Header Ads

Balyoz Davası Gerekçeli Kararında Neler Var, Avukatlar Ne Diyor?


Balyoz davasıyla ilgili açıklanan 1435 sayfalık gerekçeli kararda mahkemenin delillerin gerçekliğine inandığı, delillerin Genelkurmay Başkanlığı'nda da bulunduğu ifadeleri dikkat çekti. Avukat Hüseyin Ersöz, "Gerekçeli karar yeterli ve doyurucu değil" dedi.

Balyoz davasıyla ilgili açıklanan gerekçeli kararda mahkeme, sahte olduğu iddia edilen dijital delillere ilişkin "kanaatimiz tam" diyerek gerçekliğini kabul etti. Mahkemenin darbenin gerçekleşmeme nedenini Çetin Doğan'ın kalp ameliyatı geçirmesini göstermesi, söz konusu delillerin Genelkurmay Başkanlığı'nda da bulunması yönündeki ifadeleri dikkat çekti.

Balyoz davası avukatı Hüseyin Ersöz de gerekçeli karara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ersöz, "Bu gerekçelerin delillerin sahteliği iddiası karşısında doyurucu olmadığı açıktır" dedi.

1435 sayfa gerekçeli karar
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, Balyoz davasına ilişkin gerekçeli kararını bugün tamamladığını duyurdu. Gerekçeli karar 1435 sayfadan oluşuyor. Kararın ilk 148 sayfasında mağdur ve sanıkların isimleri sıralandı. 148-232. sayfalar arasında tüm iddianamelerin özeti, 232-249. sayfalar arasında savcılık mütalaasının özeti yer aldı. Kararın 249-759. sayfalar arasında sanıkların daha önce yaptıkları savunmalar, 759-954. sayfalar arasında dosyadaki deliller özetlendi. Delillerle ilgili değerlendirmeler 954-1062. sayfalarda yer alırken 1062-1435. sayfalar arasında da sanıkların durumları değerlendirildi.

“Her biri darbe harekatı ile ilgili görev aldı”
Mahkeme açıkladığı gerekçeli kararda “delillerin değerlendirilmesi” bölümünde, “Sanıkların sübuta erdiği kabul edilen sanıkların her birinin darbe harekatı ile ilgili çeşitli görev aldıkları, harekattan ve boyutundan haberdar oldukları, her bir mahkum sanıkların eyleminde nedensel bağının bulunduğu, bu şekilde haklarında mahkumiyet kararı verilmiştir” denildi.

“Çetin Doğan kalp ameliyatı geçirdiği için darbe yapılamadı”
Davanın bir numaralı sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğan'a ayrı bir bölümün ayrıldığı gerekçeli kararda, "Doğan'ın Mayıs 2003'te kalp ameliyatı olması ve Ağustos 2003'te emekli edilmesi nedeniyle gibi nedenlerle, Çetin Doğan liderliğindeki cunta yapılanmasının darbe harekatını ellerinde olmayan nedenlerle tamamlayamadığı” ifadeleri yer aldı. Ayrıca “Milli Mutabakat" hükümeti ismiyle harekat sonrasında işbaşına getirilmesi planlanan hükümetin dizayn edilmesi gibi icra aşamasına geçildiği, ancak icra hareketlerinin tamamlanamadığı” ifade edildi.

“Planı Genelkurmay Başkanlığı biliyordu”
Harekat planından Genelkurmay Başkanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın haberi olduğunun söylendiği gerekçeli kararda, "Bu husus(plandan haberdar olunması), Yaşar Büyükanıt'ın seminer sonuç raporunu hukukçulara inceletmesi, KKK'nın Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryo'nun oynanmasını talimatları, Genelkurmay Başkanı'nın, sanık Çetin Doğan'ı bu konuda uyarması ile belli oldu" denildi.

“Bilirkişi raporu bizi bağlamaz”
“Hukuk dışı bir yapılanma içerisinde askeri yazışma ilkelerinin geçerli olmasının beklenemeyeceği” yönünde değerlendirme yapan mahkeme, bilirkişi raporları hakkında da “Hiçbir bilirkişi raporu yargıcı kesin olarak bağlayamaz” dedi.

“Savunma haklarını ihlal ettiğimizi iddia edemezler”
Sanıkların savunma haklarının ihlal edildiği yönündeki itirazlar hakkında da mahkeme, "Kendi mağduriyetlerine kısmen ya da tamamen kendi hareketleriyle neden olan sanıklar, bu durumdan kendi lehlerine sonuç çıkararak haklarının ihlal edildiğini iddia edemezler" ifadelerini kullandı.

“Delillerin gerçekliğine kanaatimiz tam”
“Dava dosyasındaki belgelerin sahte olduğu yönündeki iddialara ilişkin ise mahkeme, su çarpıcı değerlendirmede bulundu: "Davadaki belgelerin, Genelkurmay başkanlığı tarafından askeri birimlerde asıllarının bulunduğunun belirtilmesiyle, sanıkların aksi yöndeki savunmalarını bertaraf ederek, mahkemede tam bir kanaat oluşmuştur."

Mahkemenin “tam kanaate vardığını” belirttiği deliller hakkında sanık avukatlarının sahte olduğuna ilişkin sunduğu raporları, göstergeleri geçersiz gösterebilecek veriler sunmadan delilerin doğruluğunu kabul etmesi dikkat çekti.

Hüseyin Ersöz: "Gerekçeli karar yeterli ve doyurucu değil"
Balyoz davası avukatlarından Hüseyin Ersöz gerekçeli kararla ilgili değerlendirmelerini açıkladı. Ersöz, “Mahkeme tarafından gerekçeli karara yazılan diğer hususların tamamı iddianameden yapılmış olan alıntılardan ibarettir. Bu gerekçelerin delillerin sahteliği iddiası karşısında yeterli ve doyurucu olmadığı açıktır. Mahkemenin açıkladığı gerekçeli karar, kamu vicdanını tatmin etmekten çok uzaktır” dedi.

Ersöz’ün gerekçeli kararda yer alan ifadelerle ilgili yaptığı değerlendirmeler şu şekilde:

“Askeri yazım kurallarına uyulması beklenemez ifadesi hatalı”
“Yasadışı bir oluşumda "Askeri yazım kurallarına uyulması beklenemez" şeklindeki yaklaşım tamamıyla hatalı. Eğer iddia bir darbe planının hazırlanması ise o takdirde diğer örneklerine de bakmak gerekecektir. 12 Eylül 1980 Darbesine dayanak kabul edilen Bayrak Harekat Planı askeri yazım kurallarına göre kaleme alınmıştır. Bu noktada Balyoz Harekat Planı'nda askeri yazım kurallarına uyulmaması şüphe doğurucu bir etken olarak kabul edilmeli ve sanıklar lehine yorumlanmalıdır. Zira tarih çelişkileri ve diğer teknik çelişkiler birlikte ele alındığında iddialara dayanak dijital dokümanların asker kişiler tarafından hazırlanmadığı sonucuna ulaşılmaktadır ki bu savunma makamının tezlerini güçlendiren bir husustur.”

“Çelişkili raporlar varsa yeni bilirkişi incelemesi yapılması zorunludur”
“Mahkemenin görevi "maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını" sağlamaktır. Bu çerçevede dijital dokümanların sahteliği iddiaları karşısında, eğer dosyada çelişkili bilirkişi raporları bulunmakta ise yeni bir bilirkişi incelemesinin yapılması Yargıtay Kararları çerçevesinde zorunludur. ‘İmzasız’ dijital dokümanlara dayanarak gerekçeli karar kaleme almak hakimlerin tarafsızlığına gölge düşüren bir durumdur.”

“Genelkurmay Başkanlığı belgelerin gerçekdışı olduğunu açıkladı”
“Gerekçeli Kararda, Genel Kurmay Başkanlığı'nın dokümanların gerçekliğini teyit ettiği şeklinde bir bilgi yer almaktadır. Bu tespitin hangi belgeye dayandığını anlaşılmamıştır. Zira Genel Kurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı Bilirkişi Raporunda, Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı Bilirkişi Raporunda, Donanma Komutanlığı Askeri Savcılığı Bilirkişi Raporu'nda ve Birinci Ordu Komutanlığı Bilirkişi Raporunda iddialara dayanak plan ve eklerinin TSK'ya ait bilgisayarlarda oluşturulmadığı ve ‘gerçekdışı’ olduğu şeklinde değerlendirmeler bulunmaktadır. Son olarak Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın bir soru önergesine verdiği yanıtta da bu dokümanların TSK bilgisayarlarında oluşturulmadığına ilişkin bilgiler verilmiştir.”

“Çetin Doğan’ın sağlık sorunlarına atıf yapmak durumunda kalındı”
“Gerekçeli Kararda, darbenin Çetin Doğan'ın sağlık durumu ve emekli olması nedeniyle hayata geçirilmediği tespiti yapılmıştır. Bu değerlendirme ‘çaresizlikle’ kaleme alınmış görünmektedir. Zira iddianamede darbeyi Aytaç Yalman'ın önlediği iddia olunmuştur. Oysaki Mahkeme bu kişiyi tanık olarak dinlemediğinden bu hususa gerekçesinde yer vermemiştir. Bunun yerine konuyu Çetin Doğan merkezli olarak ele almıştır. Ancak Çetin Doğan'ın emekli olacağı 2002 senesinden bellidir. Çünkü Çetin Doğan'ın önünde kendisinden daha kıdemli generaller bulunmaktadır. Diğer bir konu ise Çetin Doğan'ın sağlık sorunudur. Ancak Mahkeme bu konuyla ilgili olarak da hiçbir araştırma yapmamış, o dönemdeki sağlık problemlerinin ciddiyetini araştırmaksızın gerekçeli kararına yazmıştır. Bu durum, Mahkemenin darbenin neden teşebbüs aşamasında kaldığını açıklamak noktasında Çetin Doğan'ın sağlık sorunlarına atıf yapmak durumunda kaldığını göstermektedir.”

“Kayıtlı dökümanların güncellenmesi mümkün değil”
“İsnatlara dayanak 11, 16 ve 17 Nolu CD'ler içinde yer alan bilgilerin "güncellendiği" hususunda gerekçeli kararda yazan husus ise hiçbir "bilimsel gerçeğe" dayanmamaktadır. Zira dosya içerisinde yer alan TÜBİTAK ve Emniyet Bilirkişi Raporlarında son kayıt tarihi 2003 yılı olarak tespit edilmiştir. CD'ler içinde kayıtlı dokümanların güncellenmesi ise teknik olarak mümkün değildir. Bunun yanında bazı dokümanlar içerisindeki bilgiler güncellenirken kişilerin rütbeleri ile görev yerlerinin 2003 yılı olarak bırakılması da mantıklı değildir. Mahkemenin bu hususu görmezden gelmesi hakimlerin teknik hususlardaki bilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Dava devam ederken bilirkişi incelemesi yaptırılmamış olması bu hatalı değerlendirmeye gerekçeli kararda yer vermelerine neden olmuştur.”

(soL)

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.