Avrupa Basınında Bugün (21 Kasım 2013)
İngiltere BasınıTimes'ın ön sayfasında iri puntolarla, El Kaide için savaşan dört İngilizin Suriye'de öldüğü haber veriliyor.
Gazete, Suriye'ye savaşmaya giden gençlerin geri döndükleri ülkelerde terör riskini artırdığı endişesini kaydediyor.
Times'a göre El Nusra Cephesi'nin yanında savaşmaya giden İngilizlerden üçü Halep yakınlarında Beşar Esad'a sadık güçlerle savaşırken öldü. Gazete dördüncüsünün ise bundan iki hafta sonra bir düşman mevziine pusu kurduğu sırada vurulduğunu bildiriyor.
Ölen gençlerin hepsinin Londralı olduğunun düşünüldüğünü yazan Times, İngiliz iç istihbaratı MI5'a göre İngiltere'den 200 ila 300 arasında gencin Suriye'ye savaşmaya gittiğinin tahmin edildiğini belirtiyor.
Gazetenin görüş aldığı bir istihbarat kaynağı, ''Suriye'deki krizin ilk aşamalarında bu ülkeye giden gençlerden bazıları İngiltere'ye geri dönüp çevrelerindekileri radikalleştirerek peşlerine taktı ve Suriye'ye geri döndü.'' diyor.
Times, Suriye'den geri dönenlerin İngiltere'de yeni bir güvenlik tehditi oluşturmasından kaygıların dile getirildiğini aktarıyor.
''Suriye'ye Şeriat'ı getireceğiz''
Daily Telegraph, El Kaide'ye bağlı savaşçılarının Suriye'nin kuzeyinde kontrol altında tuttukları bölgelerde sivil halka köktendinci İslami bir hayat tarzını empoze etmeye çalıştığını bildiriyor.
Gazete, Türkiye sınırı yakınlarında bir dizi kent ve kasabada rakipsiz kontrol sahibi olan El Kaide bağlantılı Irak-Şam İslam Devleti ve El Nusra Cephesi'nin aylardır ısrarla Beşar Esad'ın devrilmesinden başka hiçbir amaç gütmediklerini söylemelerine karşın, aşırı uçta İslamcı bir ideolojiyi sessizce yerleştirmeye çalıştıklarını yazıyor.
Daily Telegraph'a göre yerel camilere kendi imamlarını gönderen İslamcı savaşçılar erkeklerden sakal bırakmalarını ve kadınların da Afganistan'daki gibi yüzü ve vücudu tamamen örten burka giymesini istiyor.
Gazete, sınırın Türkiye yakasında bir evde kaldığını söylediği Irak-Şam İslam Devleti'nin Ürdünlü üyesi Ebu Abdullah'ın ''Suriye'ye Şeriat'ı, Allah'ın kanununu getirmeye geldik'' dediğini bildiriyor.
Daily Telegraph, El Kaide bağlantılı militanların İslamcı projesinin Suriye'de en çok kuzeydoğudaki Rakka ve Dana kasabalarında barizce hissedildiğini aktarıyor.
Filipinler'de tayfun sonrası göçmen akını
Filipinler'deki tayfunun resmi ölüm bilançosunun 4011 kişiye ulaştığını bildiren FinancialTimes, ülkenin belli başlı kentlerinin evini kaybetmiş binlerce afetzedenin yoğun göçü karşısında giderek çaresiz kaldığını yazıyor.
Başkent Manila'dan bildiren Financial Times, dünya tarihinin karaya vuran en güçlü tayfunlarından birine tanık olan afetzedelerin büyük kentlere akın ettiğini, fakat yerel yönetimlerin bu artan nüfusun temel ihtiyaçlarını karşılaşmakta gün be gün zorlandığını bildiriyor.
Manila ile Filipinler'in ikinci büyük şehir Cebu'nun askeri havaalanlarında afetzedeleri taşıyan uçakların birer birer inip kalktığını yazan Financial Times, havaalanlarının çevresinde çadır kentlerin oluştuğunu kaydediyor.
Gazete, cesetlerine ulaşılan 4 bini aşkın kişinin yanısıra, daha halen kayıp durumda olan yaklaşık 1600 kişinin bulunduğunu vurguluyor.
Tayfunda yaralananların sayısı ise Financial Times'ın satırlarında 18 binin üzerinde olarak verilmiş.
Prezervatif sektöründe 'grafen umudu'
Indepedent'ın bugün baş yazılarından birini ayırdığı konu, 'grafen' adlı mucizevi madde.
''O kadar mükemmel bir madde ki inanması zor'' diyen gazete, İngiltere'de icat edilen grafenin süper esnek, süper sağlam, süper hafif ve aynı zamanda süper ince özellikleriyle modern zamanların en heyecan verici bilimsel gelişmelerinden biri olduğunu yazıyor.
Independent, karbondan imal edilen ve tek bir atom inceliğinde olan grafeni gündelik hayatta kullanıma sokmak için laboratuvarlarda kıran kırana bir araştırma yarışının süregittiğini bildiriyor.
Gazeteye göre, hem inanılmaz hafif hem de bir o kadar sağlam olması, otomobil ve uçak imalatında çığır açabileceği gibi, elektronikten tutun su sterilizasyonuna değin daha birçok sektörde grafen devrimi kapıda olabilir.
Independent, grafenin prezervatif üreticileri için de büyük umutlar vaadettiğini yazıyor.
Araştırmacılar, grafenden prezervatiflerin daha sağlam olduğu için daha güvenli, daha ince olduğu için de daha zevkli bir seks deneyimine olanak sağlayacağını tahmin ediyor.
Independent, saç telinden bir milyon kat daha ince olup, elmastan daha dayanıklı özelliklere sahip bir prezervatifin üretim araştırması için, Aids'e karşı verdikleri mücadele ile bilinen Bill ve Melinda Gates Vakfı'nın İngiltere'de bir üniversiteye bağış yaptığına işaret ediyor.
Fransa BasınıDün Düzenlenen saldırılarda Liberation gazetesinde çalışan bir fotoğrafçı ciddi şekilde yaralandı.
Liberation gazetesi haberi, 'Silahını çıkardı ve iki el ateş etti' manşetiyle duyurdu.
Gazete iç sayfalarında da 23 yaşındaki fotoğrafçının sırtından iki kez iri saçmalarla vurulduğu saldırının ayrıntılarına yer verdi.
Gazete binasının resepsiyonunda çalışan görevliler, saldırganın silahını üçüncü kez ateşlemeye çalıştığını ancak silahın tutukluk yaptığını belirttiler ve bunun belki de ölümden kurtulmalarını sağladığını anlattılar.
Liberation gazetesi editörü Nicolas Demorand, kaleme aldığı açıklamada gazetenin yayın hayatına devam edeceğini söyledi.
Demorand "Bir gazeteye ateş açılması, işlerini yapanlara düzenlenmiş bir saldırıdır. Bu ayrıca, Cumhuriyet olarak adlandırdığımız fikre ve değerlere yapılmış bir saldırıdır." dedi.
Almanya BasınıTagesspiegel gazetesi Almanya'nın silah ihracatına ilişkin raporunu değerlendiriyor:
“Silah ihracatı rakamlarının düşmesi şüphesiz iyi bir haber. Almanya yakışık almaz bir şekilde çok yüksek düzeyde silah ihraç ederek, dünyanın en büyük silah tedarikçilerinden biri haline gelmişti. Almanya'nın silah ihracatından en fazla çıkar sağlayan da Suudi Arabistan. Tehlikeli boyutlara ulaşan Suriye uzlaşmazlığında Suudi Arabistan'a çok dikkat etmek gerekiyor. Suriye'de Şiiler ile Sünniler arasındaki çekişme üzerinden bölgesel hâkimiyet için mücadele veriliyor. Esad rejimini destekleyen İran gibi. Böyle bir bölgeye silah ihracatı yapılmamalı. Özellikle de tüm hasımları İsrail'i hedef almayı sürdürürken.”
İran'ın tartışmalı nükleer programına ilişkin Batı ile müzakereler sürerken dini lider Hamaney'in yaptığı açıklamalar büyük tartışma yarattı. Frankfurter Allgemeine Zeitung, şu değerlendirmeyi yapıyor:
“İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin yeniden başladığı sırada İran'ın dini lideri Ayetullah Hamaney İsrail'e 'bölgenin kuduz köpeği' diyerek hakaret etti. İsrail'in ABD'nin aksine, İran'ın yeni Cumhurbaşkanı Ruhani'ye güvenmemesine, sözlerine kanılmaması yönünde Batı'yı uyarmasına şaşırmalı mı? Sonuçta Hamaney İran'ın güç yelpazesinde sözü geçen kişi ve şimdi de kendi temsilcilerinin aşamayacağı kırmızı çizgiyi çizdi.”
Almanya'daki hastanelerin durumunu gösteren bir araştırma basında geniş yankı buldu. Alman Hastaneleri Enstitüsü (Deutsche Krankenhausinstituts) araştırmasına göre her iki hastaneden biri geçtiğimiz yıl bütçesinde açık verdi. Stuttgarter Zeitung hastanelerde reforma gidilmesi gerektiğini yazıyor:
“Sağlık uzmanlarının önerileri mantıklı gözüküyor: Uzmanlar hastanelerin nadiren genel sağlık hizmeti vermesini, genelde tek alanda uzmanlaşmasını talep ediyor. Bu hastanelerin kalitesini artırır ve masrafları düşürür. Sağlık sigortalarının belli ameliyatların yapılması için belli hastaneler ile yapmak istediği sözleşmeler de bunu vaat ediyor. Sağlık kurumlarının sağlık kasası ve eyaletler tarafından finanse edildiği, artık işlemez hale gelen bu karma uygulamadan vazgeçilmeli. Ancak politikacılar böyle büyük bir atılım yapma cesaretini gösteremiyor.”
Tageszeitung gazetesinde dikkat çeken bir diğer yorum, Polonya'nın başkenti Varşova'da süren BM İklim Konferansı hakkında:
“İklim konferanslarında pek çok tartışma sonuçlandırılıyor ancak çok az konuda karara varılabiliyor. Gerçek ilerleme, ülkelerin kendi inisiyatifi ile attığı adımlarda görülüyor. Konferansların bir faydası oluyorsa o da konular üzerinde uzlaşmaların sağlanması, koalisyonların kurulması, herkes için geçerli standartların belirlenmesi oluyor. BM İklim Konferansı hangi ülkelerin, uğradıkları hangi kayıpların ne şekilde giderileceğin konuşulacağı uygun bir yer. Tüm bu sorular karşısında henüz tek bir yanıt verilmedi. Bu yanıtları devlet, işletme, bilim adamları ve çevreci grupların birlikte bulması gerekiyor.”
Hollanda BasınıHollanda’nın De Telegraaf gazetesi Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta İran Büyükelçiliğine düzenlenen saldırının boyutlarını değerlendiriyor:
“İran ve Hizbullah saldırıdan İsrail’i sorumlu tuttu. Oysa bu öldürücü terör saldırısı başta Suriye toprakları üzerinde devam etmekte olan Sünni-Şii savaşında yeni bir dönemin başladığına işaret ediyor. Orada Suudi Arabistan ve Katar’ın desteklediği Sünniler, İran ve Hizbullah’tan yardım alan Şiilere karşı çatışıyor. Şam rejimi Beyrut’taki saldırının sorumlusu olarak isim vermeden
Suudi Arabistan’a işaret ederken “Petrol dolarlarının kokusunun çıktığından” bahsetti. Lübnan’da bir Suudi hedefe saldırı düzenlenmesi an meselesi gibi gözüküyor.”
İsviçre Basınıİsviçre’de yayımlanan Tages-Anzeiger aynı konu hakkında yorum yapıyor:
“Dün Beyrut’taki İran Büyükelçiliği’ne düzenlenen terör saldırısı, Hizbullah’ın Suriye iç savaşındaki faaliyetlerine ve İran’ın askeri rolüne gösterilmiş bir tepki. Suriye Devlet Başkanı Esad’ın askeri operasyonlarında, Lübnanlı Şii militanlar ön saflarda çatışıyor. Beyrut’ta saldırıyı düzenleyen Sünni grupların yaptığı hesap çok açık: Hizbullah kendi ülkesinde kendini tehdit altında hissettiğinde savaşçılarını eve geri çağıracak. Sünni militanlar bu amaç uğruna Müslüman mezhep grupları arasındaki savaşın Lübnan’da da sürmesini göze alıyor. Aşırı dinci Sünni gruplar Şiilere karşı bir mezhep savaşı istiyorlar ve bu yolda Suriye’deki halk ayaklanmasının meşruiyetini çoktan kaybettirdiler.
İspanya BasınıAvrupa Parlamentosu 2014-2020 bütçesini onayladı. 7 yıllık dönemde 960 milyar euroya kadar harcama yapabilecek olan AB bir önceki döneme oranla yüzde 4 tasarrufa gitti. İspanyol El País gazetesi yorumunda Avrupa’nın ekonomik durumunu değerlendiriyor:
“Bütçe tasarrufları aslında sadece teorik bir adım. Çünkü İspanya ve diğer AB ülkeleri hala ciddi düzeyde bütçe açığına ve borca sahip. Bugüne kadarki izlenen politikanın yerine istihdamı güçlendirecek yeni bir politikayı koyma zamanı geldi. Tasarruf politikası hedefine ulaşamadı ve işsizlere bir perspektif sunamıyor. Tasarrufu ve vergiyi artırma modeli iki yıldır uygulanmasına rağmen sonuç vermiyor. Gelecek yıllarda kalıcı büyümenin sağlanması ve işsizliğin temelden azaltılması mümkün gözükmüyor. Euro Bölgesi, hayal kırıklığına uğratan büyüme oranlarından kurtulamama tehlikesiyle karşı karşıya.”
İsveç BasınıPolonya’nın başkenti Varşova’da geçen hafta başlayan (11.11) BM İklim Konferansı’nda karar verme aşamasına gelindi. İklim konferansında konuşan BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon küresel ısınmanın önüne geçmek için gösterilen çabaların yetersiz olduğu eleştirisinde bulundu. İsveç’de yayımlanan Sydsvenskan gazetesi İklim Konferansı’nı şöyle yorumluyor:
“Polonya’da düzenlenen iklim konferansının amacı 2015’e kadar yeni bir iklim sözleşmesi üzerinde mümkün olduğu oranda uzlaşı sağlanması. Daha önceki iklim konferanslarının da gösterdiği gibi uluslararası mutabakat sağlanması bu zirvede de kolay değil. Sorumlulukların nasıl paylaştırılacağı konusunda dünya ülkelerini uzlaştırmak güç. Oysa dünyayı kurtarmak herkesin sorumluluğu.”
(dw türkçe/bbc türkçe)

YORUM YAZIN