Gündem Çocuk Derneği: Gezi Parkı Olaylarında En Az 294 Çocuk Gözaltına Alındı
Olaylar sırasında bazı çocuklar eylemlere doğrudan katılırken bazı çocuklar da Gezi
Parkı başta olmak üzere yaratılan yaşam alanlarındaki etkinliklere, atölye
çalışmalarına, eğitsel faaliyetlere kendilerinden sorumlu yetişkinlerle
birlikte katılmışlardır.
Diğer çocuklar ise erişebildikleri basın ve internet aracılığıyla olaylara tanık olmuştur.
Türkiye’de çocuk tanımı 18
yaş altındaki bireyler olarak yapılmaktadır[1].
Türkiye’nin 1995 yılında onayladığı BM Çocuk Hakları Sözleşmesi başta olmak
üzere pek çok uluslararası sözleşme ve belgeyle çocukların haklarını ihlal
etmeme, onlara saygı gösterme ve onları üçüncü kişilerden koruma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Olaylar sırasında devletin
bu yükümlüklerini yerine getirmediği ve özellikle de polis şiddeti ile birebir
çocukların haklarını ihlal ettiği tespit edilmiştir. Çocuğun Yüksek Yararı
ilkesi göz ardı edilerek çocukların da bulunduğu açık olan ortamlara biber gazı
ve tazyikli su atılmıştır.
Çocukların bu süreçte; “yaşam
hakkı”, “işkence ve kötü muameleden korunma hakkı”, “sağlık hakkı”, “eğitim
hakkı”, “örgütlenme ve ifade özgürlükleri”, “çocuğa özgü adalet sisteminden yararlanma
hakkı”, “özel hayatın korunması ve gizliliği ilkesi” de ihlal edilmiştir.
Aşağıdaki yer verilen örnek
olaylar, protestoların sık yaşandığı Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana illerindeki
baroların ve Çağdaş Hukukçular Derneği’nin gönüllü avukatlarıyla yapılan yüzyüze
ve telefon görüşmeleri sonucunda elde edilen bilgiler ve medya taraması yoluyla
derlenmiştir.
ÇOCUĞUN İNSAN HAKLARININ İHLAL EDİLDİĞİ DURUMLAR
I. Polis Şiddeti ve Müdahale Sürecindeki Çocuk Hakları İhlalleri
Polis müdahalesi sürecinde 18 yaş
altındaki bireylerin karşı karşıya kaldıkları hak ihlallerinin başında;
orantısız güç kullanımı, müdahale araçlarının yaralanmalara ve ölümlere
sebebiyet vermesi, müdahaleden korunma- kaçma sırasında yaralanmalar oluşması,
müdahalelerde çocuklarında yararlanabileceği sağlık hizmetlerine (revir vb.)
müdahale edilmesi ve çocukların müdahale yerlerinde kayıp olması gelmektedir.
Olaylar sırasında içerisinde çocuklarında bulunduğu gruplara
müdahale edilmiş ve müdahalelerde orantısız
güç kullanılmıştır. Çocuklar polisin kullandığı biber gazı, tazyikli su,
kaba dayak, mermi gibi müdahale araçlarından doğrudan veya dolaylı olarak etkilenmiştir.
Çocukların doğrudan etkilendikleri polisin müdahale
araçları:
1-Biber gazı,
tazyikli su ve ses bombası kullanımı: Biber gazından, tazyikli su ve ses
bombası kullanımından etkilenen ve ağır yararlanan çocuklarla ilgili yazılı ve
görsel olarak kayıt altına alınan olaylardan bazı örnekler aşağıdadır.
-İstanbul Taksim’de 31 Mayıs’ta meydandan
geçen yabancı uyruklu anne ile biri bebek 3 çocuğu, gazdan etkilenmiştir.[2]
-Antalya’da 1 Haziran’da Gezi Parkı
protestosunda polisin yakın mesafeden ateşlediği biber gazı kapsülünün isabet
etmesi sonucu 18 yaşındaki V.O. sağ gözünü kaybetmiştir[3].
-İstanbul Taksim Meydanı’nda 1 Haziran’da
eylem yapan gruba çelik kuvvet polisi tazyikli su ve biber gazıyla müdahale etmiştir.
Polisin attığı gazdan etkilenen küçük bir çocuk ise, babasının kucağında
taksiyle hastaneye kaldırılmıştır.[4]
-Ankara Kızılay’da 3 Haziran’da toplanan ve çoğunluğu
çocuk yaştaki eylemcilere polis müdahale etmiştir. Polisin gaz bombası ve
tazyikli su sıktığı grup GMK Bulvarı ve ara sokaklara dağılmıştır[5].
-İstanbul Taksim’de 12 Haziran’da akşam
saatlerinde Taksim Meydanı'nda toplanan ve aralarında çok sayıda çocuk, yaşlı
ve engelli yurttaşın bulunduğu onbinlerce kişiye, polis, gaz ve ses bombaları
ile tazyikli su sıkarak müdahale etmiştir.[6]
-İstanbul’da 15 Haziran’da polisin yoğun
müdahale ettiği yerlerden biri olan Divan Oteli’ne onlarca insan sığınmıştır.
Polis binaya gelmiş ve içeriye gaz bombaları atmıştır. İçeride aralarında
çocukların da olduğu çok sayıda kişi gazdan etkilenmiş ve kimileri de baygınlık
geçirmiştir[7].
Aralarında çok sayıda çocuk, kadın ve engellinin bulunduğu onlarca kişi,
havalandırmanın bulunmadığı konferans salonlarında yere yığılmıştır.[8]
-İstanbul
Okmeydanı’nda 16 Haziran’da sabah saatlerinde toplanmaya başlayan
gruba polis sert müdahale başlatmıştır ve 14 yaşındaki B.E. çocuk polisin
attığı gaz bombasıyla başından ağır yaralanmıştır[9]
-İstanbul Taksim’de 16 Haziran’da Taksim
Dayanışması tarafından yapılan açıklamada polisin, çocuk ve yaşlıların parkta
olduğu sırada plastik mermiler, gaz ve ses bombaları ile yaptığı müdahaleyi
kınamıştır[10].
-İstanbul Beyoğlu'nda 16 Haziran’da nikah
töreninden çıkan aralarında küçük çocukların da bulunduğu bir grup, polisin biber
gazından kaçamamıştır.[11]
İstanbul Galata Köprüsü'nü 16 Haziran’da trafiğe kapatan göstericileri dağıtmak
için polis biber gazı kullanmıştır. Biber gazından çevredeki iki küçük çocuk da
etkilenmiştir[12].
İstanbul’da 16 Haziran’da
Cihangir çevresinde
süren olaylarda, polis, çoluk çocuk demeden
apartmanlara gaz bombası atmıştır.[13]
İstanbul’da 16 Haziran’da Taksim’de
çadırların içine varana kadar gaz bombası atan polisler, direnen yurttaşlara da
şiddet uygulamıştır. Polis, çadırları ve revirleri hedef alırken sıkılan gaz
bombalarından çocukların da etkilendiği öğrenilmiştir.[14]
2-Kaba dayak, cop:
-Ankara’da Güven Park’ta 1 Haziran’da
Kumrular Caddesi civarında gaz bombası müdahalelerinin hemen ardından
aralarında çocukların da bulunduğu sivil halka copla ve kaba dayakla müdahale
edilmiştir[15].
-İstanbul Taksim’de 9 Haziran’da polis
çocuklara da kaba dayak ile müdahale etmiştir. Bir çocuk ağır yaralanmıştır[16]
-23
Haziran 2013 günü Dikmen’de yaşanan olaylar sırasında 12 yaşındaki A. polis
tarafından gözaltına alınmıştır. Gözaltı sırasında A’ya polisler tarafından
tokat atılmış ve sözel olarak şiddet uygulanmıştır. A. akşam saatlerinden sabah
11’e kadar polis karakolunda bekletişmiş sonrasında çocuk şubeye
gönderilmiştir. Olayla ilgili olarak suç duyurundan bulunulacaktır[17].
-
Aynı gün
yaşanan bir başka olayda ise 17 yaşındaki S. Eylem katılmadığı ve parkta
arkadaşlarıyla oturduğu sırada polisler tarafından gözaltına alınmıştır. S.
Polis aracı akrebin içine sokulmuş ve akrebin şoförü dahil 4-5 polisin şiddetli
kaba dayağına maruz kalmıştır. S. İle ilgili olarak adli tıp raporlarında da
açıkça görünen şiddetli darp olayıyla ilgili olarak suç duyurusunda
bulunulacaktır[18].
Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana’da avukatlardan alınan
bilgilere göre çocuklara yönelik kaba dayak ve copla müdahale gözaltına alınma anında
da gerçekleşmiştir. Bu durumların Sağlık
Bakanlığına bağlı resmi hastanelerde raporlanmasında de çeşitli ihlaller
yaşanmıştır. Bunun da temel nedenini Sağlık Bakanlığı’nın TTB tarafından
koordine edilen gönüllü doktorlar üzerinden sağlık çalışanlarına yönelik
tehdidi oluşturmuştur. Bu duruma bir örnek Ankara’da yaşanmıştır:
-1997
doğumlu bir erkek çocuğu 16 Haziran’da Güvenpark civarında yaşanan olaylar
sırasında gözaltına alınmıştır. Gözaltına alınma sırasında kelepçelene
çocuk, arkadaşlarıyla birlikte polisin
servis aracına binerken tekmelenmiş ve polisin kaba dayağına maruz kalmıştır.
Polis çocukları Çocuk Şubeye götürmeden önce Ulus Devlet Hastanesine götürmüş ve oradaki doktorlardan “sağlam” raporu almıştır.
Polis çocukları Çocuk Şubeye götürmeden önce Ulus Devlet Hastanesine götürmüş ve oradaki doktorlardan “sağlam” raporu almıştır.
Çocuğun
serbest bırakılmasıyla birlikte Avukatın çocuğun sırtındaki izleri tespitiyle
çocuk ailesi tarafından yeniden doktora götürülmüştür. Aile polislerin daha
önce götürdükleri Ulus Devlet Hastanesine götürmüştür. Daha önce muayeneyi
yapan olduğu anlaşılan doktora, aile durumu anlatmış ve yeniden bir rapor
düzenlemesini talep etmiştir. Ancak doktor ikinci kez rapor düzenlemeyeceğini
söylemiştir. Bunun üzerine çocuğun Avukatı doktorla görüşerek “yaptığının
görevini yerine getirmemek” olduğunu ve bunun “suç” olduğunu ifade etmişse de doktor,
Sağlık Bakanlığı’nın tavrından söz ederek rapor vermemiştir.
Aile
daha sonra başka bir hastaneye giderek çocuğun polisin kaba dayağından kaynaklı
durumuna ilişkin darp raporu almıştır. Aile olayla ilgili suç duyurunda
bulunmuştur[19].
-Çocuk göz altılarıyla ilgilenen İstanbul
Barosu avukatları 1 Haziran günü İstanbul’da gerçekleşen olaylarda gözaltına
alınan 16 yaşındaki erkek çocukta polis tarafından yediği kabak dayak
sonucundan gözünde ve kafasında şişlik tespit etmişlerdir[20].
3- Mermi kullanımı:
İstanbul
Taksim’de 1 Haziran günü İstiklal Caddesi üzerindeki Galatasaray Lisesi’nin
bahçesine gelen bir mermi lise öğrencisi 17 yaşındaki E.B.’nin sırtına isabet
etmiştir. Olay günü hazırlanan polis tutanaklarında E.B.’nin vücuduna isabet
ettiğini belirttiği mermi çekirdeğinin balistik inceleme yapılmak üzere ilgili
birime gönderildiği belirtilmiştir.[21]
Kısa süre sonra ailenin polis mermisi olduğu için Savcılığa suç duyurusunda
bulunduğu öğrenilmiştir.
Çocukların müdahalelerde dolaylı olarak etkilendikleri
durumların başında ise müdahalelerden korunmaya ve kaçmaya çalışan çocukların
kaybolması bulunmaktadır. Çocukların müdahalelerde sağlık hizmetlerine müdahale
edilmesinden de etkilendikleri ifade edilmektedir. 15 Haziran’daki olaylarda en
az 14 çocuk kaybolmuştur[22]
-İstanbul
Taksim’de 15 Haziran’da polis müdahalesinden önce çok sayıda ailenin
çocuklarıyla birlikte Taksim’de olduğu ve müdahalenin ardından birçoğunun
kaybolduğu bilgisi gelmiştir. Kayıp olan ve bulunan çocuklar Divan Oteli’ne
götürülmüş, kayıp çocukların aileleri çocuklarını almak üzere Divan Oteli’ne
yönlendirilmiştir.[23]
II. Polis Şiddeti Müdahalesi Sonrasında Çocuk Hakları İhlalleri
Polis müdahalesi sonrasında 18
yaş altındaki bireylerin karşı karşıya kaldıkları hak ihlallerinin başında;
gözaltı süreçlerinde kötü muamele, çocuklara kelepçe ve ters kelepçe takılması,
göz altıların kayıt dışı yapılması ve alıkonulma mekanlarına gaz atılması
bulunmaktadır.
a. Gözaltı Süreçleriyle İlgili İhlaller;
1-Kayıt dışı gözaltı
ve polis otobüsünde Gaz ve Tazyikli Su Kullanımı
Bireysel tanıklıklara göre yetişkinlere yönelik yapılan
kayıt dışı göz altılarına çocukların da maruz kaldığı tespit edilmiştir.
- Ankara’da 3 Haziran günü çoğunluğunu liseli öğrencilerin oluşturduğu 50 kişi polisler tarafından polis otobüsüne bindirilmiş ve otobüs içerisinde kaba dayağa maruz kalmışlardır. Polisler otobüs içerisindekilere gaz ve tazyikli su sıkarak ve kelepçeleyerek hareket etmelerini engellemiştir. Emniyete götürüleceklerini düşünen otobüstekiler Demirtepe yakınlarında bir yere götürüldüklerini fark etmişlerdir. Bu duruma tepki gösteren bir doktora öğrencisini, polis Demiretepe’de serbest bırakmıştır. Ancak diğer çocukların nereye götürüldüğüyle ilgili kesin bir bilgi oluşmamıştır. Bir süre sonra bu çocukların da emniyete götürülmeden kayıt dışı şekilde alıkonarak serbest bırakıldığı tahmin edilmektedir[24].
2-Kelepçe takılması:
Ankara, Adana, İstanbul ve İzmir’de çocuk göz altılarıyla
ilgilenen gönüllü avukatlarla yapılan görüşmelerde çocukların tamamına
yakınında kelepçe kullanımı söz konuş olmuştur. Ancak Ankara’da özel olarak en
az 5 çocukta ters kelepçe kullanımı tespit edilmiştir[25].
3-Terörle Mücadele
Kapsamında Gözaltı
11 Haziran günü SDP’ye yönelik baskınlarda 12 çocuk
gözaltına alınmıştır. 12 çocuktan 4’ü TEM’e gönderilmiş ve ifadeleri burada
alınmıştır[26].
GÖZALTI SAYILARI (25
Haziran 2013 itibariyle – En az)
İl |
Çocuk Gözaltı Sayısı |
Ankara
|
78
|
İstanbul
|
35
|
Adana
|
130
|
İzmir
|
34
|
Kayseri
|
2
|
Mersin
|
15
|
TOPLAM
|
En Az 294 çocuk
|
b. Fişleme: Çocuğun Kişisel Bilgilerinin “Fişleme” Amaçlı Toplanması
ile İlgili İhlaller;
Özellikle olaylara katılan,
katıldığı iddia edilen çocukların kişisel bilgilerinin toplanması konusunda
idari organlara talimatlar verilmiştir. Bu, çocukların fişlenmesi/
etiketlenmesine, özel hayatın gizliliğinin ve çocuklarla ilgili kişisel
bilgileri gizliliğinin ihlal edilmesine yol açmıştır. 18 yaş
altındaki çocukların kişisel bilgilerinin kayıt altına alınması ve arşivlenmesi
başta TC Anayasa olmak üzere; Çocuk Koruma Kanunu, Adli Sicil Kanunu,
Türkiye’nin de taraf olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi’ne aykırıdır. Buna rağmen;
-
Adalet Bakanlığı tarafından gözaltına alınan
çocukların kayıtların toplanması talimatı verilmiştir. Talimat kapsamında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün
07.06.2013/2409/36004 tarih ve sayılı yazısı ile tüm Savcılıklardan, 18 yaş
altındakiler de dahil olmak üzere Gezi Parkı eylemlerine katılıp gözaltına
alınanların T.C. Kimlik Numaralarını istenmiştir.
-
Sağlık Bakanlığı tarafından eylemlere katılıp
sağlık hizmetlerine başvuran çocuklar dahil herkesin kayıt altına alındığı
bildirilmektedir.[27] Eyleme katılanların
sağlık kayıtlarının toplanması nedeniyle ailelerin ve çocukların sağlık
kuruluşlarına götürülemediğine dair bildirimler gelmiştir.
-
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından eyleme katılan
okulların (lise), öğretmenlerin ve öğrencilerin isimlerinin toplanması talimatı
verilmiştir.[28]
Zonguldak’ta 3 Haziran günü bir araya
gelen liseliler, olayları protesto etmek üzere toplandılar. Zonguldak İl Milli
Eğitim Müdürlüğü bu olay üzerine okullara yazı göndererek 3 ve 4 Haziran
tarihlerinde izinsiz okula gelmeyen öğretmen ve öğrencilerin isimlerinin talep
etmiştir[29].
Ayrıca yazılı ve görsel medyada çocukların kişisel
bilgilerinin paylaşımı, etiketlenmeleri ve damgalanmaları ve de çocukların
hedef gösterilmesi şuursuzca devam etmiştir. Çocukların etiketlenmesinin
yaygınlaştırmamak için bu konuda ayrıca örnek verilmeyecektir.
ÇOCUKLAR BU SÜREÇTE…
0-18
yaş arasında her yaştan çocuk, gezi parkı eylemleriyle özellikle fiziksel ve
psikolojik şiddete bolca tanıklık etmiş ve şiddet deneyimi yaşamıştır. Tanık
oldukları, deneyimledikleri ve izledikleri kadarıyla demokratik yollarla
taleplerin iletilmeye çalışılmasına şiddet yoluyla cevap verildiğini
öğrenmişlerdir.
Erişebildikleri
ve kendilerine sunulan bilgiler doğrultusunda yöneticilerin kin ve nefret söylemlerine
tanık olmuşlardır. Dolayısıyla çocukların barış, bir arada yaşama kültürü ve
demokrasiye duydukları güvenin sarsılması kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza
çıkmaktadır.
Eylemlere
doğrudan veya dolaylı olarak katılan çocukların günlük yaşam akışı bozulmuştur.
Üniversite sınavları zamanında yaşananların çocukları nasıl etkilenmiş olduğu
belirsizdir. Şiddet deneyimi veya şiddete tanıklık sonucu çocuklarda korku,
huzursuzluk, gerginlik ve belirsizlik oluşması ve bazılarının uykusuzluk,
endişe ve korku hali vb. travma sonrası bozuklukların yerleşmesi olasıdır.

YORUM YAZIN