Avrupa Basınında Bugün (11 Temmuz 2013)
İngiltere Basınıİngiltere'de gazeteler bugün Mısır'daki istikrar arayışını, Suriye'deki istikrarsız havayı ve Türkiye'deki BDDK denetimini sayfalarına taşıyor.
Mısır'da Mursi'nin devrilmesi konusunda gazetelerde görüş ayrılıkları var.
Times gazetesine bir makale yazan Alaa Al-Aswany, "Mursi'nin devrilmesi demokrasimiz için zaferdir" diyor.
"Müslüman Kardeşler kendilerini nasıl yanıltmaya çalışırlarsa çalışsınlar gerçekler ortada: 30 milyondan fazla Mısırlı sokağa dökülüp onları devirdi." diyerek makalesine başlayan Al Aswany, "ülkenin iç savaşa doğru gittiği belirtileri" karşısında Genelkurmay Başkanı General Sisi'nin halkın istediğini yaptığını yazıyor.
Times'da basılan makale, 2011 devriminde indirilen Mübarek'in Mısır halkının demokrasiye hazır olmadığını, çünkü herhangi bir seçimde Müslüman Kardeşler'in iktidara geleceğini söylediğini hatırlatıyor ve ekliyor: "Ve onlar iktidara gelince Mısır halkı herkesi şaşırtan bir mucize yarattı. Mısırlılar sadece bir yılda İslam'la İslamcılık arasındaki farkı anladı."
Al-Aswany, Müslüman Kardeşler'in kendi çıkarlarına dini alet ettiklerini öne sürüyor ve devrim sonrasında Mısırlılara eziyet edenlerin iktidara bir daha geri gelmemesinin sağlanması gerektiğini belirtiyor.
Telegraph gazetesinde yazan Peter Oborne ise İngiltere'nin Mısır'daki olaylara verdiği tepkiyi ele alıyor.
Oborne, İngiltere'nin Amerika Birleşik Devletleri'yle fazla yakın olduğunu, ve bu yüzden ABD Mısır konusunda bir politika belirlemeden İngiltere'nin belirleyemediğini öne sürüyor.
İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague'in bir televizyon programında Mısır'daki gelişmeler hakkında "hiçbir şey diyemediğini" iddia eden Oborne, "Amerika onaylamadan Hague, Mısır ordusunun yönetimi ele geçirmesini darbe olarak niteleyemiyor." diyor.
Oborne, Mısır'daki duruma verilen tepkinin "İngiltere'nin kendi değerlerine ihanet" olduğu görüşünde.
'Sina operasyonu için Kahire, İsrail'den izin istiyor'
Times, Mısır'la ilgili iki haber daha basmış. Bunlardan ilkinde Mısır ordusunun Sina yarımadasındaki İslami militanlara karşı operasyon başlatmak istediği, ama bunun için İsrail'le imzalanan Camp David Sözleşmesi'nin askıya alınması gerektiği yazıyor.
Bu habere göre Kahire, Sina'ya asker yerleştirilmesi sözleşmeyle sınırlandırıldığından İsrail'den izin isteyecek. Times, İsrail'in bu isteği onaylayacağını söylediğini aktarıyor.
Times'ın yayınladığı diğer haberdeyse Mısır'ın Gazze'ye açılan Refah sınırını "güvenlik nedeniyle" kapamasıyla binlerce Filistinlinin mahsur kaldığı okuyucularla paylaşılıyor.
'Suriye'de 100 bin öldü. Peki yaşayanların durumu?'
Independent gazetesi, dış haberler sayfalarında çok büyük bir bölümü Suriye'deki iç savaşa ayırmış.
2010 senesinin ekonomi ve turizm verilerini 2013'ünkülerle karşılaştıran makalesinde Patrick Cockburn, Ramazan döneminde iç savaşın yol açtığı tedarik sorunlarından dolayı fiyatların çok yükseldiğini ve paranın değerinin oldukça düştüğünü yazıyor.
Eski Suriye İskan Bakanı Abdullah er-Dardari'nin Suriye'nin savaş sonrası yeniden inşasının 60 ila 80 milyar dolara mâl olacağını hesapladığını yazan Cockburn, turizm sektörünün yok olduğunu ve geçmişte yılda 8 milyar dolar gelir sağlayan petrol sahalarının hem el-Nusra cephesinin istilası, hem de AB ve ABD ambargolarından dolayı artık sıfır para getirdiğini aktarıyor.
Cockburn'e göre savaşın telafisi olmayacak sonuçları: ekonomiye güvenin yeniden tesis edilemeyeceği, eğitimli Suriyelilerin ülkeden kaçmış olması ve altyapının aldığı büyük zarar.
"İç savaş yarın sona erse bile –ki bu olamayacak- Suriye daha çok uzun yıllar boyunca sakat bir toplum ve ekonomiyle başa çıkmak zorunda kalacak" diyor Independent'da yayınlanan makale.
Guardian gazetesi de bugün Suriye'deki durumu ele alıyor. Ghait Abdul-Ahad'ın kaleme aldığı makalenin başlığı: "Suriye'deki kargaşanın ortasında düzen var. Ama ismi el-Nusra"
Ahad makalesinde, el-Kaide'yle bağı olan el-Nusra'nın Orta Doğu'da ufak halifelikler kurmaya çalıştığını yazıyor.
Yazar, Şadadi kentini ele geçiren el-Nusra'nın kent halkına bedava elektrik, su ve sağlık hizmetlerinin yanı sıra ekmek de verdiğini aktarıyor. Makaleye konu olan bir komutan kentin "kurtarıldığını" ve çok verimli idare edildiğini söyleyip "İnşallah, Suriye İslami halifeliği burada kurulmaya başlanıyor." demiş.
Ahad, makalesi için konuştuğu bir emirin Özgür Suriye Ordusunu "hırsız" olarak tanımladığını, ama el-Nusra'nın uluslararası ilişkilere dikkat edip el konulan malları verimli bir şekilde dağıttığını söylediğini yazıyor.
Guardian ayrıca bir başka haberde, İngiltere'deki gizli istihbarat biriminin, Suriye'deki el-Kaide unsurları dahilinde savaşan kişilerin İngiltere'ye "terörist tehdit" oluşturduğunu söylediğini atkarıyor.
Gazetenin haberine göre istihbarat birimleri bu unsurların kimyasal silahlara sahip olması durumunda sonuçların "felaket" olacağını söylüyor.
'BDDK incelemesi yabancı yatırımcıları soğutabilir'
Financial Times gazetesi, uzmanların Türkiye'de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun döviz piyasasında gerçekleşen işlemlerle ilgili başlattığı incelemenin yabancı yatırımcıları soğutabileceğini söylediğini yazıyor.
Gazetenin haberi şöyle devam ediyor:
"[BDDK] olağan olduğunu söylese de piyasalar, kimin ne kadar lira sattığına bakacak incelemenin fazla detaylı olduğuna inanıyor.
Sermaye Piyasası Kurulu zaten protestolar sırasında döviz kurlarında ve faiz oranlarında görüldüğünü söylediği aşırı dalgalanmalarda borsa manipülasyonu olup olmadığına bakacak ayrı bir inceleme başlatmıştı.
Financial Times'a konuşan SPK başkanı Vahdettin Ertaş 'Bu incelemenin tek amacı yatırımcıların piyasamıza olan güveninin tesis edilmesidir. Başka bir amacımız yok.' dedi.
Ertaş, Türkiye'nin makroekonomik temellerinin kuvvetli olmasından dolayı Borsa İstanbul'da görülen düşüşlerin etki alanını açıklamanın mümkün olmadığını, bu yüzden de piyasa manipülasyonu ihtimalinin gündeme geldiğini savunuyor."
'Suudi füzeler hem İsrail'i hem de İran'ı hedef alıyor'
Telegraph gazetesi, ellerine geçen uydu fotoğraflarının Suudi Arabistan'ın hem İran'a, hem de İsrail'e çevrilmiş füzelere sahip olduğunu gösterdiğini yazıyor.
Gazete, Suudi Arabistan'ın bölgede güç olmaya çalışan İran'la ilişkilerinin iyi olmadığını, İsrail'le de hiç diplomatik ilişkisi olmadığını okuyucularına hatırlatıyor.
Gazete için fotoğrafları inceleyen uzmanlar, füzelerin Tahran ve Tel Aviv'i hedef aldığını söylemiş.
Almanya BasınıMünih'te yayımlanan Süddeutsche Zeitung sadece ABD'de değil Almanya'da da terörle mücadelenin aslında veri güvenliğinden üstün tutulduğu yorumunu yapıyor:
"Almanya, Amerikan istihbaratının denetimsiz faaliyetlerine karşı kendi başına da harekete geçebilir. Almanya'daki haber alma teşkilatlarının ABD üzerinden gelen, kaynağı belirsiz ve büyük ihtimalle de yasadışı yollardan toplanmış bilgileri değerlendirmesini yasaklayabilir. Ancak ne Alman hükümeti ne de muhalefet bunu istiyor. Hepsi terörle mücadeleyi veri korumadan üstün görüyor. Ancak bunu çıkıp vatandaşlara dobraca söylemeli ve ikiyüzlü tartışmalara bir son vermeliler."
Berliner Zeitung ise Almanya Başbakanı Angela Merkel'ın Amerikan Ulusal Güvenlik Kurumu (NSA) ve Doğu Alman istihbaratı Stasi'nin karşılaştırılmasına getirdiği eleştiriyi yorum sütunlarına taşıyor:
"Elbette ki bir diktatörlükte muhalefeti bastırmak için veri toplanması farklı bir durum. ABD'de bu söz konusu değil. Ayrıca Doğu Almanya'da basın özgürlüğü yoktu. Öte yandan ABD temel hakları geçersiz hale getiriyor. Buna ek olarak güvenlik birimleri fena halde dallanıp budaklanmış, her yere yayılmış durumda. Bunun ardında otoriter rejimlere has bir korku yatıyor. Edward Snowden'a karşı takınılan tutumda da korku hâkim. Kilit sorulara yanıt verilememesi dikkat çekiyor. Kurumlarda şeffaflık ve denetim eksikliği göze çarpıyor. Yani Amerikan Ulusal Güvenlik Kurumu, Doğu Almanya'daki Stasi değil. Ancak büyük endişenin sebebi aradaki farkın giderek flulaşması."
Würzburg'da yayımlanan Die Tagespost gazetesi Mısır'daki gelişmeleri taşıyor yorum sütunlarına:
"Müslüman Kardeşlerin geçici hükümette kendilerine ayrılan bakanlıkları reddetmesi zaten bekleniyordu: Ordunun pazartesi günü 51 İslamcıyı öldürmesi ülkedeki kutuplaşmayı şiddetlendirdi ve etkisi uzun süre daha hissedilecek. Olayları kim başlatmış olursa olsun ve kurban sayısının yüksekliği ne kadar üzücü olursa olsun, ilk kan dökme tehdidinde bulunan, Müslüman Kardeşler'in önde gelenleriydi. Şimdi Mursi'nin devrilmesinden ülkedeki Kıptileri sorumlu tutmaları, Mursi'ye karşı sokaklara dökülen milyonlar göz önünde bulundurulduğunda saçma. Dinî kaynaklı şiddet için Hrıstiyanlar rahatlıkla kolay bir hedef tahtası sunuyor.
Reutlinger General Anzeiger'in aynı konudaki yorumu ise şöyle:
"Mısır'da ordu Müslüman Kardeşler'in Özgürlük ve Adalet Partisi ve bu partinin siyasetçilerinin geçici hükümette yer almasını nasıl kabul edebilir? Hem de bu partinin liderleri neredeyse aynı anda yakalanırken... Bu üzerinde iyi düşünülmüş bir uzlaşma jesti midir? Generaller, Devlet Başkanı Mansur ve geçici hükümetin çiçeği burnunda başbakanı Hazım El Beblavi, daha devrik Cumhurbaşkanı Mursi'nin nerede olduğu bilinmezken Müslüman Kardeşler'in böyle bir hükümette yer alacağını nasıl varsayabilir?"
Fransa BasınıMısır'da Devlet Başkanı Muhammed Mursi'nin darbe ile görevden indirilmesinin ardından tırmanan gerginlik, Fransız Le Monde gazetesinde şöyle değerlendiriliyor:
"Şayet Mısır Ordusu, ülkede iç huzuru yeniden sağlayamayacağını ispat etmek isteseydi, tam olarak da böyle davranmalıydı. Ordu'nun, kendisini lanse etmek istediği gibi ‘objektif bir aktör' olmadığını kanıtlama yönünde bir arzusu olsaydı da, pazartesi günü Kahire'de nasıl davrandıysa, öyle davranması gerekirdi. Ordu askerî kışlanın önünde toplanan Müslüman Kardeşler taraftarı yüzlerce kişinin üzerine ateş açtı. Ordunun bir provokasyona mı tepki gösterdiği, yoksa soğukkanlı bir biçimde bir katliam mı yaptığı sonucu değiştirmez: İnsani bir trajedi ve siyasi bir fiyasko yaşandı."
İsveç Basınıİsveç'ten liberal Göteborgs-Posten Mısır'la ilgili yorumunda şu satırlara yer veriyor:
"Hayatlarını tehlikeye atmış olmalarına rağmen bu kez Tahrir Meydanı'ndaki kadınların sayısı 2011 yılındaki devrimden çok daha fazla. Kadınlar gösterileri tıpkı erkekler gibi teşvik ediyorlar, göstericilerin yarısı kadın. Buna rağmen iktidarda yer almalarına izin verilmiyor. Ancak halkın tamamının haklarına saygı gösterilmeksizin demokrasinin hızlandırılması mümkün olmaz. Kadınlara cinsel şiddet uygulayarak susmalarını sağlamaya çalışanlar, belli ki başarısız oldular. Mısır'ın demokratik gelişimi için kadınlar da siyasi kesime dâhil olmalı. Dünya, kadın organizasyonlarının söz hakkına kavuşma talepleri konusunda onlara destek verme sorumluluğuna sahip. Aksi takdirde demokrasi ile ilgili açıklamalar boş sözler olarak kalır."
Rusya BasınıRusya'dan Nesavissimaya Gaseta, CIA eski ajanı Edward Snowden'ın farklı ülkelere yaptığı iltica başvurularını ve Güney Amerika'dan üç ülkenin Snowden'ın sığınma talebini kabul etmesini değerlendiriyor:
"Snowden olayında Venezuela, Bolivya ve Nikaragua ittifak oluşturdu. Küba, Snowden'ın bu ülkelere uçabilmesi için transit bölge oluşturmaya hazır olduğunu söyledi. Uzmanlar bu seyahatin ancak sessiz okyanus üzerinden yapılabileceğini söylüyor. Bu konuda tecrübeli olan Küba Gizli Servisi, muhbiri koruma altına alabilir. Böylesine bir kolektif mülteci inisiyatifinin ortaya çıkmasının, özellikle Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales'in uçağının, Snowden içinde olduğu gerekçesiyle Viyana'ya inmeye zorlanmasının etkisi var. Bu, Morales'in uçağına hava sahalarını geçici bir süreliğine kapatan Portekiz, İtalya, Fransa ve İspanya gibi yeni sömürgeci ülkelerin dikkat çekici tavırlarına bir yanıt."
Letonya BasınıBugünkü gazetelerde yer bulan bir başka konu ise Letonya'nın 2014 yılından itibaren Euro para birimine geçecek olması. Letonya'dan ekonomi gazetesi Dienas bizness konuyu şöyle yorumluyor:
"Letonya stratejik bir adım daha attı. AB'nin ilgili bütün kurumları ülkemizin Euro Bölgesi'ne 1 Ocak'tan itibaren girmesini onayladı. Bunun, en tartışmalı adımlardan biri olduğu ve toplumun çoğunluğu tarafından desteklenmediği rahatlıkla söylenebilir. Ancak Letonya'da Euro'nun yürürlüğe girmesi hiç kuşkusuz mantıklı ve her birimiz Letonya para birimiyle duygusal bir bağ kurmamıza rağmen kaçınılmaz."
(dw türkçe/bbc türkçe)

YORUM YAZIN