Header Ads

Ahmet Şık: Cezaevi Çıkışında Söylediklerimle Başbakan'ın Söylemi Arasında Bir Fark Yok

Gazeteci Ahmet Şık, Oda TV davasından tahliye edildikten sonra yaptığı açıklamalar hakkında açılan "hakaret" ve "tehdit" davasının ilk duruşması Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Şık, 39 yargı mensubunun mağdur sıfatıyla yer aldığı iddianameyi kaleme alan savcının, “hüküm dahi verilmemiş bir davayı (Oda TV davası) dayanak göstererek kendisinin örgüt üyesi olduğuna karar verdiğini” söyledi. Mahkeme, bahsi geçen 39 yargı mensubunun ifadelerinin alınması kararıyla bir sonraki duruşmayı 4 Aralık 2012 tarihine erteledi.

Oda TV davası kapsamında tahliye edildikten sonra Silivri Cezaevi’nden çıkışında dile getirdiği ifadeler hakkında gazeteci Ahmet Şık'a açılan davanın ilk duruşması bugün (13 Eylül 2012) Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Eski Ergenekon savcıları Zekeriya Öz ve Fikret Seçen gibi isimlerin de yer aldığı toplam 39 yargı mensubunun mağdur sıfatıyla yer aldığı iddianameyi kaleme alan savcıya ilişkin Şık, “Hüküm dahi verilmemiş bir davayı dayanak göstererek örgüt üyesi olduğuma karar vermiş durumda” dedi.

Şık: Başbakan da aynı şeyi söylüyor


Şık, Silivri Cezaevi çıkışında dile getirdiği “Bu işin sorumluları cemaat bağlantılı, burada cemaatten olan herkesi suçlamıyorum, ama cemaatçi olup da bir çete faaliyeti gibi çalışan, emniyetteki ve yargının içerisindeki bürokratik örgütlenme içerisindeki adamlardır” cümlesini Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın MİT krizinde sarf ettiği sözlerini hatırlatarak savundu:

“O konuşmamda söylediğim ‘Gülen cemaatine bağlı olup çete faaliyeti yürüten polis, hâkim ve savcılar’ tanımlamasıyla, ‘Emniyet ve yargıda örgütlü otonom güç’, ‘Paralel devlet’, ‘Polis ve yargıyı ele geçirmiş olan dini yapı’ ve nihayetinde Başbakan Erdoğan’ın söylemiyle ‘Devlet içinde devlet’ gibi tanımlamalar arasında bir fark yoktur. Hepsi aynı olguya, yani bir çetenin varlığına işaret eder. Mesele bundan ibarettir.”

 Ahmet Şık'ın Silivri Asliye Ceza Mahkemesi'ne verdiği savunmadan...
"Savcıya göre, 2012 Türkiye’sinde bir haksızlığı protesto etmeniz, ifade özgürlüğünüzü  kullanmanız için dahi sırtınızı bir silahlı güce dayamanız gerekiyor. Ama adı ne olursa olsun hiçbir sözümü, hiçbir yazımı hiçbir silahlı örgüte dayamadım, dayamam. Bir gazeteci olarak bana cesaret verecek bir güç varsa, bu sadece meslektaşlarımın ve kamuoyunun verdiği destekte aranabilir. Bu zaten aynı zamanda mesleğime ve bu mesleği layıkıyla icra eden meslektaşlarıma ve elbette kamuoyuna karşı sorumluluğumdur. Bu nedenle iddianamedeki tamamıyla dayanaksız ve hukuksal karşılığı olmayan bu iddiayı reddediyorum."

 Mahkeme, bir sonraki duruşmayı iddianamede mağdur sıfatıyla yer alan 39 yargı mensubunun ifadelerinin alınması kararıyla 4 Aralık 2012 tarihine erteledi.

(habervs-t24 ve savunma metni )

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.