Selahattin Demirtaş: Bugün Birlikte Ağlamayanlar, Yarın Birlikte Gülemezler
BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, cezaevlerinde süren açlık grevlerini selamlayarak konuşmasına başladı, "Onların mücadelesinin ve taleplerinin arkasındayız" dedi.
Halkların birlikte ortaya koyacakları iradenin Ortadoğu'nun kaderini etkileyeceğini belirten Demirtaş, "Suriye halklarının, inancı, kimliği için özgürleşmesi mücadelelerini desteklemek, tarihi sorumluluktur. Suriye'deki demokratik halk güçlerinin bizler tarafından desteklenmesi, Suriye'nin kendi kaderini belirlemesine destek olacaktır. Halkların siyasi iradesine saygı duymayan, çetecileri desteklemek yerine, halkın öz örgütlerini destekleyin" dedi.
Batı Kürdistan'daki özerklik ilanını ve devrimi selamlayan Demirtaş, "Uluslararası camia bu gelişmeleri görmelidir" dedi.
'DEVRİM, TÜM SURİYE İÇİN MODELDİR'
Suriye'de tek bir halkın desteklenmesinin büyük bir yanlış olacağını kaydeden Demirtaş, "Bütün halkların özgürlüğünü sahiplenmeyen, özgürlüğüne saygı duymayan hiçbir politika Suriye'de istikrarı sağlayamaz. Suriye Kürdistanı'nda gerçekleşen devrim, bütün Suriye için modeldir. Onu geliştirmek yerine ezmeye çalışmak, bütün Suriye'ye yaymaları gerekiyor" diye konuştu.
Suriye tezkeresini hatırlatan Demirtaş, "Davutoğlu, Kürt Yüksek Konseyi'ni Türkiye'ye davet etse, çok daha gerçekçi, ahlaki bir politika olur" dedi.
"Eşitlik, adalet ve barış"ın Kürt sorununun üç önemli konusu olduğunu söyleyen, şöyle konuştu: "Eşitlik, dil hakkı, kendini yönetme hakkı elinden alınmıştır. Hiçkimse Türkiye'de Kürtlerin eşit yurttaş olduğunu söyleyemez. Bu eşitlik sağlanamadığı için Kürt halkı içinde baskılar olmuştur. Kürt halkının köyleri yakılmış, yıkılmıştır. Kürt halkının adalet sorunu vardır. Kürt isyanları ve bastırma harekatları neticesinde de bir barış sorunu ortaya çıkmıştır. Kürt sorununda muhataplık sorunu tartışılırken, 3 başlık da bir arada düşünülmeli."
'MÜZAKERELERLE KÜRT SORUNU ÇÖZÜM YOLUNA GİRER'
Eşitlik ve adalet için Hakikatleri Araştırma, Geçmişle Yüzleşme Komisyonu'na ihtiyaç olduğunun altını çizen Demirtaş, "BDP de çözümün tarafıdır. Çözüm için silah konusunu da konuşmak istiyorsanız, bu konudaki muhataplarınız Sayın Öcalan ve KCK yetkilileridir. Bir koordinasyon dahilinde, bu üç başlıkta müzakereler yürütülürse, Kürt sorunu çözüm yoluna girer. Birkaç günde çözülmez ancak kararlı bir irade ile çözülür" dedi.
"Barışa katkı sunabilecek bir aktörü 13 yıl bir beton çukurda tutamazsınız" diyen Demirtaş, "Hükümetin yetkililerine bu konudaki çılgınlığı bir tarafa bırakarak, akıllı düşünmelerini tavsiye ediyoruz. Biz Öcalan'a özgürlük derken, çözüme katkı sunacak pozisyonun yaratılmasını savunuyoruz. Barışı önce vicdanlarımızda inşa edeceksek, barışı önce anlamak zorundayız. Kapsamlı bir müzakere programı bile akan kanı durdurabiliriz. Bu savaşı durduramazsak, siyasetçiler olarak en başta biz bunun sorumlusu olarak tarihe yazılırız. Biz böylesi bir tarihi sorumluluğun farkında olduğumuz için barıştan yanayız" diye konuştu.
'STATÜ VE DİL KÜRT HALKI İÇİN VAZGEÇİLMEZDİR'
Demirtaş, ““Türkiye büyük bir ülkedir. Böyle bir ülkenin tek bir merkezden veya tek bir lider tarafından yönetilmesi demokrasinin genine aykırıdır. Bizler 12-20 bölgeden oluşmuş özerk bölge yönetimleri öneriyoruz. Bizim önerdiğimiz model etnik temelli bir özerklik değildir. Bölge parlamentoları Türkiye’deki bütün partilere bugün olduğu gibi açık olacak. Ama demokratik parlamentolar tarafından yönetilecek. Tek parti diyorsanız bu günkü tabloya bakın. Cumhuriyet tarihinin en yüksek oyunu alan iktidar var. Ama aldığı oy yüzde 50 yönettiği kesim ise yüzde 100’dür. Bölge parlamentoları anadilde eğitim de olmak üzere, birçok politikada yetki sahibi olabilirler. Resmi dilin yanında arzu edenler ikinci bir resmi dili kullanabilirler. Ankara’nın çıkaracağı anayasa bağlı olarak Türkiye’nin birçok bölgesi demokratik hakkını kullanabilir. Biz bu hayata geçtiğinde bu özerk bölgelerin bazılarında iktidar olursak o bölgede azami demokrasiyi kurumsallaştırmak için uğraşacağız. Elbette ki doğaya, emeğe ve cinsiyete saygılı olacağız. Bizim karşı çıkacağımız şey yoksulluk, işsizlik ve haksız rant olacaktır. Ekonomik modelimiz ile bütün bölgelerde seçime gireceğiz. Bazılarının söylediği gibi bir parti bütün bölgeye hakim olmak istiyor söylemi yanlıştır. Biz başarılı olamazsak halk başkasını seçecektir. Bu kabul görmez ise sadece Kürdistan bölgesine özgü bir özerkliği de tartışabiliriz. Bütün bunların olmadığı seçenekler Kürt halkı tarafından kabul görmeyecektir” dedi.
Tek dil, tek milletin faşizmden kaynaklandığını belirten Demirtaş, "Bir insan hem Müslaman hem faşist olamaz. Bir insan hem uluslararası değerleri kabul edip, faşist olamaz. Faşist, faşisttir. Başka bir şey değil. Ahmet Xani'yi ağızlarına alanlar, Ahmede Xani, medresede Kürtçe eğitim aldığı için, sen onun yazdıklarını bugün okuyabiliyorsun. Tarihi geçmişimize saygı duyulmasını beklemek bizlerin hakkıdır" diye konuştu.
'ÖZGÜRLÜK VE BARIŞI ARACI HDK'DİR'
Barış için ortaya konulan katkının çok önemli olduğunu söyleyen Demirtaş, "Türkiye'nin batısında yaşayan herkes bilmeli ki, özgürlük bizim elimizde, barış yakınımızdadır. HDK bunun aracıdır. Herkesi HDK'yi desteklemeye çağırıyoruz" dedi.
AKP'nin Kürt milletvekillerine seslenen Demirtaş, "Ya bu zulme isyan edin. Bilin ki halkımız üzerindeki zulmün kaynağı sizsiniz. Ya da o zülüm kalelerini terk edin, halkın gönlü kapıları hepinize açıktır. Genel başkanınızın yolu faşizmdir. O yola kanmayın" diye konuştu.
Demirtaş, "Ölen askere de gerillaya da ağlayacağız. Bugün birlikte ağlamayanlar, yarın birlikte gülemezler" dedi.
"Anadilimizden vazgeçmeyeceğiz" diyen Demirtaş, "Bütün dillerden üstün olan barış dilini konuşmaktan vazgeçmeyeceğiz" dedi.
Demirtaş, konuşmasını Adnan Yücel'in "Bugünlerden yarınlara bir yarına gidenler kalır, bir de yarın için direnenler" şiirini okuyarak sona erdirdi, "Serkeftin" sözüyle alkışların ve sloganların arasında kürsüden indi.
(etha-diha/foto: arşiv)

YORUM YAZIN