Header Ads

Barış Bıçakçı'ya Övgü..


- EDA SARAÇ -
Barış Bıçakçı`yı bilen bilir. Bilenler için de Barış Bıçakçı denince akan sular durur.

Barış Bıçakçı kitapları, son zamanlarda başlayan ‘Ankara`yı yüceltme’ modasından çok daha önemli bir iş yapıyor.  Barış Bıçakçı, incelikli ve aynı zamanda sade diliyle edebiyatın hayatın ana hayat damarlarından biri, belki de en önemlisi olduğunu hatırlatmakla kalmıyor, aynı zamanda Nuri Bilge Ceylan`ın sinemada yaptığı işi yapıyor: Hayatın ve taşranın sıkıcılığıyla samimi ve son derece dürüst bir biçimde yüzleşiyor, yüzleşmenin gerektirdiği keder duygusunu da yadsımıyor. Bu da, gerçeklik olgusunun daha şiddetli bir şekilde hissedilmesini sağlıyor.

Barış Bıçakçı`nın `Sinek Isırıklarının Müellifi` romanın başkahramanı Cemil`in en sonunda cesaretini toplayıp kitap dosyasını yayınevine yollamasıyla açılıyor. Cemil, kitabının yayımlanması konusunda çok da umutlu değil hatta bir yanıyla da kitabının yayımlanmasını istemiyor. Cemil bu esnada, zamanda gel-gitler yaşıyor ve de üniversite zamanlarını geçirdiği gençliğine, üniversiteyi okuduğu şehre uzanıyor. Bu noktalarda gençliğe yakılan bir ağıt tadı almamak mümkün değil.

Gençliklerini birlikte geçiren 3 arkadaşın orta yaşlılıkları ve de orta yaş bunalımları da birbirine denk geliyor ve insanın bir keder duygusu hissetmesi kaçınılmaz oluyor.

Barış Bıçakçı kitabın bir yerinde `Tek numarası fazla ortalıkta görünmemek olan bir yazar`dan bahsederek şahane bir şeyi ustalıkla yapıyor: Kendisiyle dalga geçiyor. Elbette, onun tek numarasının bu olmadığı çok ama çok açık. Yalnızca sade diliyle anlattığı koca koca meseleler bile bunu kanıtlamaya yeter.

Bunun dışında kitap; insanlığın baslangıcından beri kafa yorduğu meseleler olan `ölüm, aşk, ilişkiler` meselelerine de selam çakıyor ve bunu `tek numarası ortalıkta gözükmemek` olan bir adamın değil de, duyargaları inanılmaz açık, gözlem yeteneği en ince detayları yakalayabilecek kadar ince bir yazarın duyarlılığıyla yapıyor.

Şimdi işiniz yoksa Barış Bıçakçı bir kitap daha yazmasını bekleyin…

1 yorum:

  1. Sanırım Barış Bıçakçı okumanın en kötü yanı; ince kitaplarının tek nefeste okunması ve sonrası için uzun bir bekleyişe geçmek...

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.