Avrupa Basınında Bugün (26 Ağustos 2013)
İngiltere Basınıİngiltere'deki gazetelerin bugün ele aldığı başlıca konu, İngiltere, Amerika ve Fransa'nın Suriye'ye askeri müdahale olasılığı.
Financial Times gazetesi, manşetini Suriye'ye ayıran gazetelerden biri. Gazete, Batılı güçlerin kimyasal silahların kullanılmaması yönünde uyarı amaçlı olarak Beşar Esad'ın ordusuna hava saldırısı düzenlemeyi düşündüğünü yazıyor.
Suriye hükümetinin Birleşmiş Milletler denetçilerinin kimyasal silah saldırısı düzenlendiği iddia edilen bölgelere girmesine izin verdiğini hatırlatan gazete, bunun Amerika tarafından "geç ve yetersiz" bir adım olarak nitelendirildiğini yazıyor.
Financial Times, ABD Başkanı Obama, İngiltere Başbakanı Cameron ve Fransa Cumhurbaşkanı Hollande'ın "ciddi bir tepki" verilmesi yönünde iletişim halinde kalmaya devam edeceklerini söylediklerini de aktarıyor.
Gazete ayrıca, İran ve Rusya'nın, Şam'a gerçekleştirilecek olası bir saldırının Orta Doğu'daki güvenlik durumunu olumsuz etkileyeceği yönünde uyarısını da haberine taşıyor.
Üç soru
Financial Times için James Blitz tarafından kaleme alınan bir makale, Suriye'ye yapılacak olası bir müdahalenin üç soru taşıdığını yazıyor.
Sorulardan ilki Amerika ve müttefiklerinin geçen hafta gerçekleşen saldırı hakkında delillerin ortaya çıkması için ne kadar bekleyeceği üzerine…
Blitz, Irak'ın işgalinden önce Birlemiş Milletler denetçilerinin Saddam Hüseyin'in kitle imha silahına sahip olup olmadığını keşfetmek için daha fazla vakit tanınması gerektiğini söylediklerini hatırlatıyor. Blitz'e göre bazı Batılı yetkililer bu hatayı bir daha işlemek istemeyecektir.
İkinci soruysa Amerika ve müttefiklerinin BM kararı olmadan bir saldırıya girişip girişemeyeceği yönünde…
Buna cevaben bir kez daha Amerika'nın Irak'a saldırışında BM kararı beklemediğinin akıllara geleceğini yazıyor Blitz, ve Rusya'nın Güvenlik Konseyi'nde veto hakkını kullanma olasılığını aktarıyor.
Buna rağmen, Blitz'e göre Amerika, Suriye'nin kimyasal silahları yasaklayan 1925 Cenevre Protokolü'nü ihlal ettiğini söyleyebilir.
Blitz'in sorduğu son soru, askeri müdahalenin ne içereceği…
İngiltere ve Amerika'nın, Esad'ın devrilmesiyle ortaya çıkacak bir iktidar boşluğunu dolduracak ılımlı bir grubun dolduramayacağını düşündüğünden geçmişte muhaliflere yardım etmekten çekindiğini hatırlatıyor Blitz ve ekliyor: "Ama şimdi pek çok askeri uzman, kimyasal silah kullanımının kabul edilemeyeceğini göstermek için Amerika'nın bir kerelik müdahale etmeyi düşünmesi gerektiği inancında."
Telegraph: 'Deniz kuvvetleri Suriye'ye ilk saldırıya hazır'
Telegraph gazetesi, manşetten duyurduğu haberde İngiltere'nin Amerika'yla işbirliği yapıp Suriye'ye "günler içinde" saldırmayı planladığını yazıyor. Gazetenin haberi şöyle devam ediyor:
"Komutanlar olası hedefler belirlerken İngiliz askeri gemileri de Amerika'nın yanında Cruise füzesi atışına hazırlanıyor.
Hükümet kaynakları Başbakan David Cameron ve Obama'nın da dahil olduğu uluslararası liderler arasında görüşmelerin devam edeceğini, ama olası bir askeri müdahalenin gelecek hafta kadar erken bir zamanda başlayabileceğini söylüyor."
'Esad, pahası ne olursa olsun hayatta kalmak istiyor. Peki Batı'nın müdahaleye cesareti var mı?'
Richard Spencer, Telegraph gazetesinde yayınlanan analizinde saldırının Esad hükümeti tarafından gerçekleştirildiğini varsayıp bunun nedenlerini sorguluyor.
Spencer'a göre Esad, 8 Ağustos'ta kendisine yönelik suikast girişiminin, veya Fransız Le Figaro gazetesinin yayınladığı Amerika ve İsrail'in Suriye içinde muhalifleri gizlice eğittiği iddialarının öcünü alıyor olabilir.
Geçmişte Esad'ın gitmesinin Batı'nın kontrol edemeyeceği bir kaos ortamına yol açacağından endişelenildiğini hatırlatan Spencer, Orta Doğu'nun parçalanması durumunda istemese de Barack Obama'nın suçlu olacağını öne sürüyor. Spencer'a göre, kimyasal silah iddiası böylece Obama'ya Orta Doğu'yu istediği gibi şekillendirme fırsatı tanıyor.
Independent: 'Orta Doğu'daki her bir ülke artık barıştan yoksun'
Independent gazetesi için bir makale kaleme alan Robert Fisk, Lübnan, Mısır ve Suriye'de toplumun artık "korkutucu boyutta" çarpık olduğunu yazıyor.
Mısır'dan ayrılmak için Kahire havalimanına gittiği sırada tanklarla karşılaştığını yazan Fisk, bu sırada Lübnan'dan arayan seyahat acentesinin Beyrut'ta bombalı saldırı gerçekleştiğini söylediğini aktarıyor.
Fisk'e göre eski Amerika başkanı George Bush'un "içi boş" olarak nitelediği sözlerinden dolayı Orta Doğu'da herkes bir çeşit "teröre karşı savaş" içinde.
Fisk, Arap dünyasında başlayan adalet ve asalet arayışının "bir morg kadar kötü kokan" sonuçlar doğurduğunu; hatta çatışmaların artık sınırları geçmeye başladığını yazıyor.
Yazar buna örnek olarak "Suriye'deki iç savaşın, geçmişte bir iç savaş yaşayan Lübnan'ı vurmasını" gösteriyor. Fisk'e göre Lübnan'da bir kesim yeniden bir iç savaş çıkmaması için çalışırken, bir başka kesim aynen bunun gerçekleşmesi için çaba harcıyor.
'Suriye ve bizim iyiliğimiz için müdahale etmemeliyiz'
Yine Independent gazetesi için yazan Owen Jones, Suriye halkının iyiliği için Batı'nın ülkede bir askeri müdahaleye gitmemesi gerektiğini belirtiyor.
Jones, Esad'ın 100 bin kişinin ölümünden ve milyonlarca insanın ölümünden sorumlu olduğunu, ve kanıtların bir kimyasal silah kullanımına işaret ettiğini hatırlatıyor, ama Batı tarafından başlatılacak bir askeri müdahalenin çok daha kötü sonuçlara yol açacağını yazıyor.
Owen Jones, Suriye'deki muhalefetin oldukça farklı gruplardan oluştuğunu, ve Esad'ın yerine gelecek olası bir gruba karşı "iç savaş içinde iç savaş" başlatılabileceğini öne sürüyor.
Jones, Batı'nın müdahalesinin bölgedeki sonuçlarına örnek olarak, Irak'ta çıkan mezhep çatışmalarını, ve Bahreyn'de demokrasi yanlısı protestocuların "Batı desteğini arkasına alan bir diktatöre karşı" çabalarını gösteriyor.
Jones ayrıca, Batı müdahalesinin İran'ın ve Rusya'nın tepkisini çekeceğini, ve durumu daha da kötüleştirebileceğini yazıyor.
Times: 'Kimyasal silah kullanımı cezasız kalmamalı'
İngiliz siyasetçi ve diplomat Paddy Ashdown tarafından Times gazetesi için yazılan makalede uluslararası hukukun geçerliliğini yitirmemesi için kimyasal silah kullanımının cezalandırılması gerektiği görüşüne yer veriliyor.
Ashdown makalesinde, İngiliz dışişleri bakanı William Hague'in saldırıdan Esad'ı sorumlu tutmasını eleştiriyor, ve BM denetçilerinin araştırmalarını bitirmesi için zaman tanınması gerektiğini yazıyor.
Ashdown'a göre siyasetçiler "general rolüne bürünmemeli" ve "hareketten daha çok gerekleri" belirlemeli.
İngiliz diplomat, İngiltere'nin şimdi askeri operasyondan önce Rusya'yla el ele verip gerçekleri ortaya çıkarması gerektiğini söylüyor.
Geçmişte BM Bosna Hersek Özel Temsilcisi de olan Ashdown, Bosna ve Kosova türü askeri müdahalenin akıllıca olmadığını, ve tüm diplomatik ve hukuki yolların aranması gerektiğini yazıyor.
Guardian: 'Muhalifler şimdiye kadarki en büyük silah ve cephane yardımını aldı'
Guardian gazetesi, Suriye'nin kuzeyinde savaşan muhaliflerin, bugüne kadarki en büyük silah yardımını aldığını söylediklerini okuyucularıyla paylaşıyor.
Gazete, Suudi Arabistan ve Katar tarafından gönderilen yardımın Türkiye sınırından Suriye'ye geçmesine son 3 gün boyunca izin verildiğini yazıyor.
Gazetenin bir muhalif komutana dayanarak aktardığı habere göre, Türkiye'de bekletilen ve şimdi sınırı geçmesine izin verilen askeri teçhizat uçaksavar füzeler içermese de tanksavar füze içeriyor.
Almanya Basını
Süddeutsche Zeitung, ‘Kırmızı Çizgiler' başlığıyla yayınladığı yorumda özetle şu görüşlere yer veriyor:
“Ne kadar yadırgansa da askerî müdahaleler aynı zamanda bir kâr – zarar hesabıdır da. Başta ABD olmak üzere Batı'nın Suriye hesabı oldukça basit: Irak ve Afganistan müdahalelerinden kaynaklanan savaş yorgunluğu, askerî risk, siyasi perspektif eksikliği ve Rusya'nın engellemesi, şimdiye kadar askerî müdahaleye bağlanan umutlardan ağır bastı.
Ama bu denklem şimdi bozuldu. Şam yakınlarında zehirli gaz kullanılarak insanlığa karşı suç işlenmiş oldu.
Zehirli gaz Suriye'deki akıl almaz barbarlığa yepyeni bir çehre kazandırdı. Şimdiye kadar benimsenen dayanmak ve karışmamak mantığı yerini yeni bir değerlendirmeye bırakmalıdır. ABD Başkanı Barack Obama kırmızı çizgisini belirlerken, zehirli gaz kullanılmasının her şeyi değiştireceğini söylemişti. Bu an gelmiştir.
Bu tabuyu yıkmak başkalarını özendirebilir. Bu yüzden cezasız bırakılamaz. İkinci tez, 1990'lı yıllardaki Balkan Savaşı sırasında, sivil halkın korunmasını devletler topluluğunun görevi kılan ve egemenliği kaldıran bir anlayış devletler hukukunda yerini almıştır. Rusya'nın obstrüksiyonuna rağmen gerektiğinde gönüllüler koalisyonuyla harekete geçilebilir. Üçüncü tez ise Obama'yı ilgilendiriyor. O şimdi harekete geçmezse bütün inandırıcılığını kaybeder, ABD'nin otoritesi ağır yara alır. Bundan böyle savuracağı tehditler ciddiye alınmaz. Zehirli gaz, Suriye iç savaşındaki kanlı tırmanışın, bütün dünyada taklitçisinin çıkacağı ilk etabı olur."
Frankfurter Allgemeine Zeitung, Başkan Obama'nın Suriye politikasını konu alan yorumunda ataletin Amerikan süper gücüne çok şey kaybettirebileceğini yazıyor:
“Barack Obama, mutlaka kaçınmak istediği bir soruya muhatap oluyor: Katliam nedeniyle Suriye'nin askerî tesislerinin bombalanmasını ve Birleşmiş Milletler'den yetki almaksızın uçuşa yasak bölge ilan edilmesini emredip Moskova ve Pekin'le çatışma rotasına girmeyi göze alabilir mi? Obama şimdiye kadar haklı nedenlerle Suriye'deki kanlı iç savaşa karışmak istemedi. Ancak, kırmızı çizgiler çizip de hiçbir şey yapmazsa onun söylediklerine kim değer verir? Başkanın inandırıcılığı ve Amerikan süper gücünün dünya jandarmalığı ağır bir sınavdan geçiyor. Obama'nın alacağı kararları dikkatle izleyenler arasında mutlaka İran ve Kuzey Kore'nin iktidar sahipleri de bulunuyordur.”
Rheinische Post gazetesi, Obama'nın tuzağa girdiği değerlendirmesini yaptığı yorumunda muhtemel bir müdahalenin sonuç vermeyeceğini iddia ediyor:
“Suriye yönetimi, zehirli gaz saldırısının incelenmesine izin verdi. Bu yoğun uluslararası baskının sonucu da olabilir, muhaliflerin ABD'yi kendi yanlarına çekebilmek için böyle bir provokasyona kalkışmış olmalarını göstermek için atılmış bir adım da. Suriye'deki durum, kesin kararlar almaya imkân tanımayacak kadar karmaşık. Suriye yüzünden bütün Ortadoğu'ya ateş düşebilir. Bu nedenle ABD başkanının şimdilik beklemeyi tercih etmesi doğrudur. Genelkurmay başkanı bile askerî müdahale yapılmamasını tavsiye ediyor. Amma, BM uzmanları zehirli gazın Esad rejimi tarafından kullanıldığını kanıtlarlarsa, ne olur? İçte sertlik yanlılarının sıkıştırdığı Obama hiçbir şey yapmazsa, Amerikan süper gücünün aslında yüreksiz olduğu ortaya çıkmaz ve Esad daha fazla kimyevi silah kullanmaz mı? Müdahale emri verdiği takdirde de durum kontrolden çıkabilir. Bu arada Suriye'deki katliam devam ediyor. Ne kadar içinden çıkılmaz bir durum!”
Suriye kriziyle ilgili son yorumu Nürnberger Zeitung'dan aktarıyoruz:
“Nobel barış ödülü sahibi Barack Obama'nın göreve başladığından beri dış politikaya fazla önem vermemesinin ve kendine yanlış danışmanlar seçmesinin acısı şimdi çıkıyor. Birinci ve en önemli hata Rusya'yı ihmal etmesiydi. Vladimir Putin otokrat eğilimli bir iktidar adamı olabilir. Ama Suriye ve Ortadoğu'nun geleceğinin görüşüleceği müzakere masasında mutlakla ona da yer verilmelidir.”
Fransa BasınıFransız Le Monde gazetesi, Suriye'de yaşananları şöyle değerlendiriyor:
“Görüntülerin uyandırdığı dehşet bir yana Suriye'de yaşananlar, BM'nin de korkunç bir şekilde itibar kaybetmesine neden oldu. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad şüphesiz uluslararası durumu çok iyi bir şekilde izliyor. Birliklerinin hedefli kimyasal saldırılarına dışarıdan gelen tepkilerin nasıl cılız kaldığını geçtiğimiz aylarda gördü. Şimdi ise yoğun bir şekilde zehirli gazlar kullanılıyor. ABD Başkanı Barack Obama'nın kimyasal silah kullanımını ‘kırmızı çizgi' ilan etmesinden tamı tamına bir yıl sonra. Bu noktada öfkeli sözler yetmiyor.”
Hollanda BasınıAmsterdam'dan de Volkskrant gazetesinin yorumunda ise şu satırları okuyoruz:
“Neyin gerçek olduğunu kimse kesin olarak söyleyemiyor. Esad, birliklerine bir adım ileri gitme emri verdi mi? Yoksa bu uluslararası toplumu müdahaleye zorlamak isteyen asilerin çaresizce bir eylemi miydi? İkinci olasılığa kuşkuyla bakılabilir ya da imkansız görülebilir. Ama savaş alanında hiçbir şey göz ardı edilemez. Esad şimdi yapılacak bir incelemeyi bloke ederse, bu, saldırıların ardında kendi birliklerinin bulunduğuna dair bir işarettir. O zaman uluslararası toplum devreye girmek zorundadır. Çünkü kimyasal silah kullanımı sadece şiddetin bir basamak daha tırmanması değil, aynı zamanda sivillere yönelik sıra dışı bir saldırıdır. Buna da sıra dışı bir yanıt verilmesi gerekir.”
Avusturya BasınıViyana'dan Der Standard gazetesi ise kimyasal silah kullanımı konusunda uzaktan teşhis konulamayacağı uyarısında bulunuyor:
“Uluslararası toplum Suriye'deki kimyasal silah kullanımı iddiaları gibi olaylara tepki vermedeki beceriksizliğini bir kez daha gösterdi. Bir kez daha Suriye'deki insanlar Batı'ya sırtını çevirecek, ihanete uğramış hissettiği için yüzünü radikal İslamcı cihatçılara dönecek. Ama çarşamba günü Şam'da gerçekte neler yaşandığının kararı, asilerin iddia ettiği gibi Suriye rejiminin gerçekten kimyasal silah kullanıp kullanmadığı sorusunun yanıtı uzaktan teşhis edilemez. Bunu en deneyimli uzmanlar bile yapamaz. Dahası, olay yerinde uzmanlar kimyasal silahlar konvansiyonunu ihlâl eden maddelerin kullanıldığını tespit etse bile failin kim olduğunu otomatikman söyleyemeyeceklerdir."
Rusya BasınıMoskova'dan Vedomosti gazetesi ise uluslararası toplum içindeki çekişmeye dikkat çekiyor:
“Batı'nın Suriye konusunda karşısında hep Rusya-Çin koalisyonunu bulması durumu giderek daha da zorlaştırıyor. Moskova ve Pekin Suriye'yi, ‘Arap Baharı'nın daha da yayılması, ABD ile Batı'nın jeopolitik nüfuzunun daha da genişlemesi önünde bir bariyer olarak görüyor. Beşar Esad'ın zafer kazanmasının bir yenilenme döneminin ve Batı karşıtı intikamın başlangıcı olacağını umuyorlar. Yaşanan kriz, dünya devlerinin bir çözüm bulma isteklerinin sorgulanmasına yol açıyor.”
(dw türkçe/bbc türkçe)

YORUM YAZIN