Mihraç Ural: 'Acilciler' Diye Bir Örgüt Yok. Bu Saldırının Bizimle Hiçbir Bağı Yok.
Bombalı saldırıyla ilgili suçlanan THKP-C Acilciler örgütünün Suriye'deki lideri olduğu iddia edilen Mihraç Ural "İsrail ve Erdoğan yönetiminin yapabileceği bir eylemdir. Bu eylemi yapanlar Suriye’deki eylemlerden de sorumludurlar” dedi.
Katliamlarla ilgili iddiaları reddeden Ural, günümüzde THKP/C Acilciler isimli silahlı bir örgütün de bulunmadığını söyledi.
Ural, Reyhanlı saldırısının Türkiye'yi kendi ifadesiyle Ortadoğu bataklığına çekmek için düzenlendiğini öne sürdü.
Ural şunları şöyledi:
Bu saldırının bizimle uzak yakın hiçbir bağı yok. En basit mantık düşüncesinde, böyle kapsamlı bir olayı, böylesi yıkıcı, insanlık dışı, zalim olayı, masum insanları katledecek bir olayı düşünücek tek bir insan olamaz şu dünyada. Bu menfur olayı şiddetle kınıyorum. Bu insanlık dışı eylemi şiddetle kınıyor, lanetliyorum. Tarihimin hiçbir kesitinde bu tür eylemlere prim vermedim.
Hayatım boyunca yazı yazdım, okudum, görüşlerimi savundum, demokrasi ve özgürlük mücadelesi vermeye çalıştım. Zindan yattım, eziyet çektim. 12 Eylül sürgünü olarak Suriye’de yaşıyorum. 33 yıldan beri alnımın teriyle evlatlarımı büyütüyorum. Ben bir barış insanıyım. 7 bin yazım, 60’a yakın kitap ve makalem var. Hayatımda hiçbir zaman şiddeti önermedim. Dünyanın hiçbir teşkilatıyla uzak yakın organik bağım yok. Dünyanın hiçbir devletinde memur değilim, sivilim.
Yaşamım boyunca elime silah almadım. Ta ki Suriye, bu Selefi ve dış güçler tarafından saldırıya uğradığında, yaşadığım ülkede vatan savunması dışında, sadece sınır bölgelerinden sızan Çeçenlere, Afganlara, terörist Libyalılara ve Tunuslulara karşı bir tavır almak, halk refleksi geliştirmek amacıyla tavır aldım. Böylesi bir eylemi (Reyhanlı’yı kastediyor) yapan, Ortadoğu’da dengeleri alt üst etmek isteyenlerdir. Türk halkı ile Suriye halkını birbirine vurdurtmak, ezeli ve ebedi düşmanlıklar yaratmak isteyenlerdir. Biçim ve içerik açısından iyice incelerseniz, göreceksiniz ki, karşınızda İsrail var.
14 şubat 2005’te Lübnan Başbakanı Hariri’nin öldürülmesinde kullanılan bombanın biraz daha az bir miktarıyla Reyhanlı’da patlatılan bomba aynıdır. Aynı yöntemle yapılmıştır. İsrail’in çıkarı var. Çünkü Suriye ordusunun son günlerde kazandığı zaferlerin, bu gidişle Beşar Esad yönetiminin kalıcı olacağını gösterdi ve buna karşı (İsrail) teröristlere yardım amacıyla Şam’ı vurdu. Hariri’nin katledilme amacı neyse Reyhanlı’da patlatılan bombanın amacı aynıdır.
'Artık Acilciler diye bir örgüt yok'Hükümet yetkililerin açıklamalarında doğrudan isim verilmese de, Ural'ın başında bulunduğu Mukaveme Suriye suçlanıyor. Başbakan Erdoğan, saldırının Esad rejimiyle bağlantısı olduğunu ve rejimin Türkiye'de uzantılarının bulunduğunu söyledi.
Ural 'Acilciler 20 yıldan beri ortalıkta olmayan bir örgüt. Bir çalışması yok. Herhangi bir yerde 30 yıldır askeri eylemi yok. Bu örgütü neylen getireceksin de böylesine kapsamlı bir eylemin içine sokacaksın? Buna kargalar bile güler. Ben, adil bir yargılama yapılsın, yeniden ülkeme dönmeye hazırım. Ben barış insanıyım, yazan çizen bir insanım. Asla bu tür eylemlere prim vermem. ' dedi.
Banyas katliamı iddialarıBanyas'ta çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği katliamdan da Ural'ın başında olduğu örgüt sorumlu tutuluyor. Katliamdan kısa bir süre önce kaydedildiği anlaşılan bir videoda Ural'ın "bölgenin temizlenmesi" çağrısını içeren sözleri katliam talimatı olarak yorumlanıyor.
Ural ise, "temizlik" derken silahlı muhalifleri kastettiğini, olay sırasında da Banyas'ta değil Lazkiye kentinde olduğunu iddia etti.
Ural, videonun kesilerek yayınlandığını savundu ve şöyle devam etti:
"Buna rağmen orada diyorum ki, vatan hainlerini kuşatmak ve onları temizlemek gerekli. Benim hedefim teröristlerdir, eli silahlı olanlardır. 2 Mayıs'ta şehit olan bir insanın, bir arkadaşımızın taziyesine gittik. Lazkiye'nin bir mahallesindeydik.
Banyas olayları olduğunda ben ve Mukaveme Suriye olarak Lazkiye'deydik. Orada, 'Banyas hainlerin denize açılan tek kapısıdır, burayı kuşatmak, hainlerden temizlemek ve kurtarmak gerekir' dedim. 'Eğer ordu bize ihtiyaç duyarsa bir hafta içinde girebiliriz' dedim.
Ama bize bu konuda ne teklif geldi ne de gittik. Benim işim Lazkiye'nin kuzeyinde. Banyas'a ayak basmışlığım yok."
Silahlı bir örgütün yöneticisi olmakla birlikte sivillere yönelik eylemler yapmadıklarını savunan Ural, "Mukaveme Suriye sivillere asla dokunmaz. Bir halk örgütüdür. Elinde silahla cephede savaşanla vuruşur. Mukaveme Suriye'nin katliam yaptığı iddiası saçma bir iddiadır. Bunun ispatı yoktur" dedi.
Esad yönetimi de yaygın olarak sivilleri hedef aldığı suçlamalarına hedef olmuş durumda. Ural, her türlü katliamı, kanıtlanması durumunda sorumlusu Suriye yönetimi de olsa kınadıklarını söyledi.
'Organik bağ yok'"Mukaveme Suriye ile Esad yönetimi arasındaki bağın ne olduğu"na ilişkin sorusuna, "organik bir bağ olmadığı" yanıtını veren Ural, örgütün "Suriyeliler ve 12 Eylül'den sonra sürgünde olan Türkiyeli devrimcilerden oluşmuş bir halk savunma örgütü" olduğunu savundu. Ural 'Ben 33 yıldan beri bu ülkedeyim. Akrabalarımın yarısı Hatay’da, yarısı Suriye’de. Hatay Türkiye’ye ilhak edildiği zaman aileler iki parçaya bölündü. Suriye devletinde memur değilim. Organik bir bağlantım yok. Suriye muhaberatıyla uzak yakın bağlı olmayı ilke olarak reddederim. Aksini ispat edenin alnını karışlarım. Dünyanın tüm istihbarat örgütlerine karşı tepkim ve alerjim var. Çünkü bir istihbarat örgütüne angaje olan bağımsızlığını yitirir. Oysa ben devrimci ilkelerimi bağımsız olarak kazandım. Bundan dolayı Suriye’de zindanda yattım. Bir yıl kesintisiz hücre cezasına çarptırıldım. ' dedi.
Peki ordu, silahlı isyancılarla mücadele ederken, Mukaveme Suriye'ye neden ihtiyaç var? Ural'a göre, bunun yanıtı, dünyanın dört bir yanından Suriye'ye gelen silahlı muhaliflere karşı ülkelerini ve yaşamlarını savunmak için.
Suriye yönetiminden destek aldıkları iddiasını da reddediyor, kendilerine yardımın halk tarafından sağlandığını öne sürüyor Mukaveme Suriye lideri.
Ağır silahları olmadığını savunan Ural'a göre, ellerindeki uzun namlulu silahlar kendilerini silahlı muhaliflere karşı korunma amaçlı.
Aleviler içinde örgütlendikleri ve mezhepçilik yaptıkları iddialarına da karşı çıkan Ural, "Örgütün içinde Kürtler, Sünniler, Şiiler, Aleviler, her türlü etnik yapıdan ve dini inançtan insanlar savaşıyor" görüşünü savunuyor.
Ural, adil bir yargılama yapılacağından emin olsa yarın Türkiye'ye dönmeye hazır olduğunu, ama yargısız infaza hedef olduğunu da öne sürüyor.
(BBC Türkçe'den Mahmut Hamsici, Cumhuriyet gazetesinden Akın Bodur ve Radikal gazetesinden İsmail Saymaz'ın haberlerinden derlendi)

YORUM YAZIN