Header Ads

Almanya Hükümeti Suriye'ye Müdahaleye Soğuk Bakıyor


Almanya Başbakanı Merkel ve hükümet yetkilileri, Almanya'nın Suriye'ye olası bir askeri müdahaleye katılmayacağının altını çiziyor. Ancak Almanya'nın hâlihazırda krize bulaşmış olduğunu düşünenler de var.

Suriye'de Esad rejiminin kimyasal silah kullandığı iddiaları, olası bir askerî müdahale tartışmalarını alevlendirdi. İngiltere'de parlamentonun alt kanadı Avam Kamarası parlamantosu müdahale aleyhinde karar alırken, başlarda kararlı bir tutum sergileyen ABD Başkanı Barack Obama da geri adım atarak, Kongre'den onay beklediğini açıkladı. Kongre'deki oylamanın en erken 9 Eylül tarihinde yapılması mümkün. Hızlı bir müdahale beklentisi içinde olan Suriyeli muhalifler ve İsrail ise gecikmeden rahatsız. Öte yandan Suriye'ye müdahale ihtimalinin gündeme gelmesinden bu yana çekimser bir tutum izleyen Alman hükümeti olası bir askerî harekatta Almanya'nın yer almayacağının altını çiziyor.

Hrıstiyan Demokrat Birlik partili (CDU) Savunma Bakanı Thomas de Maiziere'in, “Kimyasal silah kullanıldığının hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde kanıtlanması önemlidir ve doğru olan da budur. Dışişleri Bakanı'nın da söylediği gibi daha sonra biz de bunun hesabını soranların tarafında yer alacağız" şeklindeki açıklamasının askeri müdahaleye yeşil ışık yakıldığı şeklinde anlaşılmaması için Federal Hükümet yetkililerinden açıklamalar geldi. Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, ne ABD'den bu yönde bir talep geldiğini ne de Almanya'nın olası bir askerî harekatın içinde yer almayı ihtimaller dahilinde gördüğünü açıkladı.

Bonn Üniversitesi'nden siyaset bilimi uzmanı Christian Hacke, bu tutumun Alman dış politikasının karakteristik özelliklerinden biri olduğunu söylüyor. Hacke, “Almanya eskiden izlediği yolu terk etmedi, yani sadece hiçbir maliyeti olmadığında ve risk oluşturmadığında dayanışma sergilemek…” şeklinde konuşuyor.
Uzmana göre, Berlin hükümeti Suriye konusundaki çekimser tutumu ile uluslararası alandaki her tür inandırıcılığını kaybediyor. Uzman, bununla birlikte şu anda Almanya'nın olası bir müdahaleye katılmamasının akıllıca olduğunu düşünüyor. Ancak Hacke, geçen aylarda Esad'ın düşürülmesini istemenin yanlış bir politika olduğunu savunuyor: “Kamuoyunda, özellikle de Suriyeli muhaliflerde karşılanamayacak bir beklenti yaratıldı.”

Koruma sorumluluğu devreye girer mi?

Hacke, Birleşmiş Milletler'in ‘koruma sorumluluğu' doktrinini kabul etmesinde ısrarcı olan Almanya'nın, bu nedenle özel bir sorumluluğa sahip olduğunu düşünüyor. Zira bu doktrine göre, bir ülkede ağır insan hakları ihlâlleri meydana geldiğinde, uluslararası toplum sivilleri korumak amacıyla o ülkeye müdahale etmekle yükümlü.

Sosyal Demokrat Parti'nin dış politika sözcüsü Rolf Mützenich, 2005 yılında yürürlüğe girmesinden bu yana bu doktrinin destekçisi. Partisi ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı çıkarılması halinde dahi Suriye'ye bir müdahaleye destek vermiyor. Mützenich şöyle konuşuyor: "Bu devletler hukuku normu, olası bir müdahalenin ülkedeki sivillerin durumunu düzeltip düzeltemeyeceğini ya da durumun daha da kötüleşip kötüleşmeyeceğinin gözden geçirilmesini şart koşuyor."

Siyaset bilimi uzmanı Christian Hacke ise Almanya'nın hâlihazırda bölgede askerî varlık gösterdiğine dikkat çekiyor. Alman birlikleri hem Lübnan'ın güneyinde görev yapan Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNIFIL) çerçevesinde görev yapıyor, hem de Kahramanmaraş'a NATO misyonu çerçevesinde yerleştirilen füze savunma sistemi Patriotlar nedeniyle 300 Alman askeri Türkiye'de bulunuyor. Uzman, Türkiye'nin Suriye'ye askerî müdahaleye katılması halinde, Almanya'nın da dolaylı olarak savaşa taraf olacağı görüşünde.
Ancak Alman hükümeti ve muhalefet partileri, Almanya'nın görevinin, Suriye krizine diplomatik bir çözüm bulunmasına destek vermek olduğu konusunda hemfikir. Ne var ki Rusya olmadan, diplomatik bir çözüme de ihtimal verilmiyor. Siyaset bilimci Christian Hacke, Esad rejimine verdiği destekle bilinen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i etkilemeye çalışmanın önemli olduğunu söylüyor. Sosyal Demokrat Parti, bu nedenle Başbakan Merkel'e Rusya Devlet Başkanı Putin ile baş başa bir görüşme yapması çağrısında bulundu. 5 Eylül tarihinde St. Petersburg'da başlayacak G20 zirvesinin buna fırsat tanıması bekleniyor.

"İngiltere Avrupa'ya yaklaştı"

Son gelişmeler Avrupa'nın Suriye konusunda tek ses olmaktan uzak olduğunu gözler önüne seriyor. İngiltere'de meclisin alt kanadı Avam Kamarası, Suriye'ye yapılacak olası bir askerî müdahaleye katılma önergesini reddetti. Başbakan David Cameron'ın müdahale planlarına ters düşen bu sonuç, İngiltere'nin ABD'den uzaklaşarak Avrupa'ya yakınlaştığı biçiminde de yorumlandı. Eichstätt Üniversitesi'nden Avrupa politikaları uzmanı Stfean Schrien şöyle konuşuyor: “Son gelişmelere bakınca İngiltere'nin dışarıdan tahmin edilenden daha fazla Avrupalı düşündüğünü görebiliriz.”

Öte yandan Irak Savaşı'nda ABD'nin yanında yer alan Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri de artık ABD karşıtı bir tutum sergiliyor. Örneğin Polonya, Suriye'ye yönelik olası bir müdahaleyi desteklemeyeceğini açıkladı. Diğer Avrupa ülkeleri de müdahale konusunda ABD Başkanı Obama'ya destek vermiyor. 2003 yılında Irak harekatı söz konusu olduğunda Bush yönetimi, Almanya ve Fransa'yı kastederek eski Avrupa'yı sorumluluktan kaçmakla suçlamış ve eski Doğu Bloku ülkelerinin desteğine güvenmişti. Ancak şu ana kadar Suriye müdahalesi için açık destek veren tek Avrupa ülkesi Fransa.

(dw türkçe)

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.