Avrupa Basınında Bugün (19 Ağustos 2013)
İngiltere BasınıGuardian gazetesi, Mısır Yönetimi’nin, bu ülkeye yaptığı yardımı gözden geçirme uyarısında bulunan Avrupa Birliği’ne tepki gösterdiğini aktarıyor.
Gazeteye göre, Avrupa Birliği dışişleri bakanlarının bu hafta Brüksel’de bir araya gelerek Mısır’daki gelişmeleri değerlendirmeleri bekleniyor. Bu karar, Avrupa Konseyi Başkanı Herman Von Rompuy ve Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barraso’nun krizin daha tırmanmasının “tahmin edilemez” sonuçları olacağı yolundaki uyarısını izliyor.
Avrupa Birliği 2012-2013 için Mısır’a beş milyar Euro kredi ve hibe taahhüdünde bulunmuştu. Ancak ortak açıklamada, Avrupa Birliği’nin önümüzdeki günlerde ilişkileri ivedilikle gözden geçireceği belirtildi.
Gazete, Mısır Dışişleri Bakanı Nebil Fehmi’nin, ülkesinin AB yardımı olmadan ayakta kalabileceği mesajını verdiğini belirtiyor. Gazete, kriz nedeniyle ABD’yle de ilişkilerinin gerildiğini, Amerikan Başkanı Barack Obama’ya Mısır politikasının nedeniyle eleştirilerin yoğunlaştığını belirtiyor.
'Siyasal İslam'ın hayatta kalma savaşı'
Gazetede yer alan bir analizde de yönetimin Müslüman Kardeşleri feshetme girişimi için özetle şöyle deniyor:
“80 yıldan daha uzun bir zaman önce kurulan Müslüman Kardeşler ya da Arapça adıyla İhvan, Arap Baharı’nın en büyük kazananlarından biri olarak görülen siyasi İslam olgusunu yarattı. Ancak şimdi siyasal İslam, doğduğu yerde hayatta kalma savaşı veriyor.”
“Mısır’daki askeri yönetim şiddetten uzak duran İslamcılarla diyaloğa hazır olduğunu söylüyor. Bu yaklaşım, hareketi yasaklayarak ortadan kaldırma girişimleri, liderlerinin hapse atılmasıyla çelişiyor. Yönetim, Müslüman Kardeşler’i bir terör örgütü gibi göstermeye çalışırken kendisini barışçıl ve demokratik yöntemlere bağlı olarak sunuyor.”
“Mısırlı ve yabancı uzmanlara göre, ordudan gelen çelişkili mesajların nedeni ordu destekli geçici hükümette, sivil bakanların Mübarek döneminde görev yapan ve Mursi’nin devrilmesinden sonra tekrar atanan şahinlerin baskısı altında olmasından kaynaklanıyor. İslamcılara karşı yürütülen politikadan da işte bu ‘dinozorların” sorumlu olduğu söyleniyor.”
Batı'nın Mısır'a karşı kozları
Daily Telegraph da başyazısında “Mısırlı generaller Batı’yı daha fazla görmezden gelemezler” diyor.
Yazıdan bir bölüm şöyle:
“Eğer Mısır ordusu bilerek İslamcı militanların ve aşırılık yanlılarının itibarını artırmak, halkın Müslüman Kardeşler’in kötü yönetimini unutmasını sağlamak, ılımlılığı tamamen ortadan kaldırmak, öfkeyi artırmak halkı çatışmaya sevk etmek istiyorsa bundan daha iyisini yapamaz. İşin daha da kötüsü, en azından Batı’nın görüş açısından Suriye’deki gibi müdahale gücümüz yok.”
ABD ve Avrupa Birliği’nin Mısır’a söz geçiremediği belirtilen yazıda, ancak bu ülkenin ticaret ve turizmde Avrupa’ya bağımlı olduğunu, enerji pazarında çoğu İngiliz yabancı şirketlerin hakim olduğu belirtilerek şöyle deniyor:
“İngiliz Dışişleri Bakanı bu şirketlere Mısır’ın ışıklarını kesmesini söyleyemez, söylememeli de. Bu İngiltere’nin Mısır’da sözünün geçebileceğini gösteriyor. Fakat bu generallerin hemen bizi dinleyeceği anlamına gelmez. Amerika askeri yardımını kesse bile Mısır’ın Suudi Arabistan, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki dostlarının çok parası, petrol ve gazı var. Kahire sokaklarında Rusya’nın da Mısır’a potansiyel hamiliği konuşuluyor.
“Fakat generallere para veren Arap ülkeleri bizim de müttefikimiz ve Amerika’nın telkinleri sonunda cömertliklerinin sınırı olduğuna karar verebilirler. Dahası, Mısır’ın yabancı yatırımcıları çekmek için IMF’nin kurtarma paketine ihtiyacı olacak ve bunu ancak Batı ‘Evet’ derse alabilecek. Bunları kullanarak baskıyı artırmalıyız, yoksa durum daha kötü bir hal alacak.”
Kuzey Irak'a göç
Financial Times, Irak’taki El Kaide’nin Suriye’deki isyana “radikal” bir boyut kattığını yazıyor. Yazıda özetle şöyle deniyor:
“Irak’taki El Kaide, son haftalarda Suriye’deki savaşta önemli aktörlerden biri haline geldi. Örgüt, bölgede gücünü artırıyor. Grubun toprak emelleri “Diyala’dan Beyrut’a” sloganında ifade buluyor. El Kaide militanlarının geçen hafta Halep’teki Minnak hava üssünün ele geçirilmesinde Beşar Esad’ın kalesi Lazkiye’deki saldırılarda önemli rol oynadıkları söyleniyor."
"Grup ayrıca kuzeyde Kürtlerin denetimindeki bölgede hâkimiyet kurmaya çalışıyor. El Kaide El Nusra cephesi aracılığıyla bir yıldan uzun bir süredir rol oynuyor. Ancak sonrada Irak Şam İslam Devleti adını alan Irak’taki El Kaide başlangıçta finanse ettiği El Nusra Cephesi’yle birleşemeyince Suriye’de kendi operasyonlarına başladı. Bu da örgütün Irak’ta yaptıklarını bilenleri alarma geçirdi.”
Daily Telegraph gazetesi de, İslamcı militanlardan kaçan Suriyeli Kürtlerin Kuzey Irak’a akın ettiğini, Birleşmiş Milletler verilerine göre Perşembe gününden bu yana 17 bin kişinin sınırı geçtiğini belirtiyor.
Almanya BasınıBugünkü Alman gazetelerinde şiddetin giderek tırmandığı Mısır ve Almanya'da hastalara ait bilgilerin piyasa araştırma şirketlerine satıldığı haberleriyle ilgili yorumlar ön planda.
Rhein-Zeitung, güvenlik güçlerinin Müslüman Kardeşler taraftarlarına yönelik müdahalesinin ardından tırmanan şiddet olaylarını yorum sütunlarına taşıyor:
"Darbe ülkeyi iç savaşın eşiğine getirdi. Hiç kimse bunu Müslüman Kardeşler'in hanesine yazamaz. Kimse Müslüman Kardeşler'in, demokratik yollardan seçilmiş bir Cumhurbaşkanının görevinden azledilip tutuklanmasına karşı protesto gösterileri düzenlenmesini engelleyemez. Uluslararası toplumdan somut bir işaret göndermesi talep ediliyor. Uluslararası toplum uzun yıllar boyunca bölgedeki otoriter liderleri destekledi. Batı'nın bu tavrı Arap ülkelerinde şimdiye dek affedilmiş değil. Ve şimdi bu hata, tekrarlanmak üzere."
Heilbronner Stimme aynı konuyla ilgili yorumunda şu satırlara yer veriyor:
"Şiddetin büyüyerek iç savaşa dönüşmesindeki en büyük tehlike ordunun bölünmesi olur. Çünkü ordu içinde de kendi insanlarına ateş etmeye hazır olmayan İslamcılar ve onların destekçileri var. Mısır'da bugüne kadar iç savaş tasavvur edilmiyordu, ama şiddetle birlikte her geçen gün bu olasılık artıyor."
Berliner Zeitung Mısır yorumunda şu satırlara yer veriyor:
"Müslüman Kardeşler seçim zaferini seçim zaferi olarak değil, iktidarın ele geçirilmesi olarak gördü ve Mısır'ı yönetmek yerine ülke üzerinde egemenlik kurdu. Şimdi ordu yeniden iktidarı devraldıktan sonra aynısını yapıyor. Ordu'ya göre Müslüman Kardeşler yeniden yasaklanmalı. Bir gözlemci şu yorumu yapıyor: 'Gerçekte aslında hiçbir zaman varolmayan devrim, şimdi son buldu.' Evet, Arap Baharı sona erdi. Bölgede yeni rejim değişiklikleri beklenmiyor."
Bugün gazetelerde yer bulan bir başka önemli konu ise merkezi Münih'te bulunan Eczane Bilgi Merkezi'nin hastalara ait bilgileri piyasa araştırma şirketlerine sattığı iddiası. Der Spiegel dergisinin haberine göre satılan bilgilerde hastaların isimleri şifrelenmiş olmasına rağmen sigorta numarası üzerinden hastanın kimliği kolaylıkla belirlenebiliyor. Habere göre bilgileri satın alan Amerikalı bir şirkette Almanya'daki 42 milyon sigortalının bilgileri bulunuyor. Südwest Presse konuyu şöyle yorumluyor:
"Amerikan Ulusal Güvenlik Kurumu'nun (NSA) dinleme skandalı açıklığa kavuşturulmayı beklerken, Almanları verilerin istismar edildiği yeni bir skandal ürkütüyor. Milyonlarca reçete bilgisinin ucuza satıldığı iddia ediliyor. Hem de Atlantik'in diğer tarafındaki bir şirkete... Bu kızgınlık verici bir durum ancak fazla şaşırtmıyor artık. Aslında gün ışığına çıkan durum birçok şirketin cebini doldurduğu uzun süredir varolan bir sistem. İlgi alanlarımız, zayıf noktalarımız, hastalıklarımız, reklam, danışmanlık ya da servis hizmeti veren şirketler için para değerinde. Vatandaşların kendilerine ait bilgiler konusunda kendilerinin söz sahibi olma hakkı, çıkarlar nedeniyle sürekli olarak gözardı ediliyor."
Rusya BasınıRusya'dan Vedomosti gazetesi, Mısır ordusunun ülkede istikrarı güvence altına alamayacağını vurgulayan bir yoruma yer veriyor sayfalarında:
“Mısır ve Türkiye'nin çıkarması gereken dersler; devletin yetkisi ordu, polis, gizli istihbarat gibi bir iktidar aygıtında olduğu zaman istikrarın güvence altında olmayacağıdır. Ordu, güvenlik gibi kendi değerleri ve generallerin ticari ilişkileri gibi kendi çıkarları olan ‘partilerden' sadece biridir. Ve herkesi temsil edemez. Devletin garantörünün çok sayıda siyasî gücü ve partiyi kapsayan ve iktidarın sık sık el değiştirmesini güvence altına alan parlamento bir kurum olması daha iyi.”
Avusturya BasınıAvusturya'dan Die Presse konuyla ilgili yorumunda Mısır'daki katliamın sorumluluğunun kısmen Batı'nın üzerinde olduğunu vurguluyor:
“Kahire'nin yeni askerî egemenleri devrik devlet başkanı Hüsnü Mübarek'ten daha fenalar. Batı'nın darbe karşısındaki kayıtsızlığı generallere katliam imtiyazı tanımak olarak algılandı. Batı'daki hükümetler için suç ortaklığı ifadesi uygun düşüyor. Birçoğu darbeye darbe deme konusunda isteksizlik gösterdikleri için değil sadece. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry generallerin hareketini ‘demokrasinin yeniden tesis edilmesi' olarak ifade ederek daha da ileri gitti. Bunu katliam izni olarak yorumladıkları için onlara kızmak mümkün mü? Mübarek iktidarındaki on yıllar içinde önemli bir ders edindiler: Ne yaparsak yapalım Washington'dan para akar. Bu ezberi değiştirmenin ve 1,3 milyar dolarlık askerî yardımı dondurmanın tam zamanı zira sadece bir askerî tatbikatı iptal etmek Kahire üzerinde çok az baskı oluşturacaktır.”
Fransa BasınıFransa'dan Liberation gazetesi Mısır'daki gelişmelerle ilgili yorumunda ordunun bir iç savaşa hazır olduğunu vurguluyor:
“Fiilen askerî darbeyi destekleyen Batı, protestoların şiddetli bir şekilde bastırılmasını kınamak zorunda. Bu müdahale, başka katliamlar yaşanması endişesi yaratıyor. Bugün bu kırıma destek veren demokratlar ve laikler, orduyu rahatsız ettiklerinde başlarına aynı şeyin gelmeyeceğini sanıyorlarsa kendilerini kandırıyorlar. Ordu iktidarını ve ayrıcalıklarını korumaya, hatta bir iç savaş başlatmaya hazır. Tıpkı Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad gibi. Bu kör şiddet, nihayetinde sadece Mısır'daki ve tüm Müslüman dünyasındaki İslamcılara yarayacaktır. Mısır generalleri Arap Baharı'nı öldürüyor."
Norveç BasınıNorveç'ten Dagsavisen gazetesinin aynı konuyla ilgili yorumu ise şu şekilde:
“Mısırlı darbeci askerler çarşamba günü kesinlikle sınırı aştılar. Müslüman Kardeşlerin haftalarca süren protestoları tamamıyla barışçıl ve meşruydu. Ordu ve güvenlik aygıtının protesto kampına saldırısı açık bir katliamdı. Bu, Müslüman Kardeşler taraftarlarının bu dramın masum kahramanları olduğu anlamına gelmiyor. Ama Mısır'ın uçurumun kenarında olmasının temel sorumluluğunun askerî rejimde olduğu şüphe götürmez. Uçurum iç savaş anlamına gelmeyebilir, zira Müslüman Kardeşler bunun için oldukça zayıf. Vahşi kampanyanın Müslüman Kardeşlerin siyasi örgütlenmesine yönelmesi, sokak çatışmaları ve askerî savaş hukuku altında yeni bir dönem çok daha muhtemel. Bu da günler, haftalar hatta yıllar sürebilir.”
(dw türkçe/bbc türkçe)

YORUM YAZIN