Veronique Sanson: Bir Müzik Kaşifi
![]() |
- DONAT BAYER - |
Şanson şekil değiştirmiş, Jacques Dutronc, Michel Polnareff gibi yeni yıldızlar üretmeye başlamış, neredeyse eski dünyayla ilişkilerini tamamen koparmıştı. Bu dönemde, yazının başında isimlerini saydığım, Fransız şarkısının henüz yaşarken birer efsane haline gelmiş olan büyük isimlerinin birçoğu git gide daha az üretir olmuş, Jacques Brel sahnelere ve Fransa’ya veda etmiş, Barbara ve Ferré gibi birçok isim de Paris’i terk etmiş, sahnelerden iyice uzaklaşmıştı.
60’lı ve 70’li yılların kadın şarkıcıları ikinci dünya savaşı öncesi ve sonrasının efsanevi isimlerine pek benzemiyordu. Bir tarafta Françoise Hardy sakin sakin kendi şarkılarını yazıp söylerken diğer tarafta France Gall, Brigitte Bardot ve Sheila gibi isimler neredeyse popun kitabını yazıyordu. Véronique Sanson tam böyle bir dönemde belirdi. Ne eski duyuluyordu ne de yeni. Sanki tam da koskoca geleneğin varmasını umduğumuz yerde duruyordu. Piyanosu başında şarkılarını söylüyor, şiiri, şarkı sözlerini yer yer dünya müziğinden ödünç aldığı renklere boğuyor, bir yandan Barbara gibi tınlarken diğer yandan açıklanması çok da kolay olmayan yepyeni bir ses dünyası sunuyordu. Kesin olan bir şey vardıysa çağdaşı olan hiçbir isme benzemediğiydi.
60’lı ve 70’li yılların kadın şarkıcıları ikinci dünya savaşı öncesi ve sonrasının efsanevi isimlerine pek benzemiyordu. Bir tarafta Françoise Hardy sakin sakin kendi şarkılarını yazıp söylerken diğer tarafta France Gall, Brigitte Bardot ve Sheila gibi isimler neredeyse popun kitabını yazıyordu. Véronique Sanson tam böyle bir dönemde belirdi. Ne eski duyuluyordu ne de yeni. Sanki tam da koskoca geleneğin varmasını umduğumuz yerde duruyordu. Piyanosu başında şarkılarını söylüyor, şiiri, şarkı sözlerini yer yer dünya müziğinden ödünç aldığı renklere boğuyor, bir yandan Barbara gibi tınlarken diğer yandan açıklanması çok da kolay olmayan yepyeni bir ses dünyası sunuyordu. Kesin olan bir şey vardıysa çağdaşı olan hiçbir isme benzemediğiydi.
Örnek vermek gerekirse, 60lar ve 70ler müzik endüstrisinin hakimiyetini singleların ele geçirdiği zamanlardı. Neredeyse kimse albümlerle uğraşmıyordu. Sanson için ise durum farklıydı. Şarkıları ancak başlı başına birer sanatsal ürün olarak tasarlanmış albümler halinde, başka türlü söylemek gerekirse ait oldukları bütünün içinde yayınlanabilirdi.
Michel Berger’in prodüktörlüğünde kaydedilen ilk Véronique Sanson albümü Amoureuse 1972 yılında yayınlandı. Listelerde en üst sıralara yerleşen bu albümü takiben yine aynı yıl içinde yayınlanan De l’autre coté de mon rêve’in başarısı birçoklarının şarkıcının tek şarkılık bir figür olarak şanson tarihinin tozlu raflarında kaybolup gidecek bir isim olmadığını anlamsını sağladı. Her ne kadar bu iki albümde yer alan şarkıların çoğu bugün hala radyolarda dönmeye ve sayısız isim tarafından tekrar tekrar kaydedilmeye devam ediyorsa da Sanson’u şansonun en büyükleri arasına yerleştiren 70’lerin ortası itibariyle yayınladığı albümleri oldu.
Michel Berger’in prodüktörlüğünde kaydedilen ilk Véronique Sanson albümü Amoureuse 1972 yılında yayınlandı. Listelerde en üst sıralara yerleşen bu albümü takiben yine aynı yıl içinde yayınlanan De l’autre coté de mon rêve’in başarısı birçoklarının şarkıcının tek şarkılık bir figür olarak şanson tarihinin tozlu raflarında kaybolup gidecek bir isim olmadığını anlamsını sağladı. Her ne kadar bu iki albümde yer alan şarkıların çoğu bugün hala radyolarda dönmeye ve sayısız isim tarafından tekrar tekrar kaydedilmeye devam ediyorsa da Sanson’u şansonun en büyükleri arasına yerleştiren 70’lerin ortası itibariyle yayınladığı albümleri oldu.
1973 yılında Crosby, Stills, Nash & Young’ın üyelerinden Stephen Stills ile evlenip Amerika’ya yerleşen Sanson, bu dönem itibariyle kendi şarkılarının, albümlerinin kontrolünü tamamen ele geçirmeye başladı. 1974 yılında yayınlanan, Stills’in müzisyenleriyle beraber kaydettiği Le maudit daha önce yaptığı hiçbir işe benzemiyordu. Bugün hala kariyerinin en önemli işi olarak kabul edilen albüm, Sanson’un Barbara’dan 10 küsur yıl sonra ülkesinde starlık mertebesine erişen ilk kadın şarkıcı olmasını sağladı. Amerika ve İngiltere’de dönemin en önemli müzisyenlerinin eşliğinde kaydedilen Vancouver (1976) ve Hollywood (1977) gibi albümlerin başarısı sayesinde Sanson 70’leri ülkesinin en büyük müzisyenlerinden biri olarak kapadı.
Şarkıcının 80’li yıllarda yayınladığı üç albüm, Laisse-la vivre (1981), Véronique Sanson (beyaz album) (1985) ve Moi le venin (1988) ve ülkesinin en önemli salonlarında aylar süren kapalı gişe konserler Sanson’un kendisiyle aynı dönemde piyasaya çıkan çoğu şarkıcının aksine popülaritesinin daha da artmasını sağladı. 90’lı yıllar da 70ler ve 80lerden daha farklı başlamadı. 1992 tarihinde yayınlanan ve tıpkı 70lerde olduğu gibi tamamı Amerika’da kaydedilen Sans regrets, albümden yayınlanan ‘Rien que de l’eau’ isimli ilk singleın 500.000’in üzerinde satmasıyla Sanson’un kariyerinin ticari açıdan en başarılı albümü oldu. Sanson 1993 yılında Victoire de la Musique en iyi kadın şarkıcı ödülüne layık görüldü. Aynı yıl yayınlanan Paris Zenith’de verdiği konserin kayıtlarından oluşan Zenith 93 de ulaştığı yüksek satış başarısıyla platin plak kazandı.
Şarkıcının 80’li yıllarda yayınladığı üç albüm, Laisse-la vivre (1981), Véronique Sanson (beyaz album) (1985) ve Moi le venin (1988) ve ülkesinin en önemli salonlarında aylar süren kapalı gişe konserler Sanson’un kendisiyle aynı dönemde piyasaya çıkan çoğu şarkıcının aksine popülaritesinin daha da artmasını sağladı. 90’lı yıllar da 70ler ve 80lerden daha farklı başlamadı. 1992 tarihinde yayınlanan ve tıpkı 70lerde olduğu gibi tamamı Amerika’da kaydedilen Sans regrets, albümden yayınlanan ‘Rien que de l’eau’ isimli ilk singleın 500.000’in üzerinde satmasıyla Sanson’un kariyerinin ticari açıdan en başarılı albümü oldu. Sanson 1993 yılında Victoire de la Musique en iyi kadın şarkıcı ödülüne layık görüldü. Aynı yıl yayınlanan Paris Zenith’de verdiği konserin kayıtlarından oluşan Zenith 93 de ulaştığı yüksek satış başarısıyla platin plak kazandı.
Sanson 1993-1995 yıllarını dünyanın çeşitli salonlarında konserler vererek geçirdi. 1995 yılında Marc Lavoine, Williem Sheller ve Michel Fugain gibi şansonun birçok önemli isimi La Rochelle’de Francofolies festivali kapsamında verdiği konserde şarkılarını beraber söylemek üzere sahnede Sanson’a katıldı. Şarkıcıya saygı duruşu niteliğinde tasarlanan bu konserin kaydı 1995 yılında Fransa’da en çok satan albüm oldu. 1998 yılında yayınlanan 90lı yılların son Véronique Sanson albümü Indestructible de çift altın plak kazandı.
2000’li yıllarda kimi sağlık problemleri nedeniyle zaman zaman konserlerini iptal etmek zorunda kalsa da, önceki dönemlerle karşılaştırıldığında albümlerini daha uzun aralıklarla yayınlasa da Sanson sürekli kendini yenilemeye, bir müzik kaşifi olarak yolunda ilerlemeye devam etti. Aynı zamanda 2000!ler Sanson’un politik olarak da sesini daha çok duyurmaya başladığı yıllar oldu. İnsan hakları, eşitlik ve ifade özgürlüğü Sanson’un eksilmeyen bir enerjiyle savaştığı alanlar.
2000’li yıllarda kimi sağlık problemleri nedeniyle zaman zaman konserlerini iptal etmek zorunda kalsa da, önceki dönemlerle karşılaştırıldığında albümlerini daha uzun aralıklarla yayınlasa da Sanson sürekli kendini yenilemeye, bir müzik kaşifi olarak yolunda ilerlemeye devam etti. Aynı zamanda 2000!ler Sanson’un politik olarak da sesini daha çok duyurmaya başladığı yıllar oldu. İnsan hakları, eşitlik ve ifade özgürlüğü Sanson’un eksilmeyen bir enerjiyle savaştığı alanlar.
Şarkıcı 14. stüdyo albümü Plusieurs lunes’ü 2010 sonbaharında yayınladı. Sanson’un 2011 kışında başlayan turnesi 2012 sonuna kadar devam edecek.
YORUM YAZIN