Elektrik Çarpması Sonucu Hayatını Kaybeden Taşeron İşçi Erkan Keleş Hakkındaki Dava 22 Ay Sonra Açıldı
10 Eylül 2010 tarihinde, Ramazan Bayramı’nın ikinci gününde, evinden işe çağrılarak elektrik arızası giderme işine gönderilen ve elektrik çarpması sonucu hayatını kaybeden Erkan Keleş’in ceza davasının ilk duruşması görüldü.Çağlayan Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma öncesindeErkan Keleş’in ailesi ve kendileri gibi adalet mücadelesi sürdüren, iş cinayetlerinde yakınlarını kaybedenlerin oluşturduğu Adalet Arayan İşçi Aileleri bir basın açıklaması yaptı. Yaklaşık 6 saat süren duruşmada sanık ve tanık ifadeleri dinlendi. Verilen ifadeler, Erkan Keleş’in hayatını bir dizi ihmal ve denetimsizlik sonucunda yitirdiğini ortaya koydu.
22 ay sonra açılabilen ceza davası
Adalet Arayan İşçi Aileleri adına basın açıklamasını ikinci Van depreminde Bayram Otel’de hayatını kaybeden gazeteci Cem Emir’in kardeşi Sinem Emir okudu. Yapılan açıklamada Erkan Keleş’in 20 günlük bebeğini ardında bırakarak bir tatil günü hayatını kaybettiğianlatıldı. Mevcut bilirkişi raporuna rağmen 3 yılın sonunda ancak ceza davasının açılabildiği, davanın “olası kast ve bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek”ten açıldığı ve davada BEDAŞ ve taşeron şirket ALKAMA yetkililerinin yargılanmakta olduğu aktarıldı. Açıklamadan sonra duruşmaya geçildi.
Duruşmadan notlar: Sorumluluğun kendisinde olmadığını belirten sanık ifadeleri dikkat çekti
Duruşmada sanık olarak ifade veren BEDAŞ Gaziosmanpaşa-Arnavutköy İşletme Başmüdürlüğü’nde elektrik teknisyeni olarak çalışan uzaktan akımı keserek tamirat sonrasında hatta elektriğiyeniden vermekle görevli Özkan Gündoğduyanlış trafodan elektriği kesmesinde sorumluluğu olmadığını belirtti; çalıştığı şirketi sorumlu olarak gösterdi.
Teknisyen Gündoğdu’nun sunduğu gerekçeler arasında direğin hangi taraftan elektrik aldığının bilgisinin bilgisayar sistemine geçilmediği, bu konuda bir değişiklik yapılmışsa kayıt defterine işlenmediği ve böylece durumdan haberi olmadığı yer almakta.Ayrıca Gündoğdu ifadesindeçalıştığı BEDAŞ Başmüdürlüğü’nde bu konuda en yetkili kişinin Başmühendislik pozisyonunda yer alan teknisyen Ali Sönmez olduğunu işaret etti. Yine sanıklar arasında yer alan görevli mühendislerşantiye şefi Nusret Muhammet Çorum ve işletme mühendisi Gürkan Saraç yetki konusunda Ali Sönmez’i işaret etti. Ancak Ali Sönmez, sanıkların da ifadelerinde belirttikleri üzere, bu pozisyonda bir elektrik-elektronik mühendisinin yer alması yasal olarak zorunlu iken, 2003 yılından bu yana yönetici olarak çalışan lise mezunu bir teknisyen. Sönmez’in EKAT Belgesi’nin (Elektrik Kuvvetli Akım Tesislerinde Yüksek Gerilim Altında Çalışma İzin Belgesi) Keleş’in ölümünden sonra alındığı ortaya çıktı. Ali Sönmez hakkında “zorla getirilme kararı” verildi.
BEDAŞ ve taşeron şirket ALKAMA arasında imzalanan teknik şartnamede her türlü teknik donanım, güvenlik malzemesi, teçhizatın temin edilmesi; nitelikli eleman çalıştırılmasıve gerekli eğitimlerin verilmesi; BEDAŞ’ın gerekli durumlarda idari-para cezası verme yetkisinin bulunması ve benzerinin tanımlı olmasına dayanarak, sanık ifadeleri esnasındaavukat Berrin Demir“Sözleşme hükümlerinin yerine getirilip getirmediğini nasıl kontrol ediyorsunuz, nasıl denetliyorsunuz?” sorusunu yöneltti.Buna net bir yanıt alınamadı; sanık ve tanık ifadelerinden anlaşıldığı üzere bugüne kadar denetim yapılmadığı ortaya çıktı.
Duruşmada tanık olarak ifade veren BEDAŞ ve ALKAMA’da çalışan 3 işçinin ifadeleri dikkat çekti; kendilerine hiçbir zaman yeterli güvenlik malzemesi temin edilmediğini ve ancak Erkan Keleş’in ölümünden 2 gün sonra şirkette işçilere bir iş güvenliği eğitimi verildiğini anlattılar.
Sanık ALKAMA Gaziosmanpaşa-Arnavutköy şantiye şefi Nusret Muhammet Çorum’un, “olay günü şantiye şefi olarak kaydedilmişse bile, kendisinin böyle bir görev üstlenmediğini, şantiye şefinin kim olduğunu bilmediğini” dile getirmesi ve sanık BEDAŞ Gaziosmanpaşa İşletme Müdürü Gürkan Saraç’ın “işletme müdürlüğüne aslında vekâleten baktığını, 7-8 senedir başmühendisin olmadığını” anlatması ile tüm sanıkların benzer bir şekilde sorumluluğu diğer yetkili kişilereya da kurumun kendisine yöneltmeleri dikkat çekti.
Olaya tanık olan Ramazan Kahveci, Erkan Keleş akıma kapıldıktan sonra kendisini yukarda tutan sepetin içinde kaldığını ve şoföre sepetiindirmesini söylediğini; ancak şoförün indirmeyi bilmediğini söylediğini anlattı. Şoförün “önce şirketten gelecekler” diyerek ambulansı aramadığını ve Keleş’in orada bekletildiğiniaktardı. Ayrıca olay yerine hiçbir zaman ambulans çağrılmadığı ve gelmediği de öğrenildi. Şoför Süleyman Ay’ın operatör ehliyeti bulunmadığı ortaya çıktı ve hakkında “zorla getirilme kararı” bulunmakta.
BEDAŞ İşletme Müdürlüğü Arnavutköy Başmühendisliği’nde başteknisyen olarak çalışantanık Merşit Hacıoğlu, işyerinde montörlükte tek hat besleme şeması olduğunu, arıza meydana gelen yerlere enerjinin hangi trafodan geldiğinin burada belli olduğunu, enerjinin geldiği trafo değişirse bu değişikliğin şemaya ve deftere işlendiğini açıkladı. Teknisyen Özkan Gündoğdu’nun dalgınlıkla, aceleyle yanlış trafodan akımı kesmiş olabileceğini söyledi.
Bir başka dikkat çeken noktaysa tanık Hacıoğlu’nun yüklenici firmanın çalışanların çalışmalarını kontrol için sadece bir kez geldiğine şahit olduğunu anlatmasıydı. Kâğıt üzerinde vasıfsız işçi olarak görünen Erkan Keleş’in yüklenici firmada hep benzer işleri, en iyi şekilde yaptığını, şirket personeli ile yüklenici firmanın irtibatı telefonla sağladığını, telsiz sisteminin sağlıklı çalışmadığını, telsizlerin yüklenici firma çalışanlarında olmadığını, genellikle BEDAŞ elemanlarında olduğunu aktardı. Ayrıca telsizle bildirim yapıldığında merkezdeki çalışanın ambulansa haber vermediği ve yanı sıra bu tür olaylar meydana geldiğinde otomatik olarak ambulansın aranacağı bir bildirim sisteminin kurulu olmadığı ortaya çıktı.
Duruşma sonrasında ailenin avukatlarından “1Umut-İş Cinayetlerinde Adalet İçin Hukuk Koordinasyonu”ndan Berrin Demirdavaya ilişkin olarak şunları ifade etti: “ALKAMA ihaleyi kazanmış, bundan sonra hiç kimse hiçbir zaman doğru düzgün denetim yapmamış. Ağır ve tehlikeli bir iş olmasına rağmen, işçiler hiçbir güvenlik önlemi alınmadan orta ve ağır gerilime müdahale etmeye gönderilmiş. Hala daha gönderiliyor... Aynı Davutpaşa davasında ve benzerlerinde olduğu gibi burada da herkes ‘ben o tarihte görevde değildim, benim sorumluluğumda değil, benim haberim yoktu’ şeklinde ifadelerle bir diğerine suçu atmaya çalışıyor.”
Erkan Keleş davasında bir sonraki duruşma 9 Aralık 2013’te saat 14.00’te görülecek.
YORUM YAZIN