"Kabahatlar Kanunu'nun Mantığı AKP'nin İstediği Muhafazakar Toplumu Şekillendirmek"
Başbakan Erdoğan, "Kızlı-erkekli öğrencilerin aynı evde kalmasına müsaade etmem" dedi. Hemen ardından öğrencilerin evleri basılmaya, Kabahatler Kanunu gerekçe gösterilerek ceza kesilmeye başlandı.
Manisa'da Yarhasanlar Mahallesi'nde oturan 3 kadın öğrencinin yaşadığı eve gece yarısı 6 polis baskın yaptı. Polisler evde misafir olan iki erkek arkadaşlarıyla oturan öğrencilere 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 'çevreyi rahatsız etmek' maddesinden 88 lira para cezası verdi. Öğrencilere verilen para cezasında deli olarak 155 ihbarı gösterildi.
TRANSLARA ALIŞVERİŞ YAPARKEN DAHİ CEZA!
Kabahatler Kanunu uyarınca herhangi bir delile dahi ihtiyaç duyulmadan kesilen para cezaları ilk değil. Bir trans kadına mahallesinin bakkalında alışveriş yaparken dahi 'çevreyi rahatsız ettiği' iddiasıyla ceza kesilebiliyor.
Trans kadınlara Kabahatler Kanunu ya da Trafik Kanunu üzerinden kesilen cezaların gerekçeleri her ilde ve ilçede değişse de neredeyse trans kadınların yaşadığı her yerde uygulanan bir yöntem. Cezanın tutarı şehirden şehre, ilçeden ilçeye farklılaşabiliyor. 80 TL'den 500 TL'ye kadar değişiyor.
"AÇIM" DİYENE PARA CEZASI
Kabahatler Kanunu gerekçe gösterilerek 13 Mart 2009'da dönemin Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen'in katıldığı parti toplantısında "Aylardır işsizim ve açım" diye bağıran Hüseyin Aymaz adlı kişiye ise 69 TL ceza kesildi.
Cumhurbaşkanı Abdulah Gül'ün 2012 yılında İzzet Baysal Üniversitesi'ni ziyareti sırasında "protesto edebilirler" şüphesiyle Duygu Bursi ve Ümit Boz isimli öğrencilere 160 TL, İzmit'te merdiven boyadığı iddiasıyla gözaltına alınan 5 gençten 3'üne ise 30'ar TL para cezası verildi.
"Kızlı-erkekli" açıklaması ile tekrardan gündeme gelen 2005 yılında yürürlüğe giren Kabahatler Kanunu'nu Ezilenlerin Hukuk Bürosu avukatlarından Sezin Uçar ile konuştuk.
'KABAHATLER KANUNU TMK İLE BİRLİKTE TASARLANDI'
Kanunun Türk Ceza Kanunu hükümlerinde düzenlenen suç ve cezalardan daha farklı bir yaptırımı olan 'kabahatleri' düzenlediğini belirten Uçar, "Esasında 2006 yılında Terörle Mücadele Kanunu yürürlüğe girdiğinde buna paralel olarak düşünülen, tasarlanan ve yürürlüğe giren bir kanun olduğunu düşünüyoruz. Nasıl ki TMK'da örgütlenme ve ifade özgürlüğünü hedef alındıysa, Kabahatler Kanunu da buna paralel olarak bir nevi ifade, örgütlenme ve başkaca hak ve özgürlüklerin engellenmesi amacıyla planlandı ve tasarlandı" diyor.
'KABAHAT SOYUT BİR KAVRAM'
Uçar, somut olarak tanımlanmış herhangi bir kabahatin olmadığını vurguluyor: "Sadece 12 maddede sayılan şeyler var. Bunlar işte dilencilik, kumar, sarhoşluk, rahatsız etme, işgal, kimlik bildirmeme, çevreyi kirletme gibi... Bunların hepsi çok soyut. Maalesef karar verme bu cezayı uygulayacak kişilerin iradesine ve inisiyatifine kalmış bir durum."
Yasanın düzenlenme mantığının sorunlu olduğunu hatırlatan Uçar ekliyor: "Bu yasanın mantığı AKP'nin istediği muhafazakar toplumu şekillendirmek. Ellerinde böyle soyut bir kanun var ve eşitsiz bir şekilde uyguluyorlar. Trans kadınlara 'çevreyi rahatsız etmekten' sürekli ceza kesiyorlar ama kadına şiddet uygulayan erkeklere bir yaptırım yok. Soyut bir kavram etrafında bu kadar geniş yetkileri olan bir kanun var. Bundan dolayı cezalar verilebiliyor."
'CEZA İÇİN İHBARA BİLE GEREK YOK'
Uçar ihbar meselesine ilişkin soruya ise Gezi direnişi sırasında gerçekleşen tencere tava eylemlerini hatırlatarak yanıt veriyor. İhbar edildiğinde ortada somut bir delil aramaya dahi gerek görmediklerini belirten Uçar, bazen ihbara bile gerek duyulmadığını söylüyor: "Tencere tava eylemlerinden kesilen cezalar var. Bunun ihbarcısı da yok. Kimsenin rahatsız olduğu da yok. Ama kendilerine vazife biçiyorlar ve böyle geniş bir toplumsal tabana yayılmış bir eylemliliği bastırmak adına böyle bir ceza kesebiliyorlar."
'POLİS CEZA KESEMEZ, YARGILAYAMAZ'
Uçar kanunun uygulanmasındaki bir diğer sıkıntının ise polis tarafından ceza kesilmesi olduğunu belirtiyor. Yasada belediyeler ve onlara bağlı zabıtaların yetkili kılındığını hatırlatan Uçar, "Yasada belediyeler tarafından düzenlenmiş ama emniyet güçleri de sıklıkla ceza kesiyor. Afiş asmada sıklıkla karşılaşıyoruz. Polisler bu cezayı veriyor. Bu da problemli. Böylece bir nevi yargılama makamı gibi hareket ediyor polisler" şeklinde konuşuyor.
Yasaların soyut ve geniş olamayacağını da sözlerine ekleyen Uçar, "Tam tersine somut ve belirleyici olması gerekir. Kabahatler Kanunu hoşlarına gitmeyen her davranış biçiminde uyguladıkları bir kanun. Bu yönüyle de temel hak ve özgürlüklerin önünde bir engel" diyor.
(Yıldız Tar/Etha)
YORUM YAZIN