Giriş, Dört Kapı, Çıkış: Torna?
| - YAZI: AYCA YILMAZ - |
‘İyi Vatandaş İyi İnsan’ ise, Hasan Âli Yücel’in kendi yaşamından süzerek çıkardığı değerleri, toplumun ahenk içinde bir arada yaşaması için zaruri gördüğü çerçeveyi özetliyor denebilir. Kendisi şöyle tarif ediyor kitabı: “Bu küçük kitap, hiçbir zaman yazarının kendinde bulduğu herhangi üstünlük duygusundan ve öğütçülük yetkisinden doğmamıştır. İyi vatandaş, iyi insan olma yolunda kendi için yapılmış aramaları sadece nefsinde saklama bencilliğinden kurtarıp bu konuda ruh emeğini esirgemeyenlere armağan etme hevesiyle tertiplenmiştir. Haddini ve mertebesini bilen mütevazı bir Âdem oğlunun adam olmak için edinebildiği tecrübe ve bilgilerden gayrısını bu kitapta aramamalarını, okuyucularımdan bilhassa rica ederim.”
İnsan olma arayışı
Öte yandan, bugün bile hakkında hem olumlu, hem olumsuz pek çok söylenti dolaşan Hasan Âli Yücel, kendini kendince anlatmak istediğini de belirtmiş kitabı sunarken.
Gerek Köy Enstitüleri’nin “solcu öğretmen yetiştiren kurumlar” imajından, gerekse oğlu Can Yücel’in siyasi kimliğinden dolayı Hasan Âli Yücel’in “sosyalizan” bir niteliği olduğunu düşünenlerin sayısı da oldukça fazla. Ama durum hiç de öyle değil. Hasan Âli Yücel, nevi şahsına münhasır bir öğretmen, devlet adamı ve gazeteci ama aslında onun esas olarak bir “ahlakçı” olduğu söylenebilir. “İyi insan olma” arayışının samimi olduğunu bu kitapta da görmek mümkün. Can Yücel’in “Hayatta ben en çok babamı sevdim,” dizesi de büyük ihtimalle “hak edilmiş” bir dizedir.
Öte yandan, İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı büyük yıkımın ardından kaleme alınan ‘İyi Vatandaş İyi İnsan’da Hasan Âli Yücel, dünyanın “komünizm” ve “demokrasi” olarak iki kutba ayrıldığını belirtiyor ve Türkiye’nin “demokrasi” kutbunda yer almasının hayırlı olduğu kanaatini savunuyor. Bu anlamıyla, “Batıcı”. Aynı zamanda Batıcılığına eşlik eden ciddi bir “milli bağımsızlık” vurgusu olduğunu belirtmek gerekir. Bilimci yanıyla, Cumhuriyet’e uyumlu bir maneviyat tarifini de eklediğinizde, Hasan Âli Yücel’in aslında 1789 Devrimi’yle birlikte dünyaya yayılan ideolojik formasyonun bu topraklardaki tezahürü anlamına gelen “orijinal Kemalizm”i felsefi olarak tariflemeye gayret ettiğini söyleyebiliriz.
“Orijinal Kemalizm”in tarifi
İşin maneviyat kısmını biraz açalım... Hasan Âli Yücel, “Orijinal Kemalizm”in sacayaklarından birini oluşturan “devlet denetiminde bir din” projeksiyonunu mükemmelen tanımlıyor ve İslamiyet’i yorumlamaktan, kendi ahlaki savlarını destekleyecek örnekler aktarmaktan çekinmiyor. Hz. Ali’nin Mısır’a vali tayin ettiği Mâlik’e yazdığı “emirname”yi olduğu gibi aktarıyor kitabına örneğin.
İkinci Dünya Savaşı’nın şok edici etkisi elbette hissediliyor kitapta. Birleşmiş Milletler’e, hele UNESCO’ya, biraz da naif bir yaklaşımla, büyük önem atfedildiğini belirtmek gerekir. Bu arada, antik filozoflardan, siyasi tarihin “burjuva devrimleri” kısmına ilham veren düşünürlere kadar pek çok sima, Hasan Âli Yücel’in fikrî çatısını kurmaya yardımcı oluyor.
“Orijinal Kemalizm”in en akılcı ve bütünsel tarifini okumak ve anlamak açısından, “bir giriş, dört kapı ve bir çıkış yöntemi”yle yazılmış olan ‘İyi Vatandaş İyi İnsan’ iyi bir tercih olarak kabul edilebilir. Hatta Kemalizmin bir toplumu bu tornadan geçirdiğini söylersek haksızlık etmiş olmayız...
İYİ VATANDAŞ İYİ İNSAN
Hasan Âli Yücel
İş Bankası Kültür Yayınları
2011, 280 sayfa, 14 TL.
*ilk olarak Radikal Kitap'ta yayımlanmıştır.
YORUM YAZIN