Avrupa Basınında Bugün (22 Mayıs 2014)
İngiltere BasınıRusya ve Çin arasındaki gaz anlaşmasına ve eBay'ın uğradığı siber saldırıya geniş yer ayırıyor. İngiltere'de Selefi eğitimi verdiği iddia edilen bir ilkokula yapılan teftiş ve sağlık sistemine ilişkin haberler de gazetelerin gündeminde.
Financial Times gazetesi, alışveriş sitesi eBay'in siber saldırı nedeniyle kullanıcılarına şifrelerini değiştirmeleri uyarısını yapmasını baş sayfasına taşıyor.
Dünyanın önde gelen alışveriş sitelerinden olan eBay, uğradığı siber saldırıda hacker'ların şifre, telefon numarası, adres ve diğer kişisel verilere erişim sağlayabilmesi üzerine 128 milyon kullanıcısına "şifrenizi değiştirin" uyarısı yapmıştı.
Firmanın, internette güvenli ödeme için kullanılan PayPal sistemine ve kredi kartı bilgilerine de erişildiği yönünde bir kanıt olmadığını belirtmesine rağmen gazete şirketlerin korunmasız olabildiğine dikkat çekiyor.
Financial Times gazetesi haberinde şu ifadeleri kullanıyor:
"eBay'a düzenlenen siber saldırı, güçlü güvenlik ekiplerine sahip ve daha önce tarihlerinde hiçbir veri ihlali kaydı bulunmayan köklü internet sitelerinin de korunmasız olabileceğini gösteriyor (…) Yatırımcılar şirketlerin karşı karşıya kalabileceği siber risklere daha çok dikkat ediyor."
eBay internet sitesine yönelik siber saldırıyı baş sayfa manşetinden gören bir diğer gazete de The Daily Telegraph.
Gazetede, yaklaşık 15 milyon İngiliz kullanıcının kişisel bilgilerinin de çalınmış olabileceğine dikkat çekiyor ve saldırıyı dünyanın en büyük güvenlik ihlali olarak tanımlıyor.
Haberde, Şubat sonu ve Mart ayı başında siber saldırıya maruz kalan eBay'ın kullanıcılarının şifrelerini değiştirmemesi durumunda sayfaya bir sonraki girişlerinde bunu yapmaya mecbur bırakılacakları belirtiliyor.
Çin ve Rusya arasındaki anlaşma
Financial Times gazetesinin baş sayfada yer verdiği bir diğer gelişme de Rusya ve Çin arasında imzalanan 400 milyar dolarlık tıklayın doğal gaz anlaşması.
Gazete anlaşma için, "Moskova, Avrupa'nın Rusya olan bağımlılığını azaltmaya çalıştığı bir dönemde doğu komşusuyla yeni ve önemli bir ihracat pazarına sahip oldu" diyor.
Haberde şu yorum yapılıyor:
"Anlaşma, Moskova ve Batı arasındaki ilişkilerin gerildiği bir dönemde Çin ve Rusya arasındaki bağların da güçlendiğine işaret ediyor. Ama Gazprom'un bazı tavizler vermeye zorlandığı da aşikâr. Pekin'de gaz sanayiinin içinden isimler, Gazprom'un uluslararası arenada yalnızlığa itildiği bir dönemde Çin'in daha sıkı pazarlık yapabildiğini söylüyor."
Independent gazetesi de dünya haberleri sayfasında Rusya ve Çin arasındaki anlaşmaya tam sayfa ayırmış.
Gazete anlaşma için şu ifadeleri kullanıyor:
"10 yıldan uzun bir süre sonunda varılan anlaşma, Ukrayna krizinin başlamasından bu yana Avrupa ile olan ticari bağımlılığını kesip Asya'da daha karlı bir yolculuğa çıkan Putin'e kendisiyle övünmesi için bir sebep verdi."
"Fakat anlaşma yalnızca ticari değil Ruslar açısından aynı zamanda diplomatik bir darbe. Geleneksel olarak toprak bütünlüğüne sahip çıkan ve ayrılıkçı hareketlere karşı duran Çin, Rusya'nın Kırım'ı ilhak etmesine şüpheyle yaklaşmış ve BM Güvenlik Konseyi ile BM Genel Kurulu'nda çekimser kalmıştı."
Gazete, 'prensiplere bağlı olmak ve siyasi pragmatizmin' ayrı tutulduğunu belirtip Çin-Rusya ilişkileri uzmanı Dr. Bobo Lo'nun da şu sözlerine yer veriyor:
"Çin, Rusya'nın Kırım'ı almasından ve Ukrayna'da istikrarı bozmasından memnun değildi. Ama Çin, Rusya'nın Batı ile bozulan ilişkilerinden faydalanıyor. Ukrayna'daki durumdan en çok faydalanan Çin oldu."
'Selefi ilkokula teftiş'
Guardian'da yer alan bir haberde, Luton kentindeki bağımsız bir ilkokulda müfettişlerin radikal İslamcı ve Selefi değerlerine göre bir müfredat uygulandığı yönündeki rapor üzerine okulun kapatılma veya Eğitim Bakanlığı'na devredilme ihtimaliyle karşı karşıya olduğu yazıyor.
Henüz resmi olarak yayınlanmayan raporla ilgili ayrıntıları aktaran Guardian gazetesindeki habere göre, İngiltere'de bağımsız okulları denetleyen Eğitim Standartları ve Çocuk Hizmetleri Bürosu (Ofsted) müfettişleri Luton'daki ilkokulda yaptıkları denetimde 'öğrencilere Selefi inancının benimsetildiği' kanısına vardı.
Müfettişlerin Olive Tree adlı okulla ilgili raporlarında, "çocukları modern İngiltere yaşam tarzına hazırlamadığı, Müslüman bir devlete uygun bir hayata yönelik eğittiği" belirtiliyor.
Guardian gazetesinin haberinde yer alan raporun içeriğinde, şu ifadeler yer alıyor: "Çocukların kütüphanesindeki bazı kitaplarda muhafazakâr Selefi inancı ve Suudi Arabistan'daki toplum ve dine uygun içerikler var. Bu kitaplarda kadınları taşlamak gibi İngiltere toplumunda yeri olmayan cezalar tanıtılıyor."
Okul yönetimi ise denetim kurumuna yaptığı açıklamada, müfettişlerin çocuklara eşcinsellikle ilgili sorular sorması nedeniyle velileri tarafından okuldan uzaklaştırıldıklarını ve denetimlerini de kısa kesmek zorunda kaldıklarını belirtiyor.
Okulla ilgili soruşturma, başöğretmenin BBC'nin radyo programında "ideal bir İslam devletinde eşcinselliğin ölümle cezalandırılması gerektiği" yönündeki sözleri üzerine başlatılmıştı.
Guardian'ın haberine göre okul yönetimi, raporda belirtildiği türden kitapların kütüphanelerinde bulunmadığını, müfettişlerin 'okulda aralarında Ann Frank'ın günlüklerinin de bulunduğu farklı inançlara ait kitaplar olduğunu fark etmediğini' belirtti.
Haberde, İngiltere Müslüman Konseyi'nin de denetçi kuruluşa yazdığı mektupta 'bağımsız okullarda eşcinsellikle ilgili eğitim politikasının açıklığa kavuşturulmasını' talep etti ve eşcinsellikle ilgili soruların yalnızca Müslüman okullarda sorulmadığına dair kanıt gösterilmesini istedi.
Guardian gazetesi haberinde, müfettişlerin raporunda eşcinsellikle ilgili herhangi bir ifade bulunmadığını belirtiyor.
Gece vakti taburcu edilen hastalar
The Times gazetesinin baş sayfa manşetinde İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi'nin (NHS) ileri yaştaki hastalar çoğunlukta olmak üzere gece geç saatlerde taburcu ederek hasta bakım odalarını boşaltmasına yönelik eleştiriler içeren bir haber yer alıyor.
"Her gece 400 hasta hastanedeki yataklarından atılıyor" başlıklı haberde, uygulamaya kısıtlamalar getirileceği yönündeki sözlere rağmen yüz binlerce hastanın gecenin bir vakti apar topar taburcu edilmeye devam edildiği belirtiliyor.
The Times gazetesinin araştırmasına göre son iki yılda çoğu ileri yaştaki hastalar olmak üzere 300 bin hastanın gece saat 11 ila sabah saat 6 arasında uyandırılarak gidecek evleri olmasa bile yataklarından kaldırılıp apar topar taburcu edildi.
Hastaların kiminin üzerlerinde gecelikle, kiminin gerekli belgeler teslim edilmeden kiminin de korumasız veya tehlikeli durumlarına rağmen hastaneden çıkarıldıkları belirtiliyor.
Gazetenin haberinde sağlık yetkililerinin bu uygulamayı ancak istisnai durumlarda yapacaklarına dair verdikleri sözler hatırlatılıyor, fakat uygulamanın da yaygın olduğuna dikkat çekiliyor.
Almanya BasınıMittelduetsche Zeitung, Erdoağan'ın 24 Mayıs'ta Köln'deki Lanxess Arena'da yapacağı konuşmaya dair bir yoruma yer veriyor. Gazete, Erdoğan'ın Köln'de konuşmasının engellenmesini isteyenlerin gerekçelerine atıfta bulunduğu bir değerlendirme yapıyor:
"Burada önemli olan Erdoğan'ın platformunu elinden almak değil. Daha iyisi bu platformu, alttan oymak ve Erdoğan'ın silahını işlevsiz bırakmak. Erdoğan'ın platformunu elinden almak görüşü, Erdoğan'ın yerinin Köln'deki seçim mücadelesi arenası değil facianın yaşandığı Soma olması gerektiğine dayandırılıyor. Biraz hileli formüle edilmiş bir argüman olsa da, Erdoğan'ın maden faciasındaki tutumundaki eksik duygusal zekasıyla tam olarak uyuşuyor…"
Rus lider Vladimir Putin’in Çin ziyaretinde iki ülke arasında gelecek 30 yıllık süre zarfında Rus gazının Çin’e taşınmasını öngören bir anlaşma imzalaması da basında geniş yer tutuyor. Bild-Zeitung, Rusya ve Çin'in yıllardır bir doğalgaz anlaşması üzerine pazarlıklar yürüttüğüne dikkat çekiyor. Moskova'nın Avrupa pazarı dışında alternatifler araması nedeniye fiyatları düşürdüğünü belirten Bild, bunun üzerine Çin'in yılda 38 milyar metreküp gaz alacağı bilgisini veriyor. Yorum şu sözlerle devam ediyor:
"Ama peki bu bizim için ne anlama geliyor? Putin bize şimdi vanaları mı kapatacak? Hayır! Putin'in bizim dövizlerimize ihtiyacı var ve bu kadar çabuk Avrupa boru hatlarını kapatıp, başka yerde gazı paraya dönüştüremez. Ancak yine de, Rusya-Çin anlaşması bizim için bir uyarı olmalı. Avrupa'nın Rus enerji kaynaklarının yerine farklı alternatiflere ihtiyacı bulunuyor. Bunun geceden sabaha olması gerekmiyor, bu uzun vadeli bir proje. Tıpkı Putin'in uzun vadede bize şantaj yapma girişimleri gibi…"
Straubinger Tagblatt gazetesi, Rusya ile Çin'in doğalgaz anlaşmasını Ukrayna krizi nedeniyle ABD ve AB'nin Rusya'ya uyguladığı yaptırımlar üzerinden değerlendirerek, Putin'in hamlesiyle yaptırım tehditlerinin bir kez daha sonuçsuz kaldığı yorumunu yapıyor:
“Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bir kez daha Batı'ya tur bindirdi. Uzun süredir kur yaptığı Pekin'i en nihayetinde doğalgazını satın almaya ikna etti. Evine kocaman bir anlaşmayla dönmüş olacak. Bu nedenle de Ukrayna krizinde ABD ve AB'nin yaptırım tehditleri bir parça daha etkisiz hale gelecek.”
Mannheimer Morgen gazetesi ise aynı konuyu farklı bir açıdan değerlendiren bir yoruma yer veriyor. Gazete Çin'in ekonomik çıkarlarına dikkat çekiyor:
“Çin, Sibirya gazıyla parlamaya ve bir zamanların büyük kardeşini gölgesinde bırakmaya devam edecek. Pekin'in yeni bir Doğu Bloku'nda yer alma gereksinimi bulunmuyor. En nihayetinde Çin, ABD ve Avrupa'daki daha önemli partnerlerinin, Rusya'nın hammaddelerine borçlu olmadığı, küreselleşme sayesindeki gelişiminin farkında. Her ne kadar Batı'ya karşı kin duygusunda Rusya ile birleşiyor olsa da Çin'deki yönetim, zaten dünya siyasetindeki bir bloklaşmaya dahil olmakla ilgilenmiyor. Pekin şu sıralar ustalıkla bir çıkar politikası izliyor ve hangi partnerlerden çıkar sağlayacağını iyi biliyor. Avrupa ile ekonomik ilişkileri çok daha büyük hacme sahip. Moskova'nın Pekin'e, Pekin'in Moskova'ya duyduğundan daha fazla ihtiyacı var.”
Fransa BasınıEl Figaro'da yayımlanan habere göre ilk başlarda büyük bir ilerleme kaydeden evlerde yapılan ufak çaplı ufak ev işleri, şimdilerde endişe verici bir düşüş yaşıyor. 2013’te sektörde tarihi bir gerileme kaydedildi ve 16 bin 500 iş kaybı yaşandı. Yine aynı dönemde çalışılan saatler için yapılan bildirimlerdeki düşüş ise yüzde 7,8 şeklinde oldu.
Hane halkının alım gücünün zayıflaması ve yönetimin krizde olması, bu acımasız düşüşün bir kısmını açıklasa da asıl sorumluluk vergilendirme sistemindeki istikrarsızlık.
Önce sağ, sonrasında da sol yönetimler tarafından ufak çaplı ev işlerine vurulan iki ayrı darbe, kriz boyunca istihdam yaratan tek sektörü de zayıflattı. Sonuç ise ortada; birçok iş alanı, kaybolup gitti. Vergilendirme sistemi ve sosyal yardımların kesilmesi, birçok hane halkının evinde çalıştırdığı kişilerden vazgeçmesiyle sonuçlandı. Sektörün temsilcileri ise bu durumu yarın Başbakan’a açacaklar.
İspanya Basını
El Pais: Fransa Başbakanı Manuel Valls, seçim kampanyasında, İspanyol sosyalistlere destek olmak için dün doğduğu topraklara geldi.
Barselona’daki Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) mitingine katılan Valls “Biz Fransa’da sizin kadar ağır kesintiler uygulamıyoruz” diyerek Başbakan Rajoy’un mali politikalarını eleştirdi. “İspanya’nın 2008’den bu yana yaşadıkları çok zor… Bizim mali politikamızla ise hiçbir ilgisi yok. Biz de kesinti yaptık ancak emekli maaşlarına dokunmadık” şeklinde konuştu.
Rajoy hafta başında düzenlediği bir mitingde “Avrupa’daki solcular bile bizim mali politikamızı takdir ediyor. Bir tek Sosyalist İşçi Partisi bunu göremiyor” değerlendirmesinde bulunmuştu. Valls’in dün yaptığı açıklama ise Rajoy ile aynı fikirde olmadığını ortaya koyuyor.
Öte yandan son anketlere göre Halk Partisi ile Sosyalist İşçi Partisi arasındaki fark giderek kapanıyor. Halk Partisi adayının kadınları aşağılayan açıklamalarda bulunması nedeniyle oy kaybı yaşadığı tahmin ediliyor.

YORUM YAZIN