Cumartesi Anneleri'nin 459. Buluşması: "Acımız Yüreğimizde Alev Topu"
Cumartesi Anneleri, 459. kez Galatasaray Meydanı'nda oturma eylemi yaptı. Kayıp yakınları faili devlet olan Güçlükonak katliamının sorumlularının yargılanmasını istedi.
NE OLDU?12 Ocak 1996'da Güçlükonak'ın Çevrimli ve Yatağan köylerine baskın yapan askerler, Abdullah İlhan, Ahmet Kaya, Ali Nas, Meytullah İlhan, Halit Kaya ve Ramazan Oruç'u gözaltına alarak, Taşkonak Jandarma Taburu'na götürüldü. Köylüler işkence ile sorgulanıp, öldürüldü.
15 Ocak'ta ise taburdan Koçyurdu köyüne telefon edilerek, köy muhtarı ve aynı zamanda korucu olan Mehmet Öner'e gözaltına alınanların serbest bırakılacağı söylenerek, onları almaları için minibüsle gelmesi istendi.
Mehmet Öner, korucular Hamit Yılmaz, Abdülhalim Yılmaz, Lokman Özdemir ve şoför Ramazan Nas'ın kullandığı araçla tabura gitti. Tabura gelen 4 korucu da öldürüldü. Öldürülen 10 kişinin bedeni koltuklara bağlanıp, başlarına çuval geçirilerek, jandarma kontrolündeki minibüsle yola çıktı. Güvenliğinden Taşkonak Seyyar Jandarma Birliği'nin sorumlu olduğu yol diğer araçların geçişine kapatıldı.
Minibüs bir noktaya gelince aracın içerisindeki jandarmalar inerek kaçtı. Yolu kesen özel tim minibüsü silahla taradı. Sonra atılan roketler sonucu araç ve içerisindeki 10 ceset kömür haline geldi. Şoför de minibüsten uzaklaşmaya çalışırken taranarak öldürüldü.
16 Ocak'ta Genelkurmay Başkanlığı helikopterle Güçlükonak'a gazetecileri getirdi, sözcü Albay Kalelioğlu olayın bir "PKK eylemi olduğunu", PKK'nin Taşkonak köyünden Koçyurdu köyüne giden köylüler ve koruculara saldırdığını açıkladı.
Haber medya da "İşte PKK katliamı" şeklinde verildi. Davaya ilişkin yapılan suç duyuruları işleme konulmadı, etkin soruşturma yerine suç duyurusunda bulunanlar hakkında dava açıldı. İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine dava AİHM'e taşındı.
AKP hükümeti, ailelerin iddialarının dayanaktan yoksun ve tamamen olduğunu iddia ederek AİHM'de katliamcıları savundu. Ancak mahkumiyetten kurtulamadı. Dönemin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Adnan Ekmen, "Olayı araştırınca arkasından devlet çıktı. PKK'nin değil, JİTEM'in işiydi. Söyleyemedik" itirafından bulundu. 18 yıldır, Güçlükonak katliamının sorumluları yargılanmadı.
'ACIMIZ YÜREĞİMİZDE ALEV TOPU'Cumartesi eyleminde ilk sözü İzmir'de katledilen Murat Yıldız'ın annesi Hanife Yıldız aldı. Gazeteci Metin Göktepe'nin gözaltında işkence ile öldürülmesinin üzerinden 18 yıl geçtiğini hatırlatan Yıldız, "Metin'i gözaltında öldürüldükten sonra Tansu Çiller, 'Zaten gazeteci değilmiş, teröristmiş' şeklinde açıklama yaptı, duvardan düştüğünü söyledi. 18 yıl sonra Gezi direnişi sırasında Eskişehir'de öldürülen Ali İsmail Korkmaz için de 'Arkadaşları öldürdü' şeklinde açıklama yapıldı. Devlet katliamlarını sürdürdürüyor. Yalanlarla üzerini örtmeye çalışıyor" dedi.
Yakınlarını kaybeden analar olarak acılarının ortak olduğunu söyleyen Yıldız, "Acımız yüreğimizde alev topu" dedi, Gezi direnişi sırasında yaşamını yitiren Mehmet Ayvalıtaş ve oğlunun acısına dayanamayarak yaşamını yitiren annesi Fadime Ayvalıtaş için yazdığı şiiri okudu.
Hanife Yıldız, bir kez daha Cumartesi Meydanı'ndan halka seslendi: "Bu devlete, hükümete oylarınızı vermeyin. Oylarınız artık ayakkabı kutularında çıkıyor. Bunlar, bizi, haksızlıkları görmediğiniz, sesimize ses vermediğiniz için yaşanıyor."
Yıldız'ın ardından Hayrettin Eren'in kardeşi İkbal Eren konuştu. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun "adalet arayışı" altında bir takım temaslarda bulunduğunu hatırlatan Eren, "Biz zaten yıllardır bu meydanda, sokaklarda hukuksuzluklara dikkat çekiyoruz. Hukuksuzluk sadece Balyoz ve Ergenekon davalarında yaşanmadı. Ülkenin neresine kazma vursanız kemikler çıkıyor, her karışına insan tohumu ekilmiş. Bunları biliyorsunuz. Ama bugüne kadar ses çıkarmadınız, yazıklar olsun" şeklinde konuştu.
'18 YILDIR SESİMİZİ DUYMADIN'Güçlükonak'ta katledilen Ahmet Kaya'ın kızı Emine Erbek Kaya, 18 yıldır babasını katledenlerin yargılanması için mücadele ettiklerini söyledi. Paris ve Roboskî katliamlarını kınayan Kaya, Başbakan'a seslendi: "Başbakan; daha nereye kadar bu zulüm sürecek! Daha ne kadar bu katliam sürecek! Senin insanlığından şüphe ediyorum. 18 yıldır sesimizi duymadın. Ama yeter artık, yeter. Biz katillerin yargılanmasını istiyoruz. Kanımızın son damlasına kadar bunun için mücadele edeceğiz."
Haftanın metnini Hacer Elçin okudu.
"Güçlü konak katliamının faili devlettir" diyen Elçin, bu katliamın emir vericilerinin ve uygulayıcılarının bilindiğini söyledi. Faili devlet olan tüm katliamların sorumlularının hesap vermesini isteyen Elçi, şunları söyledi:
"Güçlükonak'tan Roboskî'ye devleti yönetin akıl değişmedi. Evlatlarımızı devlet gücüyle katledenlerin cezasız kalmaya devam etmesi bunun göstergesidir. Bizler hakikati dile getirmeye devam edeceğiz. Yalnız kaybedilen, katledilen evlatlarımız değil, kaybedenlerin,katledenlerinde unutulmaması için hakikate sahip çıkmaya devam edeceğiz. Hiç kimsenin hukukun üstün olmadığı kamu görevlilerine karşı suçlamaların evrensel hukuka uygun soruşturulduğu, yurttaşın devlet karşısında haklarının korunduğu, gerçek adaletin tesis edildiği bir yargı sistemi ve kamuoyunun hakikati öğrenmesinin teminatı olan ifade ve medya özgürlüğünü talep etmeye devam edeceğiz."
(etha/başka haber)


YORUM YAZIN