Askerlikte Yaşanan Hak İhlalleri Raporu: Hakaret, Dayak, Angarya ve İntiharlar..

Zorunlu askerlik sırasında yaşanan hak ihlalleri rapor haline getirildi, düzenlenen panelle tartışma konusu yapıldı. Geçtiğimiz yıl yayına başlayan askerhaklari.com internet sitesine yapılan başvurular, rapor haline getirildi. Rapor, Taksim Hill Otel'de düzenlenen toplantıyla kamuoyuna sunulurken, hak ihlalleriyle ilgili panel düzenlendi.
Basın toplantısına, geçtiğimiz yıl Kıbrıs'ta askerlik yaparken DİSKO olarak tanımlanan askeri disiplin koğuşunda uğradığı işkence sonucu yaşamını yitiren Uğur Kantar'ın babası Aydın Kantar ile askerlik sırasında hak ihlaline maruz kalan askerler ve aileleri katıldı.
Hak ihlalleri raporunun sunulmasının ardından CNN Türk'ten Şirin Payzin'in moderatörlüğünde, Taraf yazarı Ferhat Kentel, Yeni Şafak yazarı Kürşat Bumin ve AKP eski milletvekili TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu eski Başkanı Zafer Üskül'ün katıldığı panel gerçekleştirildi.
Askerhaklari.com sitesine yapılan başvurulardan hazırlanan raporu, Tolga İslam sundu. Rapor, siteye ilk başvurunun yapıldığı 25 Nisan 2011 tarihi ile 25 Nisan 2012 tarihleri arasında yapılan başvuruları kapsıyor. Bu tarihler arasında 432 hak ihlali başvurusu yapıldı. Tolga İslam, başvuru sayısının, 400 bini aşkın asker barındıran ordu içerisinde aysbergin sadece küçük bir bölümünü oluşturduğunu vurguladı. Rapor, bir yıl önce bugün yaşamını yitiren er Uğur Kantar'a adandı.
EN ÇOK BAŞVURU BATIDANİslam, raporu hazırlama gerekçelerini, “Askerhakleri.com sitesine gelen anlatılara dayanarak hazırlanan rapor, istisnasız toplumun tüm kesimleri üzerinde doğrudan ya da dolaylı etkileri olan bir sorunu görünür kılmak ve zorunlu askerlik yapan bireylere yönelik kötü muamelelerin sonlandırılmasına katkı sağlamak amacıyla hazırlandı. Rapor, zorunlu askerliğin sorunlu hallerini mağdurların anlatıları üzerinden dolaysız bir şekilde aktarıyor” dedi.
Raporda 432 başvuru; hakaret, dayak, aşırı fiziksel aktiviteye zorlama, yeterli sağlık hizmeti alamama, tehdit, şahsı işine koşturma, uykusuz bırakma, orantısız cezalar ve devrecilik şeklinde kategorilendirildi. 206 başvuru sahibi (yüzde 48) hakarete uğradığını, 169 başvuru sahibinin (yüzde 39) dayak ile ilgili şikayette bulunduğu belirtildi. Başvuru sahiplerinin 67'si (yüzde 16) aşırı fiziksel aktiviteye zorlama, 65'i (yüzde 15) yeterli sağlık hizmeti alamama, 57'si (yüzde 13) tehdit, 40'ı (yüzde 9) orantısız ceza, 23'ü (yüzde 5) şahsi işine koşturma, 19'u (yüzde 4) uykusuz bırakma, 19'u da (yüzde 4) devrecilik şikayetlerini içeriyor.
Raporun en dikkat çekici yanı, en çok başvurunun, savaşın yaşanmadığı Ankara, Kıbrıs, İzmir, İstanbul, Çanakkale, Tekirdağ gibi merkezlerden gelmiş olması. 432 başvurunun 139'u bu merkezlere ait. Raporda, yapılan başvurulardan örneklere de yer verildi.
Raporun öneriler bölümünde, MGK, askeri mahkemeler, disiplin mahkemeleri, Askeri Yargıtay ve AYİM'in anayasal kurumlar olmaktan çıkarılması gerektiği belirtiliyor. Profesyonel askerliğin çözüm olarak öne sürüldüğü raporda, “Ordunun parlamenter gözetim ve denetiminin esasları anayasada ve kanunlarda belirtilmeli, kurumun şeffaf, denetlenebilir ve hesap verebilir olması Milli Savunma Bakanlığı üzerinden sağlanmalıdır” denildi.
'ASKERDEKİ ŞİDDET AİLEYE YANSIYOR'Raporun sunumunun ardından panele geçildi. Bu kadar güncel bir konunun toplumsal gündeme gelmemesini anlayamadığını belirten Kürşat Bumin, batının aksine uzun yıllar savaşlardan uzak kalan Türkiye'nin büyük bir avantajı olduğunu söyledi. “Kadınların askere alınmaması onlar için bir şans. Kadınlar, bu özellikleriyle olayları daha mantıklı değerlendirebiliyorlar” diyen Bumin, “Askere giden herkes, askerlikte hakarete ve şiddete maruz kalıyor. Bu sistematik bir olaydır. Askerde şiddete, tertipçiliğe uğrayan, aynı şeyi askerlik dönüşünde ailesine yansıtıyor. Bu, aile içi şiddetin artmasında önemli bir husustur” dedi. Bumin, “Kışlanın işleyiş biçimi değişmedikçe, askeri vesayet de değişmeyecek” şeklinde konuştu.
'SİYASETÇİLERİN BAKIŞ AÇILARI DEĞİŞMELİ'“Devletin bir kurumuna teslim edilmiş insanların haklarının korunması bir sorun olarak karşımıza çıkmaya devam ediyor” diyen TBBM İnsan Hakları Komisyonu eski başkanı Zafer Üskül, “Kışlada, yatılı okulda, tutukevinde, cezaevinde bu hak ihlalleri maalesef sıkça karşılaştığımız uygulamalar. Burada temel sorun, hak ihlallerine neden olan devlet görevlilerinin kovuşturmaya uğramaması, cezasızlık zırhıyla korunmasıdır” ifadelerini kullandı.
Hak ihlalleriyle ilgili olarak başvuru sayısında artış olduğunu dile getiren Üskül, “Bu yeterli değil ve diğer ihlalleri engelleyecek düzeyde değil. O halde sistemin sorgulanması, bunun için siyasetçilerin bakış açılarının değişmesi gerekir” dedi. Üskül, askerlik sırasında intihar açıklamalarıyla ilgili olarak da, “Askerlikte intihar vakalarının tamamı intihar mıdır, orada benim ciddi kuşkularım var” diye konuştu.
'ORDU SINIFLI VE İMTİYAZLI BİR KURUMDUR'Taraf yazarı Ferhat Kentel, “Hiçbir bürokratın, üst düzey yöneticinin çocuklarının yaşamadığı bir travmayı tartışıyoruz” diyerek, uygulanan ayrımcılığa dikkat çekti. Kentel, “Sınıfsız, imtiyazsız bir kurum olarak tanımlanan ordu, basbayağı sınıflı, imtiyazlı bir kurumdur” diye konuştu. Kentel, askerlikte öğretilen milliyetçiliğin yalan ve palavra üzerine kurulu olduğunu ifade etti.
Panelin moderatörlüğünü yapan Şirin Payzın da, askerlikte hak ihlallerinin tartışılması ile birlikte zorunlu askerliğin de gündeme gelmesi gerektiğini söyledi. (etha-askerhaklari.com)
YORUM YAZIN