Header Ads

Tuzla'da Vicdan Davası Başladı

Tuzla tersanelerinde işçi ölümlerini protesto etmek ve yaşam hakkı savunmak için greve gidip sokağa çıktıkları gerekçesiyle yargılanan sendika yöneticileri ve işçilerin davası başladı. Limter İş Sendikası, vicdan ve yaşam hakkının yargılanamayacağını belirtti.

İşçi ölümleriyle ünlü Tuzla Tersaneler Bölgesi'nde 27-28 Şubat 2008 tarihinde DİSK'e bağlı Limter-İş Sendikası'nın öncülüğünde yapılan greve giden 75 sendika yöneticisi ve işçi hakkında "Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet'ten açılan dava başladı.

SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİLER

Duruşmaya “Tuzla vicdan, Tuzla onur, Tuzla gelecek” diyerek ölümlere karşı çıktıkları ve eylem yaptıkları için haklarında 3 yıl hapis istenen Limter-İş, Tümtis, Tekstil-Sen yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 40 yakın kişi ile avukatları Sezin Uçar, Gülser Ünder, Uygun Mollaoğlu, Meryem Asıl, Şerife Ceren Uysal ve Fevzi Saygılı katıldı.

DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, Tekstil-Sen Genel Başkanı Engin Gül, TÜMTİS İstanbul Şube Başkanı Çayan Dursun, TEKEL işçileri, Enerji Sen yönetim kurulu üyeleri, ESP Genel Başkan Yardımcısı Ayşe Yumli Yeter ile il ve ilçe yöneticileri de duruşmayı izledi.

Sendika üye ve yöneticileri yaptıkları savunmalarda suçlamaları kabul etmedi, taleplerinin haklı ve meşru olduğunu söyledi. Dava eksikliklerin giderilmesi ve duruşmaya katılmayan sanıkların ifadelerinin alınması için 7 Şubat 2011'a ertelendi.

VİCDAN VE YAŞAM HAKKI YARGILANAMAZ
Limter-İş Sendikası duruşma öncesi adliye önünde bir basın açıklaması yaptı. Sendika, ibretlik bir dava ile karşı karşıya kalındığı belirterek,75 işçi şahsında vicdan, onur ve yaşam hakkının yargılanmak istendiğini dile getirdi.

“Uluslararası sermayenin neoliberel politikaları sonucu mafyavari patron örgütlenmesinin hakim olduğu tersalenelerde 20 yıla yakın bir süredir iş cinayetlerine karşı yaşam hakkı mücadelesi” verdiğini ifade eden sendika, “cesaretli bir savcı yok mu?” diye sordu.

Açıklamada, "Bizim 'artık ölmek istemiyoruz, kanımızı parayla satın almayın' çağrılarımıza Başbakan tersane patronlarının belini sıvazlayarak, polis eylemlerimize saldırarak, eyleme katılanların kamera çekimlerini patronlara sunarak, tersane patronlarının bu pervasızlığına son verecek yakalarını tutacak cesaretli bir savcı yok mu çığlığımıza. Tuzla savıcıları bizler hakkında onlarca dava açarak, tutuklayarak tersane patronlarına cesaret verdiler" denildi.

DAVA İŞÇİ MÜCADELESİNE GÖZ DAĞI
Şimdiye kadar tersanelerde 142 işçinin yaşamının yitirmesine rağmen patronlar hakkında kılını kıpırdatmayan savcıların 'Artık ölmek istemiyoruz' diyen 75 kişi hakkında açtığı davanın kot taşlamadan, inşaattan madenlere, sağlıktan, eğitime iş cinayetlerine, taşeronlaşmaya, esnek ve güvencesiz çalışmaya karşı mücadele edenlere karşı açılmış gözdağı ve tehdit amaçlı olduğunu ifade edilen açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi:

"(Dava) Tabi ki aynı zamanda patron- hükümet ittifakının saldırılarına karşı işçilerin, gençlerin ve ezilenlerin önümüzdeki süreçlerde gerçekleştirecekleri grev, işgal, direniş, boykot ve dayanışma eylemlerine karşı da bir tehdit anlamına gelmektedir. Özcesi bu dava 'insanca çalışmak istiyoruz, artık ölmek istemiyoruz' talebini savunan insanlığın vicdanına ve onuruna yönelik olarak açılmıştır.

Yaşadığımız coğrafyada adaletin bir gün mutlaka işçi tulumuyla salına salına gezeceğine inanan sendikamız bu uğurda verdiğimiz mücadelenin bedeli ne olursa olsun bu zamana kadar olduğu gibi onuru, vicdanı ve yaşam hakkını cepheden savunmaya devam edeceğinden kimsenin şüphesi olmasın."

haber: etha

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.