Başbakan Erdoğan: "Dağdakilerin İndiği, Cezaevlerinin Boşaldığı 76 Milyonun Bir Olduğu Yeni Bir Türkiye"
Diyarbakır’da konuşan Başbakan Erdoğan, 37 yıl sonra Türkiye’ye gelen şarkıcı Şivan Perwer’e “hoş geldin” dedi. Vefatının 13. yılında Ahmet Kaya’yı da anan Erdoğan “Ah keşke o da burada olsaydı” dedi.
İki günlük temaslarda bulunmak üzere kente gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani'yle birlikte toplu tesis törenine katıldı.
37 yıl sonra Türkiye'ye gelen dünyaca ünlü şarkıcı Şivan Perwer de törende hazır bulundu.
Törende bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, önemli mesajlar verdi.
Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle;
“Ey Diyarbakır, Kardeşlik şehri Diyarbakır. Sizi yürekten selamlıyorum. Sizleri hasretle selamlıyorum. 81 vilayetimizin tamamını selamlıyorum. Diyarbakır’ın kardeşi Erbil’i buradan selamlıyorum.
Molla Mustafa Barzani’nin oğlu dostum Mesud Barzani’yi bugün Diyarbakır’da ağırlıyoruz. Barzani’yi bugün bir kez de Diyarbakır’da ağırlıyoruz. Sizin şahsında Kuzey Irak Kürdistan bölgesindeki kardeşlerimizi selamlıyoruz.
Biz Erbil’de kendimizi kendi şehrimizde hissettik. Siz de Diyarbakır’da kendinizi şehrinizde hissedin. Bugün büyük bir kavuşma ve kucaklaşmaya şahit oluyoruz.
Tam 37 yıl süren bu anlamsız, kederli ve acı özleme bugün son veriyoruz. Evine, yuvana, vatanına nihayet hoş geldin Şivan Perwer diyorum.
Ah keşke o da aramızda olsaydı. ‘Ben yandım siz yanmayın Allah aşkına’ diyordu. Vatana, kardeşe ve hasret şekilde 13 yıl önce gurbette hayata veda etti. Ahmet Kaya’yı vefatının 13. yılı nedeniyle rahmetle anıyorum. Ah o da burada olsaydı.
Diyarbakır, kardeşlik şehri Diyarbakır! Biz kardeşiz, ezelden kardeşiz, edebiyete kadar kardeşiz. Biz sadece yol arkadaşı değiliz, kader arkadaşıyız. Biz pazara kadar değil mezara kadar, mahşere kadar biriz, beraberiz.
Şam’ın ağıdı bizim ağıdımızdır. Suriye’de zalim Esad’ın akıttığı kan kardeşimizin kanıdır. Zalimler sofrasına oturanlardan olmayacağız.
Rengi ve şekli farklı olabilir ama aynı ötelenmeyi, dışlanmayı bu topraklarda birlikte yaşadık.
Biz bu işi çözeceğiz dedik, kardeşliğimizi perçinleyeceğiz dedik. Baldıran zehri içmek gerekiyorsa içeriz dedik. Yaradılanı yaradandan ötürü seveceğiz dedik.
İnkar, ret ve asimilasyon politikalarına biz son verdik. Yeni bir Türkiye inşa ediyoruz.
Diyarbakırlı kardeşim, Kürt kardeşim, Türk kardeşim, Zaza kardeşim, Arap kardeşim; bu Cumhuriyet senin Cumhuriyetindir. Bu Cumhuriyet ne kadar İzmirlinin ne kadar İstanbullunun ne kadar Ankaralının Cumhuriyetiyse işte o kadar da senin Cumhuriyetindir, bu devlet senin devletindir, bu bayrak senin bayrağındır. Sen herkes gibi, 76 milyon gibi bu ülkenin öz be öz vatandaşı, bu Cumhuriyet'in, bu vatanın, bu bayrağın, bu devletin sahibisin.
Artık hiçkimse hiçkimseyi hor göremez. Hiçkimse hiçkimseye ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapamaz. Yeni Türkiye’de ayrımcılık, ötekileştirme, horlama olamaz. İnkar, ret ve asimilasyon olmayacak. Alevi de Sünni de bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıdır. Yeni bir tek parti anlayışının hüküm sürmesine izin vermeyeceğiz.
Kendinden başkasına hayat ve siyaset hakkı göremeyenler bu bölgeye barış getiremezler. Yazarlara, şairlere, gazetecilere, sanatçılara, sesiyle, sözüyle gönüller fethetmiş ozanlara tahammül edemeyenler bölgeye barış getiremezler. Kendileri gibi düşünmeyenlere kastedenler bölgeye demokrasi getiremezler. Kendilerinden başkasına hayat ve siyaset hakkı tanımayanlar bölgeye birlik getiremezler. Meselesi hizmet olmayanlar, millete aşkı sevdası olmayanlar bu bölgeye tebessüm getiremezler.
Biz sizi seviyoruz. Yaradandan ötürü seviyoruz. Size efendi değil, hizmetkar olmaya geldik. Bizim tercümana ihtiyacımız yok. Biz her zaman gönül diliyle konuşacağız.
Bana Halise Teyze’yi anlattılar. Bu katılımın arasında mı bilemiyorum. Duydum ki ‘Tayyip Erdoğan Diyarbakır’a geliyormuş’ diye heyecanlanmış. ‘Bir yıldır hiç çocuğumuz ölmedi’ diye bize hayır duası ediyormuş. 81 vilayet bizim için dua ediyor. Bir yıldır askerimiz, polisimiz şehit olmuyor. Bir yıldır gençlerimiz bir hiç uğuruna ölüp gitmiyor. Artık ocaklar sönmüyor. Sadece dağlarımızda değil, şehirlerimizde de çiçek açıyor. Bu bahardan rahatsız olanlar da var. Uyuşturucu satamadığı için, gençlerin kanını içemediği için rahatsız olanlar var. İçeride de dışarıda da var. Kepenkler kapanmadığı için rahatsız olanlar var. Yoksullukla mücadeleden rahatsız olanlar var.
Dün Nusaybin’de bir sabotaj gerçekleştirdiler. Huzura, kardeşliğe kurşun sıktılar. Bunlara fırsat vermeyiniz. Siz bu sürece sahip çıkarsanız inanın bu süreç büyüyecek. Diyarbakırlılar bu fidanlara sahip çıkarsa bu fidanlar çınar olacak. Unutmayın, söz silahtan etkilidir. Zalimin değil, kendi halkının kardeşlerinin yanında durmak esastır.
Dağdakilerin indiği, cezaevlerinin boşaldığı 76 milyonun bir olduğu yeni bir Türkiye…
Diyarbakır’ın bu sürece sahip çıkmasını istiyorum, tek yürek olmasını istiyorum. Diyarbakır’ın çocuklarımızın canı ve kanı üzerinden hesap yapanlara ‘yeter artık’ demesini istiyorum.
Artık hiç kimse yoksul Kürt ve Türk çocuklarının kanı üzerinden rant hesabı yapmasın.
Diyarbakır huzurlu olursa Erbil daha huzurlu olur eğer Diyarbakır huzurlu olursa Kamışlı daha da huzurlu olur, Diyarbakır refah içinde, barış içinde olursa Türkiye refah, barış ve huzur içinde olur.
Unutmayın; sizin sorumluluğunuz büyük. Bu yeni süreçte Diyarbakır'ın hakem olmasını, mürşit olmasını, sürece yol göstermesini, sürece ışık tutmasını istiyorum.
YORUM YAZIN