Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası: Adli Tıp Kurumu Bildiklerini Açıklamalıdır
İnsan Hakları Derneği (İHD) Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon, Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası'nın ilk gününde Adli Tıp Kurumu önünde açıklama yaptı.
Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Komite'nin (ICAD) de katıldığı eylemde, "Toplu mezarın açılması ve kemiklerin incelenmesinde hukuka, bilime ve insan onuruna yaraşır çalışmalar istiyoruz" yazılı pankart açıldı.
'DEVLETE GÜVENMENİN SONUCU BU MU OLACAKTI?'Eylemde ilk olarak söz alan 23 Şubat 1995'te gözaltında kaybedilen Murat Yıldız Annesi Hanife Yıldız, "Ben oğlumu kendi ellerimle devletin Emniyet Müdürlüğü'ne teslim ettim, devlete güvenmenin sonucu bu mu olacaktı?" diye sordu. 17 yıldır oğlunu arayan Anne Yıldız, "Biz zulme ve adaletsizliğe karşıyız. Ben bir anneyim, onlardan hesap sormaz mıyım? Elbette hesap soracağım" dedi.
Gözaltında işkence ile öldürülen Rıdvan Karakoç'un ağabeyi Hasan Karakoç, "Binlerce insanın acıları ve yasları bitmiyor. Adli Tıp Kurumu bildiklerini açıklamalı ve arşivlerini açmalıdır" diye konuştu. Arjantinli Plaza de Mayo Anneleri'ni hatırlatan Karakoç, "Bizler ilhamımızı onların sürekliliğinden alıyoruz. Kaybedenler kaybedecek" dedi.
'ARTIK KEMİKLERİMİZİN PEŞİNDEYİZ'İHD Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına açıklama yapan Hasan Ocak'ın kardeşi Maside Ocak, yıllardır kayıplarını arayan ailelerin artık evlatlarının kemiklerinin peşine düştüğünü belirtti.
İHD ve kayıp yakınlarının mücadelesi ile bazı mezarların açıldığına dikkat çeken Ocak, şöyle konuştu: "Mezar açma işlemlerinde savcıların önceden kesin yer tespiti yapmaması, ilgili bilir kişilerden görüş almaması, yeterli uzman ekibi görevlendirmemesi ve tarafsız uzman ekiplerin çalışmaya katılmasına izin vermemesi ayrıca teknik donanım eksikliği, kazı işlemini gerçekleştirenlerin eğitimsizliği, kazılarda iş mekinalarının kullanılması pek çok bilginin ve tıbbi delilin kaybolmasına ve tahrip olmasına neden olmaktadır. Mezar açma işleminden sonra yürütülen kimliklendirme çalışmalarının çalışmalarının makul bir süreyi aşması, kimliği belirlenen cesetlerin ailelere tabut yerine, uygun olmayan koşullarda -örneğin çuval içinde- teslim edilmesi mevcut olan toplumsal travmayı daha da artırıyor."
Devletin mezar açma ve kimliklendirme çalışmalarında sorumluluklarını yerine getirmemesini protesto eden Ocak, Adli Tıp Kurumu'nun taraflı ve bilimsellikten uzak yapısını, tarafsız, bilimsel ve güvenilir hale getirilmesini istedi.
Maside Ocak, şu taleplerde bulundu:
"Kurumda yapılan kimliklendirme çalışmalarıyla eş zamanlı olarak düzenli olarak aileler bilgilendirilmelidir.
Kimliklendirme çalışmalarının, mezardan bir kaç kemik parçası alarak DNA incelemesi yapılmasından ibaret olmadığını biliyoruz. Mezarlar bilimsel usullere uygun bir şekilde açılmalı, uygun taşıma koşulları sonrasında kalıntılar üzerinde detaylı laboratuar çalışmaları yapılmalı ve bu süreç kayıp aileleri ile işbirliği içinde yürütülmelidir.
Mezar açma ve kimliklendirme çalışmalarının tüm aşamalarına tarafsız bilirkişiler de katılmalıdır."
Bugüne sürdürülen bilimden, hukuktan uzak yaklaşıma son verilmesini isteyen Ocak, "Çalışmalar uluslararası standartlara ve bilimsel normlara göre yapılmalı, olayın toplumsal travma boyutu göz ardı edilmeden hareket edilmelidir" diye konuştu.
(etha)
foto: bianet

YORUM YAZIN