Avrupa Basınında Bugün (27 Şubat 2014)
İngiltere BasınıFinancial Times gazetesi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısında değişiklik yapan yasa tasarını onaylamasıyla ilgili haberinde yargıçların yeni bir baskıyla karşı karşıya olduğunu yazıyor.
Gazetenin haberinde özetle şöyle deniliyor:
"Abdullah Gül, karşıtlarının Türk yargısının bağımsızlığını tehdit edeceğini söylediği yasal düzenlemeyi imzalarken, hiddetli bir savaş ülkenin kurumları üzerinde iz bırakmaya başladı. Bazı kesimler Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin, devlet içindeki düşmanlara karşı elini güçlendirmeye çalışırken Türk kurumlarının bağımsızlığını ortadan kaldırmakta olduğunu söylüyor.
'MİT Polis'ten daha sadık'
"Avrupa Komisyonu yasayla ilgili kaygılarının "çok iyi bilinmekte" olduğunu ve buna ilişkin değerlendirmenin Türkiye'nin ilerleme raporuna yansıtılacağını açıkladı.
"Erdoğan, bu yasanın Gülen hareketinin yargıya sızmasını önlemek için gerekli olduğunu söylüyor. Erdoğan, ailesini de soruşturan yolsuzluk soruşturmasını durdurma arzusunu ortaya koydu. Bu çabaya paralel olarak bu soruşturmadan sızan bilgilerin internete konmasına yasak getirdi."
"Parlamento ayrıca Türk istihbarat servisinin yetkilerini artıran bir başka yasal düzenlemeyi değerlendiriyor. Erdoğan, MİT'i, Gülen hareketinin güçlü bir etkisi bulunan polis teşkilatından daha sadık görüyor. "
Rusya'nın Ukrayna'daki seçenekleri
Guardian gazetesi, Ukrayna'daki son gelişmelerle ilgili haberinde Kırım bölgesinde gerilim tırmanırken, Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin'in, Rus silahlı kuvvetlerine 'yeni hükümete gözdağı vermek amacıyla alelacele' Batı Rusya'da tatbikat yaptırma kararı aldığını yazıyor.
Gazete Rusya Savunma Bakanlığı'nın tatbikatın Ukrayna'daki siyasi gelişmelerle bağlantısı olmadığını açıkladığını belirtiyor ancak bu kararın iki haftadır Moskova'nın Ukrayna'daki etnik Rusların haklarının çiğnendiği yolundaki açıklamaları izlediğini aktarıyor.
Aynı gazetede yer alan Luke Harding imzalı bir yorumda, Putin'in Ukrayna'ya ağır bedel ödettirecek bir intikama girişebileceği belirtiliyor. Analizde özetle şöyle deniyor:
"Ukrayna sınırında tatbikat kararına rağmen, bu Rusya'nın askeri müdahale planladığı anlamına gelmiyor. Bu olası bir senaryo değil ancak, Rusya'nın işgale girişmeden Ukrayna'da sorun yaratmak için pek çok seçeneği var."
"Bunlardan en aşikâr olanı Kırım'daki ayrılıkçı güçleri teşvik etmek. Rusya'nın en güçlü denetim aracı ekonomik. Avrupa Dış İlişkiler Komisyonu'ndan Andrew Wilson'ın söylediği gibi ekonomik iflasın eşiğinde. Yabancı rezervler hızla azalıyor, Ukrayna parası Amerikan doları karşısında hızla düşüyor. Bunun sonucu olarak Ukrayna ekonomisi büyük bir mali kara delikle karşı karşıya. Putin Aralık'ta Ukrayna'da 15 milyar dolarlık tahvil alma sözü vermiş, bu ülkeye sattıkları gaza da yüzde 30 indirim yapmıştı."
Bunun karşılığında devrik Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç, Avrupa Birliği'yle ticari işbirliğini imzalamaktan vazgeçmişti. Protestoları da bu karar başlattı. Rusya şimdiye kadar Ukrayna'ya kredinin 3 milyar dolarını verdi. Şimdi geri kalanını vermeyecek. Avrupa Birliği ve Uluslararası Para Fonu IMF yardım sözü verdi ancak ilk yardım dilimi Mayıs'taki yeni hükümete yetişecek. Bu süre zarfında Ukrayna iflasa doğru sürüklenecek. Rusya'nın en büyük silahı gaz. Rusya Ukrayna'dan 2013 ve 2014 için 1,6 milyar dolara ulaşan alacağını isteyebilir."
"Ama bunun karşılığında Ukrayna'nın da kozları var. Avrupa'ya giden Rus doğalgazının yüzde 60-80'i Ukrayna toprakları üzerinden geçiyor. 2009'daki krizde, Avrupa'ya enerji sevkiyatı kesintiye uğramış, Gazprom'un itibarı zedelenmişti. Ayrıca Ukrayna'nın iflası Rus yatırımlarına da zarar verebilir. Zira Rus bankaları Ukrayna'da savunma, tarım ve nükleer teknolojiye yüklü miktarda para yatırmış durumda"
Almanya BasınıBerlin'de yayımlanan Die Welt gazetesi Rusya'nın Ukrayna krizine gösterdiği tepkiyi konu alan yorumunda şu görüşlere yer veriyor:
“Rusya, Vladimir Putin'in hayalindeki Avrasya İmparatorluğu'nu Ukrayna olmadan kuramaz. En azından şimdilik. Bunun sonuçlarını Putin açısından da sınırlandırmak mümkün olmaz. Rusya, dolar karşılığında Batı Avrupa'ya doğalgaz taşıyan borularını Ukrayna topraklarından geçirmek zorunda. Ancak bu gözü dönmüş Rusya'dan zarar gelmeyeceği anlamına da gelmez. Sihirli formül, kendi çıkarlarını göz ardı etmeden bütün taraflar arasında denge kurabilmektir. Önce Avrupa, Ukrayna'ya müdahale etmesinin son derece olumsuz sonuçlar doğuracağı hususunda Rusya'yı aydınlatmalıdır. Ama aynı zamanda Washington, Londra, Paris ve Berlin yönetimleri Rusya'nın menfaatlerini kale almazlık etmediklerini de açıkça göstermelidirler.”
Frankfurter Allgemeine Zeitung da Kırım yarımadasındaki huzursuzlukları konu alan bir yorum yayınlamış:
“Önde gelen Rus politikacılarının Kırımlıları Ukrayna'dan ayrılmaya çağırdığını kimse iddia edemez. Ancak kullandıkları ifadeler Rusça konuşan ayrılıkçılara geniş bir yorumlama alanı açıyor. Kırım'daki protestolara Moskova'nın Kiev yönetiminden farklı bakması anlaşılabilir bir tutumdur. Ama yine de Rus yönetimi sadece yurttaşlarının çıkarlarına sahip çıkmayıp başka emeller peşinde de koştuğundan şüphe duyulmasına adeta davetiye çıkarıyor. Yoksa Rus Karadeniz donanmasının üslendiği Sivastopol'da ateşle oynayanlara suskun kalmaz ve onlara dayanışma ziyaretlerinde bulunmazdı. Orada bir Rus vatandaşı silahlı birlikler kurup yollara barikat kuran harekete önderlik ediyor. Tansiyonun yükseldiği ortamda bu tehlikeli bir oyundur.”
Alman Anayasa Mahkemesi'nin Avrupa Parlamentosu seçimlerinde uygulanan 3'lük oy barajını, siyasi partiler arasındaki fırsat eşitliği ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal etmesi, bugünkü Alman basınında geniş yankı buldu. Frankfurter Rundschau gazetesinin yorumu şöyle:
“Hür Seçmenler, Hayvan Severler ve diğer küçük partiler ilk kez Avrupa Parlamentosu'nda koltuk kazanma şansına kavuştu. Büyük bir heyecanla seçim kampanyası için kolları sıvayacaklar. Mahkeme kararı büyük partilerin seçmenlerini de moral bozukluğuna uğratmayacak, aksine motive edecektir. Çünkü aşırı Alman milliyetçilerinin Avrupa Parlamentosu'nda işi olmadığını düşünen herkes mutlaka sandığa gitmek zorunda olduğunu biliyor. Yüzde üçlük oy barajı Alman Nasyonal Demokrat Partisi ve kafadarlarını parlamentodan uzak tutmaya artık yetmiyor. Kitle partileri de seçim kampanyasında tansiyonun yüksek olacağını hesaba katacaklardır. Büyük partiler öncelikle Euro'yu kurtarmanın neden kaçınılmaz olduğunu seçmene anlatmak zorundalar. Bu bakımdan Anayasa Mahkemesi kararının birçok olumlu sonuç doğurduğu söylenebilir.”
Almanya'nın Essen şehrinde yayımlanan Neue Ruhr/Neue Rhein Zeitung gazetesi servet dağılımının giderek bozulmasını konu alan yorumunda devletin düzenleyici eline ihtiyaç duyulduğunu yazıyor:
“Devletin görünen eli, piyasanın sosyal meseleleri çözmekten aciz olan elini şimdiden kavrayıp ona yön vermelidir. Veraset vergisinin arttırılıp servet vergisinin yeniden yürürlüğe konmasını talep etmenin sosyalizmle ilgisi yoktur. Ne için? Eğitimi, kütüphaneleri, gençlik projelerini desteklemek için. Yaşlılıkta fakir düşme problemini çözmek için. Dünyada, büyük servetten bu kadar az vergi kesip güçlünün katkısından böylesine kayıtsızca feragat eden başka büyük sanayi ülkesi yoktur.”
İspanya Basınıİspanyol El Mundo gazetesi, Rusya'nın Kırım Yarımadası'nda baş gösteren kriz ile ilgili tutumunu ele alıyor:
“Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, arı kovanını andıran Ukrayna’da gerilimi tırmandırıyor. Moskova’nın, ordunun savaşa hazırlık seviyesinin denetleneceği açıklaması, Putin’in intikamının gecikmeyeceği anlamına geliyor olabilir. Ama bu aynı zamanda sadece Rus liderin keyfî ve sorumsuz diplomasi tarzı da olabilir. Uluslararası topluluk bu krizin askerîleşmesine izin veremez. Bu, Ukrayna’da bir iç savaş tehlikesini son derece artırır. Aynı zamanda da ortak bir çözüm bulma ve Ukrayna’nın iflasını engelleme yönündeki umutları ortadan kaldırır.”
Avusturya BasınıAvusturya'nın başkenti Viyana'da yayımlanan Der Standard gazetesi devrimci protesto hareketlerinin söz konusu ülkelerin imajını toptan değiştirdiğini belirtiyor:
“Maidan, Tahrir, Taksim... Bunlar sadece Kiev, Kahire ve İstanbul’daki meydanların adları değil, son dönemlerin devrimci protestolarının kısa adı. Bu semboller, beyinlerdeki Ukrayna, Mısır ve Türkiye tablosunu temelden ve kalıcı bir şekilde değiştirdi. Maidan hareketi ve Turuncu Devrim öncesinde Ukrayna deyince ortalama bir AB vatandaşının aklına ne geliyordu? Rusya’nın yakınlarında bir yerde uzak bir ülke, Rusya’nın bir uzantısı. Ama Kiev’deki barikat görüntülerinin televizyonlarımızın ekranlarına yansımasının ardından durum değişti. Bu barikatların arkasında duran insanları gördük, dinledik. Genç, yaşlı, öğrenci, ev kadını ve aralarında demokrasi ve hukuk devleti talep eden pek çok eğitimli insan. Yani bizim gibi Avrupalılar. Tabii ki şu farkla: Onlar bu değerler için canlarını ortaya koymaya ve haftalar boyunca buz gibi soğukta kamp kurmaya hazırlardı.”
Lüksemburg BasınıLüksemburg'dan Luxemburger Wort gazetesi ise Alman Anayasa Mahkemesi'nin, Avrupa Parlamentosu seçimleri için yüzde 3’lük barajı iptal etmesi kararını ele alıyor:
“Almanya'da da geçerli olan kriz havası göz önünde bulundurulduğunda sadece Hür Demokratlar ya da Korsanlar gibi liberal ve özgürlükçü partiler değil, aynı zamanda Almanya İçin Alternatif ve Cumhuriyetçi Parti gibi Avrupa karşıtı ve radikal partiler de seçimlerde oylarını artıracak. Bu hoşa gitmeyebilir ama demokrasinin bir parçasıdır. Ama sonuç itibariyle şu soruyu da sormak gerek: Avrupa Parlamentosu seçimleri için tüm AB ülkelerinde geçerli bir ortak seçim hukuku oluşturmanın zamanı gelmedi mi?”
Fransa BasınıFransız Le Télégramme gazetesi ise Fransa hükümetinin ekonomi politikalarını eleştiriyor:
“Yunanistan’ın, evet yanlış duymadınız Yunanistan’ın tünelin ucundaki ışığı gördüğü, İspanya’nın gösterdiği çabaların ardından umut kazandığı, yeni İtalya Başbakanı'nın ülkeyi resesyondan çıkarmak üzere reformlar için kolları sıvadığı bir dönemde Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ve ekibi işsizlik eğrisini geri çevirme bahsiyle türlü oyunlar oynuyor. Rekabet gücü, dayanışma, sorumluluk: Cumhurbaşkanının paktlarının hiçbir anlamı yok. Çünkü içerikten yoksun. Ve hükümetin Fransızları vergi bombardımanına tutarken fena halde yanılmış olduğunu herkes görüyor. Bu pek keyif vermese de...”
(dw/bbc)

YORUM YAZIN