Avrupa Basınında Bugün (5 Mart 2014)
İngiltere BasınıFinancial Times’ın Türkiye gündemiyle ilgili haberinde, internette yayımlanan ses kayıtlarının iş dünyasının “üzerine ışık tuttuğu” belirtiliyor.
Daniel Dombey ve Funja Guler imzalı haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile sanayici Metin Kalkavan arasında geçtiği iddia edilen telefon görüşmeleri kaydı konu ediliyor.
Erdoğan’ın, Koç Holding’e verilen 1,5 milyar Euro değerindeki ihaleye itiraz etmesi için Kalkavan’a yol gösterdiği ve yenilenecek ihaleye nasıl katılması gerektiği konusunda tavsiyede bulunduğu iddia ediliyor.
Haberde, Başbakan Erdoğan’ın daha önce benzer bir ses kaydını “montaj” diye nitelendirdiği hatırlatılarak, polis içinde yapılanan grupların gizlice dinlemeler yapmakla suçlandığı belirtiliyor.
Financial Times muhabirleri, Türk ekonomisinin devlerinden Koç grubunun “ülkenin eski laik elitin simgesi” olarak görüldüğü ve Erdoğan ile gerginlikler yaşadığını ifade ediyor.
Ukrayna krizine çözüm ihtimalleri
Guardian gazetesindeki Ukrayna kriziyle ilgili yorumlarda ağırlıklı olarak, olası çözüm ihtimalleri ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in zayıflıkları konu ediliyor.
Başyazıda, Ukrayna’da çoğunluğunu radikal sağcı grupların oluşturduğu silahlı göstericilerin Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç’i ülke dışına çıkmaya zorlamasının ardından Rusya’nın, Rusça konuşan halkı koruma adına Kırım Yarımadası’na asker çıkarmasının sonuçları irdeleniyor.
Asker çıkarma sonrasında Rus rublesinin büyük değer kaybettiğini, Moskova yönetiminin G8 grubundan çıkarılmakla ve uluslararası tecritle karşı karşıya olduğunu belirten Guardian, “Dünya ekonomilerinin karşılıklı bağlılığı Putin için olduğu kadar Avrupa için de bir zayıflık” değerlendirmesine yer veriyor.
Almanya’nın Rus doğal gazına ihtiyacı olduğu, İngiltere’nin de Rus sermayesine mali yaptırım uygulanmasına karşı çıktığı belirtilen başyazıda şöyle deniyor:
“Eğer Avrupa hükümetleri Rusya’nın müdahalesine uğrayan Ukrayna’nın bir yol bulmasına yardım etmekte ciddiyse, önceliklerinin nerede yattığını iyice düşünmek zorunda.”
Aynı gazetede Julian Borger, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ‘Ukrayna’da silah kullanılmasına gerek olmadığı ancak askeri güçlerin hazır tutulacağı’ minvalindeki sözlerini “Putin’in zeytin dallarını tanklar taşıyor” diye yorumluyor.
Ayrı bir köşede, Putin’in zayıf noktaları olarak şu üç başlık sıralanıyor:
Ekonomi: Ukrayna’nın iflasın eşiğindeki ekonomisi IMF ve AB yardımlarıyla canlanırsa bu, Rus oligarkları ve Ukraynalı milyarderler için felaket olabilir.
Bölgesel tepki: NATO ve AB üyesi olan Baltık ve Doğu Avrupa ülkeleri, Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesine tepki gösterirken, kendi ülkelerindeki eski Rus egemenliğine gönderme yaptı.
Kırım’daki Türk-Tatar azınlık: Çarlık ve Sovyetler döneminde Rus egemenliği altında acılar yaşayan Müslüman Tatar azınlığın çoğu, Kırım’ın Ukrayna’nın parçası olarak kalmasını istiyor.
Financial Times, Ukrayna krizine ayırdığı iki sayfada, ABD’nin Rusya’ya, ‘İran tipi’ ekonomik yaptırımlar uygulanmasını istediğini aktarıyor.
Başyazıda, Avrupa Birliği ülkelerinin ise ikilem içinde olduğuna dikkat çekilerek, “Rusya’nın yayılmacılığına karşı AB birlik olmalı” çağrısı yapılıyor.
Kathrin Hille, Moskova’dakilerin gelişmeleri “Avrupa’nın Rusya zayıflatma girişimi” olarak görmesinin diplomatik çözümü zorlaştırdığını vurguluyor.
Amerikan düşünce kuruluşu Carnegie’nin Moskova Merkezi temsilcisi Dmitri Trenin de iyimser değil: “Siyasi bir çözüm en yakın olası senaryo değil. Büyük olasılıkla Ukrayna uzun süre istikrarsız olacak.”
Independent gazetesinin dış haberler editörü Alistair Dawber, Rusya’nın ekonomik sebeplerle silahlı çatışma istememesine karşın Batılıların taleplerini yerine getirmiş gibi gözükmeyi de istemediğini belirterek, “Kimsenin üstün durumda olmadığı Kırım’daki kriz çözülmekten çok uzakta” diyor.
Aynı gazetede Rupert Cornwell, Ukrayna ile Rusya’nın yaklaşık bin yıl birlikte yönetildiğini hatırlatarak, bu ülkede Batı etkisinin hakim olmasının Moskova tarafından kabul edilemez olduğunun altını çiziyor.
Cornwell ayrıca, Batı değerlerine sahip “normal” bir Ukrayna kurulması halinde Rus halkının da “Biz neden eksiklik, yolsuzluk ve kanunsuzluk altındayız” demesi ihtimalinin Putin’i korkuttuğunu öne sürüyor.
Hamish McRae ise Rusya’nın doğal gaz ve petrol kaynaklarına karşın, Avrupa’nın uzmanlığının da değerli olduğunu belirterek, yaptırımlar uygulanması halinde Rusya’nın daha çok şey kaybedeceği görüşünü dile getiriyor.
Daily Telegraph, başyazısında “Bir çizgi çekilmeli” diyerek, AB ve NATO liderlerine, Rusya’ya karşı kararlı tutum takınılması gerektiğini savunan gazetelerden.
Times’ın başyazısındaysa, Ukrayna’da Yanukoviç’in devrilmesinin ardından sağcı gruplar tarafından kurulan yeni yönetimin Rusça konuşan azınlığın hakları konusunda garanti vermediği gibi, Rusça’yı resmi diller arasından çıkarmasının durumu güçleştirdiğine dikkat çekiyor.
Gazetede yer alan bir haberde, Rusça konuşan halkın yoğun olduğu sınır vilayeti Donetsk’teki “halk komitesinin”, Rus birliklerini bu bölgeye de davet edeceği belirtiliyor.
Roger Boyes ise “Nükleer (silah sahibi) bir Ukrayna Putin’i caydırabilirdi” görüşünü ileri sürüyor.
Mısır'da Hamas faaliyetleri yasal
Guardian’ın dünya haberleri sayfalarında, Filistin’in Gazze bölgesini kontrol eden Hamas örgütünün faaliyetlerinin Mısır’da bir mahkeme tarafından yasaklandığı aktarılıyor.
Kararın, Hamas’ın içinden doğduğu Müslüman Kardeşler hareketinin üyesi Muhammed Mursi’nin geçen Temmuz ayında ordu tarafından Cumrubaşkanlığı koltuğundan indirilmesinin ardından geldiğine dikkat çekiliyor.
Hamas yetkilileri, Mısır'da faaliyetleri olmadığını ve Mısır istihbaratının bunu bildiğini belirterek, bu hareketin "İsrail'in işine yarayacağını" savunuyor.
Financial Times’taki bir haberde, Hamas’ın son dönemde hiçbir militan grubun Gazze Şeridi’nden İsrail’e roket fırlatmaması için devriyeleri sıklaştırdığı belirtiliyor.
Habere göre, İsrail ordusu da Hamas’ın bu yönde gayret gösterdiğini doğruluyor.
Haberde görüşüne yer verilen İslami Cihad hareketi sözcüsü ise İsrail ile ateşkesin sürdürülmesinden yana olduklarını söylerken, İsrail’in defalarca ateşkes şartlarını ihlal ettiğini öne sürüyor.
Almanya Basını
Nürnberger Nachrichten gazetesinin yorum sütunlarında, Kırım konusunda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile uzlaşı aranması gerektiği görüşünü savunan bir yorum dikkat çekiyor:
"Neyse ki Ukrayna'daki gerginlik henüz bir çatışmaya dönüşmedi. Putin, gözdağının yanı sıra diyaloga hazır olduğu işaretini verdi. Diplomasinin öncelikli amacı da şu olmalı: Kırım'ın ve Ukrayna'nın geleceğine dair arayışları Rus lider ile birlikte yürütmek. Bu müzakereler yapılmadığı müddetçe, Rusya'yı şüpheli birtakım yaptırımlarla tahrik etmek yapıcı olmaktan çok yıkıcı olur. Zira Putin'in buna ne şekilde karşılık vereceğini öngörmek mümkün: Bu yaptırımları doğalgaz kozunu kullanarak geri püskürtecektir. Putin'i ciddiye almak ve onu anlamaya çalışmak bu krizin çözülmesinde faydalı olabilir.”
Berlin'de yayımlanan Der Tagesspiegel'in aynı konudaki yorumunda şu satırları okuyoruz:
“ABD ile müttefiklerinin yeni gerçekçilik için ödemek zorunda oldukları bedel, jeopolitik krizlerin çözümünde artık sadece ABD'nin bir aktör olarak devreye giremeyecek ve fiili olarak atılacak adımları yönetemeyecek olmasında gizli. Kırım, Avrupa'nın krizi ve onu çözenler de öncelikli olarak Avrupalılar olmalı. Anegala Merkel'in Rus Devlet Başkanı Putin'in karşısına dikilmemesi için hiçbir neden yok. Merkel, bu avantaja da sahip. Zira Rusya ile girift ilişkiler içinde olan Avrupa ekonomisi, Detroit ya da Houstonlu şirketler değil.”
Münih'te yayımlanan Süddeutsche Zeitung'da ise 7-14 Mart tarihleri arasında Soçi'de düzenlenecek olan Paralimpik Oyunları, Kırım krizi çerçevesinde ele alınıyor. ABD, İngiltere ve Hollanda oyunlara resmi heyet göndermeme kararı almıştı. Yorum şöyle:
“Soçi Kış Olimpiyat Oyunları Putin'in halkla ilişkiler çalışmalarına mükemmel bir katkı sundu. Olimpiyatın 50 milyar dolarlık bütçesi hakkında Batılı medya organlarında çıkan eleştirileri Putin rahatlıkla boşa çıkarabilirdi, zira olimpiyatın sonunda sporculardan, gazetecilere ve organizatörlere kadar herkes oyunların ne kadar da sorunsuz bir şekilde geçtiğinden söz ediyordu. Derken Kırım krizi çıktı, Paralimpik Oyunları sırasında da müsabaka görüntülerinin yayınlanması isteniyor, sporcular rahat bir şekilde oyunları tamamlayabilmeyi arzuluyor. Fakat belki de spor çevreleri için şunu anlamanın zamanı geldi: Dünyada spor oyunlarından daha önemli ve ciddi şeyler de var.”
Magdeburg'da yayımlanan Volksstimme gazetesinde ise Çin Ulusal Halk Kongresi'nin yıllık olağan toplantısı ele alınıyor:
“Çin Ulusal Halk Kongresi başlamadan önce, Çin yönetimi kamuoyu önünde önceliğini duyurdu, ordu artık ülkenin siyasi öncelikleri arasında ilk sırayı alacak. Çin'de yıllardır iki haneli rakamlarla büyüyen savunma harcamaları, ekonomik durgunluk oranlarını çoktan arkasında bıraktı. Ancak Pekin, silahlanmasını 'savunma amaçlı olduğu ve saldırı hedefi gözetmediği' şeklinde gerekçelendirmeye çalışıyor. 'Barışın güvencesi olarak savunma!' Devasa harcamaların arkasındaki niyetin bu olduğu öne sürülüyor. Çin şimdiye kadar bu çizgiye bağlı kaldı, bu Doğu Çin Denizi'nde komşuları ile yaşadığı adalar sorunu için de geçerli. Ne var ki Japonya, Güney Kore veya Vietnam ile gerginliğin artması durumunda, bu ülkeler ne tür bir savunma gücü ile karşı karşıya geleceklerinin bilincinde olmalılar.”
Fransa BasınıFransız Le Figaro, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’ya olası bir askeri müdaheleye ilişkin açıklamalarını yorum sütununa taşımış:
“Tarih bir kez daha uluslararası hukuk ile karşı karşıya geldi. İki farklı meşruiyet durumu öne çıkarılıyor ve bunlar karşı karşıya getiriliyor. Vladimir Putin, Kırım’da ve Ukrayna’nın bazı bölgelerinde Rus kültürünün ve Rus dilinin öteden beri var olduğunu söylüyor. Batılı ülkeler ise ülkelerin toprak bütünlüğü prensibine ve BM Sözleşmesi’ne dikkat çekiyor. Kendimizi kandırmayalım… Moskova yumuşak bir işgal girişimiyle Kırım’ı çoktan ele geçirdi bile. Bu açıdan bakıldığında Rusya Devlet Başkanı Putin’in Kiev’deki Bağımsızlık Meydanı’nda kaybettiği yüzünü kurtardığı söylenebilir. Kırım bundan böyle Moskova’ya biraz daha bağımlı olacak. Ya büyük ölçüde Rusya’nın etkisi altında özerk bir bölge olarak Ukrayna topraklarında kalmaya devam edecek veya da tam olarak Moskova’nın kontrolüne girecek.”
Avusturya BasınıAvusturya gazetesi Die Presse ise Kırım’da krizden çıkış yolunun ne olduğunu şöyle irdeliyor:
“Kırım krizinin çözümü nasıl olabilir? Bir olasılık şu: Geçici Ukrayna hükümeti Rusların Kırım’daki haklarını korumayı taahhüt eder ve bunun karşılığında da yarımadanın özerklik statüsünü garanti altına alır. Başka bir çözüm yolu ise bağımsızlık konusunda halk oylamasına gitmektir. Ancak her iki tarafın da bu çözüme rıza göstermesi ve bunun ileri yıllarda, örneğin önümüzdeki 10 yıl içerisinde, yapılması şartıyla… Bunun olması için ise Putin’in şu ana kadar tanımamakta ısrar ettiği Kiev’deki yeni iktidar temsilcileriyle masaya oturması gerekir.”
İtalya Basınıİtalyan La Stampa, Ukrayna krizinde gündeme gelmesi olası yaptırımlar konusuna değiniyor:
“Avrupa ile ABD'nin elinde Rusya'yı dize getirecek bazı imkânlar var. AB daha önce Ukrayna'nın iktidardan uzaklaştırılan devlet başkanı Viktor Yanukoviç'le bağlantılı 17 Ukraynalı politikacı hakkında kişiye özel yaptırım önlemlerini gündemine almıştı. Bunun aynısı şimdi Yanukoviç'in Rus müttefikleri için de uygulanabilir. Bu, ilk kez yapılan ve etkili bir önlem olur. Moskova'nın ekonomisi artık uluslararası finans dünyasına iyiden iyiye dâhil olmuş durumda. Bu yüzden Rus ekonomisinin küresel banka sistemine girişine 'hayır' denilmesi, onu büyük ölçüde bloke eder. Bu da Rusya'daki oligarklar, dış ülkelerde sermayeleri olduğu söylenen zengin işadamları ve Putin için kabul edilmesi mümkün olmayan bir önlem olurdu.”

YORUM YAZIN