Header Ads

Kanıtlar İşkenceciden Suçlama Erdoğan'dan


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yine hapisteki gazetecileri hedef aldı. Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Çin ziyaretini değerlendirirken sözü hapisteki gazetecilere getirdi ve "Kendisi o koltuğa oturduğu andan itibaren Türkiye'yi gazetecileri hapse atanlar olarak lanse etti ve ediyor. Nereye gittiyse Çin'den daha fazla tutuklu gazeteci var dedi. Şimdi kendi Çin'de" dedi.

Erdoğan "terörist" olmakla suçladığı gazetecilerin isimlerinin başharflerini vererek "suç"larını okudu: "H.D isimli şahıs güya gazeteci. Marinaya bomba koydu. Suçları terör örgütüne üye olmak. Ateşli silahlar bulundurmak. Böyle gazeteci olur mu? Başka şahıs, M.G. belgede sahtecilik, polisi şehit etmek. Polise silahlı saldırı. İşte size bir gazeteci daha. Böyle gazeteci olur mu? Ama bunlar CHP'nin Genel Başkanına göre gazeteci. Türkiye'de gazeteciler hapiste dedirten Kılıçdaroğlu, bu gazetecilere sahip çıkıyor. Durumu kendisine defalarca izah ettik. Üzüm üzüme bakarak kararırmış."

Başbakan’ın H.D. diye rumuzlayıp 'terörist' olmakla suçladığı kişi, 10 yıldır hapiste olan gazeteci Hatice Duman'dan başkası değildi. Başbakan’ın banka soymakla, örgüt üyesi olmakla itham ettiği gazeteci Hatice Duman, 1996 yılında Atılım Gazetesi’nde muhabir olarak çalışmaya başladı, 1997'de de yazı işleri müdürü oldu. Duman'ın çalıştığı Atılım Gazetesi ilk çıktığı günden itibaren devlet baskısı altında yayınını sürdürmek zorunda kalmıştı. Gazetenin bütün sayıları toplatıldı, gazete binası defalarca basıldı, muhabirlerin fotoğraf makineleri, kayıt cihazları kırıldı. Bilgisayarlarına el konuldu. Toplatılan her sayısı yüzlerce dava açıldı. Hatice Duman, yazı işleri müdürü olduğu için tüm bu davaların muhatabıydı.

9 Nisan 2003 tarihinde evi basıldı. 4 gün gözaltında kaldıktan sonra savcılığa çıkarılan Duman, tutuklanarak hapishaneye gönderildi. Duman, o günden bu yana hapiste.

'POLİS BİZDEN RAHATSIZDI'
Hatice Duman, hapishaneden yazdığı bir mektupta, gözaltına alınışını ve daha sonrasında yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Belli ki polis, haberimin dahi olmadığı soygunlara, bombalama eylemlerine ‘fail’ler arıyormuş. Polisin çeşit çeşit düzmece senaryolarla yüzlerce insanı zindanlara nasıl tıktığını çok iyi biliyorum. Zira bu tarz olayların haberlerini yapan bir gazeteciyim. Polisin işkenceci yüzünü teşhir edip, gerçeklerin sesi olmaya çalıştığımız için polisi rahatsız ediyorduk.

Gözaltına alındığımda ben de böyle bir senaryoyla karşılaştım. Polisin iddialarına ortak olmayacağımı net bir biçimde söyleyip susma hakkımı kullandım. Ne de olsa savcılıkta gerçekler açığa çıkacaktı.

Heyhat, gözaltı süreci bitip savcılığa çıkarıldığımızda aynısenaryonun bir başka versiyonuyla karşılaştım. İfademi almaları gerekirken, elinde polis tarafından hazırlanmış bir ifadeyle masasında oturan savcı,agresif bir tavırla bunu imzalayacak mısın diye soruyordu. Doğrusu bu kadarınıbeklemiyordum. Savcıya haklarımı hatırlatıp onun polisten farklı olmasıgerektiğini belirttim. Bunun üzerine hepten saldırganlaşan savcı, masadan kalkıp rastgele yumruk sallayıp beni tartakladı. Ardından da zorla kolumdan tutup dışarı attı.”

ALAKASIZ BİR DOSYAYA MONTE EDİLDİM
Duman, mektubunda, kendisine Atılım Gazetesi’yle ilgili soru sorulmasını beklediğini, ancak bu konuda hiçbir şey sorulmadığını anlatıyor. “Gazetenin yazı işleri müdürlüğünden kaynaklı davalarım düşmüştü. Bu nedenle serbest bırakılmayı beklerken 13 Nisan 2003’te tutuklandım” diyen Duman, hakkındaki basın cezaları düştüğünden polisin kendisini hiç alakasının olmadığı bir dosyaya monte ettiğini belirtiyor.

İŞKENCEDE ALINAN İFADE TEK DELİL
Hatice Duman’ın o zamanki eşi de gözaltına alınanlar arasındaydı. Ali Gül Alkaya, gözaltında yoğun işkenceye maruz kaldı. Polis tarafından gözleri önünde eşine ve annesine tecavüz edileceği belirtilerek tehdit edildi. Bu fiziki ve psikolojik işkencelerle Alkaya’ya zorla ifade imzalatıldı. Alkaya, duruşmada, bu ifadelerin işkenceyle alındığını ve doğru olmadığını belirtti, ancak bu beyanları mahkeme tarafından dikkate alınmadı.

Hatice Duman’ı gerek gözaltında, gerekse duruşmalarda, iddianamelerdeki olaylarla ilgili olarak hiçbir tanık teşhis etmedi. Ancak poliste işkenceyle imzalattırılan bir ifadeden yola çıkan savcı, hiçbir delil olmadığı halde Duman hakkında ağırlaştırılmış müebbet istedi. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 9 yıl süren duruşmada, henüz savunmalar tamamlanmadan, 4 Mayıs 2011 tarihinde müebbet hapis cezası çıktı. Duman, uzun tutukluluktan ötürü AİHM’e açtığı davayı kazanmış, Türkiye’yi mahkum ettirmişti.

Yargıtay 9. Dairesi, 12 Eylül 2012 tarihinde Duman’a verilen müebbet hapis cezasını onadı. Hatice Duman, bunun üzerine Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkını kullandı.

KİM NE DEDİ?
Zamanlama manidar, mahkemeye talimat veriliyor

ATILIM GAZETESİ EDİTÖRÜ SEMİHA ŞAHİN:
Başbakanın açıklamalarının zamanlaması çok manidar. Hatice, 36 yıl ceza aldı. Yargıtayca onandı ve Anayasa Mahkemesi’ne itiraz edildi. Anayasa Mahkemesi kararı,önümüzdeki günlerde değerlendirecek. Başbakan Erdoğan’ın konuşmaları değişik zamanlarda da olduğu gibi, yargı aşamasına müdahaledir ve yeni bir talimat anlamına gelir.

Ezilenlerden yana yayın yapan tüm özgür basına yönelik bir tehdidi içermektedir. AKP politikalarına ve devletin tüm hukuksuz, baskıcı, antidemokratik uygulamalarına karşı mücadele eden tüm kesimlere gözdağı anlamını da taşımaktadır. Bizler tüm ezilenlerin sesi olmayı sürdürdük. Bunun karşılığı gözaltılar, tutuklamalar, sürgünler oldu. Hatice’nin karşılaştığı durum da budur.

Devlet ve AKP, antidemokratik ve faşist yasalarla, düşünce özgürlüğüne kelepçe vurduğunu, ezilenlerin siyaset yapma hakkını elinden aldığını gizleme çabasında. Onlarca gazeteciyi hapse attı, haklarında terörist olduğu karapropagandası yapıldı. Bazıları serbest bırakıldı ama onlarcası halen hapiste. Hatice, sosyalist olduğunu, devrimci olduğu hiçbir zaman saklamadı.Hatice’nin iddianamesi, üzerine verilen ifadelerle düzenlenmiş, polis fezlekelerine dayandırılarak hazırlanmıştır. Hatice, bu iddiaları hiçbir zaman kabul etmemiştir. Mahkeme, Hatice’ye değil, ifade veren kişiye ve polise dayandırmıştır kararını. Aynı dosyada yer alan sendikacı deri işçisi Gülüzar Erman’ın durumu da aynıdır. Ona da, birçok kanıt göstermesine rağmen, aynı ceza verilmiştir.

Başbakanın konuşmaları, tamamen politik bir yaklaşımdır. Çok değişik kesimlerin hazırladığı birçok raporda, Hükümetin en genel anlamda muhalif basına karşıtutumu eleştirilmiş, kınanmıştır. Başbakan, düşünce özgürlüğü önündeki engelleri kaldırmak bir yana, ezilenlere saldırma, baskı altına alma yaklaşımını sürdürmektedir. Ülkede tek ses duymak istemektedir. Muhalif kim olursa olsun izlediği hat ortadadır.

***

Basın özgürlüğüne ağır bir darbe

TGDP SÖZCÜSÜ NECATİ ABAY:
Hatice Duman, işkence altındaki eski eşine zorla imzalattırılan, polisin hazırladığı ifade tutanağı nedeniyle mahkum oldu. Bu kişi savcılıkta ifadeyi okumadan imzaladığını söylemişti. Polis Hatice Duman gibi beni de bu komploya dahil etmişti. Sürgünde yaşamak zorunda bırakıldım. Hatice Duman Yargıtay kararı öncesinde gönderdiği mektupta, polisin senaryosuyla tutuklandığını belirtmişti. Duman, gözaltına alındığı dönemde eşi olan kişiye, kendisine ve yaşlı annesine tecavüz tehdidi, psikolojik ve fiziksel işkence ile ifade imzalattırıldığını, böylece kendisinin iki olayla ilgili aradıkları kadın faillerden biri olarak ilan edildiğini ifade etmişti.

Mektubunda duruşmalarda hiçbir tanığın kendisine teşhis edemediğini, hiçbir kanıt bulunamadığı halde müebbet hapis cezasına çarptırıldığını anlatan Duman, "Madem ki başından beri işkence altında alınmış ve savcılıkta bu durum ifade edilerek reddedilmiş olan ifadeyi esas alacaktınız, o halde bu kadar yıl neden beklediniz? Yaptığım savunmalar, dinlenmeler, tanıklar ve lehime işleyen tüm maddi kanıtlar tıpkı benim gibi beton yığınlarının altına mı gömüldü? Tam 10 yıldan söz ediyorum. Ve belki de hapishaneden gökyüzüne 26 yıl daha bakacağım" demişti.

Hatice Duman’ın bir komplo belgesiyle 10 yıldır hapiste olması ve müebbet hapis cezası alması, basın özgürlüğüne vurulmuş ağır bir darbedir. Basını ve kamuoyunu Hatice Duman’la dayanışmaya çağırıyorum!

(BirGün)

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.