Header Ads

İstanbul'da Vicdani Red Buluşması: Militarist Kültürü Yok Etmek İçin Mücadeleye



15 Mayıs Dünya Vicdani Retçiler Günü'nde resmen kurulan Vicdani Ret Derneği, ilk etkinliğini bugün Cezayir Restaurant'ta gerçekleştirdi.

Vicdani ret buluşmanın düzenlendiği salona, "Savaşta barışta militarizm öldürür", "Ne mutlu kardeşim diyene", "Yaşasın halkların kardeşliği", "Kışlalarda gençlerin ölümüne son", "318'e hayır", "Reddet, diren, hayır de, askere gitme", "Askere gitme, kardeş kanı dökme", "Kadınların vicdanı reddediyor savaşı", "Hiç kimse asker doğmaz" yazılı afişler asıldı.

Etkinlik, vicdani ret hakkı ve mücadelesi ile vicdani reddini açıklayan savaş karşıtlarına kışlalarda uygulanan işkenceleri anlatan sinevizyon gösterimi ile başladı.

'MİLİTARİST KÜLTÜRÜ YOK ETMEK İÇİN MÜCADELEYE'
Açılış konuşmasını Vicdani Ret Derneği Eş Başkanı Merve Ardan yaptı. Kuruluşlarını 15 Mayıs'ta gerçekleştirdiklerini söyleyen Ardan, "Vicdani ret mücadelesini yükseltme derdindeyiz" dedi, herkesi derneğe üye olmaya çalıştı.

Vicdani reddini açıklayanların işkence ve hukuki olarak baskıya maruz kaldığını söyleyen Ardan, sivil ölüm yaşayanların yakınları, zorunlu askerliğe maruz kalanlarla dayanışma içerisinde olacaklarını söyledi.

Kürt sorununun çözümü konusunda adımların atıldığı bir süreç yaşandığını hatırlatan Ardan, "Barış süreci olduğu söyleniyor ama hala savaşların yaşandığı yerler var. 30 yıldır süren savaşın bitmesi dünyada savaşın bittiği anlamına gelmiyor. Savaşların dayandığı militarist kültürde devam ediyor" dedi. Dernek olarak bu kültürün sona ermesi ve tüm savaşların bitmesi için ulusal ve uluslararası mücadeleyi büyütmeyi hedeflediklerini söyledi.

Buluşma kapsamında düzenlenen panele vicdani redci Halil Savda, Kıbrıs Vicdani Ret İnisiyatifi'nden Murat Kanatlı, Avukat Davut Erkan ve Asker Hakları Platformu Sözcüsü Tolga İslam katıldı.

Kıbrıs Vicdani Ret İnisiyatifi Sözcüsü Murat Kanatlı, Türkiye'de vicdani ret üzerine konuşmanın zor olduğunu, vicdani reddin total ret üzerinden şekillendiğini, Kıbrıs'ta da durumun böyle olduğunu söyledi. Kanatlı, Türkiye'nin 47 Avrupa Birliği ülkesi içerisinde vicdani ret konusunda düzenleme yapmayan tek ülke olduğunu belirtti.

'KIBRIS'TA DA TÜRKİYE KANUNLARI GEÇERLİ'
Kıbrıs'ta da uygulamanın aynı olduğunu, ne kadar başka bir ülke olsa da, kışla sınırlarından içeri girildiğinde Türkiye kanunlarının geçerliği olduğunu söyledi. Vicdani ret tartışmasının uzun bir tarihi olmadığını kaydeden Kanatlı, vicdani reddin anti-militarist mücadelenin bir parçası olduğunu, ancak yalnız bununla sınırlı olmadığını ifade etti, "Bu bir türlü bitmeyen ve tanımlanmayacak bir evrim süreci" dedi.

Avukat Davut Erkan, vicdani reddin hukuksal boyutuna ilişkin konuştu. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin ve üye olduğu birliklerin olduğunu söyleyen Avukat Erkan, bu sözleşme ve üyeliklerin getirdiği zorunluluklar bulunduğunu söyledi.

Erkan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 1989 yılında, AB Konseyi'nin ise 1967 yılında aldığı kararlar doğrultusunda vicdani reddin insan hakkı olduğunu ancak Türkiye'de vicdani redçilerin "firar, emre iteatsizlik" suçlarından yargılandıklarını hatırlattı.

318. maddenin büyük bir tehdit olduğunu ifade eden Avukat Erkan, 4. Yargı Paketi'yle bazı düzenlemelerin yapıldığını ancak bunların da yeterli olmadığını kaydetti. "Vicdani ret Türkiye hukuku bakımından Anayasa'nın 90. maddesi gereği bir haktır" diyen Avukat Erkan, "Türkiye’de vicdani ret hakkı vardır. Herkesi bu hakkı kullanmaya çağırıyorum" şeklinde konuştu.

Vicdani redçi ve yazar Halil Savda, TCK'nın İtalyan Ceza Kanunu'nun Türkçeye çevrilmesinden oluşturulduğunu söyledi. İtalya'da da erkekler askerlik yapmak istemediği ve askerden firar ettiği için "askerlikten soğutma suçu" diye bir suçun üretildiğini söyleyen Savda, "Osmanlı'da da bu böyleydi. 1926 yılında 'halkı askerlikten soğutma' suçu hayatımıza girdi" dedi.

318. maddenin 2005 yılında uygulanmaya konulduğunu hatırlatan Savda, "Bu ordunun zırhını koruyan bir madde" dedi, madde tamamen kaldırılmadan savaş karşıtlarının yargı kıskacından kurtulamayacağını kaydetti.

Asker Hakları Platformu Sözcüsü Tolga İslam, platformu 2011 yılında kurduklarını söyledi ve kuruluş amaçları, yaptıkları eylemler konusunda bilgi verdi.


Vicdani Ret Derneği'nin düzenlediği "Vicdani Ret Buluşması"nın ikinci bölümünde "Neden vicdani ret?" sorusuna yanıt verildi.

Panele zorunlu askerlik yaptığı birlikte öldürülen Ermeni Sevag Balıkçı'nın annesi Ani Balıkçı, yakın bir zamanda cezaevinden çıkan vicdani redçi Ali Fikri Işık, vicdani redci Muhammed Serdar Delice, vicdani retçi Merve Arkon,

Vicdani redçi Ali Fikri Işık, 12 Haziran'da yeniden duruşmaya çıkacağını söyledi. 8 Haziran'da Diyarbakır'da konuşmacı olarak katıldığı bir etkinlik için gittiğinde otelden gözaltına alındığını hatırlatan Işık, çıkarıldığı mahkemede Kürçe savunma yaptığını söyledi, cezaevinde de aynı tavrını sürdürdüğünü kaydetti. 10 gün sonra Diyarbakır Askeri Cezaevi'nden Edirne'ye sevk edildiğini hatırlatan Işık, burada yaşadıklarını anlattı. "Her şeye rağmen bu yürüyüşüme devam ediyorum" diyerek konuşmasını noktaladı.

Vicdani redçi Muhammed Serdar Delice, "İnsanla vicdanı ayırdığında ortaya TSK, NATO, zorunlu askerlik ve katliamlar çıkar" dedi. Vicdani redçileri "marjinalize etme" uygulamalarının gündemde olduğunu söyleyen Delice, "Bu toplumun bizler gibi, çoğunluk olduğunu düşünüyorum. Kimsenin mülkü olan birşeyi istemiyorum, insanların farklılıklarını bir zenginlik olarak kabul ediyorum" dedi.

Bu mücadelenin bundan öncekilerle belli bir temele geldiğini kaydeden Delice, kendilerinin de bu temeli sağlamlaştırmaya çalıştığını söyledi. Delice, erkeklere seslendi: Cesur olun.

Vicdani redçi kadınlardan Merve Arkon, 2011 yılında Dolmabahçe'de yapılan açıklama sırasında vicdani reddini açıkladığını hatırlattı. "Erkeğin kadın üzerinde uyguladığı şiddet militarizmden kaynaklanıyor" diyen Arkon, Cumartesi Anneleri ve Barış Anneleri'nin mücadelelerinin kendilerine ilham verdiğini ifade etti.

'HAYIR DEYİN'
Dernek çatısı altında mücadeleyi büyüteceklerini söyleyen Arkon, kadınlara çağrı yaptı: Sizi askere almıyor olsalarda aslında hayatınızı askerleşmiş bir tarzda sürdürüyorsunuz. Hayır deyin.

'5 YIL SONRA BU SORUNU BEN DE YAŞAYACAĞIM İÇİN BURADAYIM...'
Panelde İnan Süver'in oğlu Umut Süver konuştu. "5 yıl sonra devlet ensemden tutup askere götüreceği için buradayım " diyen 13 yaşındaki Umut Süver, babası tutuklu olduğu süre içerisinde aile olarak yaşadıkları zorlukları anlattı. Umut Süver, "Kesinlikle askere gitmeyi düşünmüyorum" dedi, babasını desteklediğini, sonuna kadar da böyle olacağını kaydetti.

'OĞLUMUN TÜFEKTEN OYUNCAĞI DAHİ OLMADI'
Sevag Balıkçı'nın annesi Ani Balıkçı son sözü aldı. "Oğlum isteyerek askere gitmedi, biz de isteyerek göndermedik" diyen Ani Balıkçı, oğullarını mecburiyetten askere gönderdiklerini söyledi.

Oğlunun öldürülmesini "Son 24 Nisan Soykırımı" olarak tanımlayan Ani Balıkçı, mahkeme sürecinde yaşanılan hukuksuzlukları hatırlattı. Mahkemenin adaletsizlikle sonuçlandığını anımsatan Ani Balıkçı, "Suçlu olan benim oğlummuş, kim dedi ona tüfeğin önünde dur. Ama onun tüfekten oyuncağı olmadı. Tesellim, oğlum katil olarak ölmedi. Bir çatışma çıksaydı oğlum birini vurmak zorunda kalırdı. Şimdi ben de bir vicdani redçiyim. Yazarak teselli bulmaya çalışıyorum, her gece mektup yazıyorum. Yaşadıklarımın hiçbir annenin babanın başına gelmesini istemiyorum" şeklinde konuştu.


(etha)
foto: Vicdani Ret Derneği Facebook sayfası


Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.