Header Ads

Cumartesi Anneleri'nin 466. Buluşması: "Biz Adaleti Ararken AKP Hırsızları Serbest Bırakıyor"



Cumartesi Anneleri 466. kez Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi. Kayıp yakınları bu hafta, 1994 yılında İstanbul'da gözaltına alınarak kaybedilen Diyarbakır'lı üniversite öğrencisi Cüneyt Aydınlar için oturdu.

Kayıpların fotoğrafları ile karanfillerin taşındığı bu haftaki eyleme Cüneyt Aydınlar'ın ailesi de katıldı. Eylemde ilk sözü Cüneyt Aydınlar'ın amcası Recep Aydınlar aldı.

Cüneyt'in 1991 yılında üniversiteyi kazanıp İstanbul'a geldiğini ve 1994 yılında ise gözaltına alınarak kaybedildiğini belirten amca Aydınlar, devletin o dönem İstanbul'dan Diyarbakır'a, Diyarbakır'dan Hakkari'ye sistemli bir şekilde gözaltında kaybetme politikası yürüttüğünü söyledi.

AKP iktidarının kendi hükümeti döneminde sürekli “Faili meçhullerin yaşanmadı” diye övündüğünü kaydeden Recep Aydınlar, ancak AKP iktidarı döneminde hiçbir gözaltında kaybın ortaya çıkarılmadığını vurguladı.

Recep Aydınlar, "Biz adaleti ararken, AKP hırsızları serbest bırakıyor" diyerek bakan oğullarının dün serbest bırakılmasını eleştirdi. Cüneyt Aydınlar'ı kaybeden polislerin isimleri belli olmasına rağmen herhangi bir işlem yapılmamasını eleştiren Recep Aydınlar, "Bu ülkenin namuslu dürüst savcıları varsa Cüneyt Aydınları kaybeden Başkomiser Ahmet Arkut, polisler Doğan Özdemir, Mehmet Yalın, Ali Çinal hakkında soruşturma açması gerekir" diye konuştu.

KEMAL GÜNGÜ'NÜN MEKTUBU OKUNDU
Recep Aydınlar'ın ardından Cüneyt Aydınlar ile birlikte gözaltına alınan Kemal Güngü'nün yolladığı mektup okundu.

Kemal Güngü'nün mektubunda şu ifadelere yer verildi:

"Cüneyt Aydınlar'la 18 Şubat 1994'te İstanbul/Bahçelievler'e bağlı Ömür durağında buluşacaktık. Saat 13:10 civarında gözaltına alındı. Gayrettepe'de de oradaydım. Yapılan işkenceden dolayı hareket bile edemez haldeydik. Cüneyt Aydınlar'da aynı durumdaydı. Gözlerimiz bantlı, ellerimiz bağlıydı. Yasaklamalarına rağmen göz bandımı biraz yukarı kaldırdım. Bizi sıraya koymuşlardı. Her seferinde birimize işkence tezgahına götürüyorlardı. Her götürülen de ölüm sınırında geri getiriliyordu. Yine böyle bir durumda Cüneyt'i geri getirdiler. Yerinden bile kımıldamıyordu. Belli bir süre sonra 'su' diyebildi. Durumu daha iyi görünen Nimet Acar'a Cüneyt'e su vermesini söyledim. Kendi başına içebilecek durumda olmadığından, suyu Nimet Acar içirdi. Öyle yerde yığılıydı Cüneyt. Cüneyt'i alıp götürdü polisler. Bir daha da ne kendisini görebildik, ne de ondan bir haber alabildik. Sorduğumuzda kaçtığını söylediler. Tabi inanmadık. O durumda bir insanın kaçabilmesi imkansız. Yerinden kıpırdayamıyordu, nasıl kaçsın? Diğer bir konu da yakalanma tarihleridir. Yakalanma tutanaklarının hepsi düzmece. Sanırım o zaman 15 gün gözaltında tutmaya yetkileri vardı. Daha uzun süreli gözaltında kalanların gözaltına alınma tarihleri daha ileri tarihe alarak kendi açıklarını kapatmaya çalıştılar."

DÖNEMİN İKTİDARI KAYIPLARDAN SORUMLUDUR
Mektubun okunmasının ardından bu haftaki basın metni okundu. Açıklamada, "Talebimiz çok açık ve net; devletin gözaltına alarak kaybettiği evlatlarımızı istiyoruz" denildi.

Cüneyt Aydınlar'ın kaybedildiği dönemde Necdet Menzir'in İstanbul Emniyet Müdürü, Mehmet Ağar'ın Emniyet Genel Müdürü, Hayri Kozakçıoğlu'nun İstanbul Valisi, Nahit Menteşe'nin İçişleri Bakanı, Tansu Çiller'in Başbakan, Süleyman Demirel'in ise Cumhurbaşkanı olduğu belirtilen açıklamada, bunların Cüneyt Aydınlar'ın kaybedilmesinden sorumlu kişiler olduğu kaydedildi, yargılanmaları istendi.

(etha)

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.