Header Ads

Hukukla "Kızlı-Erkekli" Nasıl Direnilir? Polis Evinize Girmeye Çalışırsa Ne Yapmalısınız?


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "kızlı-erkekli öğrenci evlerini basacağız" çıkışından sonra, Hukuk Kolektif bir bildiri kaleme aldı.

Üniversiteli hukukçular; valiler, yerel yöneticiler ve polisler aracılığıyla gerçekleştirilmeye çalışılan "hukuksuz ev baskınları"na karşı haklarımızı bir kez daha hatırlatıyor:

" Hukukla “kızlı-erkekli” nasıl direnilir?

Öncelikle belirtmek isteriz ki Tayyip Erdoğan ve şürekasının ahlak, "namus" anlayışlarına karşı böyle bir bildiri kaleme almaktan utanıyoruz.

Tayyip Erdoğan, AKP Kızılcahamam kampının son gününde yaptığı konuşmada "Üniversite öğrencisi genç kız, erkek öğrenci ile aynı evde kalıyor. Bunun denetimi yok. Muhafazakar demokrat yapımıza bu ters. Vali Bey’e bunun talimatını verdik. Bunun bir şekilde denetimi yapılacak." derken “muhafazar demokrat” gibi uydurma bir tanımın arkasına saklanarak; kadına dair gerici bakış açısını ve kişilerin yaşam hakkına duyduğu “saygıyı” bir kez daha gözler önüne serdi ve bu çıkışı ile bir kez daha hem kadına, hem insanların yaşamına saldırdı. Bu durum dervişin fikri ne ise zikri odur vecizesini akıllara getiriyor.

Tayyip Erdoğan ailelerin bu durumdan rahatsız olduğunu söylüyor ama apaçık topluma kendisinin çarpık ahlak anlayışını benimsetmeye çalışıyor.

Ülkemizin cinsiyet eşitsizliğinde en ön sıralarda olduğunu hepimiz biliyoruz. Günde 5 kadın öldürülürken, kadınlar hergün tacize, tecavüze, erkek şiddetine maruz kalırken, bu ülkede hala çocuk gelinler varken Başbakan'ın ve yandaşlarının "ahlak anlayışı" bunları görmezden geliyor. "Kadın-erkek eşitliğine inanmıyorum" diyen bir başbakanın kendisini "ahlaklı" ilan edip yaşam alanlarımıza müdahale etmeye çalışması hangi ahlak anlayışına sığmaktadır?. AKP iktidarının kadın düşmanı politikaları bütün hayatımızı sarmış durumda ancak AKP şimdi de üniversite gençliğine ve özelinde kadınlara saldırmaktadır. Hepimiz “bu kadarı da fazla!” dediğimiz ve Erdoğan’ın sözleriyle birlikte uygulamaya koyulan bu baskı ortamına karşı çıkmamız gerektiğini biliyoruz. Bunun tek yolu inadına birlikte, inadına “kızlı-erkekli” olmak; hep beraber “Sana ne Tayyip!” demektir. "artık yeter!" demenin vakti çoktan geldi de geçiyor bile!

Bunun tek yolu olan sokakları şimdi yeniden doldurmanın-ki biz bu kendine meşru zeminlerin çarpık "sözde meşru" ilişkilerine karşı sokakları doldurmuştuk-onların ahlak anlayışlarına karşı "kızlı-erkekli" birlikte mücadele etmenin zamanıdır!

Bu açıklamaların onların "sözde hukuk"larında dahi yeri yok. Bu açıkça fiili bir tacizdir. Bu durum insanları devlet eliyle taraflaştırarak toplumsal ayrışmalara yol açacaktır. Komşuların muhbirlik yapmasına hatta linç girişimlerine kadar uzanan bir süreç yaşanabilir. Daha Erdoğan ağzını açar açmaz, valisiyle, polisiyle, tacizci komşularıyla sıraya dizilenleri gördük. Biz özgürlüğümüzü savunmaya devam edelim; ama haklarımızı unutmadan!

Bu yüzden bizler de "kızlı erkekli" hukukçular olarak oturduk ve Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarından meşruluğunu alan polis tarafından "kızlı-erkekli" evlere yapılacak olan tacizlere karşı nasıl bir tutum alınması gerektiği üzerine bir çalışma yaptık:

*Öncelikle evinize gelen polisin ne amaçla geldiğini, yazılı bir belgenin olup olmadığını varsa görmek istediğinizi söyleyin.

*Bu yazılı belge bir mahkeme kararı olmalıdır. Çünkü bir valilik emri ev aramasına veya özel hayata dair soru sorulmasına yasal dayanak olamaz. Mahkeme kararı olmaksızın hiç kimsenin evinize girmesine izin vermeyin.

*Eğer söz konusu bir mahkeme kararı varsa bu kararın nedenine, hangi amaçla verildiğine ilişkin açıklama, açık kimlik, açık adres, arama yapılmasına ilişkin tarih ve saat içerip içermediğine bakılmalıdır.

*Bir tutanak tutulması halinde aleyhimize, asılsız, bilgiler içerebileceğinden, okunmadan imzalanmamalıdır.

*Resmi olmayan kişilerce (apartman sakini, yönetici, komşu) böyle bir muamele ile karşılaşılması halinde, bu kişiler hakkında şikayetçi olunmalı ve kimseye verilmek istenmeyen bilgiler verilmemeli.

*Eğer oturduğunuz konut kirada ise, oturduğunuz sürece başka bir kimseye kiralanmadığı takdirde, sizin kiminle yaşadığınıza karışma hak ve yetkisi bulunmamaktadır.

Hukuk Kolektif "

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.