Selahattin Demirtaş: İsyana Saygı Duyun, Halktan Özür Dileyin
BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin grup toplantısında konuştu.
Demirtaş, 19 yıl önce katledilen Kürt işverenler Savaş Buldan, Hacı Karay ve Adnan Yıldırım'ı andı. Demirtaş, geçtiğimiz hafta Adıyaman ve Balıkesir'de yaşamını yitiren mevsimlik işçilerin ve Gezi Parkı eylemlerinde yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı dileklerini iletti.
'YILLARDIR BİRİKEN ÖFKENİN DIŞA VURULMASIDIR'Taksim'de başlayan ve ülke geneline yayılan eylemlere değinen Demirtaş, AKP'nin kendi bildiği şekilde bir AVM yapma kararına karşı öncelikle küçük bir çevreci grubun eylem yaptığını hatırlattı.
BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in, iş makinelerinin önüne geçerek, makineleri durdurduğunu hatırlatan Demirtaş, bu süre içerisinde her hangi bir şiddet eyleminin yaşanmadığını söyledi. Ta ki Başbakan Erdoğan'ın Gezi Parkı'nda olanlara ilişkin talimat verinceye kadar da sürecin böyle işlediğini ifade eden Demirtaş, şunları söyledi: "O saatten beri Türkiye isyan günlerini yaşıyor. Hani diyorlar ya iç ve dış mihraklar karıştırmıştır. Bütün bu ülkenin karışmasına neden olan kıvılcımı yakan Başbakan'dır. Başbakan 'biz ne olursa olsun orada AVM yapacağız' dedikten sonra isyanın fitilini ateşlemiştir. Gezi Parkı direnişi olduğunda bizim dediklerimiz dikkate alınmadı. Milletvekilimize verilen cevapların tamamı kibirli olmuştur. Bütün bunlara rağmen arkadaşlarımız orada ısrarla durmuşlardır. Sanki Yavuz Sultan Selim'in askerleri gibi şiddete başvurmuşlardır. İnsanlığın değerlerine hakaret edilmiştir. Bu kadar aşırı orantısız şiddet görüntüleri aslında herkesin aynı hakarete maruz kalmasına neden olmuştur. Her yerde zaten günlük yaşamıma karışılıyor. Yıllardır yapılan hakaretler halk öfkesinin dışa vurulmasının bir vesilesi olmasıdır" dedi.
'HALKIN ÖFKESİ ANKETLERLE ANLAŞILMAZ'Demirtaş, "Bir ağaçtan şaheser yaratmak sadece marangozların değil devrimcilerin de işiymiş. Hükümetin ortaya çıkan bu yangına körükle gitme tutumu meseleyi anlamaktan uzak olduğunu ve yedi gündür devam eden isyana neden oldu" dedi. Halktan özür dilenerek, bu mesele konuşulsaydı bugün başka şeylerin yaşanacağını ifade eden Demirtaş, öfkeyi hiçbir anketin veremeyeceğini söyledi. Halkın durağan bir yapı olarak düşünüldüğünü ve anket ile anlaşılabileceğinin zannedildiğini belirten Demirtaş, "Halkla iç içe değilseniz işte halkın öfkesini böyle anlarsınız. Halkın öfkesi anketlerle anlaşılmaz" şeklinde konuştu.
'TÜRKİYE'NİN YARISINDAN FAZLASI SİZE TEPKİLİ'Türkiye'nin yüzde 50'sini tatmin etme uğruna geriye kalan yüzde 50'yi yok sayan bir anlayışla Türkiye'nin yönetilemeyeceğini belirten Demirtaş, "Türkiye'nin sadece yüzde 50'sini temsil ettiniz. Şimdi Türkiye'nin yarısından çok daha fazlası size karşı tepki içindedir. Alevilere yönelik hakaretlerin, Kürtlere yapılan uygulamaların, medyaya yapılan yasakların yarattığı tahribatların, özelleştirmelerle halkın adını yabancı sermayeye peşkeş çeken, bir Başbakan'ın kibrinin bulaştığı bir durum yaşanıyor. Bu öfke hükümet tarafından okunmamıştır" dedi.
Ülke gerçeğinin çok renkli olduğunu ve demokratik sistemin herkesi birlikte yaşamaya götüreceğini kaydeden Demirtaş, Türkiye'de anlaşılmayan durumun bu olduğunu söyledi. Şu veya bu düzeyde bu kimliklerin olmaya devam edeceğini dile getiren Demirtaş, bunun dışında onları soykırıma, sürmeye götürecek her anlayışın faşizm olduğunu ifade etti. Günlerdir sokaklara yansıyan durumu faşizm olduğunu söyleyen Demirtaş, 90 yıldır her iktidarın kendi dışında bulunan her şeyi küçümsemesi nedeniyle sonucun böyle olduğunu kaydetti. Demirtaş, bütün bu direnişi, eylemleri yaratan şeyin hükümetlerin farklılıkları, kültürleri, dilleri yok saymasının bir sonucu olarak değerlendirdi.
'BAŞBAKAN ÖZÜR DİLESİN'"Alevinin vergisiyle Yavuz Sultan Selim Köprüsü yapamazsın. Kendi evinde yapabilirsin; ama bunu Alevilerin vergisiyle parasıyla yapamazsın" diyen Demirtaş, Başbakan'ın kritik günlerde yurtdışına çıkmayı tercih ettiğine işaret etti. Demirtaş, "Havaalanında giderayak yaptığı açıklamayla, 'bana oy veren yüzde 50 sabırsızlanıyor' demesi kelimenin tam anlamıyla bir faciadır. Sana oy verenler sana bağlı güvenlik güçleri mi? Senin zabıtan çevik kuvvetin mi olmuş, sabırsızlanıyormuş. Bu sözünde derhal özür dilenmesi ve düzeltilmesi ve geri alınması gerekiyor. Yıllardır bu mekanizmaların kapatılmış olması nedeniyle meydana çıkan direnişin görülmesi gerekiyor" diye konuştu.
'BU İSYANA SAYGI DUYUN'8 gündür süren direnişin önemli olduğunu ve bu isyana saygı duyulması gerektiğini vurgulayan Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Önemli bir direniş ve isyana son derece saygılı olduğumu belirtmek istiyorum. Bütün eylemcilerin dikkate alması gereken ana çizgidir. Ama örgütsüz ve anlık bir öfkenin dışa vurumu olarak çıkmıştır. Siyasi bir programdan yoksun olduğu için amacından sapan durumlar yapmıştır. Taksim'den başını kaldırıp İzmir, Ankara ve Adana sokaklarına bakalım. Etnik ve mezhep gerilimi yaratılmaya çalışılıyor. Bu uyarıyı yapmak bu direnişi mahkum etmek değildir. Amaç dışı ırkçı gösterilere dönüşmesini önlemek için bu uyarıları yapıyoruz. Şiddete başvurulmaması gerekiyor. Hükümetin de doğru mesajı olması için mesajların derli toplu demokrasi etrafında kenetlenmiş bir şekilde olması gerekmektedir. Bu direniş hiçbir siyasi partinin öncülüğünde gelişmedi. Tamamen bir halk hareketi olarak gelişti. Biz de buna saygı duyduk. Buna da böyle yaklaşılması gerekiyor. Özgürlüklerinin elinden alındığı ya da alınacağı kaygısı varsa herkesin yeni ve özgürlükçü anayasa etrafında bir araya gelmesi gerekmektedir. Sistem ve model meselesidir. Bu değişmeden Türkiye'nin değişmesi mümkün değildir. Türkiye'nin talebi iktidarların halkları demokrasiyi zorlaması olacaktır. Bunun dışında kalan hiçbir eylem gerçekçi olmayacaktır. Demokratik ve barışçıl bir çerçevede kalıp ifade etmesi Türkiye'nin yararına olacaktır. Bütün bu olup bitenler doğru okunursa, Türkiye'nin de demokrasiyi istediğini iddia edenlerin yararına olur."
'SİLAHLAR ÇEKİLİYORSA MEYDANLAR ÖZGÜR OLSUN'İnsanların, ifadelerini alanlarda özgür bir şekilde ifade etmesi gerektiğini kaydeden Demirtaş, şunları söyledi: "Silahlar geri çekiliyorsa meydanlar özgür olsun diyedir. İnsanlar düşüncelerini alanlarda meydanlarda özgürce ifade etmelidir. Sokaklarda alanlarda meydanlarda olan gençler, gruplar küçük de olsa bazı siyasi partiler müzakere karşıtıdır. Hükümetin baskıcı tutumunun karşısındayız. Türkiye'nin önüne çok önemli bir fırsat geçmiştir. Birincisi, ikincisi şu anda sokaklarda olan insanlar şimdi bir değişim dönüşüm yaşıyorlar. Hükümet eğer buna kapı aralamak istiyorsa halkın biriken bu öfkesini bir demokratik sürece evirmelidir. Demokratik reform paketiyle çıkarsa her iki konuda da polis meydanlardan geri çekilmelidir. Başbakan kibirli dilinden vazgeçmelidir. İstanbul Valisi ve Emniyet Genel Müdürü görevden alınmalıdır. Gözaltına alınan herkes serbest bırakılmalıdır. Hükümet bu süreç için özür dilemelidir. Bütün demokratik ülkelerde olması gereken budur. Hatada ısrar daha büyük hatalara yol açar. Geri dönülmesi zor tablolar ve sonuçlar ortaya çıkar."
Demirtaş, Türkiye halklarına, "Türkiye'de barışa ve çözüme bu kadar yakın olduğumuz bu dönemde herkesin sokakta barışa ve çözüme destek vermesini istiyoruz" şeklinde çağrı yaptı.

YORUM YAZIN