Header Ads

Ethem Sarısülük Davası Başladı: Mahkeme Duruşmayı İzleyicilere Kapattı, Polisler Adliyedeki Kitleye Saldırdı


Ethem Sarısülük'ü öldüren polis Ahmet Şahbaz'ın yargılandığı dava, bugün polis ablukasında görüldü. Mahkeme heyeti, duruşmayı "kamu güvenliği" gerekçesiyle izleyicilere kapatırken, polis, adliye binasında duruşmayı izlemek isteyenlere ve Sarısülük'ün ailesine, yoldaşlarına saldırdı. Sanık Ahmet Şahbaz, peruk ve bıyık takılarak adliyeye getirildi, ancak arbadede peruk ve bıyık düşünce, Anne Sarısülük, "Katil" diyerek Şahbaz'ın yüzüne tükürdü.

Duruşma öncesinde, yaklaşık 100 çevik kuvvet polisi, duruşma salonuna alındı. Sanık sandalyesine bile sivil polisler oturtuldu. Bu duruma tepki gösteren Sarısülük'ün ailesi ile sivil polisler arasında tartışma yaşandı.

Avukatlar ve Sarısülük'ün ailesi bu kişilere itiraz etti ve salondan çıkarılmasını istedi.

Bunun üzerine salondaki sivil kişilerin bazılarının ''çıkmayacağız, kesin sesinizi'' diye bağırdıkları duyuldu.

Yaşanan polis işgali üzerine Sarısülük ailesi ve avukatları duruşmaya katılmama kararı aldı. Adliye koridorunda da yüze yakın polisin beklemesi dikkat çekti.

Tartışmalara müdahale eden mahkeme başkanı, 'sivil polis' oldukları iddia edilen kişilerin duruşma salonundan çıkarılmalarını istedi.

Daha sonra kararını değiştiren aile, salona girdi. Duruşma salonundan çıkartılan polisler bu kez adliye koridorlarını işgal etti.



"KAMU GÜVENLİĞİ"
Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi, Ethem Sarısülük davasının "kamu güvenliği" gerekçesiyle izleyicilere kapatılmasına karar verdi.

Yılmaz, mahkemenin taraf olduğunu belirterek, "Burada polisin tehlikeye düşmesi söz konusu değil. Duruşma saati 09.00. Ancak müştekiler, vekilleri, sanık ve vekilleri yerini almadan saat 08.40'da 4 sıra sivil çevik kuvvet polisleriyle dolduruldu. Sanık polisin olması gereken yerde 5 kişi vardı.  Bu kişilerin polis oldukları tarafımıza iletildi. Duruşmayı izlemeye gelen STK temsilcileri, yakınları, arkadaşları adliyede yoğun önlem alan polis tarafından salona gelmeleri engellendi" dedi.

"Sanık sandalyesinde 5 polis ne arıyordu?!" diye soran Yılmaz, "Mahkeme heyeti, açıklama yapmadan arkaya polislerin alınmasını söz ve uygulamayla ifade etti. Salonun önü sivil polis dolacak şekilde kapatıldı. Bu esnada salona gelecekler engellendi. Tepkimiz üzerine sanık sandalyesindeki 5 polis şu an görüldüğü gibi yan tarafta oturuyor. Biz sanığın güvenliği tedbiri sandık. Ancak bununla ilgili olmadığını gördük. Sanık, tutukluların getirildiği arka kısımdan salona getirildi, güvenlik önlemleri de alınmış durumda adliye polisi tarafından. Ancak dikkat çeken bir husus polis yargılamalarında Ankara adliyesinde hep aynısı oluyor. Kimden talimat alındığı bilinmeyen polisler salona geliyor. Aleniyeti engellemek için polis dışarıda herkesi engellemekte. Mahkeme heyetiyle yaptığımız tartışma budur" ifadelerinde bulundu.

Yılmaz, polisin duruşmada yer almasının adil yargılamayı etkilemek amaçlı olduğunu ifade ederek, "Çünkü polisler aileye ve avukatlarına düşmanca yaklaşıyor. Kapıda saldırı olmuştur. Bu gözünüzün önünde oldu ama tutanaklara geçirmediniz. Arbedenin sorumluları bu kadar polisi yığan, duruşmayı provoke eden mahkeme heyetinden kaynaklanmaktadır. Mahkeme heyeti polisin salona girmesi için bize teklifler getirdi. CMK 182. madde çok açık. 'Genel ahlak ve kamu güvenliğini tehdit ediyorsa' şeklindedir. Hükümler açık. Arbedenin asıl sebebi neden tutanaklara geçirilmedi? Karar alınırken, talepler alınmalıydı" diye konuştu.

Yaşananların sorumlusunun mahkeme heyeti olduğunu ifade eden Yılmaz, Ankara'nın göbeğinde güvenlik sorunu olmasının söz konusu olamayacağının altını çizdi. Polisten çekinmediklerini, dayak yeseler de duruşmayı sürdüreceklerini dile getiren Yılmaz, şunları söyledi: "Karar kimin kamu güvenliğini koruyor? Karar gerekçesiz, usul, yasa ve uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Mahkeme bu kararı almakla, yok sayıp; 'İstediğimi yaparım, sizi tanımıyorum' demenin hukuki biçimidir. Arbedenin çıkması kapalılık için gerekçe değil."

Yılmaz, herkesin duruşma salonunda olduğunu, gözlemcilerin yer aldığını belirterek, "Ancak arka sıralarda 10-15 sivil polis provokasyon için bekliyor. Bu durumda hangi kamu güvenliği tehdit edilmiştir? Karar yanlıştır. Tekrar ara karar verilerek, kapalılık kararından dönülmesi lazım. Çünkü Gezi olayları olarak bilinen gösterilerde sanık polis göstericilere hedef gözeterek ateş etti ve Ethem Sarısülük'ü öldürdü. Sanık, yargının  polisi kollaması nedeniyle tutuksuz gelmiştir. Mahkemenin bu kararı şeffaf olmaz ve töhmet altında kalır" dedi.

REDDEDİLDİ
Görüşmenin ardından mahkeme heyeti, kararını açıkladı. Duruşmanın kapalılık kararının kaldırılması talebini reddeden mahkeme başkanı, "Mahkeme heyeti kararı aldıktan sonra talepler oldu. Ancak davanın kamu güvenliği gerekçesiyle kapalı olarak yürütülmesi kararının kaldırılması talebinin reddine karar verildi. Karar sadece bu duruşma için geçerlidir" dedi.

Mahkemenin kararı alkış ve ıslıklarla protesto edilirken "Katiller dışarı" sloganları atıldı.

Mahkemenin bu kararının ardından, salonda bulunan aile ile duruşmaya izlemek üzere adliye binasına girenler polis tarafından darp edilerek dışarıya çıkartıldı.

Bu sırada tanık Burhan Çoban'ın burnu kırıldı. İki Alınteri dergisi okuru kadın, "Bunları öldürelim" diye bağıran 50 kişilik bir sivil grubun saldırısına uğrayarak, darp edildi, cinsel tacize maruz kaldı.



PERUK VE BIYIK TAKILARAK ADLİYE GETİRİLDİ
Arbede sırasında polisin peruk ve bıyığı yere düştü.

Ethem Sarısülük'ün annesi, "Katil" diye bağırdı.

ADLİYE BİNASINA KIRMIZI BOYA
Öte yandan duruşmayı izlemek için Ankara'ya giden kitle Sıhhiye'den sloganlarla Ankara Adliyesi'ne yürüdü. Kitle, adliye önünde bekleyenlerle buluştu. "Komünist Ethem Sarısülük ölümsüzdür" pankartı açılırken, sık sık "Katil devlet hesap verecek" sloganı atıldı.

Duruşma öncesinde Emek ve Demokrasi Güçleri adına açıklama yapan KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Mevlit Çakmak, Sarısülük'ün polisler tarafından bilerek isteyerek öldürüldüğünün bilirkişiler tarafından belgelendiğine dikkat çekti, "Buna rağmen siyaset, yargı ve polis birbirlerini korumaya devam etmektedirler. Biz Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri olarak diyoruz ki AKP, yargı, polis ve ordu işbirliğine karşı bizde daha çok bir araya geleceğiz, daha çok bütünleşeceğiz ve daha çok mücadele edeceğiz" dedi.

Davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirten Çakmak, "Bugüne kadar öldürülen devrim şehitlerine sözümüz var. Bu söz eşit, özgür, demokratik bir Türkiye kurana kadar mücadelemiz devam edecektir" diye konuştu.

AKP hükümetinin hızla bir bataklığa sürüklendiğine dikkat çeken Çakmak, şöyle konuştu:
"Kurtulmak, iktidarını bir süre daha devam ettirmek için uzandığı her dal elinde kalıyor. Şimdi ektiğini biçiyor. Bataklıktan kurtulmak için Suriye’ye el attı, olmadı. Kürt sürecine el attı, olmadı. Gezi eylemlerini uluslararası faiz lobisine bağladı olmadı. Olimpiyatlara el attı, olmadı. Hatta büyük umut bağladığı Fettullah hediyesi Cami Cemevi projesi bile elinde patladı. Son günlerde gelişen iki tepki; sınırlı bir alanda ve sınırlı bir yerel güçle gerçekleştirilmiş olsa da –ki bunlar cami/cemevi projesine karşı Tuzluçayır halkının tepkisi ve ODTÜ ormanlarının bir kısmının Melih Gökçek tarafından gasp edilmesine karşı ODTÜ öğrencilerinin ve 100. Yıl Mahallesi halkının tepkisi- göstermiştir ki AKP'nin içine girdiği bataklıktan kurtulmak için yapacağı her hamle, halkın doğrudan müdahalesi ile engellemekle birlikte tersine çevrilecektir."

Yüzlerce kişi, polis barikatının önünde "Hepimiz Ethem'iz! Öldürmekle bitmeyiz!" sloganlarını atarak bekledi. Ayrıca, adliye binasının kapısına ve merdivenlerine, "Katilsiniz! Elinizden kan damlıyor" denilerek kırmızı boya atıldı.

Duruşmanın sona ermesinin ardından aile adliye binasının önünde açıklama yaptı.

1 yıldan beş yıla hapis
Ethem Sarısülük’ün ölümünden bugüne kadar her aşaması tartışmalara neden olan davada sanık polis memuru Ahmet Şahbaz hakkında 1 yıl 4 aydan 5 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

14 Haziran’da beyin ölümü gerçekleşen Ethem Sarısülük’ün vurulmasıyla ilgili çok sayıda iddia gündeme geldi. MOBESE kameralarının olay anında gökyüzüne çevrildiği anlaşıldı. Başlatılan soruşturmada olay yerinde, ancak yedi gün sonra keşif yapılabildi. Yapılan otopsi ve ortaya çıkan video görüntüleri sonrasında Sarısülük’ün, Çevik Kuvvet polisi Ahmet Şahbaz’ın silahından çıkan merminin başına isabet etmesi sonucu öldüğü kesinleşti.

Kimliği uzun süre açıklanmayan polis memuru Şahbaz, olaydan 23 gün sonra adliyeye getirildi ve savcılık tarafından tutuklanması talebiyle Nöbetçi 13. Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi. Şahbaz ifadesinde, linç edilmekten kurtulmak için havaya ateş ettiğini söyledi.

Mahkeme olayı, “meşru müdafaa sınırları içinde” kabul ederek sanığı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı. Mahkeme, kararında ayrıca Şahbaz’ın tutuklanmasının telafi edilmeyecek zararlara neden olabileceğini savundu.

Soruşturma kapsamında açılan dava sürecinde de tartışmalar yaşandı. Sarısülük’ün ölümünü soruşturan Cumhuriyet Savcısı ifadeler, görüntü kayıtları ve deliller ışığında polis memuru hakkında iddianame hazırladı. İddianamenin gönderildiği Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi ise sanığın “idari izin alınmadan” yargılanamayacağı gerekçesiyle davanın “durmasına” ve “gereğinin yerine getirilmesi için dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine” karar verdi.

Başsavcılık ise incelemesinin ardından suçun “adli yargılama” kapsamında olduğuna kanaat getirerek “iade” edilen dosyaya itiraz etti. Üst mahkeme dosyayı inceledikten sonra başsavcılığın itirazını yerinde bularak davanın iddianamenin gönderildiği mahkemede görülmesine karar verdi.

Cenazeye katılanlara da dava
Davaya ilişkin tartışmalar yine sonlanmadı. Sarısülük’ün vurulduğuna tanıklık eden Mehmet Can Tayşan gözaltı listesine alındı, aranmaya başlandı. Tanık olarak bildirilen Şahin İmga önce tutuklandı, sonra serbest bırakıldı. Keşifte dinlenen tanık Burhan Çoban’ın ise telefonla tehdit edildiği öne sürüldü.

Öte yandan Ağustos ayı başında bu kez de Sarısülük'ün cenaze töreni sırasında yapılan eyleme ilişkin Basın Savcılığı soruşturma başlattı ve 35 kişi hakkında iddianame düzenledi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından onaylanan, Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından da kabul edilen iddianamede, bu kişilerin, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu uyarınca 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi.

(etha/bbc türkçe/başka haber)

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.