Header Ads

2013 Yılı İş Cinayetleri Raporu: En Az 1235 İşçi Yaşamını Yitirdi


İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, 2013 yılı iş cinayetleri raporunu açıkladı. Meclis'in, basından ve emek-meslek örgütlerinden gelen bilgiler üzerinden hazırladığı rapora göre, 2013 yılında en az 1235 işçi yaşamını yitirdi.

Raporda, 2013 yılında yaşamını yitiren 1235 işçiden 3'ünün meslek hastalığı nedeniyle yaşamını yitirdiği belirtildi.

Rapora göre, iş cinayetine kurban giden işçilerin 103'ü, 1132'si erkek işçi. Yaş gruplarına göre dağılımı ise şöyle: 14 yaş ve altında 18 çocuk işçi; 15-17 yaş arasında 41 çocuk/genç işçi; 18-27 yaş arasında 249 işçi; 28-50 yaş arasında 594 işçi; 51 yaş ve üstünde 189 işçi. 144 işçinin ise yaşı öğrenilemedi.

Meclis, raporu kısıtlı imkânlarla hazırladığını belirterek, "Raporlarımızdaki 'gerçekler' birçok sigortasız işçinin hayatını kaybetmesinin yanı sıra sigortalı işçilerin ölümünün de kayıt altına alınmadığını göstermektedir. Bu durumun ışığında ülkemizde SGK verilerinin çok üstünde bir işçi ölümünün yaşandığını söyleyebiliriz. Yine özellikle meslek hastalıkları verilerinin gerçek durumu yansıtmaktan çok uzak olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, daha sağlıklı veri toplamak ve bunları kamuoyuyla paylaşmaktan sorumludur. İşçi sağlığı ve güvenliğini sağlamak için sorunun gerçek boyutlarının görülebilmesi bir zorunluluktur" dedi.

KAZA DEĞİL KATLİAM
Raporda, katliam düzeyinde iş cinayetleri yaşandığı belirtilerek, 7 Ocak'ta TTK Kozlu Müessesesi'nde 8 madencinin yaşamını yitirdiği patlama, 30 Ocak'ta Atep'te Güneydoğu Galvaniz fabrikasında 7 işçinin can verdiği patlama, 11 Mayıs'ta Reyhanlı katliamında 3 doktor ve 1 acil tıp teknisyeninin yaşamını yitirmesi, 22 Mayıs'ta Rize Fındıklı'da çay yüklü kamyonetin devrilmesi sonucu 4 İranlı işçinin yaşamını yitirmesi, 29 Mayıs'ta Adıyaman'da meydana gelen trafik kazasında 9 kadın tarım işçisinin yaşamını yitirmesi, 18 Haziran'da Muğla Milas'da 7 belediye işçisinin zehirlenerek yaşamını yitirmesi, 21 Haziran'da Afyon Volvadin Dişli Beldesi'nde 4 mevsimlik işçinin yaşamını yitirmesi, 30 Eylül'de Sakarya Pamukova Hayrettin Köyü'nde 8 tarım işçisi kadının yaşamını yitirmesi, 5 Kasım'da Urfa Bozova'da tekstil işçilerini taşıyan minibüsün devrilmesi sonucu 4'ü Suriyeli 7 işçinin yaşamını yitirmesi, 13 Aralık'ta Malatya'da öğretmenleri taşıyan servisin kaza yapması nedeniyle 5 öğretmenin yaşamını yitirmesi, 23 Aralık'ta İzmir Tersanesi'nde 2'si işçi 8'i asker 10 kişinin yaşamını yitirmesi, 28 Aralık'ta Antalya'da HES inşaatı işçilerini taşıyan servisin gölete uçması nedeniyle 8 işçinin yaşamını yitirmesi, 28 Aralık'ta Antalya'da akü işçilerini taşıyan servisin sulama kanalına uçması sonucu 6 işçinin yaşamını yitirmesi hatırlatıldı.

AYLARA GÖRE
Aylara göre iş cinayetlerinin dağılımı ise şöyle:

Ocak ayında 81 işçi, Şubat ayında 60 işçi, Mart ayında 74 işçi, Nisan ayında 74 işçi, Mayıs ayında 114 işçi, Haziran ayında 104 işçi, Temmuz ayında 120 işçi, Ağustos ayında 130 işçi, Eylül ayında 124 işçi, Ekim ayında 113 işçi, Kasım ayında 129 işçi ve Aralık ayında 112 işçi hayatını kaybetti.

İş cinayetlerinin Mayıs ayı ile birlikte, özellikle mevsimlik işçiliğe ihtiyaç bulunan dönemde arttığı görülüyor.

İŞKOLLARINA GÖRE
Rapora göre, en fazla iş cinayeti yaşanan işkolu inşaat oldu. Bunu tarım takip etti.

İşkollarına göre iş cinayetlerinin dağılımı ise şöyle:

İnşaat, yol işkolunda 294 işçi; tarım, orman işkolunda 198 emekçi; taşımacılık işkolunda 131 emekçi; ticaret, büro, eğitim, sinema işkolunda 95 emekçi; madencilik işkolunda 93 işçi; metal işkolunda 79 işçi; belediye, genel işler işkolunda 62 işçi; enerji işkolunda 44 işçi; tekstil, deri işkolunda 36 işçi; savunma, güvenlik işkolunda 36 emekçi; konaklama-eğlence işkolunda 24 işçi; gıda-şeker işkolunda 23 işçi; çimento, toprak, cam işkolunda 22 işçi; petro-kimya, lastik işkolunda 19 işçi; ağaç, kağıt işkolunda 19 işçi; gemi, tersane, deniz, liman işkolunda 18 işçi; sağlık, sosyal hizmetler işkolunda 15 emekçi; basın, gazetecilik işkolunda 7 işçi; iletişim işkolunda 4 işçi. İş cinayetine kurban giden 16 işçinin ise işkolu belirlenemedi.

EN FAZLA TRAFİKTE ÖLÜYORLAR
Raporda, en fazla iş cinayetinin trafik kazalarında yaşandığına dikkat çekildi. İş cinayetinin nedenlerine göre dağılımı şöyle:

Trafik, servis kazası nedeniyle 433 işçi; ezilme, göçük nedeniyle 222 işçi; düşme nedeniyle 189 işçi; patlama, yanma nedeniyle 79 işçi; elektrik çarpması nedeniyle 79 işçi; zehirlenme, boğulma nedeniyle 60 işçi; nesne düşmesi-çarpması nedeniyle 33 işçi; kesilme, kopma nedeniyle 11 işçi ve diğer nedenlerden dolayı (kalp krizi, intihar, yıldırım düşmesi, saldırı vb.) 129 işçi.

İŞ CİNAYETLERİNİN YÜZDE 4.7'Sİ ÇOCUK İŞÇİ
Raporda, 2013 yılında yaşamını yitiren 1235 işçiden 59'unun çocuk işçi olduğu belirtildi. Bunlardan 18'i 14 yaş ve altı, 41'i 15-17 yaş arası. Yani, iş cinayetlerinin yüzde yüzde 4.7'si çocuk işçiler. Ancak yaşı belirlenemeyen 144 işçi dikkate alındığında, bu oran yüzde 5.4'e çıkıyor. İş cinayetine kurban giden her 20 işçiden birisi çocuk işçi.

Raporda, "Çocuk işçiliğini güvencesizliğin kaynağı haline getiren nedenleri incelersek bunlar ailelerin yoksulluğu, köyden kente göç, eğitime ulaşamama, 4+4+4 eğitim sistemi ve paralılaştırılma süreci ile kapitalizmin duyduğu ucuz emek gücü ihtiyacı olduğu görürüz" denildi.

Rapora göre, can veren 59 çocuk işçiden 25'i tarım, 8'i metal, 8'i ticaret, 6'sı inşaat, 4'ü tekstil, 2'si gıda işkolunda hayatını kaybetti. Kimya, maden, çimento, iletişim ve genel işler işkollarında da birer çocuk hayatını kaybetti.

GÖÇMEN İŞÇİLER
Rapora göre, 2013 yılında yaşamını yitiren 1235 işçinin 22'si göçmen işçi. Bu da yüzde 1.8 oranına tekabül ediyor. Yaşamını yitiren göçmen işçilerin 10'u Suriyeli, 5'i İranlı, 2'si Gürcü, 2'si Çinli, 1'i Bulgar, 1'i Afgan ve 1'i Rus.

Raporda, Türkiye'de göçmen işçilerin başta sağlık hakkı olmak üzere temel haklardan mahrum bırakıldığı belirtildi.

KÜRT İŞÇİLER
Raporda, 1984'ten beri süren savaş politikalarına da dikkat çekilerek, "Ekonomik yıkım, kronik bir yoksulluğa neden olmakta ve Kürtleri güvencesiz işgücü kaynağı haline getirmektedir. 2013 yılında Doğu'dan Güney'e, Batı'ya ve Kuzey'e doğru çoğunluğu mevsimlik olmak üzere büyük bir işgücü göçü yaşanmıştır. Mevsimlik tarım ve inşaat sektörlerinde yoğunlaşan, özellikle Mayıs ayı ile birlikte Güneydoğu ve Doğu Anadolu'dan başlayan işgücü göçü-Kürt işçi göçü Ekim ayı ile birlikte tersine yaşanmaktadır. Bu koşullarda Kürt işçiler ölümlü iş kazasına maruz kalmaktadır. Zorunlu işgücü göçü 30 yılın genel bir görüntüsü olarak her sene yaşanmaktadır" denildi.

Raporda, Kürt işgücü göçünün birinci biçimini mevsimlik tarım işçiliği, ikinci biçimini ise mevsimlik inşaat işçiliğinin oluşturduğu belirtildi.

TALEPLER
Raporun sonuç bölümünde, şu talepler yer aldı:

-Çıkartılan yasalarla her geçen gün kısıtlanan sosyal güvenlik sistemi tüm çalışanları kapsayıcı bir hale dönüşmelidir. İş yasaları tüm çalışanları kapsamalıdır.

-İşyeri içinde veya dışında; çalışırken, işe gelip giderken, barınırken, beslenirken… yani 'iş süreçlerinin bütününde' yaşanan işçi ölümleri iş cinayeti olarak kabul edilmelidir.

-Meslek hastalıklarının gizlenmesinden vazgeçilmeli ve bu noktada sağlık örgütlerimizin yürütücülüğünde tespit eden/önleyen bir yaklaşım hayata geçirilmelidir.

-Trafik, servis kazaları bir iş cinayeti ve halk sağlığı sorunu olarak da ele alınmalıdır.

İşçi sağlığı talebi ile iş güvencesi talebi birbirinden ayrılamaz. İşsizlik işçi sağlığı talebini savunmanın önüne bir sopa olarak çıkarılırken ölüm ve hastalık riskiyle ve yine başta taşeronlaştırma olmak üzere güvencesiz koşullarda çalışmamız beklenemez.

-İşçi sağlığı talebi ve asgari ücret mücadelesi birbirinden ayrılamaz. Çünkü emeğin korunmasının yolu insanca yaşayacak bir ücret almaktan geçer.

-İşçi sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için ulaşım, barınma ve beslenme sorunları çözülmelidir.

-Çocuk işçiler, emekli/emeklilik çağındaki işçiler, kadın işçiler, göçmen işçiler ve Kürt işçiler; örgütsüz, sendikasız, sosyal haklardan en yoksun... Kısaca işçi sınıfının en zayıf kesimleridir. Bu işçi kesimlerinin devletten ve sermayeden bağımsız bir emek hareketinin işçi sağlığı politikası oluşturma mücadelesine kazanılmasının zorunlu koşulu ise güçlendirilmeleridir. Bu da ancak emek hareketinin merkezi ve bu kesimlerin özelliklerini dikkate alan politikalar geliştirmesiyle mümkündür.

-Afşin-Elbistan madencilerinin ve Kozan-Gökdere baraj işçilerinin cenazelerini istiyoruz. Arkadaşlarımızı unutmadık, unutturmayacağız.

-İş cinayetlerinin sorumluları devlet ve sermayedir. Yaşanan her işçi ölümünde adalet sağlanmalı ve sorumlular en ağır biçimde cezalandırılmalıdır.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.