Header Ads

Kılıçdaroğlu: 'Yoksulluğu Bitireceğiz. Kaynak Soruyorlar. Kaynak Var Ama Verimli Kullanılmıyor'



NTV yayınına katılan Kılıçdaroğlu, "Yoksulluğu idare etmeyeceğiz; biz yoksulluğu bitireceğiz." dedi.

Kılıçdaroğlu, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in CHP'nin seçim vaatleriyle ilgili 'Çıksınlar kaynağı ortaya koysunlar. Oyumu CHP'ye vereceğim' demesine cevap verdi. NTV canlı yayınında soruları cevaplayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

"Sayın Bakanı bekliyoruz. Gelip üye olursa mutlu oluruz. Ben size bugüne kadar konuşulmayan rakamları vereceğim. Maliye Bakanı unutmasın, ben eski bir hesap uzmanıyım. Devlet bütçesinden sonraki en büyük bütçeyi topladım. Şunu açık ve net söyleyebilirim. Eğer bu ülkede 10 kişi 'ben vergi toplamasını bütçe yapmasını biliyorum' diyorsa o 10 kişiden birisi benim. Sayın Bakanın hiç maliyet deneyimi yok. O, verginin nasıl toplandığını bilmez, ben bilirim. Ama CHP’ye üye olmak istiyorsa önce kısaca bizim eğitimimizden geçmesi lazım."

"Bakana rakam vermek isterim. 1923-2002 toplam 57 hükümet hizmet verdi. 57 hükümetin harcadığı kaynak ne kadar? 79 yılda 546 milyar dolar vergi harcamışlar. 95 milyar dolar iç borç yapmışlar. 130 milyar dolar dış borç yapmışlar, 8 milyar dolar özelleştirme geliri. Toplam 779 milyar dolar para harcanmış. Geliyorum AKP iktidarına, 2003 – 2014. 12 yılda harcanan para vergi gelirleri 1,5 trilyon dolar. İç borç 96 milyar dolar. Dış borç 273 milyar dolar. Özelleştirme geliri 52 milyar dolar. Toplam harcanan para 1 trilyon 90 milyar dolar, yani 1 trilyon 86 milyar dolar, rakamı şişirdiler demesinler diye. 79 yılda harcanan paradan çok daha büyük bir para son 12 yılda harcandı. Harcanan fazla para 1 trilyon 90 milyar dolar. 79 hükümetten daha fazla para harcadılar."

"Bütün vatandaşlarım, elini vicdanlarına koyup şu sorunun yanıtını versinler. 12 yılda ne yapıldı? Atatürk Barajı mı, Keban mı, Erdemir mi, Kardemir mi yapıldı? Elbette bir şeyler yapıldı ama 1 trilyon 90 milyar dolar deneyimli iktidar elinde olsaydı Türkiye bilgi toplumunu yakalamıştı. Şimdi bana dönüp para var mı diye soruyorlar. 12 yılda 1 trilyon 90 milyar dolar harcadınız. Bütün tesisleri de satarak bunu yaptınız. Deniyor ki parayı nereden bulacaksınız. Türkiye onların düşündüğünden daha zengin bir Türkiye. Kaynak var; bütün mesele parayı nasıl ve nerede kullanacağınızdır. Bu ülkede kaynak var, para var. Kaynak yerli yerine kullanılmıyor, verimlilik anlamında kullanılmıyor. Siz 1 trilyon 90 milyar doları nasıl buldunuz, demek ki var. 31 milyar dolarlık net hata noksan burada yok. 31 milyar dolar daha kullandılar."

"Emekliye iki maaş ikramiye, vay kaynağı nereden bulacaksınız. 720 lira veriyoruz, 3 milyon 750 bin hane. Türkiye’de para var. Sorun parada değil, sorun parayı nerede kullanacağında yatıyor. Bu rakamların hiçbirisine bir kuruşuna bile maliye bakanı itiraz edemez, çünkü onun rakamları."



'YOKSULLUK BİTMEDİ, ARTTI'

"Biz yoksulluğu idare etmeyeceğiz, bitireceğiz. Yoksullar iktidarın arka bahçesine dönüştürülmek isteniyor." diyen Kılıçdaroğlu, yoksulluğun bitmediğini, AKP iktidarı döneminde daha da arttığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Bütçeye yük diye aktardığımız harcama 720 lira olacak. 3 milyon 750 ile 720’yi çarparsanız çıkar ortaya. En ciddi rakam. Borçları sileceğiz, faizleri sileceğiz dedik. Sayın Maliye Bakanı, yani hayret ediyorum. Maliye bakanı sabah televizyonda diyor ki, 'efendim bunu nasıl yapabilirler, nasıl gerçekleştirebilirler' diyor. İki kez yaptı bunu AKP hükümeti. Bir 2003’te bir 2009’da yaptı. Bu olursa muhalefet Anayasa Mahkemesi’ne gidermiş. E biz gitmedik. Niye gidelim? Yani kendi yaptıklarından bile haberdar olmayan maliye bakanı CHP’ye üye olacaksa vay halimize. Nasıl o koltukta niçin oturuyor ben gerçekten anlamakta zorlanıyorum."

'KOALİSYON OLABİLİR Mİ, OLABİLİR VATANDAŞIN TERCİHİ ÖYLEYSE'

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "koalisyon iflastır." açıklamasını da değerlendiren Kılıçdaroğlu, "Bizim hedefimiz tek başına iktidar olmaktır. Az önce söyledim bir hükümet programıdır bu bildirge. Bunu bütün vatandaşların bilmesini isterim. Eğer size dokunan hizmet eden bir devlet istiyorsanız, elinde sopa olmayan bir devlet istiyorsanız bizi iktidar yapın. Eskileri bir tarafa bırakalım, eski kavgaları da bir kenara bırakalım. Ben bu başlangıcı yapmaya hazırım. Benim siyasi geçmişim de bellidir, bürokratik geçmişim de bellidir. Hiçbir zaman zenginleşme amacı olarak görmedim siyaseti. Bu ülkede çocuklar aileler mutlu olsun. Türkiye büyüsün gelişsin. Türkiye onurlu yerini alabilsin. Hedefimiz budur. Ama biz aynı zamanda demokrasiye inanan bir partiyiz. Koalisyonlar elbet olabilir. Vatandaşı korkutarak oy almak gibi ucuz politika Türkiye’de üretilmemelidir. Ülkeye yazık günahtır. Koalisyon olabilir mi, olabilir vatandaşın tercihi öyleyse. Ben buna saygılıyım." dedi.

'Koalisyon iflastır' diyen Erdoğan'ı 13 yılda ülkeyi nereye getirdiğini soran Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Ama zaten, 13’ncü yılın sonunda geldiğimiz nokta da budur. Kendisi söylüyor, kriz var diyor ekonomide. E, tek başına iktidar yok muydu? Tek başına iktidar vardı. Elinden tutan yoktu. Başbakan adayı sen kendi elinde getirdin, kurultaydan önce başbakanımdır dedin. Kimi suçluyorsunuz o zaman. Halka şantaj yapıyorsunuz, aman ha başka yere verme. Hiçbir şey olmaz, Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir ülkedir. Sayın Cumhurbaşkanı'nın da sıcak siyasetin dışında olması lazım. Namus ve şerefi üzerine yemin etti. Bunların içini siyaseten boşaltırsanız topluma en büyük kötülüğü yapmış olursunuz."

"CHP, MHP, HDP koalisyonu, sizin için bir koalisyon markası mıdır?" şeklindeki soruya Kılıçdaroğlu, "Böyle bir ittifakın gerçekleşebileceğine inanmıyorum. Gerçekçi olmamız lazım. Böyle bir koalisyon olur mu olmaz mı, tabi iki sayın lider adına konuşmak doğru değil ama bugüne kadar ortaya çıkan tablonun böyle bir koalisyona izin vermeyeceğini görüyoruz. Bugünden koalisyon tartışması yapmanın doğru olduğuna inanmıyorum. Biz önce bir halka gidelim anlatalım, dertlerini bir dinleyelim." dedi.

"Ben Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına bir seçim bildirgesiyle bir gelecek vizyonu sundum. Kabul göreceğine inanıyorum." diyen Kılıçdaroğlu, bunun gerekçesini şöyle izah etti: "Bizim bunu çok daha iyi anlatmamız lazım. Kahvede, sokakta, kırda, evde, her yerde anlatmamız lazım. Ve bizim sunduğumuz seçim bildirgesinin özelliği tek boyutlu değil. İş dünyasını da kapsayan, üretimi önceleyen, katma değeri yüksek ürünü üretmeyi önceleyen bir sistem. Bir ildeki fabrikayı söküp götürüyorsunuz teşvik oluyor. Bunların tamamen önüne geçeceğiz. Hele bir de israf var tabi. Devlet liyakat esasına göre eğer yönetilebilirse, ehil kişiler tarafından yönetilebilirse Türkiye’nin aşamayacağı, çözemeyeceği hiçbir sorun yoktur."

Kılıçdaroğlu, CHP'den HDP’ye oy kayabileceğine inanmadığını ifade etti. Bu seçimlerde yeni seçmen kitlesi kazanacaklarını savunan Kılıçdaroğlu, "Şu iddiayla biz yola çıktık, bugün içinde bulunulan koşullardan Türkiye’yi çekip çıkaracak tek partinin biz olduğuna inanıyoruz. Dürüstlüğüyle, her kuruşun hesabını verişiyle biz bunu taahhüt ediyoruz. Açık ve net söylüyorum. Biz yeni seçmen kitlesi kazanacağımıza inanıyoruz. Demokrasimizde gölge var. Gölgeyi yapan kişi 12 Eylül askeri darbesidir, yani yüzde 10 seçim barajıdır. Yüzde 3’mü 5’mi neyse, benim şahsi kanaatim yüzde 1 oy alan partinin genel başkanı da Meclis’e gelmeli. Düşünce ifade özgürlüğü diyoruz, parti genel başkanlarının Meclis’e gelmelerinin önüne duvar örüyoruz. Bu ülkede kadına seçme ve seçilme hakkını İsviçre’den önce Türkiye verdi. Demek ki biz demokrasiyi getirebiliriz. Eğer hülle yoluyla partiler Parlamento'ya geliyorlarsa onun ayıbı o yasa ve onu savunan siyasal anlayıştır." diye konuştu.

"HDP'NİN PARLAMENTO'DA OLMASI DOĞRU"

HDP’nin Parlamento'da olmasının doğru olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, HDP’nin de Saadet’in de, Vatan Partisi’nin de şu veya bu şekilde Meclis'te temsil edilmesi gerektiğini kaydetti. "Siz temsiliyeti daraltırsanız insanları sokağa çıkarırsınız." diyen Kılıçdaroğlu, "Oysa Parlamento'da tartışabiliriz. Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıysa, neden Parlamento dışına itiyorsunuz? Seçim barajını niye kaldırmıyorsunuz? Diyorsunuz ki darbeye karşıyız, ama darbe hukukunu neden savunuyorsun? Sayın Başbakan istikrar için diyor. 6 milyon 200 bin işsiz, nerede istikrar?" şeklinde konuştu.

6-7 ekim olaylarıyla ilgili bir soruya ise Kılıçdaroğlu, "Biz muhalefetteki hiçbir partiyle özel bir tartışma alanı yaratmak istemiyoruz. Muhalefet kendi arasında kavga ederse o da demokrasiye zarar verir. Ama şunun altını özenle çizeyim. Kesinlikle şiddet olaylarını, terörü reddediyoruz. Arkasında kim olursa olsun. şiddetten, terörden bu ülke büyük acılar çekti. Bir siyasal parti teröre destek veriyorsa buna biz doğru bakmayız, doğru bulmayız. Yanlıştır böyle bir şey. Eğer terör olacak ve bunun arkasında birileri duracaksa onun demokrasiden söz etmeye hakkı yoktur." karşılığını verdi.

Kürt sorununun çözümüne yönelik bir soruya da Kılıçdaroğlu, "Kürt sorunu Türkiye’nin en temel sorunlarından birisidir. Bu sorunu da biz çözeriz. Bu sorunu çözmek için samimi ve dürüst olacaksınız, o yok. İki, gizli kişisel bir ajandanız olmayacak, ajandaları var. Millete hesabını veremeyeceğiniz angajmanlara girmeyeceksiniz. Dört, TBMM ve millete bilgi vereceksiniz. Neden biz çözeriz? Gayet açık ve net, uzlaşma komisyonu kurulması lazım. Eşit sayıda. Onun paralelinde akil adamlar heyeti olmalı. Bunu kabul etmiyorlar. Biz bununla ilgili kanun teklifi de verdik. Ama gelin görün ki AKP’lilerin oylarıyla reddedildi. Hele hele karşılıklı güvensizlik üzerine bir sorun çözüm bulamaz. Biz samimi olduğumuzu kanıtlamak için söylediğimiz her şeyi kanun teklifi olarak verdik. Hani derler ya CHP söyler ama ertesi gün vazgeçer. Biz ne kadar samimi olduğumuzu kanıtlamak için götürüp verdik. Faili meçhuller konusunda da zaman aşımı kaldırılsın diye de kanun teklifi verdik. Söylediğimiz her şeyi kanun teklifi olarak verdik." şeklinde konuştu.

"ŞU AŞAMADA BİR GENEL AF DÜŞÜNCESİ SON DERECE YANLIŞTIR"

"Planlarınızda İmralı olacak mı?" sorusuna Kılıçdaroğlu, "AB’nin yeni fasıl açmasını beklemeden biz birinci sınıf demokrasiyi getireceğiz. Kapalı kapılar ardında görüşmenin hiçbir anlamı yok. PKK o zaman marjinalleşmiş olur. Teröre devam ederse bütün dünya karşısında durur. Niye demokrasiyi getirmiyoruz? Düşünce özgünlüğünü niye getirmiyoruz? Oysa bu ülkenin özgüveninin yüksek olması lazım. Türkiye dünkü devlet değil, bir aşiret devleti değil. Görüştünüz de ne oldu? Ufak bir anlaşmazlık çıktı herhalde bilmiyorum, 6-7-8 Ekim olayları çıktı. İnsanlar hayatını kaybetti. Sorumlusu kim bunların? O insanların ölmesinden kim sorumlu? CHP mi sorumlu? İktidarda kim var? Adalet ve Kalkınma Partisi niye sorumluluğu almadı üstüne? Hemen koşa koşa niye gittiler, talimat verin olaylar engellensin diye. Ben şunu söyledim. Bu hükümet, ülkenin başına çok daha büyük felaketler açacak. Doğuda PKK’nın askere alma dairesi var, mahkemesi var mı var. Paralel yapıdan söz ediyor, yahu paralel yapı zaten var. Ben bildiğim halde özellikle dillendirmiyordum. Çıktı Başbakan ifade etti. E sen Başbakan değil misin? İkinci mahkeme olur mu? İkinci duruşma olur mu? Hakimini, valini niye gönderdin o zaman? Niye öyle bir tabloya izin verdin diye bizim sorma hakkımız yok mu?" ifadelerini kullandı.

'Türk milleti' tanımıyla ilgili bir soruya Kılıçdaroğlu, "Türk milleti kavramını savunuyoruz. Niye kaldırıyoruz? Hangi gerekçeyle kaldırıyoruz? Yurtdışına çıktığımızda ne diyeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Bugün bazı gazeteler CHP gelince imam hatip okullarını kapatacak diye, nerede yazıyor bu? Etnik ve inanç siyaseti yapmıyoruz. Vatandaşlık tanımımızı iktidar da kabul etti." dedi.

Genel afla ilgili bir soruya Kılıçdaroğlu, "Şu aşamada bir genel af düşüncesi son derece yanlıştır." diye konuştu. Yerel yönetimler özerklik şartına evet dediklerini belirten Kılıçdaroğlu, bunun Türkiye'deki bütün belediyeler için geçerli olduğunu kaydederek "Yoksa bölgeye özerklik verelim, bunun yakından uzaktan alakası yoktur, bölgesel özerkliğe de karşıyız. Biz Türkiye'nin üniter yapısından yanayız." ifadelerini kullandı.

"PEK ÇOK KARANLIK NOKTAYI İÇİNDE BARINDIRAN BİR OLAY"

Ağrı Diyadin'deki olaylara ilişkin soruya Kılıçdaroğlu, "Ağrı Diyadin’de şöyle söyleyebilirim. Sorun çıkmayabilirdi. Ama sorunun çıkması için hükümet tarafından her şey yapıldı. Bir anlamda açıkça söylemek gerekirse askerler ölüme gönderildi. Bu doğru değildi. PKK silahla iniyorsa git yakala. Devlet değil misin? Şehre silahla geldikleri, halka baskı yaptıkları şeklinde. Varsa öyle bir şey müdahale edersiniz. Siz silahlı şehrin içine gireceksiniz devlet müdahale etmeyecek, bu da doğru değil. Niye müdahale ettiniz, görmezlikten gelin böyle bir iddiamız yok. Hukuk devletini savunuyoruz biz. Valinin, kaymakamın, emniyet müdürünün vatandaşa bilgi vermesi gerekiyordu. Buyurun Genelkurmay'ın açıklaması, hükümetin açıklaması, hangisi doğru? Efkan Ala’nın o olayda ne işi var? İçişleri bakanı değil, neden talimat veriyorsunuz? Kimsiniz siz? Pek çok karanlık noktayı içinde barındıran bir olay." şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu, "Mavi Marmara en büyük hatalardan birisiydi. Gazze'de Kızılay'ın çadırı var, yardım yapacaksan gönder." dedi. Esed'in yaptıklarını hiçbir zaman savunmadıklarını belirten kılıçdaroğlu, "Akan kanın sorumlusu siyasi iktidardır. TIR'larla oraya giden yardım malzemesi değildi, yardım malzemesi gizlenir mi? Gizlenmez. İki aylık iki haftalık ömrü kaldı dediniz. Oraya müdahale etmemeliydik. Suriye'ye silah göndermek Türkiye'ye yakışmaz." ifadesin ikullandı.

NTV canlı yayınında soruları cevaplayan Kılıçdaroğlu, başkanlık sistemiyle ilgili "Bir üniversite kendi rektörünü seçemez mi? Üniversiteler rektörünü seçerler, kurallarını koyarız mesele biter. Kenan Evren'e göre hukuk sistemi oluşturulmuştur. Bu mantığın tamamen değişmesi lazım. Bu Parlamento'ya 'Gazi Parlamento' derken, 'bu Parlamento beceriksizdir' diyoruz, 'tüm yetkileri bana verin' diyoruz. Bu olamaz." diye konuştu.

"Halk oyuyla cumhurbaşkanı seçilme modeli kaldırılabilir mi?" sorusuna ise Kılıçdaroğlu, "Kaldırılabilir. Parlamento'dan uzlaşmayla bir cumhurbaşkanı seçilebilir. Ama halk da seçebilir. Halkın seçtiği cumhurbaşkanının yetkisinin az olması da problem olmaz. Vesayeti kaldıracağımıza ağırlaştırıyoruz. Parlamento şu anda liderin ağzına bakıyor. Değişimden yanayız, demokrasiden yanayız." karşılığını verdi.

"Üçüncü köprü yerine keşke ikinci üçüncü tünel olsaydı. Asıl büyük proje çip üreten Türkiye." diyen Kılıçdaroğlu, "Vaatlerim için 4 yıllık süre istiyorum. Biz Güney Kore'den önce otomobil üreten bir ülkeyiz. Bizim Güney Kore'den ne eksiğimiz var? Cevap kirli siyaset. Ben devletin en büyük hazinelerini yönettim, niye amcan, yeğenim köşeyi dönmedi? Devlet kinle, öfkeyle, kibirle yönetilmez. Devleti yönetmek zor değildir, kurumlar saat gibi çalışıyorsa kolaydır." diye konuştu.

Suriye ve IŞİD'le ilgili soruya Kılıçdaroğlu, "Milletvekili gönderdik, Mısır ve Suriye halkıyla dost olduğumuzu söyledik. İktidarımızda hiçbir komşumuzla kavga etmeyeceğiz. Mezhep eksenli dış politikayı şiddetle reddediyoruz. Asıl tehlike 23 Nisan'da Mısır, Ro-Ro sözleşmesini yeniden imzalamazsa asıl sorun o zaman başlayacak. Mavi Marmara en büyük hatalardan birisiydi. Gazze'de Kızılay'ın çadırı var, yardım yapacaksan gönder. Esad'ın yaptıklarını savunmadık hiçbir zaman. Akan kanın sorumlusu siyasi iktidardır. TIR'larla oraya giden yardım malzemesi değildi, yardım malzemesi gizlenir mi? Gizlenmez. İki aylık, iki haftalık ömrü kaldı dediniz. Oraya müdahale etmemeliydik. Suriye'ye silah göndermek Türkiye'ye yakışmaz. Musul'da THY kadar öngörüsü olmadı bu hükümetin, o seferi durdurdu, biz 'IŞİD size bi şey yapmaz' dedik, konsolosumuzu esir aldılar. Dış politikada Suriye dahil, Ortadoğu dahil barışı getiririz. Ekmeleddin Bey Ortadoğu'ya barışı getirecek önemli insanlardan biriydi." şeklinde konuştu.

Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığı konusunda ise Kılıçdaroğlu, "Parlamento'da olması önemli tabi. Adaylık teklifi düşünmedik." dedi.

"Yüksek Seçim Kurulu (YSK), milletvekili geçici aday listesinde İzmir 2. bölgeden CHP 6. sıra adayı olarak yer alan Atilla Sertel'in adaylığını, Basın İlan Kurumu'ndaki görevinden süresi içinde istifa etmediği gerekçesiyle yapılan itiraz sonucu düşürdü." hatırlatması üzerine Kılıçdaroğlu, "Ön seçime girdi, başarılı oldu. İyi bir gazeteci, sizin meslektaşınız. Şikayet edenleri araştırıyorum. Onlar bizim partiliyse kesinlikle bizim partide kalmayacaklar." cevabını verdi.

Zorunlu din dersinin kaldırılmasıyla ilgili de Kılıçdaroğlu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarını hatırlatarak "AİHM’in kararı var. Biz bir hukuk devleti miyiz, evet. Uymalı mıyız, evet. Şu güvenceyi de veriyoruz yalnız, kim kendi inancını öğrenmek istiyorsa ona sınırlama getirilmeyecektir. Zorunlu din dersi, diyelim ki Hıristiyan dünyasından bir çocuk okula geliyorsa, ona hangi dersi vereceksiniz? Bunlar düzenlenebilir. Biz de bunu söylüyoruz. 'CHP geldiğinde 13 yıllık sistemi getiriyor, imam hatibi kaldıracak.' Hiç aklımızdan geçmeyen bir şey. İmam hatip okullarını kuran zaten CHP. Yahu niye kaldıralım? Bu ülkede din adamlarımızın toplumu aydınlatması bizim de en büyük arzumuzdur. Cahil adamdan toplum zararlar görür. Biz din adamlarımızın sosyolojiyi de felsefeyi de okumalarını, bilmelerini isteriz." ifadelerini kullandı.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.