Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunuldu. Komisyonun elindeki tüm belge, bilgi ve beyanları ulaştırmasına rağmen savcılık, 3 yıldır sorumlular hakkında dava açmadı.

Diğer davalarda olduğu gibi Cemil Kırbayır davasında da yargı derin uykusundan uyanmadı. Berfo Ana, oğlunun kemiklerine kavuşamadan yaşama veda etti. Berfo Ana'nın yanındaki boş mezar Cemil'inin kemikleri için üzeri açık bekliyor...

Bu hafta ilk sözü Cizre kayıplarından olan İbrahim Demir'in oğlu Metin Demir aldı. "Kayıplarımızın failleri ceza alana kadar bu meydanda, Cizre ve Diyarbakır'da, her yerde oturmaya devam edeceğiz" diyen Demir, adalet mücadelesini sürdüreceklerini vurguladı.

'BERFO ANA ÖLDÜ, ANNEM 90 YAŞINDA...'
Nurettin Yedigöl'ün kardeşi Muzaffer Yedigöl, 34 yıldır tüm hükümetlerin kör, sağır ve dilsizi oynadığını söyledi. "Babam '98'e kadar mücadele etti, ondan bayrağı ben devraldım. Benden sonra da çocuklarım sürdürecek" diyen Yedigöl, cuntacıların cezalandırılması için mücadele ettiklerini söyledi. Demokrasiden, haktan bahsedenlere "Azıcık vicdanınız varsa geçmişinizle yüzleşin" diye seslenen Yedigöl, "Berfo Ana öldü, annem 90 yaşında. Sizden sadece kemiklerimizi istiyoruz" dedi.

Cemil Kırbayır'ın avukatlarından Eren Keskin, "Berfo Ana bizi borçlu kıldı gitti" diyerek sözlerine başladı, Berfo Ana'yı andı. Faili meçhul cinayetlerden sorumlu, Ergenekon sanıklarından Cemal Temizöz'ün serbest bırakıldığını hatırlatan Keskin, hala kayıpların akıbetlerinin açığa çıkarılmadığını işaret etti, Kırbayır davası hakkında bilgi verdi.

'DEMOKRASİYİ ANCAK BİZ GETİREBİLİRİZ'
Cemil Kırbayır'ın ağabeyi Mikail Kırbayır, 12 Eylül'ü "demokrasinin askıya alınması" olarak tanımladı. Binlerce devrimcinin, muhalefin işkencelerden geçirildiğini, katledildiğini, kitapların yakıldığını hatırlatan Kırbayır, "Cuntanın zifiri karanlığa çevirdiği ülkeyi biraz da olsa grileştirmek için mücadele ediyoruz" dedi.

Berfo Ana'nın 33 yıl boyunca oğlunu bulmak için mücadele ettiğini, evinin rengini değiştirmediğini, kapısını kilitlemediğini hatırlatan Kırbayır, topluma söslendi: "Bu gidişatan hoşnut değilseniz, bize omuz verin ki, Türkiye devleti yaptıklarıyla yüzleşsin. Demokrasiyi ancak biz getirebiliriz."

Cemil Kırbayır'ın ablası Fatma Kırbayır, Berfo Ana'nın mücadelesini kaldığı yerden sürdürüyor. Ağabeyinin bulunması için aylardır Kars'ta olan Fatma Kırbayır, yaşadıklarını, savcıların umursamaz tavırlarını anlattı, isyan etti. Ağabeyinin resmine sarılan, donuk gözlerine bakan Fatma Kırbayır, "Söz verdim, ben seni bulacağım, anamın yanına koyacağım. Anamın acısı yüreğimde yandı. Ölene kadar kemiklerini bulmak için gidip geleceğim. " dedi, ağladı. "Yeter, dayanamıyorum. Kemiklerimi verin" diye isyan eden ve fenalık geçiren Kırbayır'ı kayıp yakınları sakinleştirdi.

'BERFO ANA RAHAT UYU...'
Haftanın açıklamasını Hasan Ocak'ın kardeşi Aysel Ocak okudu. Ocak, Cemil Kırbayır'ı sorgulayan timin, firar ettiğine dair sahte tutanak tutan polislerin ve diğer tüm yetkililerin, Kırbayır'ın işkencede öldürüldüğüne dair 8 tanığın beyanlarının Meclis raporunda olduğunu hatırlattı. Üç yıldır görevini yapmayan Kars Cumhuriyet Başsavcılığı'nı işlediği görevi ihmal suçuna son vermeye çağıran Ocak, etkin bir soruşturma ve adil bir yargılama için hızla harekete geçilmesini istedi.

Ocak, 12 Eylül işkencelerinden katledilen, kaybedilen Cemil Kırbayır ve diğer kayıpları unutmadıklarını, unutmayacaklarını söyledi, Berfo Ana'ya verdikleri sözü tekrarladı: "Rahat uyu, bıraktığın yerden darbecilerin peşindeyiz. Berfo Ana rahat uyu, Cemil'in bize emanet."

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.