Header Ads

Yeni Anayasada Sivil Toplumun Önerileri Dikkate Alınmıyor, Çalışmalar Kamuoyundan Saklanıyor


 TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda ‘anadilde eğitim’, ‘vatandaşlık’ gibi kilitlenen bazı başlıklar için çözüm aranıyor. Komisyon, yazım aşamasından önce binlerce vatandaş ve 160 sivil toplum örgütünün yeni anayasa için görüşlerini aldı. İlk kez kendi anayasasına katkı sunma imkanı bulan vatandaşlar, uygulamayı heyecanla karşıladı. Ancak, gelinen noktada, o görüşlerin ne olduğu merak konusu. Sivil toplum örgütleri tıkanıklıkların aşılması için partilerin bu görüşlerden yararlanması ve halka danışmasını öneriyor.

TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu 19 Ekim 2011 tarihinde çalışmalarına başladı. Komisyon ilk olarak anayasa yapım sürecine vatandaşların katılımını sağlamak amacıyla 3 alt komisyon oluşturuldu.

Alt komisyonlar 2012 Nisan ayı sonuna kadar 160 kamu kurumu, üniversite, sivil toplum kuruluşu ve dini grupların anayasa önerilerini dinledi. Ayrıca 165 üniversite, 78 il barosu, 60 siyasi parti, 18 belediye birliğine, 17 kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu, 7 yüksek mahkeme, 7 kamu görevlileri sendikaları üst kuruluşu, 6 muhtarlar birliği dernekleri, 4 işçi ve işveren sendikaları üst kuruluşu, RTÜK, Vilayetler Hizmet Birliği ve Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı ile posta yoluyla yazışma gerçekleştirildi.

14 bin 538 dernek, 4 binden fazla vakıf, bin 700 yerel ve ulusal radyo ve 197 yerel televizyona ise e-posta yolu ile yeni anayasa önerilerini TBMM’ye ulaştırdı.

Vatandaşların sürece katılımı için TBMM’de bir web sayfası oluşturuldu. Komisyonun resmi web sitesi üzerindeki görüş bildirme sistemi üzerinden, yeni anayasa konusunda 66 bin 15 kişi görüş bildirdi.

Komisyonun e-posta adresine ise bin 872 kişi veya kuruluş tarafından e-posta yoluyla anayasa taslakları gönderildi. Yine değişik bölgelerde 12 ilde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğince (TOBB) düzenlenen “Türkiye Konuşuyor” toplantılarına binlerce vatandaş katıldı.

Görüşler ne oldu?
TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu 2012 Mayıs ayından itibaren yazım çalışmalarını sürdürüyor. Yazım aşamasında bazı maddelerin görüşmelerinde kilitlenme yaşanması üzerine sivil toplum örgütlerine danışma görüşü çıktı. Tıkanıklık yaşanılan maddelerle ilgili sunulan görüşlere başvurma önerileri ise karşılık bulmadı. Anayasa çalışmalarının dört parti arasında yürümesine ve tıkanıklık yaşanması durumunda bu verilerden yararlanılmaması sivil toplum örgütlerinde rahatsızlığa neden oldu.

Çalışmalar şeffaf olmalı 
Anayasa sürecine katkı sunan 101 sivil toplum örgütünün oluşturduğu ‘Denge ve Denetleme Ağı İzleme Grubu’ üyelerinden Ayhan Bilgen, sürecin açık ve katılımcı olmamasından dolayı kaygılarını ifade ederek, “Toplumdan görüş almak müzakereci demokrasi değildir. Görüş almak belki katılımcılığın en ilkel adımıdır” dedi.

Komisyonun yaptığı çalışmalara ilişkin halkın bilgilendirilmemesini eleştiren Bilgen, “Anayasa gibi birlikte yaşama hukukumuzu inşaa edeceğimiz bir metni bile parti tabanları veya siyasi hesapları dikkate alarak, kamuoyundan saklayarak yürütmek sakıncalı bir hareket. Bu sürecin son derece açık işlemesi, toplumsal tartışma mekanizmalarının açık işlemesi ve toplumsal taleplerin siyaset üzerinde pozitif baskıya dönüşmesi gerekiyor. Talebi olan çevreler uzlaşılan maddelerde kendi taleplerini göremiyorsa, her toplumsal kesimin siyaset üzerinde baskı kurması gerekir” dedi.

Önerilere bakmak saygının gereği 
Yeni anayasa için öneri sahiplerinin önerilerinin takipçisi olması gerektiğini belirten Bilgen, “Sivil toplum, bu güne kadar yapılan önerilerin takipçisi olmazsa, ‘biz önerimizi gönderdik, dikkate alınırsa alınır alınmazsa yapacak bir şey yok’ derse sadece siyasetçi değil bütün toplum yeni anayasayı hak etmemiş olacak. Bence yapılan önerilere saygının gereği dönüp bakmak lazım” dedi.

Tabana danışın 
Çalışmalarda yaşanan tıkanıklıkların aşılması için partilerin tabanlarına sorması gerektiğini ifade eden Bilgen şöyle konuştu:

“Herkesin bu konuda yeniden siyasete dönüp, ‘neden uzlaşamadınız, nerelerde uzlaşamadınız’ demeli. Siyaset de kamuoyuna yol haritası deklare etmeli. Her parti bunu deklare ettiğinde hakem halktır. Her partiye yakın kurumlar, tabanla tartışsın. Gerçekten taban öyle mi düşünüyor. Belki de tabandan insanlar bu konuyu çözebilir. İlk yapılması gereken tıkanıklık yaşanınca durumu halka açmak ve önerileri masaya yatırmak.”

(Rifat Başaran/Radikal)

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.