Metis Yayınları'nın Cevabı: Bazı Şeyler Bildiğimiz Gibi..
Geçen hafta, 21 Aralık tarihli Radikal Kitap’ta, Funda Danışman ve Rojin C. Akın’ın Metis’ten yayımlanmış (Haziran 2011) röportaj kitabı Bildiğin Gibi Değil hakkında Hamza Aktan’ın bir açıklaması yayımlandı. Açıklamasında Aktan, geçmişte kendisinin Rojin C. Akın ile benzer bir röportaj yaptığını, bu röportaj nedeniyle kitap fikrinin kendisinden alındığını söylüyor. Başka birşey iddia etmiyor ama açıklaması sanki kendisinden bir şey alınmış, fikri hakları tecavüze uğramış, ortada bir intihal varmış gibi bir izlenim bırakıyor. Bu nedenle okurları şaşırtabileceğini düşünerek bu yazıyı kaleme aldım.
Öncelikle şunu belirtmeliyim: Bir röportaj kitabı olan Bildiğin Gibi Değil’de Hamza Aktan’ın herhangi bir çalışmasından, yazısından, röportajından vs. kısmen de olsa hiçbir şey alınmamış, kullanılmamış, hiçbir alıntı yapılmamıştır. Zaten kendisi de böyle bir şey iddia etmiyor. Sadece, kitabın fikri bana ait diyor. Ama biraz sonra “benim kitabın aynısı yapılmış” diyor. Röportajları yapan gazeteciler farklı, röportaj yapılan kişiler farklı, böyle iki kitap aynı kitap olabilir mi? Bu düşüncesi, kimi zaman başka vesilelerle de tanık olduğum temel nitelikte bazı yanlış anlamalara dayanıyor. Beni burada asıl ilgilendiren de budur.
Bunlardan birincisi, fikrî haklarla ilgili. Fikrî haklar kişilerin “eserleri” üzerindeki maddi ve manevi haklarını düzenlemektedir. Yani bir fikrî hak ya da mülkiyetten bahsedebilmemiz için ortada somut bir eser olması gerekir. Bu durumda da eserin içeriği kastedilmektedir, yoksa konusu değil. Aynı konuyu işleyen yüzlerce kitap olduğunu gözönüne alırsak, bir “kitap konusunun” neden adımıza noterden tasdik ve tescil ettirilemeyeceğini de anlarız.
İkincisi, bizim örneğimizde söz konusu olan şey bir fikir, ya da bir buluş değil. “Kürt Gençliği” ya da “Kürt Gençliğinin Çektikleri ya da Sorunları” bir fikir ya da bir keşif değil, bir konudur. Somuttur, doğrudan hayatın kendisidir. Otuz yıldır devam eden savaş ortamında Kürt gençlerinin başına neler geldiğini anlatacak röportajlar yapmayı düşündüğünüzde, kendinize gazeteci olarak bir konu seçmiş olursunuz, büyük bir keşifte bulunmuş olmazsınız. Türkiye için bu kadar yakıcı bir konunun kendinize tahsis olunmasını bekleyemezsiniz: bugün çalışmaya başlayıp konuyu üç yıl kendinize ayıramazsınız. Hamza Aktan’ın, Rojin C. Akın’ın aklına bunu ben getirdim diyebilmesindeki mantığı anlamak mümkün değil: Çünkü her ikisi de benzer acı hikâyelerin az çok aynılarını yaşamış insanlar. Yani Rojin C. Akın, yoldan geçen herhangi bir insan değil. Zaten kendisi aynı hayatın, Kürt gençliğinin içinden geliyor. Bildiğin Gibi Değil’de anlatılan hikâyelere benzer olaylar onun da başından geçmiş.
Özellikle kitap yapmaya heves eden genç kuşaklarda, medya ve reklamcılık sektörü tarafından kışkırtılmakta olan çarpık bir algı var: Kitapları parlak bir fikir, bir buluş, bir konsept, bir proje zannediyorlar. Yani çok ilginç bir şey akıl edersen “gol atabilirsin”, ilgi çekebilirsin, para kazanabilirsin. Oysa bu doğru değil. Aktan’ın kendi düşüncesini böyle korunacak, tasarruf edilecek bir alan sanarak düştüğü yanılgının bu kanaatten kaynaklandığını düşünüyorum. İşte üçüncüsü de bu: Kitap asla akıl edilmiş bir fikir ya da buluş değildir. Bir kitabın arkasında çok yoğun bir çalışma vardır: Her hevesliyi kolayca yıldırabilecek kadar.
Hamza Aktan, “Kürt Gençleriyle konuşmak” fikrinin kendisine ait olduğunu söylüyor ama Rojin C. Akın öyle demiyor. Röportajlarının fikrî ve yöntemsel kaynağı olarak Nadire Mater’in 1999 tarihli röportajlarını, Mehmedin Kitabı’nı işaret ediyor; bu kitaba borçlu olduğunu söylüyor. Bir an için Akın’a bu kitabı esinleyen, fikrini veren, motive eden yegâne meselenin Aktan’ın kendisiyle yaptığı röportaj olduğunu varsayalım.
Öyleyse bile Aktan’ın hezeyanını anlamak mümkün değil, çünkü kendisinin devam etmediği, sonunu getirmediği, belki hiçbir zaman bitirmeyeceği, uzun bir süreden söz ediyoruz. Bu arada Aktan’ın aklına, Rojin C. Akın veya diğer röportaj yaptığı insanlara, röportaj yaptığı halde neden yayımlamadığına dair bir açıklama yapmak ve özür dilemek gelmiyor. Funda Danışman ve Rojin C. Akın, böyle bir kitabın çalışma yükünden, getirebileceği risk ve tehlikelerden yılmamışlar, aralarında Şırnak, Cizre, Diyarbakır, Nusaybin ve Van gibi yirminin üzerinde şehir ve kasabada doğru kişilere ulaşarak röportajlar yapmışlar (Metis’e verilen 38 röportajdı, kitapta seçerek sadece 19’unu kullandık). Sırf Hamza Aktan’dan bu parlak konuyu duydukları için bunca zahmete girdiklerine inanmak mümkün mü!
Tekrar vurgulamak isterim: Bir kitap fikri asla bir kitap demek değildir. İşin aslına bakarsanız bir editör için hiçbir şey demektir. Metis’te 30 yılda kaç parlak kitap fikri dinlediğimizi anlatmak için sayfalar yetmez. Farklı maceralar ortaya çıkar, sadece birkaçı kitap olur. Hamza Aktan’ın kendisi ya da Rojin C. Akın bize gelip de “Kürt gençlerle röportaj yapacağız,” deseler, “iyi, yapın da görelim,” derdik. Çünkü aslında her kitap için öyledir ama hele ki bir röportaj kitabı söz konusu olduğunda, kitap zaten röportajlar sırasında ve onlar sayesinde ortaya çıkar, her ne ise o olur. Dolayısıyla fikir ya da konu ne kadar parlak olursa olsun, Hamza Aktan’ın da işini yarım bırakmasının gösterdiği gibi, ortaya illa bir kitap çıkacağını garantiye almaz; kitap bitmez, tamamlanamaz, yayıncı sonucu beğenmez, iyi olmaz, başarısız olur, vs, vs. Bildiğin Gibi Değil’i kitap yapan, başarılı bir kitap yapan, kimsenin akıl edemeyeceği bir fikir değil, ona adanmış sebat, çalışma, emektir.
Kuşkusuz insan yapmadığı, yapamadığı bir işten dolayı hayıflanabilir, üzülebilir. Hamza Aktan bana şikâyete geldiğinde ben de “üzüldüğümü,” söyledim, “keşke sen de arkasını getirebilseydin,” dedim. Ama kalkıp da bunun için başkalarını itham etmek büyük bir saygısızlık. Saygısızlığın ötesinde “benden alındı”, “fikir haklarım tecavüze uğradı,” diye itham etmek, “kapkaçcılık” diye hakaret etmek hem ayıp hem de suç. Keza, “onlarla karşılaşmamak için davetli olduğum panel ve toplantılara gitmiyorum,” diyerek şaibe yaymak da öyle.
Evet, maalesef hepsi çok sıkıcı ama gerçek. Bitiriyorum. Bildiğin Gibi Değil, Hamza Aktan’ın aynı konuda kitap yayımlamasının önünde bir engel değil. Zaten röportajlarının bir kısmını yayımlamış da. Bu 1,5 yıl sonra gelen “açıklıyorum” yazısı ve yazının gerekçeleri bana hiç inandırıcı gelmedi, yeni kitap yayımlamış birinin görünme arzusunu düşündürdü. Bu konuda başka kitaplar da yayımlandı ve yayımlanacak. Bildiğin Gibi Değil, konuyu tüketmedi. Hiçbir kitap hiçbir konuyu tüketemez. Konu orada. Bütün şiddetiyle, hepimizin karnına saplı bir bıçak gibi orada duruyor. Hamza Aktan ne yapıp etmeli, kendisini ciddiye almamızı bekliyorsa, ve kitaplara gerçekten saygısı ve tutkusu varsa, önce “atacağı gole” değil maça, konunun kendisine yoğunlaşmalı; bir an önce Kürt gençlerinin sorunlarıyla ilgili yeni bir kitaba girişmeli. Ama asla yarıda bırakmamalı. Bu acı dolu memleketimizde saplantılarımızdan, hayıflanmaktan, pişmanlıklarımızdan, boş yere birbirimizle uğraşmaktan kurtulmanın başka yolu yok çünkü.
Semih Sökmen
Metis Yayınları
Genel Yayın Yönetmeni
*Radikal Kitap

YORUM YAZIN