Header Ads

İzmir'de Kendilerini Savcılığa İhbar Eden Üniversiteli Çift Anlatıyor: "Suçu Merak Ettik"


İzmir Adliyesi önceki gün ilginç bir ihbara sahne oldu. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Kızlı erkekli aynı evde kalanlar var, bizim muhafazakâr yapımıza ters, izin vermeyeceğiz” açıklamasının ardından, İzmir’de iki üniversiteli genç İzmir Cumhuriyet Savcılığı’na gidip aynı evde yaşadıklarını ihbar ederek, adeta meydan okudu.

Tıpta Uzmanlık son sınıf öğrencisi Ali Haydar Temel’in görev yaptığı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi bahçesinde Yurt gazetesinden Ahmet Çınar'a konuşan Gamze Selçuk-Ali Haydar Temel çifti, “Başbakan, freni patlamış kamyon gibi. Ama bu toplum onun hayal ettiği muhafazakârlıkta bir toplum değil. Tayyip Erdoğan’ın diktiği gömleğe sığmayacak bir toplumuz biz” dedi.

'SUÇU MERAK ETTİK'
Ali Haydar Temel, “Ben Tıp Fakültesi öğrencisiyim, arkadaşım Gamze Felsefe öğrencisi, aynı zamanda Fikir Kulüpleri Federasyonu’nun (FKF) Ege Üniversitesi temsilcisi. Biz dört yıldır aynı evde yaşayıp eğitimimizi devam ettiriyoruz. Başbakan 4 Kasım’da bir konuşma yaptı ve kızlı-erkekli öğrenci evlerinin muhafazakâr yapımıza uymadığını, hatta bunun suç olduğunu söyledi. Biz de bunun Türk Ceza Yasası’nın hangi maddesinde tanımlandığını bulamadık, merak ettik, en iyisi kendimizi ihbar edelim ve öğrenelim dedik. Savcılığa gidip adresimizi bildirdik ve ihbarda bulunduk” dedi.

BİNLERCE MESAJ ALDIK
İhbar olayından sonra binlerce mesaj aldığını vurgulayan Gamze Selçuk ise, “Toplumumuzun gerçek dokusu ile siyasi iktidarın dayattığı yaşam biçimi asla örtüşmüyor. Savcılığa kendimizi ihbar ettiğimiz andan itibaren, gelen binlerce destek mesajı bunun kanıtıdır. Almanya’dan bile mesaj geldi. Çünkü bu toplumun çok önemli bir bölümünün değerleri, AKP’nin değerleriyle uyuşmuyor. Toplumun derinlerinde aydınlanmacılık, bilim, sanat var. Bu toplum AKP’nin gerici dayatmalarını reddediyor” dedi.

GEZİ’NİN ENERJİSİ ÇOK ÖNEMLİ
Gezi direnişinden sonra Türkiye’nin çok önemli bir kırılma yaşadığını hatırlatan Gamze Selçuk, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gezi direnişinde gördük ki, ülkemizde Başbakan’ın dayattığı ve hepimizi mahkûm etmeye çalıştığı o daracık hayattan çok daha büyük, çok daha ilerici bir hayat var. Sokakta gürül gürül akan bir hayat. Başbakan’ın çizdiği ve dayattığı tablonun içinde bizim yerimiz yok. Etrafımızdaki milyonlarca insan da bu tabloya asla sığmıyor. Ve Başbakan’ın zannettiği gibi o kadar da muhafazakâr bir toplum değiliz aslında. İşte Gezi’de açığa çıkan o müthiş enerjiden sonra AKP çeşitli hamleler yapmaya başladı. Önce KYK yurtlarını kız ve erkek olarak birbirinden uzak ilçelere taşıdı. Hemen arkasından öğrenci evlerine el attı. Başbakan adeta freni patlamış bir kamyon gibi, özel hayatlara, sofralara, yatak odalarına girmeye çalıştı. Ama gördük ki, bu çabalar nafile. Bundan sonra AKP’nin hamleleri dikiş tutmaz.”

AKP’NİN GİTMESİ YETMEZ
Gezi direnişinden sonra artık bu toplumun AKP ya da AKP’nin benzeri, türevi herhangi bir iktidara da tahammülü olmayacağını öne süren Ali Haydar Temel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bundan sonra biz AKP’ye üç aşağı beş yukarı benzeyen piyasacı, liberal, gerici bir siyasi iktidara fit olamayız. Bu toplum da olmaz. Tüm bu yaşananlardan sonra toplumu tatmin edecek olan yegane seçenek laik, aydınlanmacı, kamucu, bağımsızlıkçı bir sosyalist cumhuriyettir. Sosyalist cumhuriyetten aşağısı kurtarmaz ve zaten toplumumuzun önemli bölümü de ondan aşağısına fit olmaz. AKP’nin çoğunluk olduğu sanısı, sadece bir halüsinasyondan ibarettir. AKP’nin yaratmaya çalıştığı bir illüzyondur. Biz dünkü ihbar dilekçesi eylemimizle, toplumun çok önemli bir bölümünün haline tercüman olduğumuzu düşünüyoruz.”

"LOVE STORY FİLMİYLE, CEMAL SÜREYA ŞİİRLERİ İLE BÜYÜYENLER BU GÖMLEĞE SIĞMAZ"
Başbakan’ın bu çıkışının havada kaldığını, ne toplum yasalarına ne de anayasaya uyduğunu vurgulayan Ali Haydar Temel, şunları söyledi: “21. Yüzyılda yaşıyoruz. Köprüüstü Âşıkları filmini seyreden, Love Story’yle büyüyen, Cemal Süreya şiirleri okuyan insanlar olarak, onca yaşanmışlık ve aydınlanma birikiminden sonra, Tayyip Erdoğan’ın hayal ettiği toplum olamayız, onun diktiği gömleği giyemeyiz. Bu, hayatın ve tarihin akışına aykırı.”

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.