ÇHD Davası Yarın Başlıyor: 9'u Tutuklu 22 Avukatın Yargılandığı Davaya 3 Bin Avukat Müdahil Olacak
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi, yarın başlayacak "ÇHD Davası" öncesinde Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nin önünde açıklama yaptı.
"Davana sahip çık 24- 25- 26 Aralık'ta Silivri'deyiz" pankartının açıldığı eylemde "ÇHD susmadı susmayacak", " Tutuklu avukatlar serbest bırakılsın "sloganları atıldı.
Avukatlar adına açıklama yapan ÇHD Genel Merkez Yöneticisi Evrim Deniz Karatana, 18 Ocak 2013'de ÇHD'ye yönelik düzenlenen operasyon kapsamında tutuklanan 9 avukatın yargılandığı davada "yasa dışı örgüt üyesi veya yöneticisi olmak" iddiasıyla suçlandığını hatırlattı.
"Bugün kendileri suçlanınca 'masumiyet karinesi', 'soruşturmanın gizliliği' gibi kavramları hatırlayanlar operasyonun ardından direk avukatları suçlu ilan etmişti" diye konuşan Karatana, avukatların toplantı halinde yakalandığı söyleminin yalan olduğunu avukatların evlerinden ve ofislerinden gözaltına alındığını söyledi.
Yapılan operasyonla ÇHD'nin kriminalize edilmeye çalışıldığına dikkat çeken Karatana, "Ancak avukatlar, Gezi direnişinin ardından açılan davalarda, cezaevindeki hak ihlallerinde, KCK davalarında, faili meçhul cinayet davalarında ve iş cinayeti davalarında görevlerini yapmaya devam etti" diye konuştu.
Açıklamanın ardından, davaya müdahil olan 3 bin avukatın dilekçesi mahkemeye sunuldu.
"DHKP-C operasyonu" adı altında gözaltına alınarak haklarında dava açılan ÇHD'li 22 avukatın yargılanmasına yarın (24 Aralık) başlanıyor. 9'u tutuklu 22 avukat, Silivri Ceza İnfaz Kampüsü'ndeki duruşma salonunda, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkacak. Duruşmalar 3 gün boyunca devam edecek.
ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ile İstanbul Şube Başkanı Taylan Tanay, "DHKP-C yöneticisi olmak"la suçlanıyor. Av. Kozağaçlı hakkında 16 yıldan 27,5 yıla kadar hapis, Av. Tanay hakkında da 53,5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Avukat Ebru Timtik hakkında ise "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, örgüt üyesi olmak, tasarlayarak adam öldürme" iddialarıyla ağırlaştırmış müebbet hapis ve 13,5 yıldan 76 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Avukat Barkın Timtik hakkında ise "DHKP-C üyesi olmak, 6 kez örgüt propagandası yapmak ve görevli memura görevini yaptırmamak için direnmek" iddiasıyla 14,5 yıldan 51 yıla kadar hapis isteniyor.
Ayrıca Avukat Oya Aslan'ın 13,5 yıldan 45 yıla, Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı'nın 9,5 yıldan 25 yıla, tutuksuz yargılanan Avukat Efkan Bolaç'ın 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapsi isteniyor. İddianamede diğer 15 avukat hakkında da çeşitli cezalar talep ediliyor.
AV. KARATANA: HUKUKTA YOKSUN BİR İDDİANAMEDava öncesi ETHA'ya konuşan ÇHD Genel Merkez Yöneticisi Evrim Deniz Karatana, 622 sayfalık iddianamenin şişirme olduğunu söyledi.
Meslektaşlarının katıldığı basın açıklamaları, duruşmalardan sonra basın verdikleri demeçler, katıldıkları televizyon programlarındaki konuşmalar, Av. Oya Aslan’ın yönetmenliğini yaptığı Güler Zere belgeseli ve işçi eylemlerinin deliller arasında olduğunu belirten Karatana, iddianamede aynı zamanda bir istatistik çalışma olduğunu kaydetti.
Karatana, "Halkın Hukuk Bürosu'nun takip ettiği gözaltıların, dosyaların tamamının DHKP-C soruşturmaları olduğunu iddia ediyorlar. Bunun için istatistik çıkarmışlar. İstanbul ve Ankara'da belli seneler arasında kaç DHKP-C şüphelisi gözaltına alınmış ve bunların kaç tanesinin avukatlığını Halkın Hukuk Bürosu avukatları yapmış. Yine katıldıkları gözaltı takiplerinde susma hakkını hatırlatmış olmaları, aslında mesleki faaliyetlerini yürütmüş olmaları delil olarak gösteriliyor" dedi.
YARGI İKTİDARIN SEVK VE İDARESİNDE HAREKET EDİYORYolsuzluk operasyonuyla birlikte yargının ortaya çıkan durumunu da değerlendiren Av. Karatana, yargının iktidar kimin elindeyse onun ideolojisine veya günlük ihtiyaçlarına göre şekillendiğini söyledi. Karatana, "Tabi iktidar derken homojen bir yapıdan da söz etmiyoruz. Bugün cemaatle AKP'nin kavgasını izliyoruz. Daha önce cemaatle ulusalcıların kavgasını izlemiştik. Ama bir şekilde bunların kurduğu bir hegemonya var yargı üzerinde. Yargı iktidarın sevk ve idaresinde hareket ediyor. Dolayısıyla hukuktur, bağımsızlıktır, tarafsızlıktır bunlar artık kitabi cümleler. Bunlar hukuk 1. sınıfta okuyan öğrenciler açısından bile komik hale geldi. Yargı egemenlerin, iktidarını sürdürülebilmesi için bir araçtır" diye konuştu.

YORUM YAZIN