Ekmeleddin İhsanoğlu Ekşi Sözlük Yazarlarıyla Buluştu
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 7 partinin desteklediği çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu bugün bir sürpriz yaptı ve Ekşi Sözlük yazarları ile buluştu.
İhsanoğlu, bu buluşmayı Twitter hesabından "Ekşi Sözlük'ten gençlerimizle biraraya geldik. Değerli soruları için hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum" mesajı ve bir fotoğrafla duyurdu.
Buluşmada yer alan Ekşi Sözlük yazarı "fahir" sorularını ve izlenimlerini şöyle aktardı:
buluşmada sorduğum iki soruyu ve cevapları buraya da olduğu gibi taşımak istiyorum; tam metni umarım doğru ve eksiksiz bir şekilde okuma imkanımız olur.
avasas'tan sonra hasbelkadar soru sorma şansı bana doğdu, aslında diğer arkadaşların da süresinden çalmamak adına hazırladığım iki sorudan yalızca birini soracaktım ancak ilk sorunun cevabı nispeten kısa sürünce ikinciyi de sorma fırsatım oldu.
ilk soru: mevcut cumhurbaşkanı abdullah gül'ün görev anlayışı ve düzeni daha çok akp hükümeti tarafından atanmış noter, bir onay kurumu üzerine kurulu gibi partizanca bir tavır içerisinde. son olarak internet yasakları konusunda kendi iradesine aykırı olduğunu ifade edip deyim yerindeyse "ben onaylayayım da ileride anayasa mahkemesi'nden döner umarım" gibi bir tavırla onayladığını biliyoruz. bu noktada siz de cumhurbaşkanı olursanız belirli bir kesimin noteri mi olacaksınız?
cevap: öncelikle aldığım devlet terbiyesi gereği şu anki cumhurbaşkanı sayın abdullah gül için noter veya onay merkezi gibi bir yorum yapmam doğru olmaz ancak cumhurbaşkanlığı makamı noterlik değildir, her önüne geleni onaylama veya onaylamama kurumu değildir. cumhurbaşkanı olursam, önüme gelen bir yasayı sırf akp getirdi diye veto etmem. böyle bir şey mümkün değil, herkesin cumhurbaşkanı olurum.
ikinci soru: cumhurbaşkanı'nın özellikle ölümcül hastalık vs. gibi durumlarda kişiye özel af hakkı var. bunun örneklerini geçmişte gördük. bu noktada ülkemizde cezaevlerinde bakıma muhtaç insanlar var, ağır hastalıklar geçiren insanlar var ve idamın kaldırıldığı ülkede insanların, özellikle de siyasi tutsakların cezaevlerinde ağır hastalıklar içerisinde ölmelerine göz yumuluyor, buna seyirci kalınıyor. siz cumhurbaşkanı olursanız bu konuda cesur davranabilir misiniz? bu hakkınızı kullanır mısınız?
cevap: ben inanan bir insanım, benim inancımda "bir insanı kurtarırsan dünyayı kurtarmış sayılırsın" der. insanı yaşatmaya inanan biriyim ve yasalar el veriyorsa, gerçekten böyle bir yetkim varsa insanları yaşatmak için kullanmaktan yanayım.
---
şimdi tabi ki önceliği kendi bölümüme ayırıyorum; ilk soruma bu yanıtı bekliyordum açıkçası. ekmeleddin bey gerçekten yukarıdaki cevabı bir insan olmasa dahi bu şekilde cevap vermesi bekleniyordu. benim için önemli olan ortada bu denli bir acı tablo varken, kaba tabirle "gazıma gelmeden" cumhurbaşkanı makamı'na olan saygısını yitirmemesiydi. evet, hangi cevabı alacağımı az çok bilerek sormuştum ama sorunun tuzağı vereceği cevap değil nasıl bir üslup ile vereceğiydi. oldukça saygılı, dürüst ve samimi bir tarz kullandı.
ikinci soruya ise bu kadar net ve cesur bir cevap beklemiyordum doğrusu. uzun uzun cevap verecek, lafı dolandıracak fakat dişe dokunur bir cevap vermekten çekinecek sanıyordum. sandığımın aksine; kısa, net, bildiği ve bilmediği konuyu net bir şekilde paylaşarak yanıtladı.
toplantının tamamına dönüyorum şimdi; ekmeleddin bey böyle bir yarış için gereğinden fazla gerçek, samimi, dürüst ve düz bir insan. yani bu yarış olayı ekmeleddin bey'in duruşu ve tarzı itibariyle pek kendisine uygun değil. sebebi de ekmeleddin bey'in bu propaganda yarışında kendisine karalama amaçlı atılan tokatlara diğer yanağını uzatması.
genel olarak ekmeleddin bey hakkındaki gözlemim; kesinlikle iyi eğitimli (haddime olmayarak yazdım bunu), samimi, dürüst, yeniliğe açık, hoşgörü sahibi bir anadolu insanı olduğudur.
dünyaya, insanlara ve siyasete bakışımızın tam olarak örtüştüğünü söyleyemem ancak tayyip erdoğan ile karşılaştırmaya kalktığımda kıyas dahi kabul etmeyecek bir klasman farkı olduğu çok açık. genel kültür, siyaset bilimi ve tarihi, hoşgörü ve karşısındaki insana saygı gibi konularda ışık yılı kadar mesafe var aralarında.
özel bir not iletmek istiyorum. "adımın ekmeleddin olmasını bile karalama kampanyasında kullanmak istediler" dediğinde özellikle sosyal medya üzerinden de görüğüm bir şey olduğu için gerçekten üzüldüm. bir insanı seçme şansının olmadığı, ailesinden kalan bir miras ile ötekileştirip bunu bir etiket haline getirmek günümüz dünyasında utanç verici bir şey gerçekten.
isim konusundan şuraya da değineyim; insanları isimleri, aileleri, ırkları, tipleri, kılık kıyaftleri ile yargılıyor ve kendinize göre roller biçip ceza kesiyor bazen de dalga geçiyorsunuz. bu da bir başka utanç verici konu. 2014 dünyasında üzerine gidilmesi gereken çok daha ağır gerçekler varken fotoğrafa buradan bakmak çok ağır sığlık.
en son liesede sınıfın en yakışıklı erkeği seçildiğim için tuzum kuru benim, yıllardır bu titrin ağırlığını omuzlarımda taşıyorum.*
evet; koyunun olmadığı yerde keçiye aburrahman çelebi denmesi şeysi tabi.

YORUM YAZIN