Header Ads

Savaş ve Yaşam

- ŞERİF TURGUT -
Konuşmakta, ya da yan yana yürümekte olduğunuz biri küt yere düşer. Akan kanı, parçalanmış vücudu görseniz de gördüğünüze inanmaz, inanmak istemezsiniz. O ilk şokla, ya yanınızdakinin üzerine kapaklanır, ölmüşse bile yaşatabileceğinize inanır çareler ararsınız, ya da düşeni yerde bırakır, bulabileceğiniz bir duvar ya da taş arkasına doğru hızla koşarsınız.

Hedefsinizdir, tercih sizin!

Her gün bir ya da birkaç tanıdığınızın ölüm haberi gelir, çok üzülür yas tutarsınız, ancak en sevdikleriniz hala hayattaysa onları kaybetmediğiniz için içten içe gizli bir sevinçte duyarsanız.

Savaşta önce ‘keşke’ler çoğalır, bir süre sonra tükenirler, yalnızca ‘an’ kalır. Gelecek kalmayınca geçmişte zamanla kendiliğinden masallaştığından, özgürleşir insan.

Yanı başınızda yere düşen insan sayısı arttıkça, o güne kadar önemsediğiniz değerler hızla azalır, içinizde tutunacak inanç dalları ararsınız.

Biyolojik olarak hayatta kalmaya çalışılan durumlarda, psikoloji de ona endekslenir, kalp bağırırcasına atar. Nefes, bazen delicesine açılır, saatlerce profesyonel bir koşucu hızında koşulabilir, bazen de kapanır, bir çığlıklık kalır, gerekirse atılacak son çığlık. Eğer psikolojik yudumlar sonlanmış ve bu arada vücut kendini diğer boyut, ya da boyutlara ulaştıramamışsa önce sessizce titrer sonra da zangır zangır. İste o zaman teslim olmuşsunuzdur, bir çığlıklık bile nefes kalmaz. Öylece beklersiniz. Şansınıza!

Hayatta kalmışsanız bir sure sonra vücut pelte pelte yumuşar. Muhtemelen herkes başka başka kutsar yaşamı o an’lardan sonra.

Ahlaksızdır savaş, yalnızca pişmanlıkları değil, ilkeleri de yok eder. Savaşta önce ‘gerçek’ ölür derler ya, aslında önce ilkeler çiğnenir, sonrasında her şey kendiliğinden gider.

Diğer boyutlarda yaşamaya zorlanan vücut kendi uyuşturucusunu salgılar, korku neredeyse sıfıra iner, mayınlı tarlalara bile dalabilirsiniz, hele bir de tarlayı patlatmadan geçebilmişseniz, bir sonra ki benzeri durumda bir üst boyutu tecrübe edersiniz. Risk alma katsayınız artar da artar. Ama ertesi gün titreyebilirsiniz de. Titremeye başlamakla psikolojinin devreye girmesi aynı anda gerçekleşir, yeniden insan olduğunuzu hatırlarsınız. Ve bu tür ortamlarda insan kalmak güçtür! Sakın duygusuzlaştırır dediğimi sanmayın, aksine daha da gömer insani en derinlerde bir yerlere. Bazen kendiniz de arar bulamazsınız. Öyle kolayca herkes için çıkmaz. Kendinize rağmen daha bir seçici olur. Belki o güne kadar çok değerli bulduğunuzu sandıklarına çıkmaz da, tanımadığınız biri için ölüme bile koşabilirsiniz.

Savaş, insana kendi bilmediği sırlarını, sınırlarını öğretir, gösterir.

İnsan ruhunun çıplaklaştığı an’dır. Ölüm kalım noktasında oyun biter, gerçek oynanır.

Kimin son dilim ekmeğini paylaşacağını, kimin fırsatı bulunca o son bir dilim ekmeğinizi çalmak için kafanıza silah dayayacağını o anlarda anlar, şaşırdıkça şaşırırsınız.

Ve bir gün savaş biter, hasbelkader de hayatta kalırsanız insana dair hiçbir şeye artık kolay kolay şaşmaz, söylenenlerin çoğuna inanmaz olursunuz.

Tek bir şey hariç…

Mutlu katil yoktur. Eninde sonunda kan tutar!

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.